Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow Ş.HÜSEYİN YEŞİL arrow Ehli cehennem de haz duyar..
Ehli cehennem de haz duyar.. PDF Yazdır e-Posta
Ölen birinin bu dünyadaki zahiri tecellisi bitmiştir ve o her hal û kârda bir bilinç-üstü varlık olarak yeni bir hayata başlamıştır. Diğer taraftan ölenin “artık gözü keskindir”(Kaf 22). Bu ölenin dünyadakinden daha âlim olduğunun işaretidir aynı zamanda.  Diğer taraftan ölenin “artık gözü keskindir”(Kaf 22). Bu ölenin dünyadakinden daha âlim olduğunun işaretidir aynı zamanda.
Bilgi, bugünün insanı için metalaşmış olanlardan değil midir? Bilgi ortaçağ Avrupa’sında ve hatta Asya’sında bir kitlenin tekeliydi. Ancak modern dönemin de bunu yıktığını iddia edemeyiz. Sadece şekil değiştirmiştir. Diğer taraftan bilgi kırıntıları halka sunulmuş, adına da bilgi denilip, bilginin tekelleşmiş olduğu gerçeği örtbas edilmiştir.
Tüm bu süreçler bir tarafa bilgi, herkesin malumu bilmekten gelir. “Bilmek” tam anlamıyla “kavramaktır” aslında. Bilmek varlığını kabul etmek değil, tam anlamıyla “yakin etmek”tir. Bu sürekli gelişen süreçte “taklidi” olarak varılamayacak ve kesinlikle “ferdi delillerle” ispatlanması gereken bir şeyi imler. Yani, “bilmek” için taklit olamaz. Ferdi bir savaş gerekir her daim.
“Arif” sözcüğü Arapçada “bilmek” kökünden gelir. Diğer taraftan batı dillerindeki “science” sözcüğü de yunanca “sciens” “bir şeyi bilmek” anlamındaki sözcükten gelir. Şimdi birkaç noktayı da açmak gerek. Fransızcadaki “Savoir”(bilmek) ve İngilizcedeki “to know”(bilmek) eylemleri ile “le savoir”(bilgi) ile “the knowledge”(bilgi) sözcüklerinin kullanıldıkları bağlamları iyi incelediğimizde aslında bu dillerdeki bu sözcüklerin “bilgi”nin bu dili kullanan insanlar tarafından nasıl algılandığına işarettir.
Bu aşamada da açıkça görmek mümkündür ki, bilgi bu dillerde(Michelle Foucault, Derrida, Levinas, Corbin gibi filozofları ayrı tutarım…) bir şeyin varlığını kabul etmek olarak ele alınmıştır. Aslında bu Hegel’in ve yandaşlarının vardıkları yerdir. Mark ve söyleminde de bu açıkça görülür. Yine de bizim “irfan”ımız ile bu bilgi tanımı anlamını yitirmektedir.
Bilgi, kendi başına bilmek eyleminin ürünüdür. Yani tıpkı âlemlerin birbirinin üstüne sebep ve sonuç oranında olmaları gibi, bilgi de bilmeye oranla sonuçtur. O zaman bilgi bu anlamda bir “tevil”dir. Yani açık bir ifadesiyle “bilmek” ile bilgi arasında fark vardır. “Bilmek”in ürünü olan “bilgi” artık “bilinen”den de birçok şeyler taşır. Oysa “bilmek” ancak bir kavrayış ve anlayış sürecidir. Bilgi oluştuktan sonra artık bilmek eylemi son bulur. “Bilgi” özne ile nesne arasındaki(bilinen ve bilen) ilişkinin ürünüdür bu anlamda.
Batı dillerindeki anlamıyla bilgi zahirin yorumudur. Görünen âleme değin çıkarımlardır. Ancak “bilgi”(irfan) tam anlamıyla varlığın ötesinden gelen bir veri ile varlığın ötesine geçmek ve bir anlamda da kâmilleşmektir.
Bilgi varlığın “tevili” olmak durumundadır. Bilgi varlığın zatına ait bir tanımışlığa sahip olmaktır. Oysa varlık zahiriyle yorumlanırsa zatına dair birçok şey gizli kalacak ve varlıklar genelleştirilerek “tarihselcilik” karanlığına düşülecektir.
Bilgi her anlamda kavranabilir bir şey değil, tüm soyutluğuyla bir nevi dünyadayken berzahı, berzahtayken ahreti yaşamak gibidir. Bu varlığın ötesine, hakikatine nüfuz etmektir. Şimdi Levinas’ın birçok yerde işaret ettiği bu sürecin en güzel tanımını “Şeyh Haydar Amulî”nin risalesinde bulmak mümkün. O hakikate(bilgi) dair yöntemi üç noktaya bağlıyor:
1) Şeriat(helal-haram)
2) Keşf(kalbi kavrayış)
3) Felsefi Çıkarım(İstidlal)
Şimdi, bilginin bu üç boyutu çok önemlidir. Birinci helal-haram boyutu yani “hangi verilere” göre onu tanımaya karar verip, vermeyeceğin. Bu aşamada sadece tanınacak olanın tanınması gerekip gerekmediğine karar verilir. Burada helal “yararlı”yı, haram ise “gereksiz/zararlı”yı tanımlıyor. Bu aşamada eğer yararlı olduğuna kanaat getirilirse, bu helal-haram metodu kullanılarak son iki basamak eşit orantıda gerçekleştirilmek zorundadır. İkinci basamak varlığın ötesine geçiştir, üçüncü basamak ise kalben keşfedilenlerin aklen de desteklenmesidir ki böylece tanınana karşı bir “vecit” hali doğar, tanıyan tanınanın benliğinde erir, akabinde de bilgi tanınan ya da tanıyanın herhangi biri değil, onların bu birleşmesinin sonunda tanıyanın belliğindeki diriliş halidir. Böylece insan “bilmek istediği” varlığı “pürüzsüz” tanımlar.
Ölen birisi, berzah ile daha da âlimleşir. Ölüm insan için ilim kapılarının açılması, varlığın ötesine dair veriye ulaşması ve gözlerinin de keskin kılınmasıdır. Dünya – berzah – ahret tıpkı bilmenin üç aşamasını tanımlar gibidir. İnsan dünyadaki yöntemiyle(görme ve duyma) berzahta ve ahrette hakikate ulaşır. Kuran bu konuda ayetlerle doludur. Kıyamettekilerin “keşke dünyaya döndürülsek de…” ya da “biz kendi aleyhimize şahidiz…” türünden sözleri bu ilmi artışın göstergesidir.
Bilginin tevili olarak ölüm, cehennemliklerde de en üst halini gösterir. Çünkü onlar hayatlarında inanmamışlardır, ölümleri ise onlara ilmin kapısını açar ve onları âlim kılar. Bu manada Allah’ın Kuran’da onları cahil diye tanımlamasının normalliği de ortaya çıkar.
Bilmek şu ana kadar yaptığımız çıkarımlarla “irfan”ın tanımladığı bir çerçeveye gelmiştir. Ve insan-ı kâmil’in bilginin kullanımındaki konumu aydınlamış ve “bilmek” modern dünyanın tanımından öteye bir anlamda karşımızda belirmiştir şüphesiz.
Tüm bu açıklamalar da bize şunu doğurmuştur ki, eğer ölüm ilim kapılarını açıyorsa;
“Ehli Cehennem de Haz Duyar”
 
< Önceki

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

 

Kur'anın İsmi Ne zaman Değişti?

Soru:Kur’an-ı Kerim’in adı ne zaman kadar mushaf kaldı ve ne zamandan sonra Ku...

 

Zülfikar Şimdi Nerde?

Soru:İmam Ali’(a.s)nin Zülfikar’ının şimdi nerede olduğunu öğrenmek ...

 

Ezan'da ki Bid'at

Soru:Ezanda “es-Salat-u Hayr’un Min’en-Nevm” Demek Bidat midir?...

Hicri Takvim

Rabiü'l-Evvel
14
Sali
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ
AHMET ÖZERVARLI
ESSELAMU ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUHU EBEDEN DAİMEN KESİREN K
Melik Çarkcı/Bursa
Selamün aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü  
Bizleri bu g
Hatice Turan/İzmit
İlahiyat öğrencisi olarak sitenizden hem sosyal anlamda hem de alanımı

Ziyaretçi Sayacı

Bugün5
Dün600
Bu Hafta605
Bu Ay3727
Tüm Zamanlar321158
Şuanda 23 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

906 Kayıtlı Üye
0 Bugün
1 Bu Hafta
3 Bu Ay
Son Üye: rahim