Sakife’nin Ağıtı…/Şeyh Abbas Kummi

0
Hakikaten Allah Resulü’nün…
Alim Ubeydullah Esedabadi şöyle nakleder: Nabika-i Cu’di  evinden dışarı çıktı ve Resullah’ın (s.a.a) vefatından sonra insanların içinde bulundukları durumu sordu.
İmran b. Hasin Sakife toplantısı hakkında ona şöyle dedi;
“Eğer kendimi o kalabalık topluluk, ihtilaflar ve keşmekeşler arasında tanısaydım üzerime bir kurbanlık lazım olurdu.” (yani durum oldukça karışık ve vahimdi)
Kays b. Surme şöyle dedi;
“Ümmet ilginç bir iş üzerine sabahladılar. Mülk ve kudret zorba ve güç sahibinin eline düştü. Yalan olmayan hak bir söz söylüyorum; gelecekte Arapların büyükleri helak olacaklardır.”
Nabiga; “Hz. Ebu’l Hasan Ali (a.s) ne yapıyor?” diye sorunca “O, Allah Resulünün (s.a.a) pak bedenini defnetmekle meşgul?” dediler.
Bunun üzerine Nabiga şu şiiri okudu:
Bu saçsız adam (kafasının önündeki saçları dökülen) Haşimoğulları’ndan Ali’ye söyleyin: hilafetin düğümlenmiş ipini elinden kaçırdın, Kureyşliler iftiharlarını ve üstünlüklerini diğer kabilelere karşı ispatlamaya durmuşken sen bu iftihara daha layıksın! Çünkü sen Kureyşin liderisin. Dün (Gadir-i Hum) olayında sana Emirü’l-Müminin olarak selam verdiler, ancak bugün ahitlerine bağlı kalmadılar. Teym b. Merra oğulları (Ebubekir ve…) ahitlerini bozarak cehennem ateşine müstahak oldular. Onlar Sakife’de sana muhalefet ve düşmanlık ettiler. O, (Hz. Ali) kıyamet günü onların hasmı olacaktır.”

Yine Sakife günü Ensar’ın öncülüğünü ve bayraktarlığını üstlenen Nu’man b. Zeyd, İslam dini garip kaldığı için gözyaşı döküyor ve insanların Peygambere (s.a.a) muhalefet etmelerinden duyduğu üzüntüyü okuduğu şu şiirlerle dile getiriyordu:

“Ey İslam’ın ölüm habercisi, kalk ve İslam için yas tut! Çünkü sen güzel bir şekilde öldün, ancak senden sonra yerini kötülükler aldı. Kureyş ve Ka’b kabilelerinin önderlik makamı için ileri sürdükleri ya da geri çektikleri adaylardan kimse Ali’nin dengi olamaz. Ali’nin (a.s) şahsiyeti onlar için gizli değildi. Ali’nin (a.s) güneş misali varlığını gizlemek mümkün değildir. Aynı şekilde Allah’ın eliyle dalgalandırdığı şanlı ve yüce bayrak indirilmez ve dürülmez. Onlar oluşan gediği ve çirkinliği kapatmak isterler. Ancak, sert kayada oluşan gediği eski haline getirmek mümkün değildir. Onlar Hz. Ali’nin (a.s) nurunun üstünü örterek kendi karanlıklarını telafi etmek isterler ancak bunu yapmaya asla güçleri yetmez.”
Ali (a.s) savaşlarda Kureyşin önderidir. O Kureyşin yüce Faruk’u (hakkı batıldan ayıran) ve Sıddık-ı Ekber’idir. O’dur çıkış kapılarının Kureyşlilerin yüzlerine kapandığı ve dönüşü olmayan anlarda kapıları açan ve onların sıkıntısını bertaraf eden.
İnişli çıkışlı o buhranlı dönemlerde tekbir getiren ve namaz kılan Ali’ydi. Ancak ziyan içindeki münafıklar ne namaz kılıyor ne de tekbir getiriyorlardı. Sözde maslahatı düşünme bahaneleri onları hilafeti O’ndan almaya sürükledi. Kahrolasıcılar ne de kötü maslahat düşündüler!”

Yine Sakife günü Utbe b. Ebi Süfyan b. Abdülmuttalib şu şiiri okudu:
“Ahmed’den (s.a.a) sonra emir sahibi Ali’dir. O çetin günlerde her mekânda Ali’ydi Peygamberin (s.a.a) yoldaşı. Peygamberin (s.a.a) hak vasisi ve damadıydı. O, Peygamberle (s.a.a) namaz kılan ve emrine teslim olan ilk kişidir.”

Peygamberin (s.a.a) amcası Abbas ise Sakife günü şu şiiri okudu:
“Şaşarım şuna ki, Haşimoğulları’ndan olmayanlar, başaklarını Haşim oğullarına emir seçtiler. Hâlbuki Haşimoğulları Muhammed’in (s.a.a) hizbindendir ve diğerleri fazilette, efendilikte ve makamda Haşim oğullarının dengi değillerdi.”

Utbe b. Ebi Leheb şu şiiri okudu:

“Beni Teym kabilesi (Ebubekir) zorla Haşim oğullarına hâkim oldu.
Önceden önderlik makamına tayin edilen Ali’yi kenara ittiler.
Ali’nin Peygambere (s.a.a) olan yakınlığını ve makamını gözetmediler.
İlmi makamına (ki bu rehberlik için asıl şarttır) teveccüh etmediler.”

Ubade b. Samit Bu Şiiri Okudu:

“Niçin şu insanlar Ali’yi (a.s) hilafet makamına herkesten daha çok layık olmasına rağmen seçmediler?
Acaba Ali (a.s) başkalarından bu makama daha layık değil miydi?”

Beni Cemuh Hanedanıyla dava ve yemin arkadaşı olan Abdurrahman Hanbel şu şiiri okudu:

“Canıma andolsun ki dinin hafızı, iffetiyle meşhur olan ve temizliğiyle ün salmış Ali’ye (a.s) biat etmeniz daha uygundu; O,  doğru sözlü ve yüce bir şahsiyetti. Herkesten önce Allah’a iman etmiştir. O, Ebu’l Hasan’ın ta kendisidir. Allah onunla dininden hoşnut oldu.  Ona biat edin! Onda başkalarında olan kusurlar yoktur ve o yüce bir makama sahiptir. O Ali’dir; Mustafa’nın vasisi ve veziri. Allah için ilk namaz kılan ve takva yolunu kendine ilke edinen. Bu durumda (Ali’ye biat etmeniz halinde) sapıklık yolundan sonra hak yoluna girmiş olacak ve bölünüp, parçalanmış işlerinizi yeniden düzeltiş olacaksınız. Ali müminlerin emiri ve Fatıma Binti Esed’in oğludur. Sıkıntılarınızda sizlere karşı herkesten daha çok şefkatli ve iyilikseverdir.”

Zufer b. Haris b. Huzeyfe Ensari bu Şiiri Okudu:

“Ali’nin (a.s) etrafına toplanın ve ona yardım edin; çünkü o, Resulullah’ın (s.a.a) vasisi ve O’na ilk iman edendir. O halde eğer onu yalnız bırakırsanız, kötü olaylar üst üste birikir ve sonra da yeryüzünde sizlerden bu kötü olayları bertaraf eden biri olmaz.”

Ebu Süfyan, Sahr b. Harb b. Ümmeyye şu şiiri okudu:

“Ey Haşimoğulları! Niçin Ahmed’in (s.a.a) mirası elinizden çıktı, yitik ve alçak topluluğun eline geçti.
Ey Ebdimenaf hanedanı! Üstün ve liyakatli kişiler sizlerin arasında olmasına rağmen niçin gördüğüm bu olaylara rıza gösterirsiniz? Annem size feda olsun! Hükümeti ele geçirmek için istikrarlı olun; kandırılmadan ve fırsat elinizden çıkmadan önce bize ve yardımımıza güvenin. Makam sahiplerinden kim sizinle aynı olabilir?
Beni Teym kabilesi ne zaman toplantılarınıza katılıp, sizinle işbirliği içinde oldu ki! Ne varki Teym ve Adiy kabileleri sözbirliği etmiş ve beraberlerdir. Ancak siz önemli işlerde onlardan daha üstün ve liyakatlisiniz.”

Ebu Süfyan, Sahr b. Harb b. Ümmeyye başka bir şiirinde şöyle hitap eder:
“İzzet ve yüce makam sahibi Kureyş kabilesi, Teym kabilesine karşı kılıç çekmeden karşılarında küçük düşmüş bir halde sabahladılar. Teym kabilesinin hilafet işlerinde galip gelmesi ne de üzüntü verici bir durumdur. Servetler ve dünya mallarından yana onların yüzleri hep gülmüştür.”

Huzeyme b. Sabit, Sakife günü şu şiiri okudu:

“Rehberlik makamının Haşimoğullarından intikal edeceğini ve Ebu’l Hasan Ali’nin (a.s) elinden alınacağını hiç düşünmüyordum. Acaba Ali (a.s) kıblenize ilk namaz kılan kimse değil miydi? Kuran’a ve sünnetin hükümlerine insanların en bilgilisi değil miydi? O, Resulullah’ın (s.a.a) son nefesine kadar yanında olup ve Peygamberin (s.a.a) bedenini yıkayıp, kefenlemekte Cebrail’in kendisine yardım ettiği kimse değil miydi? Kim onu rehberlik makamından alıkoydu; biz de onu tanıyalım. Biliniz ki başkalarına yaptığınız şu biatiniz sizler için en büyük hüsran ve zararlardır.”
Bazıları yukarıdaki şu şiiri Utbe b. Ebi Leheb’e nispet vermişlerdir.
Nakledilen bir şiirde Huzeyme b. Sabit Ayşe’ye şöyle hitap eder:
“Ey Ayşe! Ali’yi kendi haline bırak ve onda olmayan kusur ve ayıpları araştırıp durma! Sen ancak bir annesin, Ali (a.s) ise Resulullah’ın (s.a.a) vasisidir, sadece O’nun ev halkından biri değildir. Sen, Peygamberin (s.a.a) hanedanından Ali’yi (a.s) kendisine vasi ve halife seçtiğini biliyorsun.”

Numan b. Acelan Ensari, Amr As’a serzenişte bulunduğu Sakife şiirinde şöyle diyor:
“Sa’d b. Ubade’nin hilafet makamına getirlimesinin haram olduğunu söylediniz. Ancak Amr’ın oğlu Atik’in (Ebubekir) bu makama atanmasını helal saydınız. Ali’nin (a.s) rehberlik makamına herkesten daha üstün ve layık olduğunu bildiğiniz halde bu makama Ebubekir’i layık gördünüz.
Bu söz Ali’ye (a.s) hakarettir. Hilafet makamına sadece Ali (a.s) layıktır, ancak sen bunu bilmezsin.”

7-Hz. Ali’nin (a.s) Ensarı Savunması Ve Hassan’ın Şiirleri

Yukarıda adı geçen ve “el-Mukni’u fi’l İmame” kitabının yazarı şöyle der:
Ebubekir’in halifeliği kesinleştikten sonra Sakife’den mescit yanında olan evlere doğru geldiğinde, Amr As, Ebubekir’in taraftarı olduğunu göstermek amacıyla Ensar’ı serzeniş ederek, onları alçak kimsler olarak niteledi ve aşağıladı. Aslında o Peygamber (s.a.a) döneminde İslam’a karşı olan inat ve kinini gizliyordu. Bu fırsattan su-i istifade ederek İslam’a olan geçmiş düşmanlığını açığa vurdu. Bu haber Emirü’l-Müminin Ali’ye (a.s) ulaşınca kalktı ve mescide gitti. Minbere çıkarak Ensarın faziletlerini, haklarında inen ayetleri hatırlattı ve şöyle buyurdu: “Herkese ensarın hakkını tanımalı ve saygınlıklarını korumalıdır.”
İnsanlar, Ensar’ın meşhur şairi Hassan b. Sabit’ten ısrarla Hz. Ali’nin (a.s) faziletini ve İslam’da önceliğini beyan etmelerini istediler. Ensar, Sakife’de Hz. Ali’ye (a.s) muhalefetlerinden dolayı pişman olduklarını dile getirdiler. Bunun üzerine Hassan b. Sabit aşağıdaki şu şiiri okudu:
“Allah bizden yana Ebu’l Hasan Ali’ye hayırlı mükâfat versin! Herkese hayır mükâfat vermek O’nun elindedir. Kim Ebu’l Hasan gibi olabilir?
Layık olduğun sıfatlarla Kureyş’ten öne geçtin. Bu yüzden göğsün açık ve geniş, kalbin ise sınanmıştır.
Kureyşlilerden senin makamını arzulayanlar oldu. Ancak çelimsiz kişinin bakımlı biriyle denk olması ne kadar uzak bir ihtimaldir. (Yani naçiz birinin kendisini ilmin kemalinde olan ve erdem sahibi kimsenin yerine koyması mümkün olamaz.)
Sen İslam’ı savunmada her zaman ve her mekânda tıpkı su dolu kova ve onun ipi misaliydin. (İslam, su kuyusu gibi kemallerle dolu sen ise kova ve ipi misali onu çıkarıyor ve insanları doyuruyordun.)
Amr b. As hutbesiyle fazilet ve takvayı öldürüp, dertleri yeniden ihya ettiğinde sen, biz Ensar’ın muhaliflerine gazap ettin.
Sen Luvey b. Galib hanedanının şimdiki ve gelecekteki işlerinde ümit kaynağısın.
Sen Allah Resulünü (s.a.a) ve Ehlibeyt’ini (a.s) korudun ve O’nun bizimle olan ahdini gözettin. Onunda seninle olan ahdi de buydu. O halde bu ahde (rehberlik makamına) senden daha layık kim olabilir?
Sen insanları hidayet etme konusunda Allah Resulünün (s.a.a) kardeşi değil misin?
Sen, Resulullah’ın (s.a.a) vasisi, Kuran’ı ve Peygamberin sünneti konusunda insanların en bilgilisi değil misin?
İşte bu yüzden Necd ve Yemen topraklarında bir kök baki olduğu sürece hakkın üzerimizde büyük, ihtiramın ise bize farzdır.”

8-Ümmü Eymen’in Şiirleri

Yukarıda adı geçen “el-Mukni’u fil İmame” kitabının yazarı büyük âlim sözlerine şu cümlelerle devam eder: “Siyer yazarları Ebu’l Esved Duali’den şöyle nakletmişlerdir: Adamın biri, Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Hz. Fatıma (s.a) nezdinde oldukça saygın olan Ümmü Eymen’in şöyle dediğini nakletti:
“Ebubekir’e biat edilen günün ertesi akşamı bir münadinin şiirler okuduğunu işittim, ancak onu görmedim. Münadi şu şiirleri okuyordu;
“Hakikaten Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatı, İslam’ın perişanlığına ve sarsılmasına neden oldu. Ölümü bütün Müslümanları gözyaşlarına boğdu. Bu perişanlık öyle bir hadde vardı ki insanlar çok sayıdaki şaşkın, akılsız ve sapkınlık içinde olanların peşlerinden gitmelerini ve onlarla beraber olmalarını sağladı. Bu insanlar dalalet içinde olanları hidayet eden, üstün ve yüce makama sahip olan kişiye tercih ettiler. İşte O, Resulullah’ın vasisi, ilk Müslüman, insanların en bilgilisi, namaz kıldığı halde yüzüğünü zekât veren ve Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) kardeşi Ali’dir. Ancak onlar ise zorla Hz. Ali’ye (a.s) önderlik etmek istediler ve hilafetini zorla elinden aldılar.”
Nakledilen bunca nesirler ve şiirlere dikkat eden her akıl sahibi, Resulullah’ın (s.a.a) vefatından sonra insanların Hz. Ali’ye (a.s) nasıl davrandıklarını çok iyi anlayacaktır. İnsanların Ali’ye (a.s) tıpkı İsrailoğulları’nın Hz. Musa’nın (a.s) yokluğunda kardeşi Harun’a (a.s) davrandıkları gibi davrandıklarını görecektir.
Bu konuda Muhammed b. Nasr b. Bessam şu beyitleri ne kadar güzel beyan etmiştir:
“Hz. Ali (a.s) daima dinin çıkarları için, zahmetlere katlandı ve sıkıntı içinde yaşadı. Ancak O, aldatılmış ve haksızlığa uğramıştı. (Sahtekâr ve çıkarcılardan zarar görüyordu.) Peygamber (s.a.a) O’nu kendi canı gibi insanlara tanıtıyordu. O’nu pek büyük bir makama seçti, kimse böyle bir makama sahip değildi. O’nu kavmi arasında tıpkı (Hz. Musa’nın kardeşi) Harun’un (a.s) konumu gibi tanıttı. O’nu insanların hem dünyası ve hem dini için (lider) seçti.
A’raf suresine müracaat ettiğinizde İsrailoğullarının Hz. Harun’a (a.s) neler yaptıklarını göreceksiniz. Böylece Resulullah’tan (s.a.a) sonra kavminin Hz. Ali’ye (a.s) neler yaptığını da anlayacaksınız. Bu konuları mukayese ederek iyice olayın farkına varabilirsiniz.