Hubut’un Öyküsü 1

0
Cin, nesnas[1] ve hayvanların yaratılışı üzerinden binlerce yıl geçiyordu. Onlar daha yaratıldıkları ilk günden beri birbirlerini öldürmeye, zulüm ve fesada başlamışlardı. Bunları gören melekler Allah”ın huzuruna şikâyette bulunmuşlar. Yüce Allah da onlara yeni bir mahlûk yaratacağını ve onun yeryüzünde kendi halifesi olacağının müjdesini vermişti.
 Melekler önce bu mahlûk hakkında olumsuz düşünseler de, yüce Allah”ın “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.”[2] demesi üzerine fikir değiştirir ve istiğfar ederler.       Ardından yeryüzünün çeşitli yerlerinden getirilen toprak ve sular karıştırılıp insan bedeninin yapılması için uygun hâle getirilir ve ilk insanın bedenin heykeli yapılır.

Bu arada İblis, diğer meleklerin aksine (hepsi bu bedeni gördüklerinde övmüşlerdi) alaylı bir tavırla, “Allah bunu bana üstün kılarsa, isyan ederim.” demiş.

İlk insanın heykelinin yaratılışının üzerinden uzun bir müddet (120 yıl) geçmişti. Artık sıra o heykele ruh verilip canlandırılmasına gelmişti. Melekler yeryüzünü Halifetullah’ın yaşaması için uygun hâle getirirler. Yüce Allah, İblis de dahil olmak üzere melekleri toplar ve onlara buyurur: “Ben kendi ruhumdan ona üflediğimde hepiniz ona secde edin (saygı gösterin).”[3]

Meleklerin de hazır bulunduğu bir esnada yüce Allah kendi ruhundan o heykele üfler, Halifetullah kıpırdanmaya başlar ve önce Yaratıcı”sına hamd ve şükreder.

Yüce Allah ona “Âdem” ismini verir ve onun yaratılış sebebini açıklar: “Ey Âdem! Beni birlemen ve bana ibadet etmen için seni yarattım.”

Ruh tamamıyla Âdem’in bedenini hareketlendirdiğinde melekler ona secde ederler. Bu yaptıkları secde, onların imtihanı başarıyla geçmelerini sağlar. Ama imtihanı veremeyen biri var. Melekler secdeden kalktıklarında, hayretler içinde İblis”in secde etmediğini görürler. “O ki binlerce yıl Allah”a ibadet etmiş ve O”nun emirlerinin dışına çıkmamıştır, şimdi neden itaatsizlik ediyor?” diye melekler ve Âdem kendi kendilerine sorarlar.

Yüce Allah, İblis”in inancının ne derecede olduğunu bildiği hâlde bunun melekler ve Âdem tarafından bilinmesi için ona bu itaatsizliğin sebebini sorar. İblis şu cevabı verir: “Beni ateşten yaratmışsın, onu ise topraktan.” [4]İblis”in bu günahının cezası olarak Allah ona şöyle buyurur: “Ey İblis! Bu dergahtan (büyük meleklerin dergahı, cennet ve gökyüzünden) uzaklaş! Burası senin isyan edeceğin yer değildir. Bu andan itibaren sürülmüşsün ve kıyamet gününe kadar benim lânetim senin üzerine olacak.”[5]

Bu arada İblis boş durmuyor ve yaptığı itaatsizliğin cezası korkusundan çareler aramaktadır. Şimdiye kadar yaptığı ibadetlerin karşılığını bu dünyada almanın peşindedir. Bu yüzden yüce Allah”a şöyle der:

– Allah”ım! Sen adilsin! Benim şimdiye kadar yaptığım ibadetler karşılıksız mı kalacak?

– Hayır, bu dünyadan ne istiyorsan söyle vereyim.

– Allah”ım! Haşr gününe kadar bana mühlet ve yaşamama izin ver.[6]

Yüce Allah onun ibadetlerinin karşılığını vermek ve onun vasıtasıyla insanları denemek için şöyle buyurur:

– Sana istediğini veriyorum ve sadece benim bildiğim kıyamet gününe kadar yaşayacaksın.[7]

Burada İblis ömrünün uzamasından emin olur ve yine insanlara karşı olan düşmanlığını gösterir ve onları kıyamet gününe kadar Allah”ın emirlerine itaatsizlik etmeleri için yoldan çıkaracağına yemin eder.[8]

Âdem bu konuşmaları duyduktan sonra üzülür ve yaratıcısına şöyle der: “Allah”ım! Benim düşmanıma öyle bir şey verdin ki bu beni korkutuyor.”

Yüce Allah burada kendi sonsuz rahmetinden, sevaplardan ve onları İblis”in şerrinden koruyacağından söz edince Âdem rahatlar.

Diğer meleklerin kalbinde de bir kuşku kalmaması için onları hassas bir imtihana çağırır ve onlara sorar: “Siz eğer kendinizi bu makam için daha lâyık görüyorsanız, bana bu gösterdiğim şeylerin isimlerini söyleyin.”[9]

Bir müddet sessiz geçtikten sonra melekler kendi acizliklerini dile getirir ve şöyle derler:”Allah”ım! Sen bize ne öğrettiysen, ancak onu biliriz. Sen her türlü noksanlık ve zulümden temizsin.”[10]

Sıra Âdem’e gelir ve o, bütün bu isimleri tek tek sayar ve melekler bir kez daha ona tazim ederler. Yüce Allah da meleklere şunları buyurur: “Ben size daha önce, “Benim bildiklerimi siz bilemezsiniz, sizin gizli veya açık fikirlerinizi ben biliyorum.” dememiş miydim?”[11]

Âdem’in yaradılışı üzerinden bir müddet geçiyordu. Âdem yalnız başına o uçsuz bucaksız cennette yaşamaktaydı. Gördüğü sadece meleklerdi ve kendine benzeyen hiçbir kimsenin olmayışı onu üzüyordu. Yüce Allah, onun ihtiyacının bilincindedir ve artık ona bir eş yaratmanın zamanı gelmişti. Allah, Âdem’in önce uyumasını irade eder. O, gezinmekten yorulmuş bir vaziyette bir ağacın altında dinlenmeye başlar ve bu arada uykuya dalar. Daha sonra onun heykelinin yapımında kullanılan çamurdan yeni bir heykel yapılır ve Âdem’in uyuduğu yere konur ve yüce Allah ona da kendi ruhundan üfleyerek onu canlandırır ve ona Havva ismini verir. Âdem uyanır ve karşısında kendisine benzeyen, ama daha güzel bir mahlûk görür ve ona sorar: “Sen kimsin?” Havva cevap verir: “Ben de senin gibi Allah”ın yarattığı bir mahlûkum.” Âdem yaratıcısına yönelir ve “Allah”ım bu güzel mahluk kimdir ki onu görünce içim ferahladı, korku ve üzüntülerim giderildi?” Allah şöyle buyurur:

– Bu, benim yarattığım bir kuldur; ister misin seninle olsun, sana arkadaşlık etsin ve sana eşlik etsin?

– Evet, isterim ve karşılığında ömrüm boyunca sana şükrederim.

– O hâlde onu benden iste.

– Allah”ım, onu senden istiyorum. Verdiğin bu nimet ve onu bana helâl kılman karşılığında benden ne istersen, yerine getireceğim.

– Senden istediğim, ona dinimi öğretmendir.

———————————————————-

[1]- Rivayetler ve araştırmalara göre nesli tükenmiş insana benzeyen bir tür yaratıktır.

[2]- Bakara/30

[3]- Hicr/28-29, Sad/71-72

[4]- A”raf/11

[5]- A”raf /13, Hicr/35-36, Sad/77-78

[6]- A”raf/14

[7]- A”raf/15

[8]- A”raf/16

[9]- Bakara/31

[10]- Bakara/32

[11]- Bakara/33