SİZDEN GELENLER
Eski Bayramlar/Avni Özgürel | Eski Bayramlar/Avni Özgürel |
|
|
|
|
Açık söylemek gerekirse cumhuriyet döneminde halkın milli günleri anımsaması adına ilan edilen bayramlara kimsenin itirazı yoktur, hatta çoğu insan coşkuyla katılır törenlere; ancak halk ‘bayram’ denildiğinde sadece dini bayramları anlar.
Kona- göçe deyişim lafın gelişi değil. Ziyaret edilen evde ancak soluklanmaya yetecek, yetişkinlerin alelusul üç-beş laf edebildiği, çocukların ev sahibi ısrar etmediği sürece ikram edilen şeker kâsesinden çikolataları seçip almama konusunda tembihli olduğu yıllardı. Kimsenin evinde telefon olmadığından önceden haberleşme olanağı bulunmayan, o nedenle Ankara’nın Kurtuluş semtinden Cebeci’ye, oradan Altındağ’a, bilahare Yenimahalle’ye uzanan tur sırasında çoğu evin kapısına ‘Geldik, yoktunuz, hayırlı bayramlar’ notu bırakılıp dönülen bayramlardı. Akşam saati kendi eve döndüğünüzde buluşamadığınız kişilerin de sizin kapınıza benzer not bıraktıklarını görüp hayıflandığınız bayramlar. Ankara’da Ramazan Bayramı’nı çocuklar için cazip kılan bayramın üçüncü günü Gençlik Parkı’na götürülme umuduydu. Çay bahçelerine gidiş için evlerde önceden hazırlık yapılır, dolmadan böreğe mükellef sofra tam tekmil dizilirdi. Semaver kiralanır, erkekler nargile-tavla keyfi yaparlar, vakti keraat geldiğinde çocuklar park bünyesindeki lunaparka götürülürdü.. Salıncak, dönme-dolap, çarpışan araba vs. Şayet yetişkinler parktaki gazinoların yakınında bir çay bahçesine oturmuşlarsa eğlence gece program sırasında da sürerdi. Sahneyi görme olanağı yoktu elbette ama anonslardan hangi sanatçının program aldığı işitilir, komedyenlerin şakalarına sanki gazino müşterisiymişçesine gülünür, keza şarkıların bitiminde sanatçı salondakilerle birlikte alkışlanırdı.. Program uzadığı, yetişkinlerin dinlemeyi arzu ettikleri assolistin sahneye çıkması geç saate kaldığı için çoğu zaman çocuklar bitiştirilmiş sandalyelere kurulan eğreti yataklarda sızarlardı. O bayramlar yok bugün elbette. Arefe gününden başlayan şehirlerarası hatta ülkeler arası trafik bayramın neye dönüştüğünü gösteriyor. Özlem duyuyor muyum? Duyuyorum. Ama herhalde eski bayramlardan ziyade yaşlandıkça içimde kabaran annemle babamla kardeşlerimle birlikte güle oynaya geçirdiğimiz günlere... Çerçeve Bir müzik ziyafeti ve Nazım’ın şiiri Hafta içinde Ramazan Bayramı münasebetiyle TRT İstanbul Radyosu’nda perşembe günleri yayımlanan danışmanlığını yaptığım ‘Dosya’ adlı program için özel bir kayıt yapıldı. Genelde siyaset konuştuğumuz programın konuğu -aslında ev sahibi demem lazım- Türk musikisinin yüzük taşı bir sesin sahibiydi: Melihat Gülses. Başbakanın icrasını beğendiği, Yunanistan’a giderken Yorgo Papandreu’ya vermek üzere yanında CD’sini götürdüğü, hayranları arasında Deniz Baykal’ın da bulunduğu bir sanatçı Gülses. Altan Öymen, Oğuz Haksever ve elimde iki sayfalık şarkı listesiyle ben. TRT’nin elden geçirip yenilediği Harbiye’deki büyük stüdyoda konuk ettik Melihat Gülses’i. Ben kimi şarkıların hikâyelerini anlattım, İstanbul’da kimi dost ortamlarında uduyla fasıllara katıldığını bildiğim Oğuz Haksever sanat müziğimizin neden tıkandığını. Haksever NTV’de gündüz kuşağında sunumunu üstlendiği bültenlerin birini başkasına devrederek gelmişti programa; Altan Ağabey de Bodrum tatilini kısa keserek. Benim liste amiyane tabirle ifade etmem gerekirse elimde kaldı diyebilirim. Zira hata edip saz sanatçılarına notalarının dağıtılması için listeyi evvelden vermeyi akıl edememişim. Ancak yine de sevgili Gülses kırmayıp sözleri Nâzım Nikmet’e ait ‘Görünsün karşıdan İstanbul şehri’ adlı bir dönemin yasaklı şarkısını seslendirdi. Elbette kendisine has üslup ve muhteşem bir icrayla. Beğendiğim, herkesin de sıkça dinlemeyi arzu ettiğini bildiğim şarkılara neden CD’lerde rastlayamadığımızı merak ederdim. Meğer sebep Türk sanat müziği dediğimizde isimleri akla gelen bestekârların vârisleri telif konusunda inanılmaz zorluk çıkarırlarmış. Söz Nâzım’dan açılmışken onun inanç dünyasını yansıttığını düşündüğüm bir şiiri geldi aklıma. ‘Cemil Ölürken’ isimli şiiri 1920’de yazmış Nâzım. Ve Alemdar gazetesinde yayımlamış.. Tamburi Cemil Bey’in ölümü üzerine kaleme aldığı, ünlü bestekârın oğlu Mesut Cemil Bey’e ithaf ettiği dizeler Nâzım’ın aile ortamında taş plaklardan dinlediği musikiden ne denli etkilendiğinin kanıtı. Şiiri okuduğunuzda siz de fark edeceksiniz... “Ela gözleri dalgın, geniş alnı sararmış/ Bir sanatkâr hastadır, Cemil hasta yatıyor/ Odayı bir matemin görünmez rengi sarmış /Başında duranların kalbi yorgun atıyor/ İnce parmaklarını ıslattı göz yaşları/ Odanın sükûnunda hıçkırıklar inledi/ Hastanın yavaş yavaş çatılarak kaşları/ Sanki derinden gelen bir sadayı dinledi/ Mukaddes elemini andı bir kerre daha/ Uzak serviliklere çevirerek yüzünü/ Ah! Ey gafil faniler, iman edin Allah’a!./ Bir ilahi ruhun da geldi işte son günü/ Çok kudretli oluyor bir dehanın gurubu/ Ecel, O’nun yanına sen de el bağlayıp gir!../ Nefesinle titreyen fanilerden değil bu/ Ölmeyen bir sanatkâr ölüm döşeğindedir/Gökler geri alıyor yeryüzünden sesini/ Şimdi geniş alnında ebedin gölgesi var/ Başında ağlayanlar sonuncu bestesini/ Ağır ağır kapanan gözlerinden duydular!...” Çerçeve Berlin’de hâkimler var! Yargı, hukuk, referandum.. Haftalardır başka şey konuşmaz olduk. Türkiye, tarihinde ilk defa hukuku, adalet dağıtan sistemi tartışıyor. Adalet deyince akla ilk gelen, herkesin bildiği bir deyim: ‘Berlin’de hâkimler var!..’ Prusya’nın ‘Büyük’ lakabıyla anılan kralı büyük 2. Friedrich bir gün Potsdam ormanlarında gezinirken bir arazi beğenir ve burada bir saray inşa ettirmek ister. Beğendiği arazi, üzerinde eski bir değirmen olan tepenin eteğindedir. Friedrich doğal olarak değirmenin satın alınıp saray arazisine eklenmesini ister. Görevliler bir koşu değirmenin sahibi köylüyü bulur, başına talih kuşu konduğunu, kralın değersiz arsası için yüklü miktarda para ödeyeceğini müjdelerler. Ama beklemedikleri bir tepkiyle karşılaşırlar. Değirmenci arazisini satmayı reddeder. Fiyat, adım adım birkaç kez arttırılırsa da değirmenci Nuh der peygamber demez, kararında ısrar eder.. Adamları işin halledilmesini bekleyen Friedrich’i ‘Oldu, oluyor’ diye bir süre oyalarlar fakat sonunda gerçeği söylemek zorunda kalırlar: “Köylü değirmenini satmıyor...” deliye döner Friedrich. “Ben bu ülkenin kralıyım, nasıl olur da sıradan bir köylü isteğime karşı gelir. Satmazsan zorla alırım” der. Değirmencinin bu tehdit karşısında söylediği o günden bugüne hukukun mottosu olan sözdür: “Dediğini yapamazsın, çünkü Berlin’de hâkimler var!” Prusya tarihinde adı hukuk alanında yaptığı yeniliklerle anılan, devleti hukuk temeline oturtmuş olmakla övünen kraldır 2. Friedrich. Çaresiz kabul eder durumu, değirmene dokunmaz. Bursa kadısı “Sadece elin memleketinde olur böyle şeyler” demeyin. Bir dönem bizde de olurdu benzer şeyler. Bursa’daki Ulu Cami’yi gezenler görmüştür, ana kubbenin tam altında 18 köşeli bir şadırvan vardır. Hiçbir camide olmayan, Ulu Cami’yi diğerlerinden ayıran bu özelliği mimarın estetik kaygısı sanırsanız yanılırsınız. Yıldırım Beyazıd dönemi eseri olan cami ve şadırvanın hikâyesi şöyle: Caminin inşa hazırlığı sırasında arazide hakkı olanlara istimlak bedeli ödenir. Ama nasılsa halledilir diye sona bırakılan, üzerinde harap bir kulübenin olduğu küçük parça sorun olur. Arsanın sahibi yaşlı bir Hıristiyan kadındır ve ne kadar fazla para teklif edilirse edilsin arazisini vermek istemez. Cami arazisinin tam orta yerine denk gelen arsanın mülkiyetinde sorun çıkınca proje iptal edilir. Birkaç sene sonra yaşlı kadın ölür, kimi kimsesi olmadığı için arazisi devlete kalır. Projenin önünde engel kalmamış görünür. Bu kez Bursa kadısı çıkar ortaya. Kadının Hıristiyan olduğunu, arsanın camiye dahil edilmesine bu nedenle karşı çıktığını, onun ölümüyle mülke sahip olan devletin arsayı kadının rızası hilafına kullandıramayacağını söyler. Mimara kalmıştır çözüm bulmak. Sonunda üzerinde namaz kılmanın doğru olmayacağı düşünülüp burası şadırvan haline dönüştürülür... Bildiğim kadarıyla İslam ülkeleri içinde Ramazan Bayramı’nda üç, Kurban Bayramı’nda dört gün resmi tatil ilan etmiş bir başka ülke yok... Osmanlı’nın eski devirlerini bilmem ama muhtemeldir ki imparatorluğun son döneminde benimseyip cumhuriyete taşıdığımız âdet bu.. Ramazan Bayramı’na ‘şeker bayramı’ deyişimiz de imparatorluk döneminden kalma..Bayramı fırsat bilip sahillere, yurtdışı gezilere kaçışın olmadığı, bayramın iş-güç gailesinden uzak kalınan arkadaşlıkları, dostlukları pekiştirmeye, küskünlükleri ortadan kaldırmaya vesile sayıldığı dönemden söz ediyorum. Mahalle ölçeğinde ziyaretler cumhuriyet döneminde bugüne göre geniş alana yayılmaya başladı.. Belediye otobüslerinin, banliyö trenlerinin devrede olduğu dönemdir bu.. Çocukluğumun bayramlarını eziyete dönüştüren, şehri bir uçtan diğerine, her semtte ziyaret edilmesi gerekli ‘büyükler’de kona-göçe belediye otobüsüyle turlamaydı bu.. Radikal |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Değerli site ziyaretcileri... |
|
Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak : Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz. Üye olmanızı önemle rica ederiz. Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz. Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264 Web : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org e-mail : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. İletişim : 0474 223 35 38 |
| Recep |
| 3 Persembe |
| 1433 Hicri |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
| Bugün | 37 |
| Dün | 531 |
| Bu Hafta | 2076 |
| Bu Ay | 11739 |
| Tüm Zamanlar | 383923 |
![]() | 1000 Kayıtlı Üye |
![]() | 0 Bugün |
![]() | 0 Bu Hafta |
![]() | 6 Bu Ay |
![]() | Son Üye: abdulkerım |