Onlara Öf Bile Deme! 1

0
Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi emretmiştir.
 Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı «Öf» bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin.[1]

Anne ve baba makamı o kadar yüce ve kutsal bir makamdır ki kuranı kerimde defalarca Allah’tan hemen sonra zikredilmiştir ve anne babaya iyilikte bulunmak, Allah’ın, imandan sonra, kullarından istediği başlıca istek olarak kuranın farklı yerlerinde ifade edilmiştir.

Birçok şeyimizi ve belki de her şeyimizi anne ve babamıza borçlu olduğumuzu söylemeye gerek yok. Bunu zaten hepimiz biliyoruz.

Birçok zorluklara katlanarak bizi sevgi ve şefkatle büyüten annelerimiz, çoğu zaman bizim rahatımız için kendilerini bile unutarak hayatlarının en güzel yıllarını seve seve bizim için feda etmişlerdir.

Babalarımız nice zorluklara göğüs gererek, nice dayanılması zor olaylarla boğuşarak bizim huzurlu ve rahat olabilmemiz için en güzel yıllarını harcadıklarını biliyoruz. Dolayısıyla rahatlıkla şunu söyleyebiliriz ki hiçbir insan anne ve babasının ona yaptıkları iyiliklerin karşılığını ödeyemez. Hiç kimse annesinin onu taşıdığı o dokuz aylık zor günlerin bedelini ödeyemez. Çocukları için her şeylerini gözlerini kıpmadan feda edebilen annelerin hakkını hiç kimse ödeyemez.

Yüce Allah kuranı kerimdin birçok yerinde kendi adının yanı sıra anne-baba’dan söz etmiştir ve her zaman anne ve baba hakkını kendi haklarının yanında duyurmuştur.

Yüce Allah şöyle buyuruyor: De ki:

«Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın.[2]

Anne ve babaya yapılan kötülüğü kendisine şirk koşmak kadar kötü gören yüce Allah diğer bir ayette ise şöyle buyuruyor:

Allah’a kulluk edin, O’na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez.[3]

Başka bir ayette ise şöyle okuyoruz:

Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.[4]

Bu ayetleri bir araya getirdiğimizde ise anne ve babaya yapılması gerekenler ve yapılmaması gerekenler olarak iki konu açıklığa kavuşuyor.

Yüce Allah’ın, Anne ve babayı kendisinden sonra ikinci kademede zikretmesi ve iman etmek gibi en değerli görevden sonra anne ve babaya yapılması gereken iyilikten söz etmesi anne ve babanın gerçek makamını gözler önüne seriyor.

İmam Rıza (as) şöyle buyuruyor:

Yüce Allah kendisine ve anne-babamıza teşekkür etmemizi emretmiştir dolayısıyla anne ve babasına teşekkür etmeyen birisi Allah’a da şükredemez.

İşin aslına bakacak olursak anne ve babaya gösterilmesi gereken saygının asıl sebebi, insanların kendi hayatlarını devam ettirebilmelerinde gizlidir. zira ailelerin ve buna bağlı olarak da toplumların ayakta kalması ancak anne ve babaların gerekli ilgiyi görmesiyle mümkün olabilir. Evlatların anne ve babaya ilgisiz olduğu bir aileden kin ve nefretten başka bir ürün çıkmaz. Bu tür ailelerden oluşan bir toplum ise kesinlikle uzun süre hayatını devam ettiremez.

Avrupa toplumlarında bugün gördüğümüz tablo, aile kurumunun iflas etmesinin bir sonucudur. Bu tür toplumlarda aile ve aileler arası diyalog anlamını yitirmiştir, anne ve baba kavramları anlamsızlaşmıştır ve insanlar artık sadece kendi zevkleri için yaşıyorlar.

[1] -İsra 23.

[2] – Enam 151.

[3] – Nisa 36.

[4] – Bakara 83.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar