75098d6fe9e9412e541e2a6366845a0437702

Suudiler Yolun Sonuna Geldi!

Ortadoğu’daki bir hakikati dile getiren deneyimli gazeteci Robert Fisk, “Suudileri zahirde takdir eden ve öven Müslümanlar, gizlide ise onlara lanet ediyor” ifadesini kullandı.

Deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, Suudilerin Yemen’de bataklığa saplandığını, petrol fiyatlarının düşmesi ile ekonomik olarak zor durumda kaldığını ve son olarak da Lüban’a yapacakları 3 milyar dolarlık askeri yardımdan vazgeçerek ayaklarının altındaki halıdan da olduklarını yazarak, krallığın zor dönemler geçirdiğini ve yolun sonuna gelindiğini yazdı.

Robert Fisk’in yazısı şöyle:

“Hakikat şu ki Ortadoğu’da Müslümanlar, zahirde Suudileri takdir ediyor ve övüyor ama gizlide onlara lanet ediyorlar. Çünkü Suudiler çok zenginler ve aynı ırktan olan diğer Araplar, Suudilere oranla daha fakirler. Şimdi Arabistan’ın bineği Yemen’deki savaşta çamura saplanmış bir durumda. Hal böyle iken, maddi olarak yüksek haklara sahip ama maharetten yoksun askerlerini Suriye’ye göndermekle tehdit ederek, Lübnan’ın, yıllardır Suudilerin yaptığı yardımlara vefasızlığını telafi etmek istiyorlar.

Suudi Arabistan defalarca, teçhizat yönünden fazlasıyla fakir ama eğitimli Lübnan Ordusuna, Fransız silahlarını satın almak için üç milyar dolar sözü verdikten sonra, aniden bu proje için verdiği sözden vazgeçti.

Riyad, Fars Körfezi ülkeleriyle birlikte vatandaşlarından Lübnan’a seyahat etmemelerini ya da eğer önceden oraya gitmişlerse, oradan ayrılmalarını istedi. Görünüşe göre Suudi Arabistan, Beyrut’a olan uçuşlarını da askıya aldı. Suudilerin söylediğine göre, Lübnan bir terör merkezi haline geldi.

Bu münakaşalara sebep olan şey, Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah’ın Suudilere şiddetli bir şekilde saldırmasıydı. Onun tugayları Suriye’de, Suudilerle ortak görüşlere sahip olan Vahhabi isyancılarla karşı, Beşşar Esad’ın askerleriyle omuz omuza savaşmakta ve onları öldürmekte. Suudiler, İsrail’in hava saldırılarından sonra, Lübnan’ı yeniden yapılandırmak için yıllardır döktükleri milyar dolarlardan sonra, Şiileri önleyemeyeceğini anladılar. Şiilerin Hizbullah gibi hükümet temsilcileri, özellikle Arabistan’da Şiilerin büyük ve sevilen âlimlerinden olan Ayetullah Bakır Nemr’i idam etmesinden sonra, Riyad’a karşı öfke ve nefretlerini ifade ettiler. Suudiler, “Tahran’da Suudi Büyükelçiliği saldırıya uğradıktan sonra, neden Lübnan hatta yazılı olarak ta olsa İran’ı kınayan bir açıklamada bulunmadı?” diyorlar.

Suudiler muhtemelen bu eylemlerinden pişman olacaklar. Lübnan’ın ayaklarından maddi imkânların olduğu sihirli halıyı çekmek, bu ülkenin diğer dostlarının Lübnan’a girmesinin yolunu açacaktır. Özellikle de İran’ın. Beyrut’tan edinilen son bilgilere göre; İran, Lübnan’ın silah teçhizatını memnuniyetle karşılayacağını belirtti. Tabii satın alınan bu silahlar, Tahran’dan Lübnan’a taşınacak Paris’ten değil. Suudilerin Beyrut güzergâhındaki kendi uçuşlarını Birleşik Arap Emirlikleri’nin uçuşlarına devretmede hiçbir sorunları yok. Riyad cadde ve sokaklarında hararetin artması ve terör uyarılarının yapılması, Suudilerin Beyrut’un Levant’ta genel evlerine gitmelerine engel olmuyor.(Beyrut’ta Hristiyanların yaşadığı bölge)

Levant’taki gece kulüpleri ve hayat kadınları, yenilerde iktidarı elinde bulunduran kralın ve genç prenslerin ve hatta esef verici bir şekilde kendi özel jetiyle Beyrut’tan ‘Captagon’ uyuşturucu kaçakçılığından dolayı Lübnan hapishanelerinde tutuklu bulunan prensin, saldırgan politikalarının kurbanı olmayacak. Onun tutuklanmasıyla birlikte, Arabistan’ın Lübnan’daki Büyükelçisi, Lübnan’ın Dışişleri Bakanını çağırarak, çok komik bir şekilde bu prensin serbest bırakılmasının siyasi bir zorunluluk olduğunu söyledi. Suudiler muhtemelen bu eylemlerinden pişman olacaklar. Lübnan’ın ayaklarından maddi imkânların olduğu sihirli halıyı çekmek, bu ülkenin diğer dostlarının Lübnan’a girmesinin yolunu açacaktır. Öyle görünüyor ki, Hariri’ye bağlı Gelecek Hareketi Partisi, Lübnan’ın Suudi Arabistan’a olan resmi eleştirilerini Arap Birliği’ne aktarmak için yeteri kadar çaba göstermedi ve Hizbullah’ın Yemen ve Bahreyn’de yarattığı istikrarsızlığı engellemedi. Oysaki Hizbullah ve İran’ın, aleni olarak Yemen savaşında ve Bahreyn’de protestocuların hükümet karşıtı eylemlerinde müdahalesi olduğuna dair hiçbir somut kanıt bulunmamaktadır. Lübnanlı âlimlerden olan Şeyh Muhammed Yazbek, Suudilerin Lübnan’dan özür dilemeleri gerektiği konusunda ısrar etti. Suudilerin her zaman Lübnan’a, eğlence ve kirli işler için meylettiğine atıfta bulunan Şeyh Muhammed: “Bu ülke Al-i Suud ve başkalarının mezrası değil” dedi.

Hakikat şu ki, Ortadoğu’da Müslümanlar, zahirde Suudileri takdir ediyor ve övüyorlar ama gizlide onlara lanet ediyorlar. Çünkü Suudiler çok zenginler ve aynı ırktan olan diğer Araplar, Suudilere oranla daha fakirler. Suudiler kendi sevdikleri siyasi eğilimlere karşı cömertler ve destek sağlıyorlar. Hazinesinin bir kısmını Lübnan’ın yeniden inşası için kullanıyor, Bosna’da yeni camiler inşa ediyor ve Avrupa’daki gazinolarda para harcıyor ama yine de takdir edilmiyorlar.

Beyrut’ta bazılarının ‘acaba Suudilerin Yemen’de maceraperestlikle girdikleri savaş sonrasında ve petrol fiyatlarının düşmesiyle birlikte, bu ülke büyük bir darbe mi yedi ve şimdi sona mı gelindi?’ sorusunu sorması, şaşılacak bir şey değildir.”

/Tesnim




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir