Çocuklara İsim Koyma

0
Baba ve annenin en hassas ve en önemli vazifelerinden biri de çocuğa isim bırakmalarıdır. İsim seçmek küçük ve önemsiz bir mevzu olarak telakki edilmemelidir.
İnsanlar isim ve soyisimler üzerinde hesap gider, ismin iyilik ve güzelliğini insanın kişiliğinin göstergesi bilirler.    İyi bir isme ve güzel soyisme sahibi olan herkesin her zaman ve her yerde alnı açıktır. Kötü bir isme sahip olan kimse utanç duyar, kötü ismi kendisi için bir noksanlık sayar ve her zaman aşağılık kompleksine kapılır. Bazen de edepsiz kimseler tarafından alaya alınır. Bu aşağılık kompleksi ister istemez onun ruhunda kötü tesirler bırakır. Bunun için İslam, iyi isim seçmeyi baba ve annenin vazifesi ve onların ilk iyiliği saymaktadır.

Peygamber efendimiz (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Çocuğuna güzel isim seçmek her babanın vazifesidir.”[1]

Resul-i Ekrem (s.a.a) yine buyuruyor ki: “Çocuğun, baba üzerinde üç hakkı vardır: 1- Ona iyi bir isim seçmelidir. 2- Okuma-yazmayı öğretmelidir. 3- Eş bulmalıdır.”[2]

İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyuruyor: “Babanın, evladına yapabileceği ilk iyilik ona güzel bir isim seçmesidir.”[3]

Öte yandan isim seçmenin toplumsal yönden de çok büyük tesiri vardır. Baba ve annenin hedef, fikir ve arzularını gösteren, onları ve çocuklarını çeşitli cemiyet ve maksatlara bağlayan, “isim bırakma”dır.

Bilinçli bir baba ile annenin isim bırakmalarından, onların fikir ve hedeflerini anlamak mümkündür. Baba ve anne eğer bir şaire karşı sempati duyuyorsa varsa çocukları için onun ismini seçerler. Eğer bilime ilgi duyuyorlarsa bilginlerin isimlerini seçerler ve eğer dindar iseler peygamberlerin, imamların ve din önderlerinin isimlerini seçerler.

Eğer din yolundaki fedakarlık ve zalimler karşısında mücadele etmeye ilgileri olursa Hüseyin, Ebulfazl, Abbas, Ali, Muhammed, Hasan, Ebuzer, Ammar, Hamza, Cafer, Said gibi fedakar şahsiyetlerin isimlerini seçerler.

Eğer spora ilgi duyuyorlarsa çocuklarına tanınmış kahramanların isimlerini bırakırlar. Eğer herhangi bir şarkıcıyı severlerse onun ismini çocuklarına bırakırlar. Eğer zorbalık ve zulme karşı sempatileri varsa İskender, Cengiz, Timur ve bu gibi zalimlerin isimlerini çocuklarına bırakırlar. Her baba ve anne, seçtiği isimle kendisini ve çocuğunu sevdiği bir gruba bağlamaktadır. Bu isimsel bağlılıklar toplumsal görüşlerde tesir bıraktığı gibi genellikle isim sahibinin de düşünce tarzında tesirsiz olmayacaktır.

Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: “İyi isimler seçin, zira kıyamet günü size o isimlerle hitap edilecek ve “Ey falanın oğlu falan; kalk da hidayet bulduğun nura doğru git ve ey falanın oğlu falan; seni hidayet edecek nurun olmadığı halde kalk” denecek.”[4]

Biri, İmam Sadık’a (a.s), “Biz kendimiz için sizin ve babalarınızın isimlerini seçiyoruz. Acaba bu amelin bize bir faydası var mıdır?”diye arzetmesi üzerine İmam: “Allah’a andolsun ki evet. Acaba din iyilere dostluk ve kötülere düşmanlıktan başka bir şey midir?”buyurdu.[5]

Görüş akımlarını yaymak, ve bazı şahsiyetleri anmak için her fırsattan istifade ettikleri ve hatta şehir, cadde ve meydanlara onların ismini bıraktıkları bir dünyada sorumluluğunun bilincinde olan bir Müslüman, dinini yaymak için hiç bir fırsattan, hatta isim bırakmaktan bile gafil olmaz. Evet; Hasan, Hüseyin, Ebulfazl, Aliekber, Hür, Kasım, Hamza, Cafer, Ebuzer ve Ammar gibi isimleri seçmek ve yaygınlaştırmak vasıtasıyla İslam’ın mücahit ve fedakar yiğitlerinin kahramanlık hatıralarını kalplerde yaşatmak, fedakarlık ve zulme baş kaldırma özelliğini topluma yerleştirmek mümkündür.

İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed gibi Allah’ın büyük peygamberlerinin isimlerini seçmek vasıtası ile insan, Allah’a tapan topluluklara ve ilahi kanunlara bağlılığını ilan edebilir. Şia mektebinin, Ebuzer, Meysem ve Ammar ve hakiki Şiiliğin birer örneği olan bunlar gibi yüzlerce fedakar ve mücadeleci yiğitlerinin isimlerini yaşatmak ve yaymak vasıtasıyla Şiilik halka öğretilebilir. İslam’ın büyük bilim adamlarının isimlerini seçmek vasıtası ile ilim ve bilgi makamı kutsanmış olur ve yaygınlaşabilir.

Bilinçli bir Müslüman hiçbir zaman çocuğu için zalimlerden veya İslam düşmanlarından birinin ismini evladına isim olarak seçmeye hazır olmaz. O, bu isimi bırakmanın bir nevi zulmü yaymak olduğunu bilir.

İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor: “Şeytan, birinin Muhammed ismi ile çağırıldığını duyunca rahatsızlıktan erimiş alüminyum gibi erir ve bir kişinin, İslam düşmanlarından birinin ismiyle çağırıldığını duyunca mutluluktan coşar.”[6]

Resulullah (s.a.a) buyurur ki: “Dört oğlu olup da onlardan hiç birine benim ismimi bırakmayan kimse, bana zulüm etmiştir.”[7]

İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmaktadır: “En iyi ve üstün isimler peygamberlerin isimleridir.”[8]

Resulullah (s.a.a) isim bırakma konusuna o kadar önem veriyordu ki eğer ashabından veya şehirlerden birinin ismini beğenmeseydi hemen onu değiştirirdi. Nitekim, Abduşşems (güneşin kulu) ismini Abdulvehhab’a çevirdi. Ve Abduluzza’yı (putun kulu) Abdullah’a çevirdi. Abdul-haris’i (Haris’in kulu) Abdurrahman’a ve Abdulkâbe’yi (Kâbe’nin kulu) Abdullah’a çevirdi.

Üstad İbrahim Emini

[1]- Mustedrek-ul Vesail, c.2, s.618.

[2]- Bihar-ul Envar, c.104, s.92.

[3]- Vesail-uş Şiâ, c.15, s.122.

[4]- Vesail-uş Şiâ, c.15, s.123.

[5]- Mustedrek-ul Vesail, c.2, s.618.

[6]- Vesail-uş Şiâ, c.15, s.126.

[7]-Vesail-uş Şiâ, c.15, s.126.

[8]- Vesail-uş Şiâ, c.15, s.124.