İmam Muhammed Bakır (a.s) (2)

0

İmam Muhammed Bakır‘ın (sa) talebesi Cabir Bin Yezid Co’fi, o hazretten 70 bin hadis nakletmiştir. Cabir şöyle diyor: 18 yıl İmam Bakır’ın (sa) hizmetindeydim.

Kendisinden ayrılmak istediğimde şöyle arz ettim: Ey Allah Resulü’nün torunu, beni bilimden doyur. İmam Bakır (sa) şöyle buyurdu: Ey Cabir, acaba 18 yılın ardından bilimden doymadın mi? Arz ettim: Siz sonsuz bir pınarsınız, öyle ki tatlı suyu hiç bir zaman son bulmuyor.  İmam Muhammed Bakır (sa) İslam alimleri ve hatta diğer semavi dinlerin izleyenleri için de böyle bir özellik taşıyordu.

O hazretin derin bilim hazinesi, tüm bilim hayranlarını kendisine çekiyordu ve bu yüzden bir çok insan o hazreti takdir ediyordu.

Ehli sünnetin tarihçilerinden İbni Hecer Heysemi şöyle diyor: İmam Bakır (sa) bilimi delen ve toplayan bir şahsiyetti ve bilimi şahsiyetinin aynasıydı. Pak bir gönlü ve yüce ahlakı vardı. Zamanını Allah’a kullukla geçiriyor ve kimsenin anlatamadığı büyük derecelere sahipti.

İmam Bakır (sa) milletlerin saadeti hakkındaki iktidarların rolü hakkında şöyle buyuruyor: Allah şöyle buyurmuştur: İslam alanında adil olmayan bir önderin egemenliğine boyun eğen her millet kuşkusuz cezalandırılır, hatta o millet bireysel davranışlarda takvalı olsa bile ve yine İslam alanında adil öndere boyun eğen bir milleti kuşkusuz Allah’ın af ve rahmetinden yayarlanır, hatta davranışlarında bazı hatalar olsa bile.

İmam Bakır (sa) zalimlerin ve onları destekleyenlerin hakkında da, zulüm önderleri ve onları izleyenler Allah dininden uzak kimselerdir, diyor.

İmam Bakır’ın (sa) yaşamının son 11 yılı, Emevi hükümdar Huşam Bin Abdulmelik’in dönemine denk gelir. Huşam çok kıskanç, sert ve zalim biriydi. Bu zalimin hükümdarlığı döneminde halk, büyük sıkıntılar yaşıyordu ve bu yüzden geçmişe nazaran daha fazla İmam Bakır’a (sa) yönelmişti. Huşam sürekli İmam Bakır’ın (sa) halk arasındeki sempatisinden ve sevilip sayılmasından kaygı duyuyor ve o hazretin etkinliğini yok etmeye çalışıyordu.

Bir keresinde hac ziyareti sırasında halkın İmam Bakır’a (sa) ve oğlu İmam Sadık’a (sa) yönelik aşırı sevgisini gören Huşam çok şaşırdı ve öfkeye kapıldı.

Huşam Şam’a döndükten sonra bu iki büyük insanın Medine’de getirilmesini emretti. Ancak bu yoluculuk ve akabinde gelişen olaylar, bu iki büyük şahsiyetin halk arasındaki saygınlığını azaltmadığı gibi bilakis, müslümanların ve özellikle Şam halkının Allah Resulü’nün iki değerli evladı ile tanışmasına sebep oldu. Bu yüzden Huşam, İmam Bakır (sa) ve oğlunun Medine’ye geri götürülmesini emretti.

İmam Bakır (sa) kendi çağında ilmi basiret ve manevi azamet bakımından eşsiz bir şahsiyet olmasına karşı halka karşı çok mütevazi biriydi. İmamın haşmeti asla halkla irtibatını olumsuz etkilemiyor ve halkla İmam arasında hiç bir mesafe hissedilmiyordu.

İmam Bakır’ın (sa) alçak gönüllü oluşu ve seçkin ahlakı, insanların her geçen gün daha da kendisine yönelmesine ve İslam’a gönül vermesine neden oluyordu. İmam her zaman zor işlerde kendisine hizmet verenlerin yanında yer alıyor ve onlara yardımcı oluyordu. İmam yaz mevsiminin sıcak günlerinde kendi çiftliğinde bizzat çalışıyor ve elde ettiği geliri yoksullara dağıtıyordu.

Usved Bin Kesir şöyle anlatıyor: Kardeşimin mutaç olduğum halde bana bakmayan biri olduğunu İmam Bakır’a (sa) anlattım, o hazret şöyle buyurdu: Zenginken sana yakınlaşan, ancak yoksul olduğun zaman senden uzaklaşan kardeş, ne kötü kardeştir.

Ardından İmam bana 700 dirham verilmesini emretti ve şöyle buyurdu: Git ve bu parayı harca ve ne zaman ihtiyacın olursa bana gel.

İmam Bakır (sa) şöyle buyurmuştur:

En iyi sermaye, Allah’a güvenmektir.

O hazret yine bir başka yer de şöyle buyurmuştur:

En iyi erdem, dini tanımak ve bilmek, zorluklarda sabırlı olmak ve yaşama çeki düzen vermektir.