İmam Hüseyin (A.S.) Ve Yezid”e Biat 1

0
Altmış hicri yılının Recep ayında Muaviye öldükten sonra, önceden hilafeti müslümanlara zorla kabul ettirilen Yezid, babasının yerine oturup olanca gücüyle Medine’deki meşhur muhaliflerinden biat almaya başladı.
Çünkü onlar Yezid’in hükümetinin geleceğini tehdit ediyor ve bir tehlike sayılıyorlardı. [1]  Muaviye’nin ölüm haberi henüz Medine halkına gelip çatmamışken, Yezid Medine’deki Valisi Velid b. Utbe b. Ebi Süfyan’a bir mektup yazarak hiç gecikmeden Hüseyin b. Ali (a.s.) ve Abdullah b. Zübeyr’den biat alması emrini verdi. Velid’in müşaviri olan Mervan, Velid’i aynı gece onları valilik ikametgâhına getirmeye, biat etmedikleri takdirde hemen orada öldürmeye teşvik etti. Çünkü bu eşsiz fırsat elden çıktığı taktirde bir daha onları bulmak daha da zorlaşacak ve Yezid’e itaat etmek sözünde bulunmayan kimseler muhalefet ederek halkı toplu bir isyana davet edeceklerdi. [2]

Hüseyin (a.s.), ashap ve yakınlarından bir grup ile tehlike sezince kendilerini savunabilmeleri için silahlı olarak hakimin evine doğru yürüdüler. Hakimin evinde Muaviye’nin ölümü ve Yezid’in emri İmam’a bildirdi. İmam cevaben şöyle buyurdu:

“Benim gibi birinin gizlide biat etmesi doğru olmaz, böyle bir biat mescitte ve bütün halkın huzurunda olmalıdır.”

Velid ikna olmuş idi ama küstahlığı baş alıp giden Mervan, tehditçi sözlerle İmam’ı tutuklaması için Velid’i tahrik etmeye çalışıyordu. İmam ile Mervan arasında bazı sert konuşmalar geçti. Hazret, valinin evini terk ederken Velid’e hitaben şöyle buyurdu:

“Biz nübüvvetin Ehl-i Beyt’i, risaletin kaynağı, meleklerin geliş gidiş yeri ve rahmetin sebebiyiz. Allah (İslam’ı) bizimle başlattı ve bizimle noktaladı. Yezid fasık, şarap içen, öldürülmemesi gereken kimseleri öldüren ve açıkça fasıklığını bildiren biridir, benim gibi biri asla onun gibi birine biat etmez.” [3]

İmam bu mecliste “tathir” ayetine istinat etmekle Ehl-i Beyt’in hilafet makamına daha layık olduğunu bildirdi. [4]

Ertesi gün Abdullah b. Zübeyr Medine’den çıkmış[5]  ve ertesi gece ise (hicri altmışın Şaban ayının üçüncü günü) Hüseyin b. Ali (a.s.) Muhammet b. Hanefiyye hariç, risalet hanedanının bütün fertleriyle birlikte Mekke’ye gitmek için Medine’yi terk etmişti [6]

Mekke İslam’ın en önemli dinî merkezli ve daima büyük ve meşhur İslamî şahsiyetlerin toplandığı yer idi. İmam burada muhtelif şahıs ve fertlerle temasta bulunup Yezid’e biat etmemesinin nedenlerini onlara anlattı.

Kûfe Şiaları, ne zamandan beri böyle bir anın gelip çatmasını beklediklerinden bu haberi duymakla çok sevindiler. Bu nedenle bu konu üzerinde bir toplantı düzenlediler. Onlara önderlik eden Süleyman b. Süred gibi şahıslar bu toplantıda konuşma yaparak İmam’ı Irak’a davet etme hususunu gündeme getirdiler. Süleyman yakin edebilmesi ve konunun hassas olduğuna tekid etmesi için toplantıda bulunanlardan sözlerinden dönmemelerine dair taahhüt aldı.[7]  Daha sonra Süleyman, Müseyyib b. Nacebe, Habib b. Mezahir, Rifaet b. Şaddad ve Abdullah b. Val gibi Şia önderlerinin imzasıyla İmam’a bir mektup yazıp İmam’ı Kûfe’ye gelmeye davet ettiler.


1-Ahbar-ut Tuvval (Dinveri), s: 227.

2-İbn-i A’sem, c: 5, s: 11.

3-İbn-i A’sem, c: 5, s: 17.

4-İbn-i A’sem, c: 5, s: 24-25.

5-Anbar-ut Tuvval, (Dinveri), s: 228.

6-İbn-i A’sem, c: 5, s: 37.

7-Taberi, c: 5, s: 260-261/İbn-i A’sen, c: 5, s: 46.