Hz. Muhammed”in Siyeri 1

0
Hz. Muhammed’in (s.a.a.) ve Hz. Ali (a.s. )mın hayatlarını ve gerçekleştirdikleri mucadelerini ele alırken,
büyük ustat Ali Şeriat’ın getirmiş olduğu belge ve kaynaklarına değinmeden geçemeyiz. Geniş detaylı bir çalışmanın sonucunu İslam devrimiyle bağdaştıran düşünce ve felsefeye bağlıyarak fikir ve düşüncelerini islam’i senteji içerinde sosyojileştirek  dile getiren kavramlarıy, İslam dünyasının kırınolojisi eleştirileriyle düşüncelerini Kur’ân ve Ehl-i beyt ilkeleri içerisinde mesaj halında duyuran tek bir sestir. 

İlk önce İslam Peygamberirin hayatıyla ilgili noktaları ve hayatındaki olayları özet ve veciz bir şekilde açıklamaya çalışmıştir. İlk  etapta onun kişiliğiyle bağlantılı bilgilerin üzerinde durmayı bir mecburi görev olarak bilmektedir. Ta ki onun şahsiyetini tanımak için gereken kaynak el altında bulunsun. Daha sonra hayatının tahlilini yapıp, hayatındaki plan ve preje faâliyetlerini psikolojik yapısını, karakterini incelemeye calışacağiz.

Hatırlatman gereken şey şudur ki, ben burada Hz. Muhammed’ın (s.a.a )ve Hz. Ali (a.s. )siyerleriyle  ilgili İslâmi kaynaklardan  bulunan biyografi’leri ve olayları değil, tarih metinlerini ve siyer içinde edindiklerime ve çıkardığım sonuçlara yer vereceğim.Bu nedenle siz değerli araştırmacılar bu görüşlerle tanıştıktan sonra diğer siyer kitaplarda, İslam ve Arap tarihini incelecek ve bilgilerinizi artırırarak gerçek bir çalışmaya yöneleceksiniz.

Kusay bin Kilab, Kureyş’in Mekke üzerinde otoritesini sağladığı ve Kabe’nin sorumluluğunu üstlendiği, hacc merasimininde ve Kâbe’nin statüsününde yönetmenliğini oturttu: Kusay’in iki oğlu olan Abduddar ve Abdulmenah, babalarının makam ve sorumluluklarını, babalarının ölümünden sonra kendi aralarında paylaştılar.

Abdulmenaf’ın oğlu Haşim, Kâbe menasibini ( makamlarını ) kendi sorumluluğunda bulundurup, Mekke ticaretini canlandırdı.

Yazlık ve kışlık ticari kervan seferleri düzenletti.Kureyş ve Mekke’ye önemli bir konum kazandırdı.Haşim’ın  kardeşi Abduşşemş’tir. O ticaretle meşguldü.  Onun oğlu Ümmeyye’dir. Ümeyye’de  Beni Ümeyye hanedanının başkanı olarak,  amcası Haşim’e karşı düşmanlık yapıyordu. Haşim  ticari bir sefer sırasında Yesrip ( Medine ) ‘li Beni Neccar kabilesinden bir kızla evlendi. Ve Abdulmuttalib a.s. ( asıl adı Şeybe ) adlı çocukları  oldu.O zat çok yiğit ve saygın ve etgin biriydi. Kabe makamlarını insiyatifinde bulunduruyordu. Ebrehe’nin saldırısı onun zamanındayıdı. O zemzemi tekrar bularak herkesin istifadesine sundu.  Onun bu ağır yükümlülüklerini hafifletecek  bir evladı yoktu.

Bu nedenle ( on çocuğum olursa, birini kurban edeceğim.) diye adakta bulundu. Onun dilediği gerçekleşti.

Adağını yerine getirmek için kura çekince, en küçük ve en sevdiği oğlu  Abdullah’ın adına isabet etti. Onu kurban etmeye hazırlandığında, bir çözüm yolu bulundu, onun yerine yüz deve kurban edildi. Daha sonra Veheb’in kızı Amine’yi Abdullah’a eş seçti. Bir kaç ay sonra damat Medine’de öldü ve bir kaç ay sonra da Abdullah’ın yetimi doğdu. ( Burda Hz. Mıhammed’ın babası’nın onun doğumundan önce öldüğünü her ne kadar idda ediliyorsa da sakıncalıdır. Çünkü biz Hz. Muhammed!in babası onun doğumundan takriben yirmi sekiz ay sonra vefat ettiğini belgelemiştik alimlerin ve araştırmacıların aralarında biraz da olsa çelişki vardır. ) Gelin ve torununu velisi olan Abdulmutttalib, gelenek itibariyle  atalarının adını yemi doğan çocuğa takmak yerine ona Muhammed adını verdi.

Aynı yıl Ebrehe Mekke’ye saldırdı. ( Miladi 570. ) Bazıları  Peygamber’in miladi ( doğumunu ) Ammü’l- Fil ( fil yılı ) den 23 yıl önce (kelbi ) bazısı da 40 yıl önce ( Megatil ) olarak yazmişlardır. Fakat bunlar pek doğru gözükmüyor.

Çocuğun anası üç gün emzirdikten sonra, amcası Ebu Talib’in cariyesi (yani hizmetçisi ) Sevbe onu emzirdi ve daha sonra Beni Sâ’d kabilesinden olan Ebi Züeyb’in kızı Halime onu kır’a ya götürdü. Beni Sâ’d kabilesi sütü bol olan kadınlariyla ün yapmışlardı. Kureyşliler, kırsal kesimdekilerin yiğitlik ve cömertlik gibi özelliklerinden uzak kalmamaları ve Mekke’nin kötü hava şartlarından etkilenmemeleri için çocuklarını süt annelere bırakiyorlardı.

Halime, zayıf vücutlu sütü az olan birisiydi. İlk önce o Hz. Muahammed’i almaya yani dadılık, süt anneliği yapmaya geldi.

Süt annelik için çocuğun babasından para alınırdı. Bu nedenle Abdullah’ın yetim çocuğunu almaktan sakındı. Fakat çocuğun babası da sağlam ve sağlıklı  ve süt’ü bol bir sütanne aradığı için, Halime’de başka bir çocuk bulamadığından  dolayıda istemeyerek  de olsa bu çocuğu almaya karar verdi.

Çocukları sağlıklı ve güçlü büyümeleri için ikiyıl emzirmeleri lazımdı. Arap’larda ‘adet olduğu üzere çocuğu alan süt anneleri  çocukları iki sene emzirdikten sonra çocuğu şehire geri getirdi.Fakat bu çocuk yanlarında olduğu müddet zarfında hayatlarında canlılık ve bereket geldiğini görünce. Bu nedenle Mekke’de çocuklara  karşı veba telikesi yakındır diye bir bahane ileri sürüp , onu geri götürmemekiçin annesinden izin aldılar ve onu beş yaşına kadar yanlarında bıraktılar. Hz. Muhammed beş yaşlarında da annesine teslim etiler.Dul anne yanlızdı  ve üzünlüydü ve sakin bir hayat sürdürüyordu. Bu arada Abdulmuttalib ( a.s. ) de Yemen Kıralının  taç giyme merasimine  gitmişti.

Bu nedenle çocuğuyla  birlikte  yanlızlıktan kurtulmak ve de Hz. Muhammed’in babasının  akrabası  Beni Neccar kabilesiyle Muhammed’i tanıştırmak için  Medine’ye  gitmeye karar verdi . Medine den dönüşte  6. Yaşındaki çocuk Ebva da  babasının mezarı başında  hüngür hüngür ağlamıştı. Şimdi de  hasta annesinin  yanıbaşında ağlıyordu.

Babasının cariyesi  Ümmü Eymen ile birlikte Mekke^ye döndü. Babanın sevgisinden mahrum, anasının okşamasından yoksun çocuk, dedesi Abdulmuttalib’in evine geldi. İki yıl sonra şefkatlı ve otoriter dedesi de öldü.Daha sonra,yoksul, ailesi kalabalık, yiğit biri olan  amcası Ebu Talib’in gözetimine girdi.

12  yaşındayken Ebu Talibi ile beraber Şam’a giden bir kervan ile sefere çıkar. ( bib bu konu ve yolculuk hakkın da detaylı bilgiyi belge  ve kaynaklarıyla ispatladık. Bu konular üzerinde tekrar durmiyacağiz.) Mutemelen  Yakubi fırkasından olan, bir Hıristiyan  Rahib Bahiraserciyus onu yolda görür ve gelecekte Risalet sahibi olacağını anlar… Yahudilerin, Hz. Muhammed’ öldürebileceklerini ve onun can düşmanı olduklarını Hz. Ebu Talib’e bildirir.

Kur’an da bildirildiğine göre Allah tarafında görevlendirilen bütün Peygamber’ler kendi ümet’i tarafından Şehid edilmişlerdirve daha sonra da o öldükleri Peygamber’in ümet’i olduklarını idda etmişlerdir. Tıpkı müslümanların Hz. Muhammed’in ( s.a.v. ) biricik kızı ve onun halifesi olan ve Allah tarafından İmamet makamına getirilen Hz. İmam Ali (a.s. ) ve evlatları olan İmam Hasan ve İmam hüseyin ve onları evlatları olan Aleviler Hz. Muhammed (s.a.v. )ümet’in tarafından kalt edilmişlerdir ve daha da kalt ediliyorlar. O da Gasanilerin hükümet merkezi  Basra dan ileri gitmez ve Mekke’ye geri döner.