Mevlana ve İnsan 1

0
Mevlana’yı bilmek, O’nun hakkında fikir yürütebilmek için  öncelikle Mevlana’nın insan hakkındaki düşüncelerine bakmak lazımdır
Acaba; “bütün dünyanın hayran olduğu, her kesimin istisnasız koşarak türbesini ziyaret ettiği ve eserlerinin her dile çevrilmesini sağlayan unsur nedir?” diye bir soru soracak olursak, karşımıza; “Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü” anlayışı çıkar.  O bakımdan Mevlana’nın insan anlayışını ele almaya, bu konuda kafa yormaya çalıştım. Şimdi sizinle; önce insan nedir? İnsan-ı kamil olmanın yolları nelerdir; İslâmi anlayışla ve Mesnevi’den örneklerle görelim;İnsan

İnsan, Arapça “İns” kelimesinden türetilmiştir. “Beşer, insan topluluğu” anlamına gelen ins, daha çok insan türünü ifade etmektedir.[1]

 

Kur’an-ı kerim Rahman suresinde; (Haleka’l insan) “İnsanı yarattı” ifadesi yer alır. Burada insandan kasıt, Âdem aleyhisselamdır. Yani Allah, Kur’anı öğretmek için insanı yarattı.[2]

 

İnsanın bir yaratılış esprisi vardır. boşu boşuna, laf olsun diye bir yaratma söz konusu değildir. Onun için Kur’anda; “İnsan kendini başıboş bırakılacak mı sanır?” ifadesi bunun açık örneğidir.

Mevlana, bize hep mükemmel insan reçetesini sunar. Güzel ahlak sahibi, dürüst, çalışkan, alçak gönüllü, hoşgörülü, kısaca örnek insan olmanın yollarını anlatır. Özellikle Mesnevi’nin; kendisiyle, yaratıcısyal ve dış dünyadaki bütün varlıklarla barışık, huzurlu ve mutlu insan olmanın tarifi üzerine kurulduğu açıkça görülür.

Düşünce sistemini oluşturan kaynakların, Kur’an-ı Kerim ve Hadisler olduğunu belirten Mevlana, insanı da Kur’an-ı kerim ve hadis perspektifiyle ele alır. [3]

Bu kısa girişten sonra,  asıl konumuz olan, Tasavvufi açıdan insan-ı kamil üzerinde durulacaktır. Tasavvuf tarihinin en önemli konularından olan insan-ı kamil anlayışı, varlık ve bilgi problemleriyle ilgisi yanında dini ve ahlaki boyutları da bulunan derin fikri çaba ve ruhi tecrübenin ürünü olarak ortaya çıkmıştır.

İnsan-ı kamil kavramı; tasavvuf literatürüne Muhyiddin-i Arabi tarafından yerleştirilmiştir.[4]

İnsan-ı kamil; Hak ile halk arasında bir köprü vazifesi görür. Gerçek insan-ı kamil olan Hz. Peygamber ile onun varisi olan insan-ı kamilin bir özelliği de Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış olması bakımından ahlakî kemale sahip bulunmasıdır.[5]

Mevlana, insanı, insan-ı kamil çizgisinde, Kur’an-ı Kerim ve Hadis ışığında ele alır. O’nun insan anlayışı; Kur’an anlayışı ve İslam anlayışıdır. Kur’anda ifadesini bulan;”Muhakkak biz insanı en güzel biçimde yarattık….” ilkesi, Mevlana’nın da ilkesidir.

Mevlana’nın tefekkür dünyasını insan üzerine kurmuştur. Bunun için insanı yücelikten çıkartıp, cüceleştiren, insanı kamillikten ayırıp, en sefil duruma düşüren hususlara ağırlık verir. Bu bakımdan insan tefekkürü içinde; aklı kullanmak, en önemli bir husustur.

İnsan söz konusu olunca ona değer katanın da akıl  olduğunu unutmamak lazımdır. Mevlana’ya göre iç duyguları kuvvetlendirmek için, dış duyguları zayıflatmak icabeder. Sipiritüel akla sahip olmak için şehevi aklı ve dağınık aklı aşmak gerekir. Bu akla ulaşmak için, kişisel ben’i ve ferdiyetimizi yok etmek şarttır. Yani Allah’ın varlığında “Ben”’i yok etmek için geçici varlıktan yararlanmamız gerekir. Bu da Fena fillah’la mümkündür. [6]

Bedensel iç güdüler ve şehvani akıl, insanı bir günahkar, bir sapık, bir inançsız yapmakta ve onu maddi dünyanın en altı derecesine indirmektedir.  Eğer kişisel irademizi ve dağınık aklımızı Allah’ın iradesiyle birleştirebilirsek, nefsimiz ve dağınık aklımız tarafından saptırılmış bir varlık durumuna düşmekten kurtulmuş oluruz.[7]

Mevlana, insanı ele alırken, asıl olarak kamil insanı hedefte tutar. Kamil insan, olgun insandır. Kamil insan; ideal insandır. Kamil insan; asıl olarak, Allah’ın yaratmayı murat ettiği insandır. Gerçek kuldur. Kamil insan; cenneti hak eden varlıktır. Bu açıdan ele alınca kamil insan olmanın yollarını bilmekte yarar var diye düşünüyorum.

İnsan-ı Kamil Olmanın Yolları İnsan olmanın temel amacı; kamil insan olmaktır. Kemali, olgunluğu tercih etmedikten sonra, insan olmak bir kenara, yaşamak bile anlamsız olur. Kamil insan; dünyayı sırtında taşımaz, dünyanın sırtına biner. O, en mütevekkil insandır. Kaza ve kader anlayışının en iyi temsilcisi kamil insandır diyebiliriz.


 

[1] KUTLUER İlhan; “TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul 2000, c.22, s.320

[2] YAZIR, Elmalılı Muhammed Hamdi; “Hak dini Kur’an Dili”, İstanbul, c.7, s.4663

[3] YENİTERZİ Emine; “Mevlana’nın Tefekkür Dünyası ve İnsan”, Konya’dan Dünyaya Mevlana ve mevlevilik, Karatay Belediyesi yayını, İstanbul, 2002, s.71

[4] AYDIN, S. Mehmet, TDV, İslam Ansiklopedisi, İstanbul 2000, c. 22, s.330

[5] AYDIN, a.g.e. s.331

[6] MEYEROVİTCH,Eva de Vitray; “Mesnevi Mutlak’ın Aranışı”, Çeviren; Mehmet Aydın, Selçuklu Belediyesi yayını, Konya 1996, s.18

[7] MEYEROVİTCH, a.g.e. s.19