Türkmenler: Amaç bizi korumak değil Esad’la savaştırmak…

0

Sorularımızı yanıtlayan Y.K.’nin anlattıkları, amacın bölgedeki Türkmenleri korumaktan daha farklı olduğunu gösteriyor. Sözleri Suriye’deki yangına benzin döküldüğünün de bir kanıtı.

Sultan Murat Tugayı’nın serüveni, Suriye’deki iç savaşın şiddetlenmeye başladığı 2012 yılına dayanıyor. Tugay isimsiz bir ‘korucu birliği’ olarak Türkiye sınırına 3 kilometre uzaklıktaki, Türkmenlerin yaşadığı Karaköprü köyünde kuruluyor. Birlik, sonradan şimdiki adını alıyor. Onu kuran 5 kişiden biri olan Y.K.’nin anlattıkları, basit bir köy savunma hattı olarak ortaya çıkan milis güçlerinin çok kısa sürede amacından saptığını ortaya koyuyor. Sorularımızı yanıtlayan Y.K.’nin anlattıkları, amacın bölgedeki Türkmenleri korumaktan daha farklı olduğunu gösteriyor. Sözleri Suriye’deki yangına barut döküldüğünün de bir kanıtı. Bir süredir İstanbul’da olan Y.K., yeniden savaşmak için bölgeye çağrıldığını da söylüyor.

1-Sultan Murat Tugayı nasıl kuruldu?
Savaş başladıktan sonra, 5 kişi bir araya gelerek kurduk. Özellikle Araplar köyümüzü işgal etmesin diye direnmeye başladık. Başlangıçta sadece üç silahımız vardı. Gün geçtikçe yeni katılanlar oldu. Her gün on, on beş kişi bizimle birlikte olmaya karar veriyordu. Köyün varlıklı kişileri bize silah satın almaya başladı. Gücümüz büyüyünce işler farklı boyuta taşındı.

2-Ne oldu?
Beşar Esad’ın ordusundan ayrılıp, Türkiye’de kamplarda bulunan 3 üst düzey asker geldi. Türk istihbaratı bu askerler aracılığıyla bizimle iletişime geçti. Sonradan birini geri çektiler. Esad’ın ordusunda ‘Abit’ yani ‘Paşa’ düzeyinde olan Ahmet Osman ve ‘yüzbaşı’ rütbesindeki Besil isimli kişi bizimle kaldı. Onların bize katılması işimize geldi. Çünkü strateji ve savaş bilgileri vardı. Kurduğumuz yapı büyümeye başladı. İsmimizi de Türk istihbaratı verdi. Yavuz Sultan Selim, Fatih Mehmet Han, Nureddin Zengi Abdulhamit Han tugaylarına isim verip yönlendiren de Türk istihbaratı oldu. Gruplar 2012 yılında kurulmaya başladı. 2013’te fiilen birleşip resmi hale geldiler.

3-Amaç farklılaşmaya mı başladı?
Önce köyümüzü koruyorduk ancak kısa bir süre sonra Esad’la savaşmaya başladık. Esad’la savaşmamız yönünde talimatta bulunuldu. İki komutan sayesinde, Türkiye’ye geçip eğitim de aldık. Bu eğitimi bize Türk istihbaratı verdi.

4-Eğitim yeriniz neresiydi?
Esad’ın eski askerlerinin aracılığıyla Azez’in karşısında bulunan Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye girdik. Hemen telefonlarımızı elimizden aldılar. Bizleri bir araca bindirip, çok uzun bir süre, şehir şehir dolaştırdılar. Suriye’den çıkarken “Eğitim almaya gittiğinizi söylemeyin” dediler. Kilis, Antep, Antakya, Osmaniye’de tur attık. Yolculuk 20 saate yakın sürdü. Gecenin bir vakti Ankara’ya vardık. Saat 24:00 sularında bizi kampa yerleştirdiler. Ankara’nın merkezine 7-8 dakika mesafede geniş ve boş bir arazide kurulmuş bir yerdi. Etrafında jandarma vardı. Eğitim boyunca 112 acil servisinin bir aracı bizimleydi.

