Dini Allah’a Has Kılmak (1)

0
Halis din’ sözü, mefhum-u muhalifini, bir de ‘halis olmayan din’in var olduğunu çağrıştırmaktadır. Evet, kuşkusuz iki tane din vardır, biri Allah’ın dini, bütün Rasullere inzal buyurduğu İslam, diğeri de, İslam’ın dışında, ama İslam’a alternatif olarak uydurulmuş, kotarılmış,
insanları heva ve heveslerine taptırmak için icad edilmiş her türlü yaşam biçimi, bütün doktrinler, ideolojiler ve hayat felsefeleridir.  Kur’an neden dini Allah’a has kılmak gibi bir kavrama yer vermektedir? Din zaten Allah’ın değil midir? Bunu bir kez daha vurgulamanın mantığı ne olabilir? Bu soruları bu yazının ilerleyen satırlarında cevaplamaya çalışacağız. Hemen burada belirtelim ki, böyle bir vurgu, Kur’an’ın tamamında olduğu gibi bir kez daha şirk-tevhid ayrımına dayanmaktadır. Yani, zaten Allah’ın olan, Allah’a özgü olan dini ‘Allah’a has kılmak’ tevhidin tahakkuku demektir. Şirke karşı biz insanları uyarmaktadır.

  Ha-le-sa kelimesi bir şeyi saf/safî kılmak, bir şeyden ayrılmak, bir şeye varmak/yetişmek, gösterişi bırakmak, arı, katışıksız gibi anlamlara gelmektedir.

Halis kelimesi de saf, çok beyaz anlamındadır.Yusuf suresinde bu kelime şu şekilde geçmektedir: “felemma’stey’esuu minhü halesû”: Yani başkalarından ayrılıp seçildiler (Rağıb), kendilerine özgü oldular, özgeleştiler… Rağıb el-İsfehani’ye göre, ‘Halesa’ kelimesi ‘safî’ kelimesiyle aşağı yukarı aynı anlama gelmektedir. Aradaki fark şudur: ‘Halesa’, önce kiri vardı, arındı, temizlendi anlamına gelmektedir. Safi ise, baştan beri temizdi, kiri hiç olmadı demektir.

Kur’an dilinde ‘halis’ kelimesi en iyi ‘halis süt’ örneğiyle açıklığa kavuşmaktadır. İlkin, gökten indirilen su (yağmur) ile, ölü durumdaki toprağa can verildiği dikkatlere arz edildikten sonra, ona eş değer bir örnek olarak da, hayvanlardan, kan ile atılacak şeyler arasından çıkan, kolayca boğazdan kayıp giden halis süt örnek verilmektedir. ‘Halis süt’, gerçek süt, yüzde yüz süt demektir.

Katkısı olmayan, aykırı madde içermeyen, su katılmamış, hatta kan ile fışkı arasından çıktığı halde ne kan karışmış, ne de fışkı bulaşmış, doğal, fıtrî, insan sağlığı için oldukça yararlı, içilmesi zevk veren bir içecek. Bu özellikteki süt ‘halis’ kelimesiyle nitelendiğine göre, ‘halis’ kelimesinden neyi anlayacağımız az çok tebellür etmiş demektir.

‘Halis’ kelimesi dişil formuyla ‘hâlisa’ şeklinde birkaç ayette kullanılmıştır. Bu yerlerde kelime, ‘özgü. ona ait, yalnızca ona has’ gibi anlamlara gelmektedir. Mesela müşrikler, kafirce hurafelerinden olarak şöyle demektedirler:

“Dediler ki, şu hayvanların karınlarında olanlar, yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haramdır…” (6/En’am, 139)

Burada bir şeyi şu kimselere değil de, şu diğerlerine tahsis etme durumu söz konusudur. Bir başka İslam dışı iddia da, Yahudiler’in, ahiret yurdunun (cennetin) yalnızca kendilerine has/ait olduğunu iddia etmeleridir. (2/Bakara, 94) Allah’ın çıkardığı süsler (güzellikler) ve güzel/temiz/helal rızık dünyada (kafirler yanında) mü’minler içindir, ahirette ise yalnızca onlarındır. (7/A’raf, 32) Hz. Peygamber’in evliliği ile kurallar çizilirken, kendisini peygamber’e hibe eden, yani onunla evlenmek isteyen kadınların da diğer mü’minlere değil, sadece Peygamber’e helal kılındığı belirtilir. (33/Ahzap, 50). Bu ayetlerin hepsinde ‘halisa’ kelimesi yalnızca felan kimseye ait olmak, başkasına ait olmamak anlamında kullanılmıştır.

İhlas kelimesi de aynı kökten türemiştir. ‘İhlas’ samimiyet, açık sözlülük, gösterişi terk etmek demektir. Terim olarak ihlas’ın özü, Allah’dan gayrı bütün her şeyden teberri etmek (uzaklaşmak, terk etmek)tir. İhlas suresi, içinde ihlas kelimesi hiç geçmediği halde bu isimle anılmıştır, çünkü tam bir tevhidi işlemektedir, kısa ama çok özlü kelimelerle Allah’ı birlediği için ihlas adını almıştır. Müslümanlar, Yahudilerin teşbih davalarından, Hıristiyanların teslis akidesinden beridirler.