Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow S.AHMET ERDEM arrow Mezheplerin Çıkış Sebepleri
Mezheplerin Çıkış Sebepleri PDF Yazdır e-Posta
Image  Müslümanlar İslam Peygamberinin hayatı zamanında çok büyük bir vahdete sahiptiler.

Peygamberin risaletinin azameti ve Müslümanların mutlak manada ona rücu etmeleri ihtilaf ve nizalara en büyük bir engel teşkil ediyordu. Ama Peygamberin vefatından sonra Müslümanlar arasında büyük gedikler, uçurumlar ve ihtilaflar meydana geldi. Dolayısıyla Peygamber zamanındaki vahdet ve fedakarlık yerini kelami nizalara, cidallara ve ihtilaflara bıraktı. Bazen de bu ihtilaflar akaid ve inanç adı altında kanlı savaşlara neden oldu. Bu konuda en önemli mesele, ihtilafların çıkışının ve mezheplerin temelinin atılmasının sebeplerini incelemek ve araştırmaktır.

Peygamber (s.a.a)’in vefatından sonra, bir grup Müslümanlar için kelami meseleler söz konusu değildi. Onlar cihattan ve dünyada İslamı yaymaktan başka bir şeyi düşünmüyorlar, tevhid ve Allah’ın vasıfları vb. konularda Kur-an ve Sünnetten öğrendiklerinin dışına çıkmıyorlardı.   Bu grubun karşısında mal ve servet toplamak, kudret, hakimiyet ve makam kazanmak düşüncesinde olan fırsat talep, diğer bir grupta vardı ki, bunlar dini meselelerde bir gaflet içerisindeydiler. Bu iki grubun (1- fedakar ve cihat ruhuna sahip olanlar, 2- Dünyayı talep edenler ve servet toplamak isteyenler) karşısında, inanç meselelerini düşünen ve tefekkür eden bir üçüncü grup bulunmaktaydı ki, bu iş onların mühim ve resmi bir işiydi. Bu durum, Müslümanların umumunun haliydi. Ya inanç meselelerinde Kur-an ve Sünnetten öğrendiklerine iktifa edip de, cihat ve savaş düşüncesindeydiler veya kendileri için bu tür konuların bir anlam ifade etmediğini tasavvur edip de mal, servet ve makam düşüncesindeydiler. Sadece üçüncü grup diğer meselelerden uzak kalarak inanç ve akaid meseleleriyle ilgileniyorlardı.

  Sonunda bu grup da bir takım sebeplerden dolayı ihtilafa düştüler. Bu sebepler şunlardan ibarettir ki, bu sebepler mezheplerin ortaya çıkmasına neden (vesile) olmuştur.

1- Körü körüne yapılan kabilecilik taassupları ve hizbi eğilimler.

2- Dini hakikatlerin tefsirinde yanlış ve ters anlama.

3- Peygamberin hadisinin yazılması ve yayılmasının yasaklanması.

4- Yahudi ve Mesihi alimlerin israiliyyat efsanelerini yaymada özgür olmaları.

5- Müslümanların, kendileri için has bir inanç ve akideleri olan diğer milletlerle karşılaşmaları.

6- Nassa karşı içtihad.


Birinci Sebep: Kabile Taassupları Ve Hizbi Eğilimler

  Müslümanlar arasındaki ilk ihtilaf Peygamber (s.a.a)’in vefatından sonra hilafet konusunda ortaya çıkmıştır. Hilafet makamını Risalet makamı gibi nass makamı olarak düşünenler Resulü Ekrem (s.a.a)’in hadislerine dayanarak hilafetin Hz. İmam Ali (a.s)’ın hakkı olduğunu savunuyorlardı.

  Bu grubun mantık ve düşüncesinde asla kabile taassupları söz konusu değildi ve bu inanç islam Peygamberinin sözlerinden doğmaktadır. Ama Sakife de, Hz. İmam Ali (a.s)’ın muhaliflerinin, (ister Muhacirler olsun ve isterse de Ensar,) mantığı diğer mihverler etrafında dönüyordu. Bu mihverleri kabile taassubu ve enaniyyet olarak görmek mümkündür. Hilafet konusunda hem Muhacirler ve hem de Ensar cahiliyye ölçülerine dayanarak hilafeti ellerine geçirmeye çalışıyorlardı. Oysa hilafet makamının seçim makamı olduğunu farz etsek bile, islami değerlere sahip, alim ve takvalı birisinin seçilmesi gerekirdi. Ama ne yazık ki; her iki grup da bu ölçüleri değere almayıp, risalet makamına yaptıkları kabile hizmetlerini ön plana çıkardılar... Netice de, Sakifede Ensar ve Muhacir arasında uzun tartışmalardan sonra, Ebu Bekir oradan halife olarak dışarı çıktı ve böylelikle ilk ihtilaf tohumları atılmış oldu.

İkinci Sebep: Kitap Ve Sünneti Yanlış Algılama Ve Anlama

Dini hakikatleri, Kur-an ve Sünnetin ideal hükümlerini yanlış ve ters algılamak bir çok tayfaların, fırkaların ve mezheplerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.   Gerçekte, mezheplerin büyük bir bölümünün çıkmasına bu ters ve yanlış düşünceler ve dar görüşler sebep olmuştur. Hiç şüphesiz Allah’ın kitabı ve Peygamberin sünneti bütün Müslümanlara hüccettir ve bütün Müslümanların bu ikisine uymaları gerekir. Allah’ın hükümleri ve Peygamberin buyrukları karşısında görüş bildirmek veya onlara karşı muhalefet etmek hiçbir zaman reva değildir. Müslüman olduğunu söyleyen birisine bu tür fiillerde kesinlikle yakışmaz. Kur-an-dan yararlanmak ve bir şeyler öğrenmek için çok fazla dikkat etmek gerekir.

  Kur-an-da zahir ve batın, muhkem ve müteşabih, mecaz ve teşbih...vardır. Kur-an-ı Kerimin sadece zahirini tasavvur etmek, onun yüce makamını aşağı indirmekten ve yüce manalarını tahrif etmekten başka bir netice vermez.


  İslam dini içerisinde “Mücesseme, Müşebbehe, Harici, ve Mürcie” adında fırkalar ortaya çıktı. Bütün bu gruplar Kitap ve sünneti kendi tasavvur ve düşüncelerinin medrek ve dayanağı olarak görmüş ve kendilerine muhalif olanları Kitap ve sünnete karşı muhalif olmakla suçlamışlardır. İlk iki grup “Ayn” (göz) “Yed” (el) “Vech” (yüz) kelimelerinin bulunduğu ayetlere dayanarak ayetleri zahirine göre tefsir etmişler. Sade ve basit bir şekilde bu ayetlerin kenarından geçip gitmişlerdir.

  Örneğin ehli hadis “Yahudiler Allah’ın eli bağlıdır, dediler.... Bilakis Allah’ın elleri açıktır, dilediği gibi verir...” [1] ayetinin tefsirinde, zahire iktifa ederek şöyle demişlerdir; Allah’ın infak ettiği iki tane eli vardır. Eş’ari ise bu konuda şöyle diyor;

Allah’ın iki ele vardır ama biz onun keyfiyetini (nasıl olduğunu) bilmiyoruz. [2]   Kur-an-ı Kerimden bu tür yararlanmak dar ve yanlış görüşlülüğün nişanesi olup, onu dar bir çerçeveye sığdırmaktır.

  Müslümanlar Peygamber (s.a.a)’in vefatından sonra kendilerini din, takva ehli görüpte, sadece zahire iktifa eden bir grupla karşı karşıya kaldılar. Bunlar sadece zahire iktifa ederek bu tür yanlış düşünceleri İslam dini kalıbında müslümanların içerisine soktular. Bunlar her türlü tefekkür ve fikri düşünceyi küfr olarak talakki ettiler.

  Neticede Kur-an ve sünnet düşünce yapısı olarak mana ve tefsir bakımından asıl mesirinden çıkarıldığı ve farklı farklı manalar ve bu manaların taraftarları ortaya çıktığı için, bu ihtilaflar en sonunda hizbi eğilimlere ve fırkalaşmalara neden olmuştur.
..............................................

[1] - Maide suresi, 64

[2] - Eş’eri der Ebane, s. 18

 Devam Edecek....

Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 

 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

 

Kur'anın İsmi Ne zaman Değişti?

Soru:Kur’an-ı Kerim’in adı ne zaman kadar mushaf kaldı ve ne zamandan sonra Ku...

 

Zülfikar Şimdi Nerde?

Soru:İmam Ali’(a.s)nin Zülfikar’ının şimdi nerede olduğunu öğrenmek ...

 

Ezan'da ki Bid'at

Soru:Ezanda “es-Salat-u Hayr’un Min’en-Nevm” Demek Bidat midir?...

Hicri Takvim

Rabiü'l-Evvel
14
Sali
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ
AHMET ÖZERVARLI
ESSELAMU ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUHU EBEDEN DAİMEN KESİREN K
Melik Çarkcı/Bursa
Selamün aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü  
Bizleri bu g
Hatice Turan/İzmit
İlahiyat öğrencisi olarak sitenizden hem sosyal anlamda hem de alanımı

Ziyaretçi Sayacı

Bugün61
Dün600
Bu Hafta661
Bu Ay3783
Tüm Zamanlar321214
Şuanda 24 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

906 Kayıtlı Üye
0 Bugün
1 Bu Hafta
3 Bu Ay
Son Üye: rahim