5-Sizi kim eğitti, içerisi nasıl bir yerdi?
Toplam bir ay boyunca burada kaldık. 30 kişiydik. 20 kişi Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) geri kalanlar Esad’ın ordusundan kaçanlardandı. Toplam 50 komutan gördük. Yarısı bir hafta, diğer yarısı öteki hafta eğitim veriyordu. Ağır silah eğitimi dışında sahada çarpışma teknikleri eğitimi de aldık. Her silahın ayrı bir komutanı bulunuyordu. Kaldığımız yer çok büyüktü. Otel ya da kışla gibiydi. Her birimizin ayrı odası vardı. Türk istihbaratından komutanlar, eğitim dışında arkadaşımız gibiydi. Ortak alanda toplanır, yemeğimizi burada yer, sohbet ederdik. Bu eğitim alanında 3 yıl boyunca muhaliflerin eğitildiğini biliyorum.

6-Hangi silahların eğitimi verildi?
Isı füzesi, MM PKMS ( BKC), B9 gibi silahların eğitimini aldık, uçak savar silahlarını kullanmayı öğrendik. Keskin nişancı ve tank eğitimi aldık. Eğitim alanında bir tank da bulunuyordu. Saha eğitimi de verildi. Binalara tırmanmayı ve göğüs göğüse çarpışma eğitimleri aldık. Dizimden sakatlandım. Arkasında dağlık bir alan bulunan ve etrafından dere geçen bir hastaneye götürdüler. Çok uzak bir mesafede değildi. 10 dakika sürdü.

7-Bir ayın sonunda ne oldu?
Bizi aylık yüz dolar maaşa bağladılar. Eğitim bittiğinde 500 dolar ve 100 Türk lirası hediye verdiler. Ardından tekrar Suriye’ye götürdüler. Gaziantep’te akrabalarımız var, onları ziyaret etmek istedik ancak izin vermediler. Yine Kilis Öncüpınar Kapısı’ndan Azez’e soktular. Esad’ın ordusuna karşı savaşmaya başladık.

8-Suriye’de Türk istihbaratı var mıydı?
Komutanlarımız Suriyeliydi ama her livanın, yani bölüğün içinde Türk istihbaratından biri bulunuyordu. IŞİD’in içinde akrabalarımız, yakınlarımız var. Halamın oğlu, IŞİD’le birlikte savaşıyor. Bu nedenle onların içinde Türk istihbaratından kişilerin olduğunu da biliyoruz.

9-Türkiye silah yardımında bulundu mu?
Silahları Azez ya da Reyhanlı karşısından teslim alırdık. Karşılıklı iki TIR kapıya yanaşır silahlar indirilirdi. Bu alışveriş, Abit Ahmet Osman ve Yüzbaşı Besil sayesinde olurdu. Yüzbaşı imza vermeden teslimat yapılmazdı. Suriye’de daimi olarak bulunan Türk istihbaratından kişiler, silahlar başka gruplara veriliyor mu ya da satılıyor mu diye sürekli denetlerdi. Silahları başka gruplara kaptırdığımız da oluyordu. Bir gece Reyhanlı kapısına yakın bir bölgeden silah dağıtımı oldu. Kapıda başka muhalifler de vardı. Bazı Liva Tevhid ve IŞİD militanları da oradaydı. Silahları başka muhalif bir grubun eline geçti. Bize bir kısmını gece verebileceklerini söylediler. Gece İdlip’te buluşup pazarlık yaptık ancak silahları alamadık. Bize, “Geri dönmeyin yolu IŞİD tuttu dediler. Silahları alamadığımız gibi IŞİD’e de yakalandık. Ancak o sırada Sultan Murat ve IŞİD Halep’te birlikte savaşıyordu. Bu yüzden bizi bıraktılar. Reyhanlı kapısına döndük. Türk istihbaratı bizi, buradan Azez kapısına bıraktı. Abit Osman ve Yüzbaşı Besil hala Ankara’da. Hala silah teminatını organize ediyorlar. Silah gelmese savaş biter.

ERK ACARER- @eacarer / erkacarer@birgun.net

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar