Şii ve Mutezile Arasında ki Farkı

0
İslam dinini doğru bir şekilde araştırıp özüne inemeyen bazı sözde alimler Şia mezhebiyle Mutezile Mezhebinin aynı olduğu iftirasını atarak Şia’nın da mutezile gibi batıl bir mezhep olduğunu iddia etmektedirler.

(Halbuki mutezile mezhebi tam anlamıyla batıl olmadığı gibi Ehli sünnetin itikat mezhepleri olan Eşaire ve Maturidiye mezhepleri de iddia edildiği gibi tam olarak doğru değildir. Bilakis bu mezheplerin de mutezile gibi doğruları olduğu gibi yanlışları da bulunmaktadır.) Çoğu Ehli sünnet kitap ve sitelerinde Mutezile adıyla birlikte anılan Şia mektebi hakikatte Mutezile’yle (Eşari ve Maturidiye’de de olduğu gibi) ortak noktaları olduğu gibi farklı noktaları da bulunmaktadır. Burada bu farklılıklara değinilecektir.

 

Günah işleyenler Mümin midir, yoksa Kafir midir?*
هُوَ الَّذٖى خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
“Sizi yaratan O’dur. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı görendir. (Teğabun, 2)
Mutezile’ye göre eğer bir kişi günah işlerse ne mümindir, ne de kafir. İkisinin ortasındadır. Buna terimsel olarak “İki Konum Arasındaki Bir Konum” denir. Ama yukarıda zikrettiğimiz ayetle onların bu iddiası çürütülmüş olur. Şia-İmamiye mezhebi bu konuda Eşarilerle aynı görüştedir. (günahkar mümin)
Cennet ve Cehennem
Şia Caferi mezhebine göre cennet ve cehennem yaratılmıştır, ama onların mekanı konusunda bilgi bulunmamaktadır. Bu konuda mutezile Şia gibi düşünmemektedir. Elbette bu konu Kur’an ve tefsir ilmini bağlayan bir konu olduğu için imansal bir zararı yoktur.
Şefaat
Tüm İslam mezhepleri şefaatin olacağına inanmaktadır, ancak Mutezile bu konuda Şia İmamiye’den farklı düşünmektedir.
İhbat
Mutezile ve Şia arasındaki farklardan biri de ihbat konusudur. İhbat, yani eğer insan günah işlerse yaptığı tüm iyi ameller silinir ve boşa gider. Ancak Şia bu konuda mutezile’den farklı düşünmektedir. Şia açısından ihbat, eğer bir kişi dinden çıkarsa tüm iyi amelleri silinir ve boşa gider. Aksi takdirde ihbat gerçekleşmez.
Akıl
Mutezile akıl konusunda aşırıya kaçmıştır, ama Şia mezhebi akıl konusunda aşırıya kaçmamış mutedil yolu seçmiştir.
Tövbe
İmamiye’ye göre tövbe edenlerin tövbesinin kabul edilmesi Allah Teala’ya farz değildir ve eğer tövbe edenlerin tövbesini kabul etmişse bu O’nun lutuf ve keremindendir. Ama mutezile’ye göre tövbe edenin tövbesinin kabul edilmesi Allah için farz ve vaciptir.
Enbiya ve Meleklerin Konumu
İmamiye’ye göre Peygamberler, meleklerden daha üstündür, ama Mutezile bunun tersini iddia etmektedir. bu konudaki delilimiz ise şudur: meleklerin günah işleme özellikleri bulunmamaktadır, ancak insan günah işleme kapasitesine sahiptir. Dolayısıyla günah işleme gücü olup da günah işlemeyen insanlar (peygamberler) meleklerden daha üstün olmuş olur. Bu konu da hadislerde bulunmaktadır.
İmamiye Açısından İhtiyar
İmamiye’ye açısından bir eylemi yapmak veya yapmamak yaratılışın kısımlarındandır, ama mutezile  bu konuda tefviz’e/serbestliğe inanmaktadır.
Tefviz: İnsan tamamen özgürdür, bütün işlerini kendisi yapar ve Allah’ın insana müdahale etme hakkı bulunmamaktadır. Allah kullarını, yapacakları hakkında kendi hallerine bırakmıştır. Ehlisünnetin itikattaki mezheplerinden biri olan Eşaire ise bu konuda bir çeşit cebre inanmaktadır. Mutezile mezhebine göre, yüce Allah’ın insanın fiilleri üzerinde hiçbir rolü yoktur. Allah Teala’nın rolü, sadece insanın kendisini yaratmaktır. İnsan, yaratıldıktan sonra ihtiyarı dâhilinde olan fiillerini yalnızca kendi kudret ve iradesiyle yapmaktadır. Bu görüş açıkça Allah’ın, tevhid-i efali ilkesiyle çelişmektedir ve bir çeşit şirke girmektir.

Nitekim Eşarilerin savunduğu, insan irade ve kudretinin insanın fiilleri üzerinde hiçbir etkisi olmadığı ve her şeyin doğrudan doğruya yüce Allah’ın irade ve kudretiyle icat edildiği görüşü de, insanın muhtar oluşu ilkesini ihlal ettiğinden, Allah’ın adil olmasıyla bağdaşmamaktadır.

Bunların ikisi de doğru değildir, zira biri Allah’ın tevhit ilkesiyle çelişmekte, diğeri de Allah’ın adaletiyle çelişmektedir. Hak görüş ise, Şia’nın masum imamlardan (a.s) almış oldukları görüştür. “La cebr-e ve la tefviz, bel emrun beyn’el-emreyn. Ne cebr vardır, ne de tefviz. Emr, bu iki “emr”in ortasında, arasındadır.”

Mutezile burada tefviz/serbestlik ilkesini savunarak Allah’ı tenzih etmek istemektedir. (kişilerin hür olmaması ve yaptıkları her fiilin yaratıcı ve yaptırıcısının Allah olması durumunda kişinin hür olarak yapmadığı hareketlerden ötürü cezalandırılması zulüm yani adaletsizliktir.) Ancak mutezile insanın ilahi irade ve meşiyyeti altında olmasına rağmen muhtar iradeye sahip olduğu ilkesini dikkate almamıştır.

Enbiya ve Akıl
Yaratılıştan peygamberlerin geliş vaktine kadar insan aklı, insan için yeterli değildir, bilakis aklın doğru bir şekilde çalışması için peygamberlerin gelerek açık bir yol göstermeleri gerekmektedir. Ancak Mutezile bu konuda Şia’nın tersini savunmaktadır.
İmamın Masum Olma Gerekliliği
İmamın günahlardan masum olması ve Allah tarafından peygamberler gibi intisabi/atanması Şia’nın inançlarındandır. Ancak mutezile burada Eşaireler gibi imamın seçilmesine ve masum olma zorunluluğunun olmadığına inanmaktadır. Ancak Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyurmaktadır:
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ وَاُولِى الْاَمْرِ مِنْكُمْ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ فٖى شَیْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْوٖيلًا
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ululemre de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Resûl’e götürün; bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (İnsan, 59)” bu ayet imamın başlangıçtan itibaren masum olduğuna işaret etmektedir. Ehli Sünnetin ünlü müfessirlerinden Fahri Razi de bu konuya işaret ederek ayette ululemr’in mutlaka itaat edilmesi gerektiği vurgulanmış ve bu ıtlak onun masum olmasını gerektirmektedir görüşündedir.
Emri Bil Maruf Ve Nahyi Anil Münker’in Farz Oluşu
İmamiye mezhebine göre emri bil maruf ve nahyi anil münker Kur’an-ı Kerim’in emri esasına göre farzdır. Ancak mutezile bu konuda bu farzın şer’i bir farz olmadığı bilakis akl-i farz olduğunu söylemektedir.
Büyük Günah İşleyenlerin Akıbeti
Mutezile’ye göre büyük günah işleyenler, eğer tövbe etmezlerse ebediyen cehennem ateşinde kalacaklardır. Ama Şii-imamiye mezhebine göre günahın karşılığı kadar azaptan sonra bağışlanarak cennete gidecektir.
* Ayetullah Cafer Subhani’nin bir konuşmasından derlenmiştir.