Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow Peren Birsaygılı arrow Bir Yeşilçam hikayesi
Bir Yeşilçam hikayesi PDF Yazdır e-Posta
Bana kalırsa film biraz karışıktı dedi, genç adam.
“Bazı yerlerini anlamamadım.”
“Canım”,dedi kız, “Sonunda çocuk ölüyor işte”
“Aptal”dedi, delikanlı, “O kadarını biz de anladık.”

Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar

 

Bir ara ekranlar nedense II.Dünya filmlerinin istilası altındaydı. Bunlardan aklımızda kalan ise; Nazilerin korkunç, savaş denen şeyin çok kötü, askerliğin ise nasıl çetin bir iş olduğu idi. O zamanlar, ne yalan söyleyeyim o savaşın bir yerinde olmadığım için bayağı mutlu da olurdum. Ancak, olağan zamanlarda gayet normal karşılanabilecek bazı diyaloglara gizlenmiş şifreli mesajları yakalamaya çalışmak da keyifliydi aslında. Mesela “Bu akşam hava bozacak gibi” cümlesinin altında söylenmek istenen “Bu akşam hava saldırısı olabilir” demek olabilirdi.

Ancak ben, toplumsal sınıfın insanların üzerine kader gibi yapıştığını, ezik duruşlarıyla adeta gözümüze sokan insanların hikayelerinin anlatıldığı Türk filmlerine daha bir meraklıydım nedense. Zira kırık dökük ama istendiğinde gürleşen bu sesler, yaralı ama yürümekte olan bedenler ve umutsuz ancak yaşamaya devam eden bu kalabalıklar, İbrahim Tatlıses’in basamaklarını hızlı adımlarla tırmandığı o Türkiye hayaline inat, ’80 sonrası yaşantılarımızın rahatsız edici birer öğesi gibiydiler adeta.

Ve bu filmlerde, savaş uçakları ya da cümle altlarına gizlenmiş şifreli mesajlar falan da yoktu. Buldozerlerin önüne oturarak yıkımı engellemeye çalışan yoksul ancak dürüst insanların yaşadığı gecekondu mahalleri vardı. Ve buralarda yaşayan insanlar da, isyanlarını dile getirirken alabildiğine anlaşılır cümlelerden yardım alırlardı daima.

“Topraktan bedene can veren Allah, bana da yaşamak hevesi ver” derken, o bitmek bilmez kader tartışmasına gönderme yapardı sanki şarkıları. “Allah’ım baştan yaz benim yazımı, her gün isyanım var benim kadere”, diye sesler yükselirdi pencerelerinden. “Cehennem dertleri var cennetinde, ben yaşarken ruhum öldü içimde” diye haykırarak direksiyon sallardı minibüs şöforleri.

Hele “Yıllardır soruyorum bu soruyu kendime, bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim” diyen o şarkının içinde ne büyük bir isyan saklıydı bilseniz…

Bu köyünün geleneksel ortamından, büyük şehrin vahşi yaşantısının içine savrulmuş olmanın verdiği savunmasızlıktan ileri gelen bir isyandı. Pekala köyden kente göç, kültürel uyum sorunu ve yoksulluk sosyolojik bir olgu olarak arabeski tanımlamak için kullanılabilecek en temel öğelerdi de ancak bu manzaranın altında yatan acıtıcı gerçek başkaydı aslında.

Bu insanların bir kısmı, ki bunlar zaman içerisinde hatırı sayılır bir kalabalık teşkil etmeye başlamışlardı, tek başlarına “yırtacak” gücü buldukları anda, eski mahallerinin tüm dertlerini, tasalarını bir gömlek gibi üzerilerinden atarak, sınıf atlamanın hazzına bırakıyorlardı kendini.

Altlarına iyi bir araba çektiklerinde, şık takımelbiseler ya da pahalı kürkler giydiklerinde nasıl da değişiveriyordu bunların da hayatları.

Ve bir zamanlar çamurlu yollarında bata çıka ilerledikleri o mahalleler, yavan iştahlarıyla edindikleri lüks arabalar ile son sürat ilerledikleri otobanlardan ancak kabaca seçilebilecek mesafede kalıyordu artık bir süre sonra.

Evvelce yedikleri tokadın acısını çıkarmanın en kolay yolu buydu zaten.

Toplumsal sınıfın bir kader olmadığını en azından kendilerine ispatlıyordu ispatlamasına ancak bunu yaparken öylesine de çirkinleşiyordu ki. Zira düzeni sorgulayarak değil, o düzenin bir parçası olarak entegre oluyorlardı yeni hayatlarına

“Yıllardır soruyorum bu soruyu kendime, bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim” diye isyan eden insanların bir kısmı, bu dünyaya geliş sebeplerinin daha çok kazanmak olduğu keşfedeli beri, sahip eski değerleri mazinin tozlu sayfaları arasına kaldırmak pahasına “yırtmayı” tercih etmişlerdi işte…

Köşeyi dönmüşlerdi..

Eski mahallelerinden de uzaklaşmışlardı..

Islıklanıyorlardı ama varsın olsun…

Herşeyin en iyisini hak etmiyorlar mıydı hem ?

Ve arsızlıklarını gizlemek için kurdukları cümlelerin gizli şifresi bu değil miydi işte artık…

***

Yeni sınıf İslamcıların yükseliş hikayesi, öylesine benziyor ki bu Türk filmlerine.

Bir cumhuriyet projesi olan modern hayat içerisinde eğreti duran yaşamları, köyden kente göçlerin yoğun olduğu yerleşim yerlerindekine benzer bir “yırtma” telaşını da beraberinde getiriyor zira.

Ve evvelce sistemin üvey evladı olan bu insanlar, zaman içerisinde kapitalist sistemin kodamanları haline gelerek alıyorlar sistemden intikamlarını adeta.

İbrahim Tatlıses’in basamaklarını hızla tırmandığı o Türkiye hayaline benzer bir hayale bu kez de İslamcı cephe sahip oluyor.

Aynı zevksizlik… Aynı iki arada bir derede kalmışlık…

Aynı hırs, aynı kompleks…

Ve aynı , biraz mal-mülk sahibi olunca kendini fasulye gibi nimetten ya da mühim adam sayma sendorumu…

***

Bir zamanlar Asr-ı Saadet hayalleri kuran insanlar da, bugün entegre oldukları sistem içerisinde öylesine uzağına düştüler ki bu hayalin.

Zira “Müslüman’lar herşeyin en iyisini hak ediyor” sözü bile kafiydi, evvelce sahip oldukları! değerlerin, onlar için artık nasıl mazi olduğunu göstermeye…

“Yırtmışlardı”, köşeyi dönmüşlerdi…

Kocaman jeeplere biniyorlar, en pahalı semtlere taşınıyorlar ve tatillerini 5 yıldızlı otellerde geçirmekte beis görmüyorlardı..

“Mühim” adam olmuşlardı…

Bir sürü “mühim” küçük adamdılar artık…

Ve İslamcılar da, o Türk filmlerinin köşeyi dönen karakterleri gibi, evvelce yedikleri tokadın acısını böyle çıkarıyorlardı işte…

Bu yüzden, bugün burun kıvırdığımız o 80 sonrası Türk filmlerini o kadar hafife almayın bence…

Zira Türkiye sosyolojisi, tıpkı Yeşilçam gibi farklı aktörlerle de olsa her daim yeniden çekiyor bu filmleri…

 

Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hayvanlar'da Yeniden Dirilecek mi?

Kuşkusuz hesap ve cezanın ilk şartı akıl, şuur ve onun peşi sıra teklif ve mesuliyettir. B...

 

Aleviler Namaz Kılmaz mı?

Sorunun cevabına geçmeden önce Alevi sözcüğünün ne anlama ...

 

Neden Gusül Alırız?

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cenabet guslünün sebebi, temizlik...

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

Hicri Takvim

Recep
2
ÇArsamba
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

aysel
SLAM CANLAR BEN BİR ALEVİ KZIYIM AİLEMDEN GİZLİ KENDİMCE NAMAZ KILIP A
adem aras
Dün Hac Ümresine yolcu ettiğimiz H. S. Mir Kasım Hocamıza ve gruptaki
Burak Küpeli
Esselâmû Aleykûm ve Rahmetullah.  
Bismillahirrahmanirrahim
memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün331
Dün744
Bu Hafta1839
Bu Ay11502
Tüm Zamanlar383686
Şuanda 17 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

1000 Kayıtlı Üye
0 Bugün
0 Bu Hafta
6 Bu Ay
Son Üye: abdulkerım