Teravih Namazı (2)

0
Buhari Terevih adlı kitabında sahih bir hadiste Abdurrahman b. Abdu Kari’den şöyle rivayet eder; Ramazan ayı akşamlarından birisinde Ömer ile birlikte camiye gittik, insanları, grup-grup dağınık bir halde gördük.
Ömer şöyle dedi; Bana göre eğer bunlar bir imama bağlansaydılar daha iyi olurdu. Daha sonra Ubeyy b. Ka’b’ın onlara cemaat imamı olmasına dair emir verdi. Ertesi akşam onunla birlikte camiye gittiğimizde milletin müstehap namazları cemaatle kıldıklarını gördük. Ömer şöyle dedi; Bu ne güzel bir bid’attır. [1]  Allame Kastalani, Ömer’in ‘bu ne güzel bir bid’attır’ sözüne gelince şöyle diyor; Onu bid’at olarak nitelemesinin sebebi, çünkü Resul-ü Ekrem Ramazan ayının müstehab namazlarının cemaatle kılınmasının emir buyurmamıştı. Ebu Bekir’in zamanında da böyle bir şey yoktu. Akşamın evvelinde de değildi ve bu kadar rekat sayısı da yoktu. Bu sözün bir benzerini de Tuhfet-ul Bari’de söylemiştir.

Ebu Velid Muhammed b. Şehne Revzat-ul Menazir adlı tarih kitabında hicri 23 yılının olaylarını anlatırken Ömer’in vefatından bahsediyor ve şöyle diyor;

Ömer çocuğu olan kenizlerin satılmasını nehyeden ilk kişiydi. Cenaze namazında dört tekbir söylenmesini emreden ilk kişiydi. Ve teravih namazının cemaatle kılınmasını insanlara emreden ilk kişiydi!..

Celaleddin Suyuti’de Tarih-ul Hülefa adlı kitabında Ebu Hilal Askeri’den, Ömer’in ilk olarak yaptığı işleri anlatırken şöyle diyor; Ömer Emir-el Müminin olarak adlandırılan ilk kişidir! O teravih namazının cemaatle kılınmasını ilk olarak emredendir, O mutayı ilk olarak haram eden kişidir ve O cenaze namazında dört tekbir söylenmesini emreden ilk kişidir!..

Muhammed b. Sad ‘Tabakat’ adlı kitabının üçüncü cildinde Ömer’den söz ederken şöyle diyor; O Ramazan ayında akşamları kılınan müstehap namazlarının cemaatle kılınmasını emreden ve bu emri İslam beldelerine gönderen ilk insandır. Bu mesele hicretin on dördüncü yılının Ramazan ayında idi. Medine’de kadınlara ve erkeklere cemaat imamı olmaları için iki kişiyi tayin etti.

  İbni Abdul Birr, ‘El-İstiab’ adlı kitabında Ömer’in hayatını yazarken şöyle diyor; ‘Ramazan ayını müstehap ile cemaatleştirip nurlandıran O’dur..!’

Bu safsata dolu düşüncelerin sahipleri güya Allah ve Resulünün hikmetinden gafil oldukları şeyi, Ömer’in kendi teravih namazı ile tedarik ettiğini mi zannetmektedirler. Oysa ilahi hükümlerin hikmetinde, Allah ve Resulün değil de onları ilahi hükümleri kendi kafalarınca değiştirip ve bunların yorumunu yapanlar gaflete daha da layıktırlar. Allah ve Resulü onun cemaatle kılınmasının hikmetine vakıf olmadıkları için mi tek olarak kılınmasını emrettiler. Acaba Ömer, Allah ve Resulünden daha mı iyi vakıftı? Bu sözü söylemek doğru olur mu? Eğer doğru değilse, Peki Ömer neden Allah ve Resulü tarafından tek olarak kılınması emrolunan ve cemaatle kılınmasına emir verilmeyen, Ramazan ayı müstehab namazlarını cemaate dönüştürdü? Acaba Ömer bu yaptığı işle Allah ve Resulünden öne düşmüyor mu?


[1] Sahih-i Buhari,c.1, s.342