Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow Peren Birsaygılı arrow Bir iman şövalyesi : Hz İbrahim
Bir iman şövalyesi : Hz İbrahim PDF Yazdır e-Posta
Hepimizin hayatında diğerlerine göre daha fazla yer etmiş bazı düşünürler ya da yazarlar vardır. Örneğin ben, Antik Yunan felsefesi’nden doğan ve ardından gelen gelişim sürecinde, devasa bir seyirle müstakil bir felsefe olarak zirve yapan İslam felsefesi düşünürleri dışında, insanı düşünmeye zorlayan varoluşçu düşünürlere öteden beri daha fazla muhabbet beslerim.

Dostoyevski’yi bir katilin Suç ve Ceza’yı okuması gibi heyecanlı bir sabırsızlık içerisinde okurum.

Zavallının aforizmaları fazla magazinel hale getirilmiştir, fakat bir dönem sorulması gereken ne varsa, neredeyse hepsini sormayı başarmış olması da, Nietzsche’nin zekasının eşsiz bir göstergesidir bana göre…

Ya da başkaları tarafından konulmuş göreneklere uyum sağlamaya çalışmak, gerçek bir varlığın eylemleri değil, bir robotun ahlak dışı bir eylemidir diyen Sartre’ı çok severim.

Ve Kierkegaard’ı…

O, üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir düşünürdür.

Kierkegaard dendiği vakit, insanın aklına önce soğuk ve kasvetli Kopenhag şehrinin geldiği söylenir daima. Gerçekte de 42 senelik kısa ömrüne sadece iki Almanya gezisi sığdırmış olan, sadık bir Kopenhag’lıdır o. Fakat yaşadığı kentin kasvetine inat can sıkıntısını ölesiye aşağılar ve kasvetten doğan tembelliğin insanı yozlaştırıcı bir etkiye sahip olduğunu söyleyerek, son ana kadar kendisini tefekküre vermekten geri durmaz. Ayrıca tıpkı Kafka gibi, o da otoriter bir babanın sert disiplini altında büyümüştür ve çok genç yaşta tüm Avrupa’nın büyük bir iflasın eşiğinde olduğunu söylemeye, hele de sadece pazar günlerinden ibaret bir hale gelmiş olan Hristiyanlığı yerden yere vurmaya başlamıştır bile.

Sadece budala kimseler, sürekli birilerine ihtiyaç duyarlar ve yalnızlığın lezzetinden habersizdirler. Kierkegaard da, düşünceleriyle örtüşen bir yaşam kurma derdinde olan aşık fakat yalnız, dindar fakat “Tanrı ile araya mesafe koyarsanız oraya başka şeyler dolar” diyerek çevresiyle kavga halinde olan bir adamdır.

Ve eğer Kierkegaard gibi varoluşunuza yönelik bir çabaya girişmişseniz, bu yüzden de haniyse çevrenizdeki her şeyle, bilakis de kendinizle kavgalı halde iseniz, ancak bir Peygamber yalnızlığınıza dost olabilir.

Ruhlar aleminde... sonu olmayan ilahi bir düzen hüküm sürer. Burada yağmur hem haklının hem de haksızın üzerine yağmaz. Burada güneş hem hayır sahibinin hem de günahkarın üzerinde parıldamaz. Burada her şey yerli-yerine oturur. Yalnızca çalışan ekmek kazanır; yalnızca muzdarip olan dinginlik bulur; yalnızca soyunu ruhlar diyarında sürdüren, sevgilisinin imdadına yetişir; yalnızca bıçağı çeken İshak'a kavuşur. Kierkegaard- Korku ve Titreme (Arka Kapak)

O, fırtınalar kopan düşüncelerini, bir gün gelip de Hz İbrahim’in öyküsünün içine sokarak, seyahati boyunca kendini Hz İbrahim’in yanında düşlediği zaman, Kopenhag’lı bir varoluşçu düşünür ya da karamsar bir dindar olmaktan öteye çıkarak, bir Peygamber için yazılmış olan en güzel liriklerden birini de yazmaya muvaffak olmuştur.

Henüz çocukluğunda, muhtemelen babasından işittiği bir öyküdür Hz İbrahim’in öyküsü. Büyüdükçe, aynı öyküyü daha büyük hayranlıkla okumuştur zira büyüdükçe bu öykü üzerine düşünmekten kendini alıkoyamaz. Heyecanı gittikçe artmaktadır.

Ve kendi tabiri ile, sonunda ruhu tek bir arzuyla yanıp tutuşmaya başlamıştır; İbrahim’i görmek…

Tek bir özlemle yanıp tutuşmaktadır; İbrahim’in öyküsünün tanığı olmak…

Onun tüm arzusu, İbrahim’in üç günlük yolculuğunda onlara yarenlik etmektir. En büyük isteği, dağa çıktıkları vakit onlarla orada olmaktır.

Korku ve Titreme’de “Ey İbrahim” diye seslenir ve şöyle devam eder;

“ Saygıdeğer Baba…Evden Moria Dağı’na yürüyüşünde, kaybın için, seni teselli edebilecek bir övgüye ihtiyacın yoktu. Sen her şeyi kazandın ve İshak’a kavuştun. Öyle olmadı mı? Tanrı, bir daha asla onu senden almadı. Ve sen çadırında, sofranda sevinçle oturdun onunla. Sen artık sanki ebediyetin de ötesindeydin”

Pekala, Kierkegaard’ı Hz İbrahim’in öyküsü içinde adeta bir mecnuna çeviren nedir biliyor musunuz ?

Çocukluğu, babasından aldığı katı dinsel eğitim içerisinde geçmiş olmasına rağmen, daha sonra gayri meşru bir ilişkiden doğduğunu öğrenmesi ile babasının inancı hakkında büyük şüpheler içine giren Kierkegaard için, insanların en büyük düsturu duruma göre yön tayin ederek zor seçimlerden kaçınmaya çalışmak haline gelmiştir.

Oysa Hz İbrahim bunu yapmamıştır.

Ona göre insanlar, kendi varoluşlarına yönelik bir tercih yapmak yerine, çevrenin beklentilerine göre hareket etmeyi tercih etmektedirler. Bu yüzden de, asla oldukları gibi olamayan maskeli varlıklardan öteye gidemezler.

Oysa Kierkegaard’a göre, gerçek ancak kişinin birey olarak kendi varoluşunun farkına varmasıyla görünür olur ve bunun gerçekleşmesi için üç aşama ile mümkün olabilir. Bunlar Kierkegaard’ın tabiriyle “varoluş alanları”dır. Bu üç varoluş alanını, dinsel, ahlaksal ve estetik varoluş aşamaları olarak nitelendirir. Bunlar aynı zamanda üç yaşam biçiminin de yansımasıdır. Ve, dinsel varoluş aşamasının şanlı temsilcilerini iman şövalyeleri olarak tasvir eder.

Hz İbrahim, ona göre dinsel varoluşun somutlaşmış hali ve büyük bir iman şövalyesidir. Zira o, neye inanması gerektiğini seçerken, kim olması gerektiğine de karar vermiştir. Onun imanı, toplumun etik değerlerinden radikal bir kopuştur. Ve oğlunu kurban etmek isteyen birinin itham edileceği türden suçlamaları ve toplumun yüz karası olmayı göze alarak, son noktaya kadar tereddütsüz gitmiştir.

Bu yüzden, Kierkegaard İbrahim’in kararı ile ilişkilendirdiği ideal inancı, geleneksel bir davranış modeli olmaktan çıkararak, zemininde özgürlük olan varoluşsal bir karar haline getirir. Dinsel varoluş alanının sınırlarının çizilmesi ve bunun üzerinden gelişecek etik varoluş çatışmalarının tasvir edilmesini, Hz İbrahim’in öyküsü üzerinden aktarır. Ona göre inanç, bir takım kural ve yöntemler sonucu sahip olunan toplumsal bir fenomen değil, insanın tüm yaşamına yansıyan ve kaynağını benlikte bulan varoluşsal bir seçimdir.

‘Yaşam boyu sürecek bir görev’ olan inancın niteliğine dair bir tartışma, seçilen yaşam biçiminin yani diğer bir ifadeyle, seçilen ‘Benlik’in varoluşuna ilişkin bir tartışmadır.

İşte bu yüzden, bugün Hz İbrahim’in kararını herkes anlayamaz. Onun, haşa paranoyak bir katil olduğunu söyleyen bazı kimseler, yaşlı bir savaşçı olarak sona yaklaştığında giydiği şövalye zırhının, kişisel varoluşunun ne de eşsiz bir simgesi olduğunu idrak edemeyecek ölçüde zavallıdırlar.

Ve bunlar, gerizekalı halleri ile insanı öfkeden deliye çevirebilirler.

Ancak önemi yok zira bizler, Kierkegaard’ın da söylediği gibi İbrahim’in koluna kimin güç verdiğini, sağ elini kimin kaldırdığını ve bu elin gevşeyip yanına düşmesine kimin müsaade etmediğini biliyoruz.

Bu sahneyi görseydik felç olabilirdik. Hz İbrahim’in ruhuna kimin güç verdiğini görseydik kör olabilirdik. Fakat diyorum ya, ne olduğunu zaten biliyoruz. Bu yalnızca o eşsiz şövalyenin bir imtihanıydı..

Kaynak ; Korku ve Titreme / Soren Kierkegaard Anka Yayınevi 2002 – Çeviren İbrahim Kapaklıkaya

 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hayvanlar'da Yeniden Dirilecek mi?

Kuşkusuz hesap ve cezanın ilk şartı akıl, şuur ve onun peşi sıra teklif ve mesuliyettir. B...

 

Aleviler Namaz Kılmaz mı?

Sorunun cevabına geçmeden önce Alevi sözcüğünün ne anlama ...

 

Neden Gusül Alırız?

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cenabet guslünün sebebi, temizlik...

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

Hicri Takvim

Recep
2
ÇArsamba
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

aysel
SLAM CANLAR BEN BİR ALEVİ KZIYIM AİLEMDEN GİZLİ KENDİMCE NAMAZ KILIP A
adem aras
Dün Hac Ümresine yolcu ettiğimiz H. S. Mir Kasım Hocamıza ve gruptaki
Burak Küpeli
Esselâmû Aleykûm ve Rahmetullah.  
Bismillahirrahmanirrahim
memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün331
Dün744
Bu Hafta1839
Bu Ay11502
Tüm Zamanlar383686
Şuanda 21 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

1000 Kayıtlı Üye
0 Bugün
0 Bu Hafta
6 Bu Ay
Son Üye: abdulkerım