Onlara Öf Bile Deme! 3

0
Onun kalbi sizin yara almanıza dayanamaz, sizin üzülmenize dayanamaz, sizin kötülüklere maruz kalmanıza dayanamaz

dolayısıyla annenizi anlayıp onun bu davranışlarını anlayışla karşılamanız annenize yapabileceğiniz en basit iyiliklerden birisidir.

 

Anneniz, çok yanlış bir eğitimle büyümüş olabilir, kendi anne ve babasından doğru eğitimi almamış olabilir ve bunları farkında olmadan sizin hayatınıza da yansıtıyor olabilir. Bu, onun sizi sevmediği veya iyiliğinizi istemediği anlamında değildir.

Hiç kuşkusuz anne ve babasının saygınlığını korumayan evlatlar kendi evlatlarının saygısızlıklarına uğrayacaklardır.

Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:

Anne ve babanıza iyi davranın ki evlatlarınız da size iyi davransınlar.

Anneler günü hediyesi.

 

Anneler günü annelerimizin iyiliklerini telafi etmek için küçük de olsa bir fırsattır. Bu günde evlatlar annelerine daha iyi bir hediye alma telaşında iken anneler de bütün evlatlarını tekrar bir arada görmek sevincini yaşıyorlar. Ama acaba anneler gününde veya başka günlerde renkli kutularda annelerimize sunduğumuz bu hediyeler annemizin bize yaptığı iyiliklerin karşılığını verebilir mi?  Acaba annemizin bizim için katlandığı onca zorluklar ve acılar bu kutularla telafi edilebilir mi? Bu hediyelerin hangisi annemizin sıcak kucağının bedeli olabilir? Ya da hangisi annemizin bizi karnında taşıdığı zorlukları telafi edebilir? Hangisi doğum acısını telafi edebilir? yada hangisi annemizin gençliğinin bedeli olabilir?

Çok pahalı bir hediye almak ve pahalı hediye almak yarışına girmek elbette ki annemizi sevindirmediği gibi her zaman bizim iyiliğimizi düşünen annemizi üzebilir de. dolayısıyla anneye verilen hediye konusu gibi hassas bir konuda yarışlardan uzak bir yol izlemek annemizin sevinmesi ve herkesin huzuru için izlenilebilen en uygun yoldur.

Anne-baba ve yaşlılar yurdu.

Her gün biraz daha makineleşen dünyamızın insanları maalesef gün geçtikçe biraz daha insani değerlerden uzaklaşıyorlar.

Yaşlı anne ve babaları birer işe yaramaz asalak varlık olarak algılayan günümüzün insanları en uygun çare olarak bu değerli insanları bir araya getirip ölümü beklemeleri için onları bir yuvaya tıkmayı öngörüyorlar.

Yaşlılar yurdu insanlarımızın ne denli insanlıktan uzaklaştığını gösteriyor aynı zamanda. Yıllarca bizim için katlanmadık zorlukları kalmayan insanları güçsüzleşince kendimizden uzaklaştırmak ve eski bir eşya gibi bir köşeye atmak vicdanlı bir insanın asla yapamayacağı bir davranıştır.

Batı dünyasının bir mahsulü olan yaşlı yurtları, maalesef artık yurdumuzda da boy göstermeye başladı ve her gün biraz daha batılılaşan yurdumun insanı da onların izinden giderek dünyadaki en değerli varlıklarını yani annesini ve babasını bu merkezlere teslim ediyor.

Bu merkezlerde anne veya babanıza iyi baktıklarını söyleyen kişiler olabilir ancak onların orada yediği yiyecek, hijyen veya diğer sağlık konularından bahsetmiyorum bile. Anne ve babanızın oradaki psikolojik açlığından, psikolojik sağlığından ve evlatlarından uzak kalmanın onlara verdiği acıdan bahsediyorum.

En güzel yıllarını sizin için seve seve harcayan anneniz, yaşlılık yıllarında evlatlarının yanında kalmak istiyor, torunlarını, yanında görmek istiyor ve bir işe yaradığını hissetmek istiyor.

Bir eski eşya gibi muamele gören bu annenin nasıl bir psikolojiye sahip olabileceğini tahmin edebilir misiniz? Kendinizi annenizin veya babanızın yerine koyun, size böyle bir şey yapılsaydı ne hissederdiniz?

Kendi evinde ona verilen bir kase soğuk çorba bile yaşlılar yurdunda ona verilen dünyanın en güzel yemeğinden onun için daha değerlidir.

Anne ve babanızın kendi isteğiyle yaşlanmadığının farkında mısınız? Kendi isteğiyle hastalanmadığını ve isteyerek size rahatsızlık vermek istemediğini biliyor musunuz? O sadece sizin iyiliğinizi istiyor ve son günlerinde ne zorluklarla yetiştirdiği bu ağacın gölgesinde kalmak istiyor.

ZEHRANET

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar