1_13

Ramazan ve Oruç

Ramazan ayı veya Mübarek Ramazan ayı ya da Ramazanu’l-Mübarek (Arapça: رَمَضان المُبارَک), oruç tutmanınMüslümanlara farz olduğu Kameri ayların dokuzuncusudur. Kur’an-ı Kerim, bazı ayetlerin de vurguladığı gibiRamazan ayında nazil olmuş ve Kadir Gecesi bu aydadır. Şiaların birinci imamı, Hz. İmam Ali (a.s) Ramazanayının yirmi birinci günü şehit olmuştur. Bu sebeple bu ay Şialar nezdinde daha da önem kazanmıştır. Bu ayın en önemli ibadetleri şunlardır; oruç tutmak, Kur’an tilavet etmek, Kadir gecelerini ihya etmek (geceyi uyumadan ibadetle geçirmek), dua, istiğfariftar (yemeği) vermek, yoksullara yardımda bulunmak. Bu ay, Müslümanlar arasında özel bir konum ve saygınlığa sahiptir. Bu ay ibadet ayıdır. Müminler Ramazan Ayının manevi bereket ve güzelliklerinden daha fazla istifade etmek için Recep ve  Şaban aylarında manevi hazırlıklara başlamaktadırlar.

Ramazan İsmi

Ramazan sözcüğü, şiddetli sıcaklık, yakıcı hararet ve yakmak anlamına gelen “r-m-z” kökünden mastardır.[1] Bazı dil bilimciler, bu ayın Ramazan olarak adlandırılmasının nedenini, bu ayın mevsimsel şiddetli sıcaklarda yer almasına bağlamışlardır. Dolayısıyla bu ayın oruç hükmüyle bir ilgisi yoktur. Zira oruç tutma emri, İslam dininden sonra farz olmuştur. Oysa Ramazan ismi, İslam’dan önce bu isimle isimlendirilmiştir.[2]

Kur’an’da Ramazan Ayı

Ramazan sözcüğü, Kur’an’da bir kere geçmiş ve onda Ramazan ayı kastedilmiştir. Bu ay Kur’an’da ismi açıkça geçen ve değer verilen tek aydır: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin…” (Bakara, 185)

Hadislerde Ramazan Ayı

Bu ayın azamet ve büyüklüğü hakkında masumlardan (a.s) çok sayıda hadis nakledilmiştir. Onlardan bazıları şunlardır:

  • Ramazan ayı, Allah Teâlâ’nın adlarından biridir.[3]
  • Öyle bir aydır ki eğer değeri bilinirse insan, bütün yılı oruç tutmayı arzu eder.[4]
  • Öyle bir aydır ki eğer kul o ayda bağışlanmazsa, başka aylarda bağışlanma ümit yoktur.[5]
  • Semavi kitapların nazil olduğu aydır.[6]
  • Allah’ın ayıdır.[7]
  • İlahî rahmet ve mağfiret ayıdır.[8]
  • Günahların döküldüğü aydır.[9]
  • Göklerin kapılarının açıldığı aydır.[10]
  • Sevapların iki katına çıktığı aydır.[11]
  • Kur’an’ın baharıdır.[12]
  • Cehennem kapılarının kapandığı aydır.
  • Cennet kapılarının açıldığı aydır.
  • Şeytanların zincire vurulduğu aydır.[13]

İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen bir hadise göre, bu ayda güzel ahlaklı olmak insanın sırat köprüsünde sabitkadem olmasına neden olur.[14]

Gökten Bu Ayda Ses Gelmesi

Hadislerde geçen İmam Mehdi’nin (a.s) zuhur alametlerinden biri olarak “gökten sesin gelmesi” hadisesi bu ayda gerçekleşecektir. Ayrıca rivayetlerde Ramazan ayının on üçüncü ya da on dördüncü gününde güneş tutulacağı ve yirmi beşinde ay tutulmasının beklenmedik bir şekilde gerçekleşeceği bildirilmiştir.

Semavi Kitapların Nazil Olduğu Ay

Nakledilen bazı rivayetlerde Kur’an-ı Kerim, İncil, Tevrat, Zebur ve sahifeler bu ayda nazil olmuştur.[15]

Ramazan’ın Başlangıç ve Sonunun Belirlenmesi

Ramazan ayı da öteki Kameri aylar gibi hilalin görülmesi (rüyeti hilal) ile başlar veya bir önceki ayın (hilalin) üzerinden otuz gün geçmesiyle başlar. Ramazan ayı başladığında müstahap amellerden biri de Ramazan hilalinin gözlemlenmesidir. Bazı hadislerde Ramazan ayının otuz gün olduğu ve hiçbir zaman ondan daha az olmayacağı[16] nakledilmiş ve bazı kadim fakihler buna inanmışlardır.[17]Ancak buna karşın, bazı hadislerde Ramazan ayının da öteki aylar gibi aynı olduğu ve 29 veya 30’dan çıkabileceği zikredilmiştir.[18]Fakihlerin çoğunluğu buna kaildirler.[19]

Ramazan Ayının Amelleri

Ramazan ayı, Müslümanların en önemli ibadet ayıdır ve rivayetlerde bu ay için çeşitli amel ve ibadetler nakledilmiştir. Bu amel ve ibadetlerden bazıları müşterek, bazıları da bazı günlere özeldir.

Ramazan Ayındaki Önemli Olaylar

  • Hz. Hatice’nin (s.a) vefatı; 10 Bi’set, 10 Ramazan.
  • İmam Hasan Mucteba’nın (a.s) kutlu doğumu; h. 3, 15 Ramazan.
  • Kadir gecesi ve Kur’an’ın (19 Ramazan, 21 Ramazan veya 23 Ramazan’da) nazil oluşu.
  • Mekke’nin Fethi; h. 8, 20 Ramazan.
  • İmam Ali’nin (a.s) şehadeti; h. 40, 21 Ramazan.

Halkın Gelenek ve Görenekleri

Çok eski yıllardan beri, insanlar Ramazan ayının ilk gününden itibaren bir cüz Kur’an tilavet etmekte ve ayın sonuna kadar Kur’an hatmemektedirler. Geçmişte Kur’an hatmi daha çok camilerde yapılırdı. Günümüzde radyo ve televizyonlar da Kur’an hatmi programları yaparak yayınlamaktadır. Cami ve ziyaret yerleri bu ayda daha çok şenlik ve festival havasındadır.

Bir çok şehirde iftar saatinde dükkânlar kapatılır ve caddeler boşalır.[20] Bazı camilerde akşam ezanından hemen sonra cemaat namazıkılınmakta, bazı yerlerde iftardan sonra ikame edilmekte ve namazdan sonra konuşma ve münacatlar yapılmaktadır. Yaz gecelerinde halk iftardan sonra alış veriş ve gece için hazırlıklar yapmaktadırlar. Bazı yerlerde iftar saatindeki tatil saatlerini geç saatlerde çalışarak telafi etmektedirler. Bazı televizyon kanalları Ramazan ayına özel yayınlar yaparak halkın manevi duygularına hitap etmeye çalışmaktadır.

İmam Hasan’ın (a.s) kutlu doğum günü ve yine İmam Ali’nin (a.s) şehadet yıl dönümü Şia bölgelerinde büyük şenlik ve yas ve matem içinde geçmektedir. İftar yemeği vermek ve ihtiyaç sahiplerine ve yetimlere yardımda bulunmak bu ayda daha çok göze çarpmaktadır. Merhum Müezzin Zade’nin ezanı, Seher Duası ve Rabbena münacatı, bu ayın unutulmaz hatıralarındandır.

Yerel Gelenekler

Bazı bölgelerde ilk kez oruç tutan gençlere hediyeler verilmektedir.[21][22] İftar vermek, dargınları barıştırmak, ziyaretlerde bulunmak da bu ayda halkın yaptığı etkinliklerdendir.[23][24][25] Yine bazı yörelerde halkın kendisine has özel programları vardır.[26] Arapların yaşadığı bölgelerde her gece Hüseyniyeler, camiler ve evlerde konuşma ve mersiye meclisleri düzenlenmektedir. Bu etkinliklerde halka ikram olarak daha çok kendine has bir biçimde kahve verilmesidir.[27]

Yiyecekler

Bu ayda halk arasında daha çok hurma, tulumba ve yerel yatlı ve yiyecekler yaygın bir şekilde tüketilmektedir Bazı yörelerde camilerde sade bir sofra açılarak iftar verilmektedir.

Top Atışları

O dönemler radyo, televizyon ve alarm gibi teknolojik aletler olmadığı için ezan saatlerinin girdiği belli olmamaktaydı. Bu yüzden akşam ve sabah ezan vakitlerinde davul, def, nakkare gibi şeyler çalınır ve halk ezan vaktinden haberdar edilirdi. Büyük şehirlerde iftar ve sahurvakitlerinde top atışları yapılırdı. Tahran’da iki top bu iş için ayrılmıştı. Bu toplar iftar ve sahur vakitlerinde üç kez ateşlenirdi. Halk da bu şeylerle tam olarak yetinmemekte ve sahur kafilesinden geri kalmamak için birbirlerinin evlerinin ışıklarına bakar ve birbirlerinin evlerine yumruklarla vurarak uyandırırlardı.[34] Kürt bölgelerinde halkın ezan saatlerinden haberdar olması için bunların yanı sıra müzik aletleri ve ilahîlerden de yararlanılırdı.[35]

Münacatlar, seher duası ve sahur yemeklerinde ortaya çıkan ses ve coşkular o kadar çok yaygındı ki Tahran-ı Kadim kitabında bu coşku şu şekilde özetlenmektedir: “bu şamata ve kargaşalar seher vakitlerinde o kadar çok artmaktaydı ki şehir bir bütün halinde feryat etmekte ve coşmaktaydı. Öyle ki nakledildiğine göre Avrupalı diplomatlardan birisi Ramazan ayında seher vaktinde şehre girdiğinde yankılanan ses ve gürültüden ürkmüş ve halkın protestolar için ayaklandığını ya da devrim olduğu düşüncesiyle geri dönerek kaçmıştır.”Bu ayda işler neredeyse tatil olmaktaydı. Halk ibadetle meşgul olur ve evlilikler daha az yaşanırdı.[37]

Kahvehaneler ve Spor Salonları

Ramazan gecelerinde de halk vakitlerini kendilerini meşgul edecek eğlencelerle geçirirlerdi. Bazıları iftardan ve namazdan sonra bir mahalleden başka bir mahalleye ziyaret ve gezmeye giderlerdi. Sporcu olanlar cami ve vaaz programlarından sonra spor salonlarına gider[38] daha genç olanlar ise bazen kahvehanelere giderlerdi. Mahalle camileri de oruçluların vakitlerini geçirdikleri en kalabalık yerlerden biriydi.

İbn Mülcem’in Öldürülmesi

Ramazan ayının Fıtır bayramından önceki son töreni yirmi yedinci gününde yapılmaktaydı. Bir çok insan Ramazan ayının yirmi yedinci gününü İbn Mülcem’in (İmam Ali’nin katilinin) öldürüldüğü gün olarak bilmekte ve insanlar yirmi yedinci gece kele paça ve kuruyemiş yerlerdi.[39][40] Kirman, Hamedan, Erdebil, Şahrud ve Zencan gibi bir çok şehirde, “murat kesesi” adıyla bir para kesesini yıllık bereket getirmesi için dikerlerdi.[41][42][43][44][45]

Kaynakça

  1. Mesudi, c. 2, s. 189.
  2.  Mustafavi, et-Tahkik li-Kelimati’l-Kur’an-ı Kerim, 4/243.
  3. Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ramazan demeyiniz, şüphesiz Ramazan Allah Teâlâ’nın isimlerinden bir isimdir; lakin Ramazan ayı deyiniz.” Mizanu’l-Hikmet, h. 7442.
  4. Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer kul Ramazan ayında ne olduğunu bilseydi, tüm yıl Ramazan olmasını isterdi.” Biharu’l-Envar, c. 93, s. 346.
  5. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim Ramazan ayında bağışlanmazsa bir sonraki Ramazan ayına kadar bağışlanmaz, şayet Arefe’de hazır olursa.” Mizanu’l-Hikmet, h. 7461.
  6.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Tüm Kur’an-ı Kerim, Beytü’l-Ma’mur’a nazil oldu, sonra yirmi yıl zarfında Resulü Ekrem’e (s.a.a) nazil oldu; İbrahim’in suhuf’u Ramazan ayının ilk günü; Tevrat Ramazan ayının altıncı günü; İncil Ramazan ayının on üçüncü günü; Zebur Ramazan ayının on sekizinci günü nazil oldu.” El-Kâfi, c. 2, s. 628.
  7. Hz.Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı, Allah’ın ayı, Şaban ayı, Resulullah’ın ayı, Recep ayı ise benim ayımdır.” Vesailu’ş-Şia, c. 7, s. 266, h. 23.
  8. Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden özgürlüktür.” Biharu’l-Envar, c. 93, s. 342.
  9.  Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ramazan, günahları yaktığı için Ramazan olarak adlandırıldı.” Mizanu’l-Hikmet, h. 7441.
  10.  Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Göklerin kapısı Ramazan ayının ilk günü açılır ve ayın son gününe kadar kapatılmaz.” Biharu’l-Envar, c. 96, s. 344.
  11. Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı, Allah’ın ayıdır ve bu ayda Allah azze ve celle, hasenatı (sevapları) arttırır, günahları siler ve bu ay bereket ayıdır.” Biharu’l-Envar, c. 93, s. 340.
  12. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her şeyin bir baharı vardır, Kur’an’ın baharı da Ramazan ayıdır.” Kâfi, c. 2, s. 630.
  13. Hz. Resulü Kibriya Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayının hilali çıktığında cehennem kapıları kapatılır, cennet kapıları açılır ve şeytanlar zincire vurulur.” Mizanu’l-Hikmet, h. 7453.güvenilir bir senetleHz. Resulü Kibriya’nın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Ey insanlar! Her kim bu ayda ahlakını güzelleştirirse, ayakların titrediği günde sıratta ona (geçiş) izni verilecektir. Sizlerden her kim köle ve cariyesini bu ayda rahatlatırsa, Allah da onun hesabını rahatlatır.” Emali, Şeyh Saduk, s. 154; Ravzatu’l-Vaizin, c. 2, s. 346.
  1. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Tüm Kur’an-ı Kerim, Beytü’l-Ma’mur’a nazil oldu, sonra yirmi yıl zarfında Resulü Ekrem’e (s.a.a) nazil oldu; İbrahim’in suhuf’u Ramazan ayının ilk günü; Tevrat Ramazan ayının altıncı günü; İncil Ramazan ayının on üçüncü günü; Zebur Ramazan ayının on sekizinci günü nazil oldu.” El-Kâfi, c. 2, s. 628.

Oruç

Oruç (ArapçaالصومİngilizceAl-Savm), İslam’ın önemli ibadetlerinden ve bu dinin, ibadet düsturlarından olup, namazdan sonra, en önemli ibadetlerden birisi sayılmaktadır. Bu anlamda insanın, sabah ezanından, akşam ezanına kadar yemek ve içmekten kesilmek gibi bazı işlerde, Allah’ın buyurduğu şekilde davranmasından ibarettir.

Oruç, İslam’da füruu dinden sayılmaktadır. Diğer dinlerde de çeşitli şekillerde oruç tutmak vacipkılınmıştır. Bu amel, Allah’a yakınlaşmayı hedeflemektedir. Takvanın daha üstün mertebelerine ulaşmak, bedeni temizlemek, manevi bir takım değerleri idrak etmek veya bazı günahlara kefaret olması, iradenin güçlenmesi ve ihtiyaç sahibi olan fakirlere karşı daha şefkatli olmayı sağlayan birtakım yararlarından bahsedilebilir.

Orucun dereceleri vardır. Genel anlamda oruç, özel oruç ve hasların orucu olarak üç gurupta toplayabiliriz. Ramazan ayı orucu İslam’ın temel sorunlarından biri sayılmakta ve buluğa ermiş, akıllı ve sağlığı yerinde olan her Müslümana, ramazan ayında oruç tutmak, vaciptir. Ramazan ayının orucunun emredilmesi, hicretin ikinci yılı, Şaban ayının yirmi sekizinci gününde, Medine’de Bakara suresinin 183 üncü ayetinin nazil olmasıyla başlamıştır.

Oruç, ibadetlerin erkânından biri sayılmaktaydı. Vacip birtakım oruçlara ilaveten, müstehap birçok oruç da yılın diğer günlerinde mevcuttur.

Önceki Dinlerde Oruç Konusu

Oruç, lügatte, insanın kendisini herhangi bir işten alıkoyması demektir. Terimsel anlamı ise şeriatta, insanın kendi nefsini, orucu batıl edecek birtakım şeylerden alıkoyması anlamına gelmektedir.

Kur’an-ı Kerim, açıkça bu ilahi farzın, diğer dinlerde de olduğunu beyan ediyor.[1] Belirtmek gerekir ki, Müslümanlarda olduğu gibi, Müslüman olmayan diğer dinlerde de bu teklifin aslı mevcuttur; ama özellikleri ve hususiyetleri fark etmektedir. İlk oruç tutan insan, hazreti Âdem idi.[2] Oruç tutmak, Yahudilerin temel ibadetlerinden biri idi. Tevrat‘ta defalarca bu konuya işaret edilmiştir. Hazreti Musa Allah’tan levhaları almadan önce, kırk gün, kırk gece Sina dağında oruç tuttu ve yemekten içmekten uzak durdu.[3][4][5] Yahudi şeriatında Allah’a yakınlaşmanın en çok bilinen yollarından birisi oruç tutmaktır. Günümüzde her kes tarafından bilinen ve umuma yayılmış bir ibadet şekli olarak, dünya Yahudilerinin ayininde de oldukça yaygındır. Vacip ve ihtiyari oruçlar olarak iki kısımda uygulanmaktadır.

Oruç, İbrani dilinde, “Ta’niyet” yani, insanın kendisini zahmete atması, canına eziyet edip, ıstırap vermesi anlamındadır. Bu adla anılmasının nedeni, Şer’i bir gün boyunca, insanın, yemekten ve içmekten kesilmesi nedeniyledir. İbrani takviminde, 6 gün vacip oruç unvanı dikkat çekmektedir.

Hazreti Meryem oruç tutuyordu ve hazreti İsa (a.s) kendisi oruç tuttuğu gibi havarilerine de kendisinden sonra oruç tutmalarını emretmiştir.[6]

İslam’da Oruç

Ramazan ayı orucu, hicretin ikinci yılında Şaban ayının yirmi sekizinci günü kıblenin değişmesinden 13 gün sonra vacip olmuştur.[7][8][9]Gerçi ondan önce de Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve bazı Müslümanlar oruç tutuyorlardı.

Sadr-ı İslam’da oruç tutanlar için, şimdiki durumlarına ilaveten, iki şeye daha riayet etmeleri de vacip kılınmış, ancak daha sonraları bu iki vacip, nesh oldu yani kaldırıldı:

  1. Oruç tutanlar, yalnızca iftardan gecenin bir vaktine kadar, yani uyuyuncaya kadar yemek yiyebilirlerdi.
  2. Ramazan ayı gecelerinde cinsel ilişki haram kılınmıştı.

Kur’an ayetlerinde açıkça belirtildiği üzere,[10] Hz. Peygamberin (s.a.a) ashabından bazı kimseler, bu müddet içinde, bu konuda kendilerine ihanet etmekteydiler.[11]

İslam peygamberi (s.a.a), kendisine yöneltilen “Niçin İslam’da oruç 30 gündür” sorusuna karşılık, şöyle buyurdu: Hazreti Adem (a.s), yasak meyveden yediği zaman 30 gün boyunca bu meyve onun bedeninde kalmıştı; daha sonra Allah, onun çocuklarına 30 gün açlığı ve susuzluğu vacip kılmıştır.[12]

Kur’an’da Oruç

Kur’an’da, 14 surede oruç zikredilmiştir. Ramazan ayında oruç tutma emri ve onunla ilgili hükümlerin çoğu, Bakara suresinin 183. ayetinden 185 inci ayete kadar ve 187. ayetinde gelmiştir. Buna ilaveten, oruç tutmanın bazı günahlara kefaret olacağına dair bir takım ayetler de nazil olmuştur.[13]

Veya bazı hac merasiminin adabının yerine getirilmesi anlamında beyan etmektedirler.[14]

“Saimun ve Saimat” yani “oruç tutan erkekler ve oruç tutan bayanlar” unvanı Kur’an-ı Kerimde, Ahzap suresinin 35. Ayetinde, insanlardan iki zümreye hitap etmekte ve iki grubun adı getirilerek, Allah’ın bağışlamasına müstahak olarak tanımlanmışlardır. Meryem suresinin 26. Ayetinde, Hz. Meryem, kendisiyle susmayı ahdetmiş ve Kur’an ondan, oruç adıyla bahsetmektedir.

Rivayetlerde Oruç

Rivayetlerde, oruç hakkında, şu unvanlar adı altında bahsedilmiştir:

  1. İslam’ın Beş temel direğinden biri.[15]
  2. Hikmet, kalbe ait marifet ve yakin.[16]
  3. Zengin ve fakir arasında eşitlik sebebi.[17]
  4. İhlasın tespiti ve imtihan vesilesi.[18]
  5. Bir çeşit cihattır.[19]
  6. Bedenin zekâtıdır.[20]
  7. Kıyamet günü açlık ve susuzluğu hatırlamak.[21]
  8. Kıyamet günü açlık ve susuzluk derdinden kurtulur.[22]
  9. Ahiret ateşi karşısında korunma ve siper.[23]
  10. Kıyamette şad ve sevinçli olma nedeni.[24]
  11. Orucun, oruç tutan hakkında şefaatçi olması.[25]
  12. Dünya ve ahiret zorlukları karşısında yardımcı.[26]
  13. İftar vakti duaların kabul edilmesinin nedeni.[27]
  14. Bedenin sağlıklı olma sebebi.[28]
  15. Hafızanın takviye ve güçlenmesi.[29]
  16. Dünya afetlerine karşı siper.[30]
  17. Kalplerin sakin olma sebebi.[31]
  18. Şeytanın uzaklık nedeni.[32]
  19. İlahi özel ödül (veya Allah’ın bizzat kendisi, oruç tutanların sevabının karşılığıdır.).[33]
  20. Ramazan ayında oruç tutanlara, cennetin müştak oluşudur.[34]
  21. Orucu terk etmek, imansızlık sebebidir.[35]

Rivayetlerde ve hadislerde, gerçek orucun, Allah’ın beğenmediği her şeyi terk etmekten ibaret olduğu vurgulanmıştır.[36] Bir oruç ki, göz, kulak, saç ve hatta derinizin dahi oruçlu olması gerekir.[37] Ayrıca, ağızla oruç tutmak, mide orucundan daha üstün ve kalp orucunun da ağız orucundan daha üstün olduğu bildirilmiştir.[38]

Oruç tutmanın Mertebeleri

Oruç tutmanın üç derecesi vardır: Biri genel anlamda bildiğimiz oruç, diğeri özel oruç ve üçüncüsü hasların orucu olarak nitelendirilebilir.

  1. Genel anlamda oruç şudur: İnsan, orucu batıl eden şeylerden uzak durur.
  2. Özel oruç şudur: İnsan, birincisine ilaveten gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını ve diğer azalarını da oruçlu kılar. Gündüzleri oruç tutar, geceleri dua ile uğraşır. Halka eziyet etmekten, haset etmekten uzak durur ve kişisel düşmanlıklarını bir kenara bırakır. Oruç tuttuğu günlerde, diğer günlerden daha farklı davranır.
  3. Has kimselere ait olan oruç şudur: Yukarıdaki durumlara dikkat etmekle birlikte, onun kalbi de oruçlu olur. Yani kendi kalbini, Allah’tan gayrısını teveccüh etmekten keser, kendi nefsini, nefsin isteklerinden ve şehvetlerinden korur. Öyle ki, günahın düşüncesi dahi ona kalbine gelmez.

Oruç Tutmanın Felsefesi

Oruç tutmak, bedenin sıhhati, cismin salim olması ve farklı boyutlarda oldukça çok faydaları vardır. Orucun vacip kılınmasının en önemli felsefelerinden birisi, takvalı ve ihlaslı kişideki iradenin takviye olunması ve güçlendirilmesidir. İbadetlerle ünsiyete ve seherlerde uyanık olmaya neden olmaktadır. Oruç, halkın açlık ve susuzluk derdini tatmasına, böylece ölüm anını, öldükten sonra karşı karşıya bulunduğu ebedi ahiret yaşamını hatırlamasına ve kendilerini o güne hazırlamalarına sebep olmaktadır. Oruç tutan kişi, açlığın kendisine verdiği rahatsızlığı idrak ettiğinden, kibirlenmekten uzaklaşmış, diğer vacipleri yerine getirmeye hazır hale gelmiş ve hatta malıyla ilgili ibadetleri yapmaya meyillenmiş olur.[39][40]

Kutsi hadiste, orucun meyvelerinden birinin “Hikmet” olduğu, kalbe ait marifet ile Allah’ı tanımaya neden olduğu şeklinde beyan olunmuştur. Bunun sonucu da insanın ruh ve psikolojisinin sükûnete ve rahata ermesi, yaşamın zorluklarını oldukça kolay atlatmasının temel nedeni olarak bildirilmiştir.[41] Oruç tutmak, oruç tutanlar arasında bir bağlılık, gönül birliği ve fedakârlığı da kendisiyle birlikte gerektirmektedir ve onlarla işbirliği ve mahrumlara yetişmek, onların elinden tutmak ve onları takviye etmeyi gerektirir.

Bütün bunlara ilaveten oruç, insanda düzenlilik ve kanaat oluşturur, günahlara karşı sabırlı olmak ve yaşamın zorluklarını göğüsleyebilmek gibi özellikler kazandırarak, toplum içerisinde yaşayan insanları takviye eder. Ramazan ayında toplumsal yaşamda yapılan yanlış davranışların daha çok azaldığı dikkat çekmektedir.

Oruç tutmak, insanda sabır ve tahammül sınırlarını genişletir, ona hedeflerine ulaşma yolunda dayanıklılık gücü, çaba gayret bahşeder.

Orucun Kısımları

Şer’i hüküm açısından, dört kısım oruç vardır: Vacip oruçlar, Müstehap oruçlar, Mekruh oruçlar ve Haram oruçlar.

Farz Oruçlar

  1. Ramazan ayı orucudur.
  2. Kaza orucudur.
  3. Anne veya babanın kaza orucudur.
  4. İtikâf günlerinin üçüncü gününün orucudur.
  5. Hac’da kurban yerine tutulan oruçtur.[42]
  6. Nezir ve yeminin kefaret orucudur.
  7. Vacip orucu kasıtlı bozmanın kefareti orucudur.

Müstehap Oruçlar

Oruç tutmanın haram ve mekruh olduğu günler dışında, yılın her gününün orucunu tutmak, müstehaptır. Ancak bazı günlerde oruç tutulması üzerinde özel olarak tekit edilmiştir. Onlardan bazıları şunlardır:

  1. Her kameri ayın ilk ve son perşembeleri ve her ayın ikinci Çarşambası (yani onuncu gününden sonraki ilk çarşambası)
  2. Her kameri ayın 13, 14 ve 15. günleri
  3. Recep ve Şaban aylarının bütün günleri bu ayların her gününün kendine ait büyük faziletleri vardır
  4. Şevval ayının 4. gününden 9’una kadar olan günler.
  5. Zilkade ayının 25. günü olan “Dahvu’l-Arz” günü ve bu ayın 29. Günü.
  6. Zilhicce ayının 1. gününden 9’una (Arefe Günü) kadar. Fakat eğer kişi, bedensel bir zaaf nedeniyle oruç tutamayacak olursa Arefe gününün duasını okumalıdır. Ancak bu günde oruç tutmak mekruhtur.
  7. Zilhiccenin 18. gününe denk gelen “Kadir-i Hum” gününün orucu.
  8. Zilhiccenin 24. günü olan “Mübahele” gününün orucu.
  9. Muharrem ayının 1. , 3. ve 7. Günleri.
  10. Rebiulevvel ayının 17. günü olan hz. Peygamberin (s.a.a) doğum günü
  11. Cemadiyelula ayının 15. günü
  12. Recep ayının 27. günü olan, Peygamber-i Ekrem’in peygamberliğe meb’us olduğu günün orucu.

Mekruh Oruçlar

  1. Aşura gününün orucu.
  2. İnsan, eğer kurban bayramı mı, yoksa arefe günü mü diye şek ederse, bu günde oruç tutmak mekruhtur
  3. Misafirin, ev sahibinin izni olmaksızın oruç tutması mekruhtur.

Haram Oruçlar

  1. Ramazan bayramında ve kurban bayramında oruç tutmak
  2. insan eğer şaban ayının sonu mu yoksa ramazan ayının başı mı diye şüphe halinde kalır da eğer bu durumda ramazanın birinci günü niyeti ile oruç tutacak olursa bu haramdır. Ama eğer Şaban ayının son günü niyeti ile oruç tutarsa bu doğrudur. Daha sonra ramazan ayının birinci günü olduğu ortaya çıkarsa, Ramazanın birinci günü orucu sayılır.
  3. Eğer bir kimse orucun kendisi için zararlı olduğuna yakîn eder veya zanneder, fakat yine de oruç tutacak olursa, onun orucu batıldır.
  4. Sükût orucu; yani bir insan orucu batıl eden diğer şeylerden kaçındığı gibi, gün boyunca konuşmaktan da perhiz etmesi haramdır.
  5. Visal orucu da haram oruçlardandır. Yani kasıtlı olarak iki günün orucunu birbirine bitiştirmek, arada hiç iftar etmeksizin oruç tutmak haramdır.
  6. Teşrik günleri orucu da haram oruçlar dandır. Mina topraklarında olan kimseler için bugünlerin orucu haramdır.
  7. Yolculuk halinde olan kişinin oruç tutması da haramdır.[43]

Nükte: İnsan, üzerinde vacip oruç olduğu müddetçe, müstehap oruç tutamaz. Eğer bir kimse, mestehap oruç tutacak olursa, onu günün sonuna kadar devam ettirmesi vacip değildir. Örneğin: Eğer mümin bir kardeşi onu yemeğe davet ederse, bu davet öğlenden önce gerçekleşirse, o kardeşinin davetini kabul edip, gün ortasında iftarını açması müstehaptır. Müslümanlar arasında revaçta olan şudur: Henüz buluğa ermemiş ve yeni gençlik çağına basan çocukların tam gün orucuna hazırlanması için, bazı günlerde sabah kahvaltısından öğlene kadar veya öğlenden iftar vaktine kadar yarım günlük oruç ile onları oruca teşvik ederler, buna yöresel adıyla, “Tekne tabak orucu” da denir.

Oruç Tutması Farz olmayan Kimseler

  1. Yaşları ilerlemiş veya iyileşme ümidi olmayan hastalar, eğer bu konuda sıkıntıya girerlerse, oruç tutmayabilirler hatta kazasını etmek dahi onlara vacip değildir. Bu kimseler her günlük tutamadıkları oruçlarına karşılık bir mod (750 gr. Arpa, Buğday, Pirinç vb.) yemek vermeleri gerekir.
  2. Eğer hamile kadınlar veya süt veren hanımlar, orucun kendilerine veya çocuklarına zarar vereceğinden korkacak olurlarsa, oruçlarını açmaları vaciptir. Ancak bu durumda tutmadıkları oruçların kazası onların boynundan kalkmaz.
  3. İyileşme ihtimali olan hastalar, eğer hâlihazırda açlık ve susuzluğa tahammül edemiyorlarsa, oruçlarını bu ayda tutmaz ancak iyileştikleri zaman, kazasını yaparlar. Eğer bir insan ölüm tehlikesi ile karşı karşıya veya beden uzuvlarından birini elden verme tehlikesiyle karşı karşıya ise, orucunu yemek ona vaciptir.
  4. Hanımlar aylık adet ve nifas hallerinde oruç tutamazlar. Onların bu hallerde oruç tutması da haramdır.

Oruç Tutmanın Niteliği

Oruç tutmak için, mükellef, öncelikle Allah’a yakınlaşmak kastıyla, niyet etmeli ve daha sonra orucun ne tür bir oruç olduğunu kendi kalbinde muayyen etmelidir. Daha sonra da orucu batıl eden şeylerden kaçınmalıdır.

Ramazan ayı orucu: Sabah ezanından önce, o günün orucuna veya Ramazan ayının evvelinden, bütün Ramazan ayının orucuna niyet edilir.

Orucun kazası: Eğer öğlen ezanından önce orucu batıl edecek her hangi bir iş yapmamış ise kaza orucuna niyet edebilir.

Müstehap oruçlar: Eğer akşam ezanına kadar orucu batıl eden herhangi bir iş yapmamış ise müstehap oruca niyet edebilir.

Orucu Batıl Eden Şeyler

Dokuz şey orucu batıl eder:

  1. Yemek ve içmek (ayrıca normal yollardan olmayan, iğne yaptırmak veya başka mahalden verilen gıda maddeleri de buna dâhildir)
  2. Cinsel ilişkide bulunmak
  3. Allah’a, peygambere ve imamlara yalan isnatta bulunmak.
  4. Yoğun miktarda toz ve toprağın (sigara dumanı ve benzerlerinin) boğaza gitmesi. Fakihlerin çoğu bu görüştedir.
  5. Sabah ezanına kadar hayız, nifas veya cenabet halinde kalmak.
  6. İstimna, insanın bilerek kendisinden meni getirmesidir.
  7. Bazı fakihlerin fetvasına göre bazı sıvı şeyleri şırınga etmek.
  8. Kasıtlı olarak kendini kusturmak.
  9. Bazı fakihlerin fetvasına göre, başın tamamını suya sokmak.

Şiddetli Zorluk Anında Su İçmek

Fakihlerden bazıları, zarara uğrama veya zorunlu durumlarda su içmeyi caiz biliyorlar. Elbette bu durumda olan insanın, o günün orucunun kazasını tutması gerekiyor.

Esadullah Beyat Zencani, imam Sadık’tan[44] nakledilen bazı rivayetlere istinaden, şöyle fetva vermiştir: Oruç tutan bazı kimselerin susuzluğa tahammülü yok ise, susuzluklarını giderebilecekleri miktarda su içebileceklerini ve bu durumda oruçları bâtıl olmadığı gibi, kazasının da olmadığına hüküm vermiştir.[45][46]

Aynı şekilde, Ayetullah Cafer Süphani kendi risalesinin 1256. meselesinde şöyle diyor: “Eğer oruçlu kişi bir hadde kadar susar da susuzluğa tahammül etmek, onun için bir güçlüğe sebep olursa, zorluğu giderecek miktarda su içebilir ve bu durumda orucu da batıl olmaz.”[47]

Yeni Buluğa Ermişlerin Orucu

Kızların, buluğ çağına ermesi, hicrî kamerî yıla göre 9 yaşını doldurmaları, güneş yılına göre ise yaklaşık sekiz yıl, dokuz aylık dönemi doldurduktan sonradır. Bu yaştan sonra oruç onlara da vacip olmaktadır. Elbette eğer oruç tutmanın sürekliliği halinde, bu yeni buluğa ermiş çocuk yaştaki kızların özellikle de sıcak ve uzun yaz günlerinde hastalanmasına sebep olacaksa, bu durumda, güçlerinin yettiği miktarda oruç tutmalıdırlar. Bir nüktenin hatırlatılması zaruridir: Halsiz olmak, oruç tutmamaya delil olamaz. Ancak eğer oruç tutmak, haddinden fazla rahatsız edecek veya kişinin hastalığının artmasına neden olacaksa, ondan fazlası vacip değildir. Bazı aileler, birtakım müsait ortamlar hazırlıyorlar ki, aile fertleri seher vaktinde uyanıyorlar, su ve gerekli yiyeceklerini bu saatte temin ediyorlar ve gündüz büyük oranda istirahat ettikleri için de orucun zorlukları onlar için büyük oranda azalmaktadır. Böylece zihinlerinde Ramazan ayına ait güzel hatıralar oluşmaktadır.

Kutuplara Yakın Bölgelerde Oruç

İsveç gibi kutba yakın bazı ülkelerde yaşayan Müslümanlar, uzun süren gündüzler nedeniyle Ramazan ayının oruçlarını tutmakta büyük zorluklarla karşı karşıyadırlar. İslami teşkilatlar ve taklit mercileri, bu konuda muhtelif görüşlere sahiptirler. Fakat bugüne kadar bu Müslümanların nasıl oruç tutacakları konusunda, ortak bir görüş birliğine de varılamamıştır. Ancak bu, oradaki Müslümanların, günün bütün saatini oruç tutmak zorunda oldukları anlamına gelmez.[48]

Orucun Kefareti

Eğer bir mükellef şahıs, hastalığı, yolculuğu veya başka bir nedenle Ramazan ayının orucunu yemiş olursa, Ramazan ayından sonra, her hangi bir gün, onun kazasını tutmalıdır. Eğer mükellef, diğer yılın Ramazan ayına kadar orucunu kaza etmeyecek olursa, bu orucun kazasını tutmaya ilaveten, kefaret olarak, her gün için bir fakire bir mod, yani 750 gramlık un, buğday, pirinç, ekmek vb. miktarda yiyecek vermesi gerekir. Ama eğer özrü olmaksızın, kasıtlı olarak orucunu bozacak olur veya orucu batıl eden bir iş yapmış olursa, her gün için orucun kazasını tutmaya ilaveten, altmış yoksula, altmış mod yiyecek vermesi veya onun parasını ödemesi gerekir. Yahut fakihlerin meşhur fetvasına göre, 31 günü aralıksız olmak kaydıyla, 60 gün oruç tutması gerekir.

Eğer haram yolla orucu batıl etmiş ise, altmış yoksul kişiye her gün için yemek vermesine ilaveten, 60 gün aynı şekilde oruç tutması gerekiyor.

Ramazan ayı orucunun kazasını tutan kimse, eğer öğleden sonra orucunu batıl edecek bir iş yaparsa, on fakire, her birine bir mod yemek ya da yiyecek vermesi gerekir. Eğer buna gücü yetmezse, her bir gün için, üç gün oruç tutması gerekir.

Orucu Açmak (İftar etmek)

Orucu yemeğe veya oruç açmaya iftar diyorlar.[49] Ehlisünnet fıkhında, oruçlu olan insanın, güneşin batımıyla birlikte orucunu açmakta acele etmesi tavsiye olunur. Hâlbuki Şia fıkhında meşhur görüşe göre:
Oruçlu kimsenin, doğu yarım küresindeki kızıllık kayboluncaya kadar sabretmesi tavsiye edilmektedir.[50]

Müslümanlar, genel olarak orucu hurma ile açarlar. Müslümanlardan bazıları oruçlarını açtıktan sonra namaz kılarlar, daha sonra asıl yemeklerini yemeye başlarlar; genel olarak bu aya ait yemekler yaparlar. Oruçlu kimseye iftar yemeği vermek oldukça faziletli sayılmaktadır.[51][52]

Bu tür yemek vermeler, yakınların komşuların ve dostların birbirlerini ziyaret etmesi için güzel bir fırsat sayılmaktadır. Bazı mekânlarda, örneğin: imam Rıza’nın (a.s) haremi ve bazı mescitler, cemaatle kılınan akşam ve yatsı namazlarından sonra öz bir ihtar sofrası açarlar ve namaz kılanları iftar ile karşılarlar. Geçmiş tarihlerde, iftar ve imsak vakitlerinde, top atarlardı veya korna çalarlardı.[53]

Tıp Açısından Oruç

Bedenin asıl enerjisi, glikoz ile temin edilmektedir ve beyin sağlığı bakımından hayati öneme sahiptir. Beden, 4 ila 8 saat arası glikoz almazsa, glikoz yerine karaciğerde depolanmış olan glikojeni glikoza çevirir ve kullanır. Bu durumda beden, kendisinde olan proteinlerin bir kısmını da yakarak masraf etmektedir. 12 saat bu durum devam ederse, beden var olan glikojeni kaslarda kullanmaya başlar, Eğer aynı şekilde bedene dışardan glikoz temin edilmezse, bu durumda bedendeki yağları yakmaya başlar.

Dubai’de bulunan Amerikan Hastanesi’nin kalp mütehassıslarından bir grup araştırmacının söylediklerine göre, Ramazan ayının orucu, lipit rahatsızlığı olan hastaların üzerinde olumlu etki bırakmakta ve kalp hastalıklarına duçar olabilecek durumları azaltmaktadır. Bu grubun söylediklerine göre, LDL’nin (kötü yağlanma) büyük oranda düşmekte olduğu ve HDL’nin (iyi yağlanma) arttığı gözlenmiştir.

Buna ilaveten bu araştırmanın sonucunda Ramazan ayı orucunun, kandaki kolesterolü düşürdüğü görülmüştür.[54] Bu araştırmalar gösteriyor ki: Bir gün arayla kalori kısıtlamak, insanın sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bu durum kanser riskini azalttığı gibi, kalp hastalıkları, diyabet ve insüline karşı mukavemet etmekte, vücudun savunma sistemi ile ilgili sorunları da ortadan kaldırmakta, aynı zamanda ihtiyarlık alametlerinin insandaki kendini göstermesini de yavaşlatmaktadır.[55] Paul Broke’ın söylediğine göre,[56] bedendeki zehirli atıkların atılması, damarların temizlenmesi ve kalp hastalıklarının önüne geçilmesi, diyabete müptela olma tehlikesinin azalması, alzaymır’ın[57] önlenmesi orucun diğer faydalarındandır.

Orucun yan etkilerine bakacak olursak, bir miktar insanın kendini zayıf hissetmesi kan basıncının azalması (yani tansiyon düşmesi), fazla terleme, zaaf, yorgunluk hissi ve enerjinin azalması, baş dönmesi, özellikle ani hareketlerde, baka kalmalar gibi durumlar baş göstermekte ve insanın renginin atması veya düşme hissinin uyanmasıdır ki, bütün bunlar daha çok öğlen sonraki vakitlerde kendini göstermektedir.[58]Aynı şekilde, kişi oruçlu olduğu müddet içerisinde, zamanla tanıma ve teşhis gücünde zayıflıklar olduğu, baş ağrıları, sinirlilik durumu gibi bir takım arızaların olduğu görülmektedir.

Araştırmacılardan bir grup, sahur vakitlerinde, yemek yeme amacıyla katlanılan uykusuzluğun, bu gibi şeylere neden olabileceğini söylüyorlar.

İnsanın dengesini kaybetmesine neden olan birtakım sıvılar vardır. Bedende bunların azalması, orucun yan etkilerinden sayılmaktadır. Ancak araştırmacıların söylediğine göre, bu arızalar göze gelmeyecek cinsten ve zararlı tesiri olmayan şeylerdir. Gerçi ramazan ayında oruç tutmanın, fizyolojik açıdan sağlıklı olan insanlara hiçbir zararı olmadığı gibi, üstelik yararları vardır; ancak çeşitli hastalıklara duçar olmuş insanların, doktorlarıyla istişare ederekten durumu değerlendirmeleri gerekir.

Araştırmaların gösterdiğine bakılırsa, kolesterol serumu, tiroksin ve üre asidi, kanda dikkat çekecek miktarda artış göstermektedir.[59]Hamileliği önleyici hapların kullanılması veya aylık adetleri uzatacak cinsten hapların ramazan ayında kullanılması, kişinin kanındaki su miktarını azaltmakta ve bu durum, beyindeki kanın pıhtılaşmasına neden olabilmektedir. Oruç tutmaya ilaveten, az su içmek veya aşırı çalışma, bedendeki suyun haddinden fazla atılmasına neden olacağından, yine beyinde kan pıhtılaşmasına neden olabilen sebeplerden bir diğeridir.

Yemek Tavsiyeleri

Ramazan ayında, oruç tutan insanların günlük ağır yiyeceklerden, özellikle gece vakti ağır yiyeceklerden kaçınması ve onun yerine imsak vaktinde, sahurlarda daha mükemmel yemeklerin yenilmesi tavsiye edilmektedir ve sahur yemeklerinin kesinlikle terk edilmemesi gerekir. Buna ilaveten, su içmek konusunda dikkat edilmesi ve yeterli suyun alınması tavsiye edilmektedir. Oruç tutan kimselerin sebze ve meyvelerden olabildiğince istifade etmesi, çay gibi idrar arttırıcı yiyecek ve içeceklerden kaçınması, özellikle sahur vaktinde bu gibi şeylerin yenilmesi ve içilmesinden kaçınılmalıdır. Bazı kaynakların önerisine göre, oruç tutan kişinin iftardan sahura kadar 2 litre civarında su içmesi gerekir. [60][61]

Elbette sıvı şeyler tüketilmesinden maksat, demli çay, kafeinli içecekler, şerbetler, meyve suları ve çok miktarda şeker içeren içecekler değildir. Zira bu terkipler kendileri bizzat hem susuzluğa sebep olmakta ve hem de bedendeki suyun zamanından önce atılmasını sağlamaktadırlar. Burada maksat sadece suyun kendisidir. En güzel içecekler az şekerli olmak kaydıyla, limon suyu şerbeti, özellikle taze limon ve bal ile yapılan şerbet; Skencebin (bal-sirke) şerbeti veya skencebinin rendelenmiş hıyar ile karıştırılmış şekli; az tuzlu ayran; demsiz çay; hakşir şerbeti ve karpuz suyu cinsinden meyve suları tavsiye edilmektedir. Zira bu meyvelerin su miktarı fazla ve tabiatları da soğuktur.

Rivayetlerde şu nükte üzerinde tekit olunmuştur: Oruç, oruç tutanların fizyolojik yapılarının sağlıklı olması içindir. Ancak unutmamak gerekir ki, oruç tutanların bedensel sağlıkları ve ruhsal sağlıklarını elde etmeleri gerekir. Yalnızca bu şartla bu söylenenler tahakkuk edebilir. Dolayısıyla doğru bir şekilde oruç tutulmuş sayılır. Aşağıda tavsiye edilen şeylere riayet edilirse, ramazan ayında oruç tutan kişilere büyük oranda yardımcı olacağı inancındayız.

Sahur Yemeği

  1. Unutmayınız ki, sahur vakti çok yemek günün son saatlerinde açlık hissinin önünü almadığı gibi, hatta sahurdan sonra ilk saatlerde, mideye fazla baskı yapmakla birlikte, sindirim sistemini olumsuz etkilemekte ve bu durumda hazımsızlık ve ve barsak gazına sebep olmaktadır.
  2. Ramazan ayında geceler erken yatmaya çalışınız. Sahur vaktinde, zamanında uyanabilmemiz açısından bu durum önemlidir. En azından 1 saat sabah ezanından önce uyanmanız gerekir. Bu yöntemle, haddinden fazla yemeğin ve sıvı şeylerin mideye yığılmasından uzak durmuş ve daha rahat bir hal almış oluruz.
  3. Sahurlarda yemek için uyanmamak, oldukça yanlış bir harekettir. Zamanla oruç tutan kişilerde bir zaaf ve halsizlik şeklinde kendini gösterir.
  4. Sahur vakitlerinde proteinli yiyecekler, örneğin: yumurta, hububat, süt ve ürünleri ve etli yemekler yenmelidir. Çok su içmek yerine, sulu meyvelerden istifade ediniz.
  5. Sahur için tavsiye edilen sıvılar, ağır ağır içilmelidir. Bir bardak bal şerbeti veya şeker şerbeti faydalı olacaktır.
  6. Sahur vakitlerinde, rejim yemekleri tüketilmesi daha uygundur. Bu, çeşitli yemekleri içerebilir. Bu durum, özellikle yeni yetişen gençlik için oldukça önemlidir. Şekerli, proteinli ve yüksek enerjili yiyeceklerden istifade edilmesi gerekir.
  7. Fazla tuz kullanmaktan kaçınınız. Çünkü tuz, sıvıların bedenden çabuk atılmasına ve dolayısıyla, özellikle günün ilerleyen saatlerinde, susuzluk hissinin şiddetlenmesine sebep olmaktadır. Normal bir rejim yemeğinde zaten yeteri kadar tuz alınmaktadır. Öyle ise fazladan tuz almaya gerek yoktur.
  8. Sahur yemeğinden hemen sonra yatmayınız. Çünkü uzanmak, yemeklerin yemek borusuna geri dönmesine ve ekşimelere sebep olacağı için, gün boyu rahatsızlık hissedersiniz.

İftar

  1. Bedenin ihtiyaç duyduğu enerjinin çoğunun sahur yemeğinde alınması gerekir. Öyle ise iftarda, mideye ağırlık çökmemesi için, olabildiğince hafif yiyiniz.
  2. İftar yemeği oldukça hafif, ama çok kalorili, çabuk hazmedilebilen cinsten olmalıdır. Örneğin: Hurma, sütlaç, az miktarda süt, açık çay gibi. Az miktarda yemek yenmelidir. Zira aksi takdirde mideyi rahatsız eder.
  3. Orucunuzu tatlı çay veya hurma ile açmanız tavsiye edilir. Çok su içmekten kaçınınız. Çünkü bu iş, halsizlik, zaaf ve mide ağrılarına sebep olabilir. İftar yapıldıktan daha sonraki saatlerde, fazla su içmek yararlıdır.
  4. İftar ve sahur zamanında, çok yağlı yemeklerden olabildiğince kaçınınız.

İtiraz/Ölüm Orucu

Orucun dinsel açıdan rolüne ilaveten, birtakım toplumsal ve siyasi inançları izhar ve beyan etmek amacıyla da kullanılmaktadır. Özellikle bir şeye itirazın ve yalnızlığın dile getirilmesi açısından bu sembol haline gelmiştir. Bunun en klasik örneği, Mahatma Gandi’nin, yirminci yüzyılın başlarında yapmış olduğu ölüm orucudur. O, zindanda kendi takipçilerinin, İngilizlerle karşı karşıya geldiklerinde başvurdukları yöntemlerin, kendisinin hiçbir şekilde kaba kuvvete başvurmayı kabul etmeyen öğretisine karşı, takipçilerinin bu dikkatsizliklerini protesto amacıyla, ölüm orucu tutmuştur.

Oruç, defalarca, savaş karşıtı anlamında, toplumsal açıdan istenmeyen birtakım şeyler karşısında, adaletsizlikler karşısında tutulmuş ve bu yöntemden istifade edilmiştir. Bunun diğer bir örneği de Dick Gregory Komodin adındaki zencinin yapmış olduğu eylemdir. Miladi 60’lı yıllarda zencilerin medeni hukuklarından yoksun edildiği, Amerika’nın yerli halkı olan zencilerin medeni haklarının görmezden gelindiği ve çiğnendiği iddiasıyla, Amerika ordusuna karşı itiraz anlamında, güneydoğu Asya’da böyle bir ölüm orucu tutmuştur.

Ayrıca, 1981 yılında, 10 kişilik İrlandalı vatanperver ve milliyetçi bir gurup, (Baby Sandes gibi), Belfast zindanında ölüm orucu faaliyetinde hayatlarına son vermişlerdir. Bu grubun hedefi, kendilerinin resmen tanınmaları, kendilerinin ve kendilerine bağlı olan kişilerin, siyasi mahpuslar olarak tanınmaları idi.[62]

Aynı şekilde, Bahreyn ve Filistin halklarının ölüm orucu tutmaları ve bunun benzeri örneklerinde, itirazlarını oruç vasıtasıyla dile getirmeleri ve bazen yemek içmekten kesilmek suretiyle bu işi yapmaları, dikkat çekicidir.

Kaynakça

  1. Bakara suresi, 183.
  2. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Hazreti Adem (a.s), yasak meyveden yediği gibi, 30 gün bu onun midesinde kaldı. Ondan sonra Allah hazreti Adem’e ve onun nesline 30 gün aç ve susuz kalmayı vacip kılmıştır.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 74.
  3.  Huruç 34: 29.
  4. Hz. Davud (a.s), oğlu hastalandığı sırada oruç tuttu. 2. Semuel, 12:15.
  5. Yehoşafıt, Yahudilerin, Muabilere ve Amunilere karşı zafer kazanmasından sonra, kırk gün oruç tutmuştur. 2. Tevarih, 20:3.
  6. Lukas İncili 5: 34.
  7.  Bihar’ul Envar, c. 19, s. 139.
  8. Kafi, c.4, s. 37.
  9. Tarih-i Yakubi, c.2, s. 25.
  10. Bakara suresi, 187 [Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.]
  11.  Cevamiu’l-Cami, c.1, s.106; Vesailu’ş-Şia, c.7, s. 81.
  12. Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 74.
  13. Nisa suresi, 92; Maide suresi, 89 ve 95; Mücadele suresi, 4.
  14. Bakara suresi, 196.
  15. İmam Muhammed Bakır: «İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Namaz, zekât, Hac, Oruç ve Vilayet. (Yani İslam’ın rehberliği)» Kâfi (İslamiye baskısı), c. 4, s. 62.
  16.  Peygamber-i Ekrem (s.a.a), Allah’a şöyle soruyor: «İlahi! Orucun sonucu nedir? Allah buyurdu: Orucun sonucu hikmettir ve hikmetin sonucu marifet, marifetin sonucu da yakindir. Öyle ise ne zaman kulum yakin derecesine yetişirse, artık dünyanın kendisi için nasıl olacağı ve nasıl geçeceği onun için bir önem arz etmez. İster zorluklarla geçsin, ister kolaylıkla.» Bihar’ul Envar, c. 74, s. 27.
  17.  İmam Sadık (a.s) buyuruyor: «Allah, varlıklı zenginlerle varlıksız fakirleri eşitlemek üzere, Ramazan orucunu vacip kılmıştır.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 73, h. 1766.
  18.  İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Allah, insanların ihlasını imtihan etmek amacıyla oruç tutmayı vacip kılmıştır.» Nehc’ul Belağa, Suphi Salih, s. 512 h. 252; Tasnif-i Gürerü’l-Hikem ve Dürerü’l-Kelim, s. 176 h. 3376. Hz. Zehra (a.s), oruç hakkında şöyle buyuruyor: «Allah, orucu, ihlâsı tespit etmek için vacip kılmıştır.» Biharu’l-Envar, c. 93, s. 368.
  19. Hazreti Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Sıcak günlerde oruç tutmak, cihattır.» Bihar’ul Envar, Beyrut, c. 93, s. 257, h. 14.
  20. Hazreti muhammed (s.a.a), şöyle buyuruyor: «Her şeyin bir zekatı vardır ve bedenlerin zekâtı oruçtur.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 57, h. 1774.
  21. İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor: «Halk, açlık ve susuzluğun derdini çeksinler ve bu vesileyle ahirette karşılaşacakları fakirliği ve biçareliği idrak etsinler diye oruç tutmakla emrolundular.» Vesailu’ş-Şia, c. 10, s. 9, h.12701.
  22. Hazreti Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Ne mutlu o kimselere ki, Allah için aç ve susuz kalıyorlar, onlar kıyamet günü doyacaklardır.» Hidayetu’l-Eimme, c. 4, s. 268, h. 9.
  23. Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Oruç, cehennem ateşine karşı bir siperdir. Yani, insan oruç vasıtasıyla cehennem ateşinden âmânda olacaktır.» Kafi (İslamiye baskısı), c. 4, s. 62, h. 1; Tuhefu’l-Ukul, s. 258. / İmam seccad (a.s) şöyle buyuruyor: «Orucun hakkı şudur: Allah’ın, ateşi sana karşı örtü altına almak için, diline kulağına, gözüne, endamına ve midene çekmiş olduğu bir perdeden ibaret olduğunu bilmendir.» Tuhefu’l-Ukul, s. 258.
  24. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tutan kişi için, iki mutluluk ve sevinçvardır: Biri: iftar vakti ve diğeri ise Rabbi ile buluştuğu zamandır. (Ölüm zamanı ve kıyamet gününde), Kâfi (el-İslamiye baskısı), c.4, s. 65.
  25. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: «Oruç ve Kur’an, kıyamet gününde insana şefaat ederler. Oruç der ki: ey rabbim! Ben, bu insanı yemekten ve şehvet peşine gitmekten alıkoydum. Beni ona karşı şefaatçi kıl. Kur’an der ki: Bu insanı gece uykusundan men ettin, beni de ona şefaatçi karar kıl. Süphan olan Allah, onlara şefaat etme izni verir ve onlar da şefaat ederler. (28)
  26.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: Sabır ve namaz ile yardım alınız, sabırdan maksat, oruçtur.» Tefsir-i Kummi, c. 1, s. 46; Tefsir-i Eyaşi, c. 1, s. 44, h. 41.
  27.  İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tutan kişinin iftar vaktinde duasına icabet edilir.» Biharu’l-Envar, (Beyrut baskısı), c. 93, s. 255, h. 33.
  28. Hz. Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Sağlıklı kalmak istiyorsanız, oruç tutunuz.» Nehcü’l-Fesahe, s. 547, h. 1854.
  29.  Müminlerin Emiri hazreti Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Üç şey vardır ki, balgamı azaltır ve hafızayı güçlendirir: Misvak, oruç ve Kur’an okumak.» Mekarimu’l-Ahlak, s. 51.
  30. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç, dünya afetlerine karşı bir siper, ahiret azabına karşı da bir perdedir.» Misbahu’ş-Şeriat, s. 135; Müstedreku’l-Vesail ve Müstenbitu’l-Mesail, c. 7, s. 369, h. 8441.
  31. İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç ve hac, kalplerin sakinleştiricisidir.» Emali-yi Şeyh Tusi, s. 296, h. 582.
  32.  Hazreti Muhammed (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Şeytanı sizden uzaklaştıracak bir şey öğreteyim mi size? O zaman doğunun batıdan uzak olduğu gibi, şeytan da sizden uzak kalır. Arz ettiler: Neden olmasın ey Allah Resulü. O zaman hazret şöyle buyurdular: Oruç şeytanın yüzünü siyahlaştırır, sadaka onun belini kırar, Allah için birbirini sevmek ve iyi işlerde birbirlerine yardımcı olmak onun köküne balta vurmaktır, istiğfar etmek onun şah damarını vurur ve her şeyin bir zekatı vardır bedenlerin zekâtı ise oruçtur.» Minhacu’l-Berae, c. 7, s. 426.
  33. Hazreti Muhammed şöyle buyuruyor: Yüce Allah şöyle buyuruyor: «Oruç, benim içindir ve onun karşılığı da bana aittir.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 75, h.1773.
  34.  Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor: «Cennet dört kişiye müştaktır: Aç olanları doyuran, dilini koruyan, Kur’an okuyan ve Ramazan ayında oruç tutan kişi.» 14
  35. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Her kim Ramazan ayında özrü olmaksızın orucunu yerse, iman ruhu ondan ayrılır.» Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 2, s. 118, h.1892.
  36.  İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tutmak, yemek içmekten kesilmek değildir. Belki oruç tutmak, süphan olan Allah’ın beğenmediği her türlü şeylerden çekinmektedir.» İbni Ebi’l-Hadid, Nehc’ül-Belağa Şerhi, c. 20, s. 299, h. 417.
  37.  İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruç tuttuğun zaman, gözün, kulağın, saçın ve derin, bunların tamamının hep birlikte oruç tutması gerekir. (Yani günahlardan tamamiyle kaçınmak gerekir.)» Kafi, (İslâmiye baskısı), c. 4, s. 87.
  38. Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: «Kalp ile tutulan oruç, dil ile tutulan oruçtan ve dil ile tutulan oruç da mide ile tutulan oruçtan daha faziletlidir.» Tasnif-i Gürerü’l-Hikem ve Dürerü’l-Kelim, s. 176, h. 3363.
  39.  Biharu’l-Envar, c. 55, s. 341
  40. Biharu’l-Envar, c. 93, s. 370.
  41.  Peygamber-i Ekrem (s.a.a), Allah’a şöyle bir soru soruyor: «Ey benim rabbim! Orucun neticesi nedir? Allah buyuruyor:
    Orucun sonucu, hikmettir. Hikmetin neticesi, marifet ve marifetin neticesi ise yakindir. Bu durumda, ne zaman kulum yakin derecesine ulaşırsa, artık onun için dünyanın nasıl olacağı, yani kolaylıkla mı zorlukla mı geçeceği bir önem ifade etmez.» Biharu’l- Envar, c. 74, s.27.
  42. Bakara suresi, 196: « Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.»
  43.  Tabatabai, c. 3, s. 662.
  44.  Men Yesihhe minhu’s-Sawm, Vesailu’ş-Şia, Bab, 16, h. 13252-13253.
  45. Oruç tutmanın hükmü ve Çaresizlikten su içmek, Seyit Ziya Murtezevi, Paygah-i Ittıla resani ve Haberi-yi Cemaran- Tahran, 27 Tir, 1392 h.ş
  46. Beyat Zencani’nin, “Su içtiği halde orucun bozulmayacağı” hakkında yeni fetvası. Paygah-ı Haberi-yi Aftab, 22 Tir 1392 h.ş.
  47. Risale-i Tevzihu’l-Mesail, Şeyh Cafer Süphani, Mes’ele-i 1256.
  48.  Hicdeh saat Ruzedari der Suid, Be Gozariş-i Şia Online, Be nakl ez Mehr, 11 Mordad 1390.
  49. Ferheng-i Farsi-yi Amid, «İftar»
  50.  Fasting: Encyclopedia Iranıca.
  51. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: «Her kim oruç tutan birine iftar verecek olursa, oruç tutanın sevabı kadar, ona da sevap verilir.» Tehzibu’l-Ahkâm (Tahkik: Heresan), c. 4, s. 201, h. 579; Kâfi, (El-İslamiye baskısı) c. 4, s. 68, h. 1.
  52. İmam Kazım (a.s) şöyle buyuruyor: «Oruçlu kardeşine iftar vermek, müstehap oruç tutmaktan daha üstündür.» Kafi (El-İslamiye baskısı) c. 4, s. 68, h. 2; Mehâsin, s. 396, h. 66.
  53. Danişname-i Cihan-ı İslam, «Bug»
  54. Ramadan fasting is good fort he heart.
  55.  Every Other Day Fasting May Reduce Cancer Risk Worldhealth. Net Anti-Aging News.
  56. The Miracle of fasting: Proven through history for physical, mental and spiritual Health Science, rejuvenation Publications, Inc. 2004; pp. Ff1ii-52.
  57. Carrie, Van Dusen, Brigham Young University, 05/25/2010.
  58.  Ramazan ayında baş ağrısını önlemek için, Yeşil Çay içiniz. Hemşehri, 15 Mordad 1391.
  59. Changes in certain blood constituents during… [Am] PubMed – Clin Nutr. 1982.
  60. Bir Diyabet uzmanının, oruçlu kimselere tavsiyeleri.
  61.  Bedenin su miktarının azalmasını önlemek için, oruç tutanlara tavsiyeler.
  62. Encyclopedia Britanica.


ETİKET


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir