Nezir (Adak) Hükümleri

0
Nezir; insanın Allah rızası için hayır bir işi yapmayı ya da yapılmaması daha iyi olan bir işi Allah rızası için terk etmeyi iltizam etmesi demektir.
Nezrederken nezrin özel akdini okumak gerekir. Bu akdin Arapça okunması da şart değildir. Meselâ Türkçe; “Hastalığım iyi olursa, Allah rızası için bir fakire on bin lira vereceğim.” diyerek akdi okursa, nezri sahihtir.  * Nezreden kimsenin baliğ ve akıllı olması, akdi kendi bilinci ve iradesi üzere okuması gerekir. Dolayısıyla başkasının zorlamasıyla veya [aşırı] gazap hâlindeyken sinirlenme neticesi gayri ihtiyarı olarak nezirde bulunan kimsenin nezri sahih değildir.

* Malını boş yerlere harcayan sefih bir kimse, bu hâliyle bulûğa erer veya şer’î hâkimin emriyle kendi malları üzerindeki tasarruf hakkını kullanması yasaklanırsa, malına ait yaptığı nezirler sahih değildir.

* Kocasının izni olmaksızın nezreden kadının nezri batıldır.

* Bir kadın, kocasının izniyle nezrederse, kocası onun bu nezrini bozamaz ve kendi nezrine amel etmesini de engelleyemez.

* [Baliğ olan bir] çocuk, herhangi bir nezirde bulunursa, babasının izniyle olmasa bile, nezrine vefa göstermesi gerekir.

* İnsan, ancak kendisi için yapılması mümkün olan bir işi nezredebilir. Dolayısıyla, yürüyerek Kerbela’ya gitmekten âciz olan kimse, yürüyerek gitmeyi nezrederse, onun nezri sahih değildir.

* Haram veya mekruh olan bir işi yapmak yahut farz veya müstehap olan bir işi yapmamak üzere yapılan nezir sahih değildir.

* [Yemek, içmek, giyinmek ve binmek gibi] mubah olan bir işi yapmak veya terk etmek üzere yapılan nezirlerde, yapmakla yapmamak her açıdan eşit olur ve hiçbir tarafın diğerine tercihi olmazsa, insanın böyle bir nezirde bulunması sahih değildir. Ama eğer onu yapmanın bir açıdan tercihi olur ve insan da onu göz önünde bulundurarak örneğin, ibadette daha güçlü olmak için bir yemeği yemek üzere nezrederse, nezri sahihtir. Aynı şekilde eğer terk edilmesinin herhangi bir açıdan faydalı olduğunu göz önünde bulundurarak örneğin, zararlı olduğu için sigara içmeyi bırakmak üzere nezrederse, nezri sahihtir.

* İnsan, kendi farz namazlarını oda gibi bizatihi (=kendiliğinden) namazın sevabının artmasına sebep olmayan bir mekânda kılmayı nezrederse, eğer orada namaz kılmanın bir açıdan tercihi olursa örneğin, yalnız kalması nedeniyle ibadete olan teveccühü dağılmıyorsa, onun bu nezri sahihtir.

* Bir işi yapmayı nezreden kimse, onu nezrettiği [ve belirttiği] şekilde yerine getirmelidir. Buna göre ayın ilk gününde sadaka vermeyi veya oruç tutmayı veya ayın başlangıç namazını kılmayı nezrederse, bunları o günden bir gün önce veya bir gün sonra yapması yeterli olmaz. Yine hastası iyileşince sadaka vermek üzere adakta bulunan kimse, hastası iyileşmeden önce sadakayı verirse, kifayet etmez.

* Oruç tutmak üzere nezirde bulunan ama vaktini ve sayısını belirtmeyen kimse, herhangi bir günü oruç tutarsa, yeterli olur. Bunun gibi bir kimse, namaz kılmayı nezreder ama sayısı ile özelliklerini belirtmezse, iki rekâtlı bir namazı kılmakla nezrine vefa göstermiş olur. Yine sadaka vermeyi nezreder ama onun cinsini ve miktarını belirtmezse, “sadaka verdi” denecek miktarda fakire bir şey verirse, nezrine göre amel etmiş olur. Aynı şekilde Allah için herhangi bir işi yapmayı nezreden kimse, bir namaz kılar veya bir gün oruç tutar ya da bir şeyi sadaka olarak fakire verirse, nezrini yerine getirmiş olur.

* Belirli bir günde oruç tutmayı nezreden kimse, o günde oruç tutmalıdır. Eğer o günde yolculuğa çıkarsa, o orucun kazası üzerine farz olur.

* [Bir nezirde bulunan kimse,] kendi ihtiyarıyla nezrinin gereğine muhalefet eder ve vefa göstermezse, keffaret vermesi yani, ya bir köle azat etmesi veya altmış fakiri doyurması ya da iki ay peş peşe oruç tutması gerekir.

* Bir işi belirli bir zamana kadar terk etmeyi nezrederse, o süre geçtikten sonra o işi yapabilir. Eğer o süre geçmeden önce unutkanlık veya çaresizlik yüzünden onu yaparsa, üzerine bir şey farz olmaz; ama yine de o işi belirlediği sürenin sonuna kadar yapmaması gerekir. Eğer ikinci defa onu belirttiği sürenin içinde özürsüz olarak yaparsa, bir önceki hükümde belirtildiği gibi keffaret vermesi gerekir.

* İnsan, bir işi terk etmek üzere nezirde bulunur ve onun için belirli bir süre tayin etmezse, eğer unutkanlıktan, çaresizlikten veya hükmü bilmezlikten kaynaklanan bir nedenle o işi yaparsa, üzerine keffaret farz olmaz. Fakat onu kendi ihtiyarıyla yaparsa, birinci defası için keffaret vermelidir.

* İnsan, cuma günü gibi haftanın belirli bir gününü devamlı oruç tutmak üzere nezreder, ama cuma günlerinden birisi Ramazan veya Kurban Bayramı gününe rastlar veya hayız gibi oruç tutmasına mani olan bir özürle karşılaşırsa, o günü oruç tutmaz; fakat başka bir günde o günün kazasını tutar.

* Belli bir miktarı sadaka vermek üzere nezirde bulunan kimse, sadakayı vermeden önce ölürse, miras olarak bıraktığı malın o miktarını sadaka vermelidirler.

* Belli bir fakire sadaka vermeyi nezreden kimse, onu başka bir fakire veremez. Hatta o fakir ölürse, [farz] ihtiyat gereği onun mirasçılarına vermesi gerekir.

* Ehlibeyt İmamları’ndan muayyen birini örneğin, Kerbela’da Hz. Hüseyin’in (a.s) türbesini ziyaret etmek amacıyla nezirde bulunan kimse, başka bir İmamın türbesini ziyarete giderse, yeterli olmaz. Ancak, herhangi bir özürle karşılaşmasından dolayı adakta belirttiği türbenin ziyaretine gidemezse, onun üzerine bir şey farz olmaz.

* Türbe ziyaretine gitmeyi nezreden kimse, ziyaret guslü ile ziyaret namazı için nezirde bulunmazsa, ziyarete gittiğinde onları yerine getirmesi gerekmez.

* Ehlibeyt İmamları’ndan veya onların evlâdından birinin haremi için halı, perde, avize ve aydınlatma malzemesi gibi bir şey nezreden kimse, onları haremle ilgili harcamalarda kullanmalıdır. Ama eğer bizzat İmamların veya onların evladından birisi için nezrederse, haremin hizmetçilerine verebileceği gibi, haremle ilgili harcamalarda veya sevabı nezredilen kimseye ulaşması amacıyla diğer hayırlı işlerde de kullanabilir.

* Masum İmamın (a.s) bizzat kendisine bir şeyi nezreden kimse, eğer onu belirli bir masraf için kastetmişse, belirttiği harcamada bulunmalıdır. Fakat belirli bir masraf için kastetmemişse, onu fakirlere ve o İmamın türbesinin ziyaretçilerine vermeli veya cami ve benzeri şeyler inşa edip, sevabını o İmama (a.s) hediye etmelidir. İmam zâdeler için bulunulan nezirlerde de aynı hüküm geçerlidir.

* Sadaka veya Ehlibeyt İmamları’ndan biri için nezir edilmiş koyunun yünü ve sonradan semizleşmesi nezre aittir. Şayet adanan yere harcanmadan önce süt verir veya yavru yaparsa, farz ihtiyat gereği bunlar da nezredilen yerde harcanmalıdır.

* Hastası iyi olunca veya yolcusu yolculuktan sağlıkla dönünce, bir işi yapmayı nezreden kimse, nezretmeden önce hastasının iyileştiğini veya yolcusunun geldiğini anlarsa, nezrine göre amel etmesi gerekmez.

* [Henüz baliğ olmayan] kızını seyit olan birisiyle evlendirmeyi nezreden anne veya baba, baliğ olduktan sonra, ihtiyat gereği onu mümkün olduğu takdirde seyit birisiyle evlenmesi için razı etmelidirler.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar