Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow Peren Birsaygılı arrow Bir kez daha Ashab-ı Kehf
Bir kez daha Ashab-ı Kehf PDF Yazdır e-Posta
Masallar, biz ve bizim gibi sıradan çocukların zihinlerine vurulmuş birer kelepçeye benziyor.

Zira yetişkin olamama durumunu çok güzel özetleyen “itaat edin, akıl yürütmeyin” ifadesinin içeriğine dini bir muhteva katıldığında ortaya çıkan cümlelerin en esaslı öznesi bunlar…

Ve tüm bu hercümerç içerisinde koyu bir sisle kuşatıldığımız için birer birer kendi içimizdeki kuyulara yuvarlandığımız ve kim bilir kimlerin terazisinde tartılmak üzere adeta birbirimizle yarıştığımız bu hayat içerisinde, bunlar da birer gizli iktidar nesnesi sanki.

Diyoruz ya; Masallar, biz ve bizim gibi sıradan çocukların zihinlerine vurulmuş birer kelepçeye benziyor.

Zira, çocuklar masallarla uyutulur. Ve bu masalları anlatanlar, kendi uydurdukları hikayelere en çok da kendileri inanarak, günümüz yazarlığının en temel kuralını çiğnemekten dahi çekinmezler. Üstelik, çiğnedikleri sakızı üstadlarından, üstadları da kendi üstadlarından devralmıştır. Nitekim, nesilden nesle aktarılan ve kalabalıkların üzerinde uzlaştığı tek gerçektir günümüz dünyasında masallar.

Oysa, Allah masal anlatmaz.

İşte bu yüzden, Kuran-ı Kerim de insana ”Evvel zaman içinde kalbur saman içinde” veyahut “Develer tellal iken pireler berber iken” diye değil “Oku” diye seslenir…

Ve, Kuran-ı Kerim’de anlatılanların kıssaların hiç birisi ne masaldır ne de mucize.

Hele de, ancak o zamanlar geçerliliği olan ya da sadece o dönemin insanlarını ilgilendiren olaylar hiç değildir. Aksine Allah, tüm bu kıssalar üzerinden sonraki çağlara hitap eder aslında. Bize düşen görev de, bu kıssalardan bugünün sorunlarına, günümüz insanının boğuştuğu dertlere yönelik bir mesaj devşirebilmektir.

Pekala masalcılar, Ashab-ı Kehf kıssasına mucizevi bir anlam yüklüyor.

Oysa Allah; Yoksa sen mağara arkadaşlarını ve yazma nüshalarını ayetlerimizden şaşılacak bir olay mı sandın?(18/9) diyor.

Masalcılar, Ashab-ı Kehf’in bir mağaraya çekilerek orada 300 sene uyuduğunu söylüyor.

Oysa Allah; Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar, dokuz daha ilave ettiler” diyenlere söyle: “Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir(18/25) diyor.

Masalcılar, çekildikleri mağarada 300 sene uyuyan Ashab-ı Kehf’in 7 kişiden oluştuğunu söylüyor.

Oysa Allah; Şimdi, “Onlar üç kişiydiler, dördüncüleri köpekleriydi” diyecekler. Yok, “Beş kişiydiler altıncıları köpekleriydi” diyecekler. Ya da “Yedi kişiydiler, sekizincileri köpekleriydi” diyecekler. (18/22) diyor.

Ve ; “Onların sayılarını en iyi Rabbim bilir. Onları çok az kimseden başkası bilmez.” Şu halde onlar hakkında açık olarak ortaya konandan başkasını tartışma (18/22)” diye ilave ediyor.

Yani bu konuda gereksiz detaylara boğulmamızı istemiyor ve kıssanın vermek istediği asıl mesajı görmemizi diliyor.

300 sene ya da 500 sene…7 kişi ya da 70 kişi…O mağara veya bu mağara ne fark eder?

Bunlar ne işimize yaracak ki ?

Diyoruz ya; Kuran-ı Kerim ”Evvel zaman içinde kalbur saman içinde” veyahut “Develer tellal iken pireler berber iken” diye değil “Oku” diye sesleniyor ve irrasyonel bir algı ile değil, tefekküren okunmayı bekliyor.

Kıssalar, gerçek anlamından uzaklaştırılarak mucizevi bir muhtevaya büründürülmesin ve zihinlere vurulan birer kelepçe halini almasın diyor.

Alın bunların, zamanını-mekanını-aktörlerini değiştirin ve kendi yaşadığınız çağa uygun bir hale getirerek, kendi dertlerinize yönelik bir mesaj devşirin. Aşamadığınız engeller karşısında, taze bir nefes olsun bu kıssalar size, diyor.

O halde bugün Ashab-ı Kehf üzerine tekrar düşünelim.

Biliyorsunuz; Kuran-ı Kerim’de mağara arkadaşları olarak adlandırılan bu insanlar, aslında İbrahimi geleneğe mensup muvahhitlerden başkası değildi. Tarihi verilere göre, yaşamış oldukları muhtemel bölgelerin başında o zamanlar Roma işgali altında olan Filistin ya da Anadolu eyaletleri geliyor. En kuvvetli ihtimal ise; Bu insanların, o zamanlar Roma işgali altında merkezi Filistin yönetimine isyan ederek, dağlara çekilen “Esseniler” tarikatı mensubu gençler olduğu.

Bunlar, Hz. Musa’nın yolunu ve öğretisini İbranileştirme ve Yahudileştirme girişimlerine başkaldıran ve İbrahim Peygamber ile Musa Peygamber’in tevhid yolundan gitmek isteyen muhavvid bir grup idi. Ve en dikkat çekici özelliklerinin başında, aralarındaki kardeşlik bağlarına çok katı kurallarla bağlı olmaları, bir tür komün yaşantısı sürdürerek her ihtiyacı olanın yardımına koşmalarıydı.

Kuran diliyle tarif edersek; Hakikaten bunlar, Rablerine cânı gönülden iman eden gençlerdi.(18/13)

Bu nedenle, türlü günahlar ve çok tanrılı inançlar ile dolmuş dünyadan uzaklaşarak, dağlara yönelmek onların yaşam tarzları ve hatta hayatta kalmak için yapabilecekleri tek şey olmuştu.

Zira; Yürekleri öyle sağlamdı ki başkaldırarak haykırmışlardı: “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başka bir tanrıya kesinlikle tapmayacağız. Aksi halde saçma sapan bir iş yapmış oluruz (18/14) diyorlardı.

Ve, kesin olan bir şey var ki; Bu gençlerin yaşadığı dönemin Roma hükümdarlar hepsi de putperest idi. Putperestliği kabul etmeyen insanları yakalayıp oracıkta öldürüyorlardı.

Ve ben, hükümdara bu ihbarları yapan insanların Ferisiler olduklarını düşünüyorum. Ve "Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler…ikiyüzlüler! Göklerin Egemenliği'nin kapısını insanların yüzüne kapıyorsunuz; ne kendiniz içeri giriyor, ne de girmek isteyenleri bırakıyorsunuz!(Matta 23:15), ya da “Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri, kıtaları dolaşırsınız. Dininize döneni de kendinizden iki kat cehennemlik yaparsınız (Matta 23:23) diye de tarif edebileceğimiz bu vicdansız Yahudi cemaati Ferisiler’in, bugünkü Siyonistlerin ataları olduğuna inanıyorum.

Tarihi kaynaklar, Roma hükümdarlarının, bu konuda gelen ihbarları değerlendirmede hiç zaman kaybetmediği ve gruplar halinde yaşayan İbrahimi gelenek sahibi bu gençleri, bazı kereler önce saraylarına çağırarak tehdit ettiklerini, inançlarından vazgeçmedikleri takdirde de öldürdüklerini söylüyor.

Putperest Roma hükümdarları ve ihbarcı Ferisiler zalimdiler.

Çünkü onlar, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların tanrı olduğuna açık bir delil getirselerdi ya! Allah’a yalan uydurandan daha zalim kim olabilirdi?(18/15), öyle değil mi?

Fakat gençler bildikleri yoldan dönmediler. Yaşadıkları dönemde dünyanın çivisi çıkmış olmasına rağmen şartlara boyun eğmediler. Ve, Ey Rabbimiz, üzerimizden sevgi ve merhametini eksik etme ve içinde bulunduğumuz şartlarda bizi doğruluktan ayırma.(18/10) diye haykırarak dağlara yöneldiler, mağaraya çekildiler.

Allah da; Böylece mağarada onların kulaklarını yıllarca dış dünyaya kapatarak ayırdı.(18/11).

 

Bu gençler yıllarca mağarada yaşadılar. Bazı zamanlar uyudular, bazı zamanlar kalktılar, mağara içinde yaşadılar, yani orada “münzevi” bir ömür sürdüler. Zaten ayette geçen [لبثوا ] ifadesi de aslında “uyudular” değil “yaşadılar, ömür sürdüler” anlamına gelmektedir.

 

Ve Sonra da onları hayata döndürdüler ki, mağarada geçen sürenin iki açıdan farkını görsünler.(18/12)

 

Yani bu gençler, mağarada geçirdikleri münzevi hayatın ardından tekrar dış dünyaya döndüler. Ve aradaki farkı görmüş olarak, tekrar bir direniş hareketi başlatmaya karar verdiler.

Diyoruz ya; Masallar, biz ve bizim gibi sıradan çocukların zihinlerine vurulmuş birer kelepçeye benziyor.

Oysa Allah masal anlatmaz.

Allah, Ashab-ı Kehf sizsiniz diyor…

Ashab-ı Kehf bizleriz…

Son 40 senede 3 askeri-1 postmodern darbe görmüş olan bizleriz Kuran-ı Kerim’de geçen o mağara arkadaşları…

Zulüm ve türlü kötülüklerle dolu dünyada, kah oturan kah kalkan, kah gülen kah ağlayan, kah korkan-geri çekilen kah ileri atılan, o bizleriz artık mağara arkadaşları…

Allah, tarihin ve hayatın gerisinde kalarak yaşamak ile hayatın içerisinde yaşamanın arasındaki farkı görmemizi istiyor. Çekildiğiniz o kuytu mağaralar içerisinde unutmayın ki dışarıda tüm acımasızlığı ile akıp giden bir hayat var, diyor.

Tek gerçek geç kalınmışlık, verilmekte olan son nefes esnasında doğrulmaya çalışmaktır,diyor.

Ve, üzerinden çok uzun yıllar geçmiş olsa bile, kalındığı yerden mücadele etmenin mümkün olabileceğini söylüyor.

Dünyadan kopmayın, kopsanız bile bir gün saklandığınız mağaralardan dışarı çıkmayı bilin, diyor.

Ve ekliyor; Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber güçlüklere göğüs germeye devam et. Dünya hayatının cazibesine kapılarak onları bir kenara bırakma. Haddini aşıp bencil arzularının peşine takılmaktan Bizi unutmuş kimseye iltifat etme.(18/28)

Allah masal anlatmıyor işte…

Kuran kıssaları da, biz ve bizim gibi sıradan çocukların zihinlerine vurulmuş birer kelepçe,birer mucize değil o yüzden…

 

Onlar ne mucize ne masal…Onlar gerçeğin ta kendisi…

 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hayvanlar'da Yeniden Dirilecek mi?

Kuşkusuz hesap ve cezanın ilk şartı akıl, şuur ve onun peşi sıra teklif ve mesuliyettir. B...

 

Aleviler Namaz Kılmaz mı?

Sorunun cevabına geçmeden önce Alevi sözcüğünün ne anlama ...

 

Neden Gusül Alırız?

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cenabet guslünün sebebi, temizlik...

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

Hicri Takvim

Recep
2
ÇArsamba
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

aysel
SLAM CANLAR BEN BİR ALEVİ KZIYIM AİLEMDEN GİZLİ KENDİMCE NAMAZ KILIP A
adem aras
Dün Hac Ümresine yolcu ettiğimiz H. S. Mir Kasım Hocamıza ve gruptaki
Burak Küpeli
Esselâmû Aleykûm ve Rahmetullah.  
Bismillahirrahmanirrahim
memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün331
Dün744
Bu Hafta1839
Bu Ay11502
Tüm Zamanlar383686
Şuanda 16 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

1000 Kayıtlı Üye
0 Bugün
0 Bu Hafta
6 Bu Ay
Son Üye: abdulkerım