Peren Birsaygılı
Bilir misin Nedir Zor Olan... | Bilir misin Nedir Zor Olan... |
|
|
|
|
Ne büyük acı ki; Binlerce genç insan, hayatlarını Müslüman olarak devam ettirmenin kendilerini haksızlıklar karşısında sessiz kılacağını düşündüğünden veda etti İslam dinine…
Zira din diye kendilerine telkin edilen, böylesine inanmaktan hiç de mutlu olmayacakları bir inanç biçimiydi. Ve temel unsurları, cehalet, korku, sermayedarlık ve sınıf ayrımı olan bu inancı büyütemediler içlerinde. Çaresizlik ve cehalet içinde yüzen halkları, içinde bulundukları durumun kendileri için ilahî bir takdir olduğuna inandıran ve buna teslim olmaya çağıran bir inanç biçiminin figüranları olarak hayatlarına devam edemediler. Ve şirk dinin yapısı gereği daima sermayeden yana yer alarak, ezilen milyonlarca insanın yüzü suyu hürmetine dahi, modern zamanların Kabe çetelerine tepki göstermeyen “bazı” Müslüman’lar ile en ufak bir ortak yanları yoktu da zaten. Onlar kerameti kendinden menkul zatların eteği dibinde hayata kör bakmak istemiyorlardı… Dışarıda hayat tüm acımasızlığı ile akıp giderken, gördükleri karşısında mukadderat diye omuz silkerek yaşayamazlardı. İşte bu yüzden farklı mecralara sürüklendiler. Ve bunun tek nedeni; Kuran-ı Kerim’in ölü bir metin haline getirilmiş olması idi. Bunun nedeni; Kitabının tek bir ayetinde dahi güçlünün güçsüze ya da zalimin mazluma karşı savunulduğuna rastlayamayacağınız, gerçek bir hayat dini olan İslam dininin özünün yaşantılarımızdan çekilerek, Kuran-ı Kerim’in evlerin yüksekçe bir yerlerine asılan ölü bir metin haline indirgenmiş olması idi. Bunun nedeni; Soru soran, yalnızlığa çekilen, tefekkür eden, bu kız çocukları neden toprağa gömülüyor, bu insanlar neden aç, hani adalet, hani eşitlik, hani kul hakkı diyerek ilk iş olarak mevcut yapıyla savaşmış olan Hz Muhammed’e metafizik inançlar ile saptırılmış bir mukaddesat yüklenmiş olması idi. Fikri ve ameli olarak yaptığı her şey Allah’ın bir hikmeti olan Hz Muhammed’in Ebu Leheb iktidarına karşı giriştiği o eşsiz mücadelenin çağımızdaki karşılığına dikkat çekilmemesiydi. Bunun nedeni; Hz Muhammed’in sofrasında yer alan üç hurmanın yerini zengin sofralara bırakmış olmasıydı. Bunun nedeni; Tuzla ölüm tersanelerinde hayatını kaybeden işçinin cenaze namazının kılındığı caminin önünden son model jeepiyle geçen şirk dini temsilcileri idi. Can güvenliği olmaksızın, yerin bilmem kaç metre altında kürek sağlayan Zonguldak maden işçilerinin “Açız” diye haykırarak greve gittiği esnada, ben diyeyim sekiz, siz diyin onuncu kez hacca gitmeye hazırlanan falanca tarikat lideri idi. Ailesinin yoksulluğuna biraz olsun çare olmak için geç saatlere kadar sokaklarda çalışmak zorunda kalan çocuklara rağmen, sırf keyif maksatlı kıyılan bir ikinci ya da üçüncü eş imam nikahı merasimi idi. Beş yıldızlı otellerde başına oturulan iftar sofraları, çıkılan lüks tatiller, kotarılan yeni ihaleler idi… Bunun nedeni; “Hz Muhammed bugün yaşasaydı ilk iş olarak neye karşı mücadele ederdi?” sorusunun, doların markın dalgalanmaları kadar önemli bulunmamış olması idi… İşte bu yüzden, binlerce genç insan şirk dinini gerçek din sanarak veda etti İslam’a. Onlar, İslam dininin devrimci özünden uzaklaştırılarak, sermayenin ve statükonun temsilcisi gibi aktarıldığı toprakların, kafası karışık çocuklarıydılar. Tamamen masumdular ve içlerindeki sızının tek ilacının, “Oku” diyen sese yanıt vermek olduğunu göremeden, bilemeden kendilerini o mahşer yerinin ortasında buluverdiler. Pek çoğu da çağımızın en büyük trajedisinin kurbanı oldu böylece. Yani, mavi içinde maviyi göremeden harcadılar hayatlarını… İşte bu yüzden eğer bir ağıt yazabilecek kadar yetenekli olsaydım ya da en azından tek bir ağıt yazma şansım olsaydı; Öldürdükleri, soldurdukları, adeta bir sermaye ve tapınak dini haline getirerek tüm devrimci özünden soyutlamaya çalıştıkları İslam dini ile şereflenmeden, o sıcacık yuvaya tekrar kavuşamadan bu hayata gözlerini yummuş olan, üzgün toprakların kafası karışık evlatları için yazmayı dilerdim bunu… Ve Mekke semalarından “Bilir misin nedir zor olan (Beled-12)” diye yükselerek… “Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak(Beled-13)… İnsanın insana kulluğuna karşı yükselen o devrimci öfkemiz… Zor zamanda vermek (Beled-14)… Zonguldak maden işçilerine göndermek üzere para toplayan üniversite grupları… Öksüzün başını okşamak(Beled-15)… Güzel kocaman gözleriyle bakan selpakçı çocuklarla olan sohbetler… Düşmüşün elinden tutmak(Beled-16)… Kime nasıl daha fazla yardım edilebilir diye sabahlanan o soğuk geceler… İman etmek, güçlüklere göğüs gerip acıları paylaşmak; sevgi ve merhamet yumağı olmak (Beled-17)… Güçlükler karşısında gösterilen o eşsiz gayret, o unutulmaz dostluklar, yoldaşlıklar… Ve ah keşke bir de “LA ILAHE ILLALLAH”… İşte erdemliler bunlardır (Beled-18)” diye haykıran sesi işitmelerini çok isterdim… Ağıt da yazamadım, o sesi de işittiremedim… Onlar, İslam dininin devrimci özünden uzaklaştırıldığı toprakların, adaleti başka mecralarda arayan evlatları olarak ayrıldılar aramızdan. Ve Hz Muhammed ile Mekke semalarından yükselen o ses, bugün Müslüman vicdanından yeniden haykırarak, İslam dinini tıpkı dün olduğu gibi bugün de, irili-ufaklı tüm Ebu Leheb iktidarlarının, Kabe çetelerinin korkulu rüyası haline getirmez ise, bu topraklar daha çok evladını başka mecralarda hak aramaya mahkum bırakacaktır maalesef… O zaman ise… Yazık…Yine çok yazık olacak… Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Değerli site ziyaretcileri... |
|
Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak : Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz. Üye olmanızı önemle rica ederiz. Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz. Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264 Web : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org e-mail : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. İletişim : 0474 223 35 38 |
| Recep |
| 2 ÇArsamba |
| 1433 Hicri |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
| Bugün | 330 |
| Dün | 744 |
| Bu Hafta | 1838 |
| Bu Ay | 11501 |
| Tüm Zamanlar | 383685 |
![]() | 1000 Kayıtlı Üye |
![]() | 0 Bugün |
![]() | 0 Bu Hafta |
![]() | 6 Bu Ay |
![]() | Son Üye: abdulkerım |