Resul, Nebi ve Muhaddes

0

Zurare şöyle rivayet etmiştir: Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’a Allah azze ve celle’nin “O bir resul, nebi idi.” (Meryem, 54) âyetiyle ilgili olarak bir soru yönelttim ve dedim ki: “Resul nedir, nebi nedir?”

 Buyurdu ki:

«Nebi, rüyasında gören, sesi duyan ve melekle bizzat karşılaşmayan kimseye denir. Resul ise sesi işiten, rüyasında gören ve bizzat melekle karşılaşan kimseye denir.»

Dedim ki: Peki, imamın bu bağlamdaki mertebesi nedir?

Buyurdu ki:

«İmam ses işitir; ama rüyasında görmez ve melekle bizzat karşılaşmaz.» Sonra şu âyeti okudu: «”Senden önce hiçbir resul, nebi (ve muhaddes) göndermedik ki.” (Hac, 52)»

İsmail b. Merrar şöyle rivayet etmiştir:

Hasan b. Abbas el-Marufî İmam Rıza (Ali b. Musa aleyhisselâm)’a şöyle yazdı: “Sana kurban olayım! Bana resul, nebi ve imam arasındaki farkı haber ver.” (Kavi der ki) İmam şöyle yazdı veya söyledi: «Resul, nebi ve imam arasındaki farka gelince: Resul: kendisine Cebrail adlı melek inen kimsedir. O, Cebrail’i görür, sözlerini işitir. Cebrail ona vahiy indirir. Bazen onu rüyasında da görür. İbrahim (aleyhisselâm)’ın gördüğü rüya gibi.

Nebi ise ses işitir (meleğin şahsını görmez). Bazen de meleğin şahsını görür; fakat sesini işitmez. İmam ise sözleri işitir; ama meleğin şahsını görmez.»

Ahvel şöyle rivayet etmiştir:

Ebu Cafer (Muhammed Bakır aleyhisselâm)’a Resul, Nebi ve muhaddes’in mahiyetini sordum.

Buyurdu ki: «Resul, Cebrail adlı meleğin önden gelip göründüğü, kendisiyle konuştuğu kimseye denir. Böyle kimseler, resul olarak isimlendirilirler.

Nebi ise İbrahim (aleyhisselâm)’ın gördüğü rüyaya benzer rüyalar gören ve Resûlullah’ın vahiy almadan önce, Cebrail kendisine gelinceye kadar rüyasında gördüğü peygamberlik alametlerini gören kimseye denir. Nihayet Cebrail ona Rabbi katından ilâhî risâleti getirmişti. Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihiy)’ye nübüvvet verilip Allah katından risâlet de gönderilince, artık Cebrail ona geliyor ve bizzat karşısına çıkıp onunla konuşuyordu.

Bazı Nebiler nübüvvetin özelliklerini üzerlerinde toplamış, peygamberlik alâmetlerini rüyalarında görmüş, sonra “Ruh” onlara gelmiş, konuşmuş ve kelâm etmiştir. Ama meleği uyanıkken görmemişlerdir. Muhaddes ise kendisiyle konuşulan, sesi işiten, meleği bizzat görmediği gibi rüyasında da görmeyendir.»

Bureyd, Ebu Cafer (Muhammed Bakır) ve Ebu Abdullah (Cafer Sadık aleyhisselâm)’dan “Senden önce hiç bir resul, nebi (ve muhaddes…) göndermedik ki: …”(Hac, 52) âyetiyle ilgili bir soru sordum ve dedim ki: “Sana kurban olayım! Biz âyeti bu şekilde okumuyoruz. Resul, nebi ve muhaddes ne demektir?”

Buyurdu ki:

«Resul, meleğin açıkça göründüğü ve onunla konuştuğu kimsedir. Nebi ise meleği rüyasında gören kimseye denir. Bazen bir kişi hem resul hem de nebi olabilir. Muhaddes ise meleğin sesini işitir; ama şahsını görmez.»

Dedim ki: Allah, seni salih kılsın! Rüyada görülenin hak olduğu ve meleğin göründüğü nasıl bilinir?

Buyurdu ki: «Bunu anlaması için gerekli yardım sağlanır. Şunu bilin ki yüce Allah, sizin kitabınızla kitapları ve sizin Nebinizle, nebilerin gelişini bitirmiştir.»