Leyletü’l-Mebit (Arapçaليلة المبيت), Hz. Resulü Kibriya Efendimizin (s.a.a) Allah’ın emriyle Mekke’den Medine’ye hicret ettiği; Kureyş’in önde gelenlerinin Allah Resulünü (s.a.a) öldürme kararı alması üzerine, müşriklerin Peygamberimizin yokluğunu anlamaması için Hz. Muhammed’in (s.a.a) Hz. Ali’den (a.s) kendi yatağına yatmasını istediği geceye denir. Allah-u Teâlâ Hz. Ali’nin (a.s) canını hiçe sayarak yaptığı bu büyük fedakârlığı karşısında Bakara Suresinin 207. Ayetini nazil etmiş ve Hz. Ali’nin nasıl bir makama sahip olduğunu ortaya koymuştur.

Hz. Peygamberi (s.a.a) Öldürme Komplosu

Tarihi rivayetlere göre; Kureyş müşrikleri Allah Resulünün (s.a.a) davetinin büyümesi ve Ebu Talip’in (a.s) vefat etmesinin ardından, Müslümanlara işkence ve eziyet ederek İslamdininden vazgeçmeye mecbur ediyorlardı. Müslümanların canlarını tehlikede gören Hz. Peygamber (s.a.a) Medine ehliyle yaptığı anlaşmadan sonra Müslümanlara Medine’ye hicret etme emrini verdi. Müslümanlar Kureyş’li müşriklerin gözlerinden uzak ve gizli bir şekilde küçük gruplar halinde Medine’ye doğru yola çıktılar.[1] Kureyş müşrikleri Peygamberin davetinin büyümesinin önünü almak için son çareyi onu öldürme kararı almakta buldular.

Daru’n Nedve Toplantısı

Kureyş‘li müşriklerden bir grup İslam Peygamberine (s.a.a) karşı nasıl bir tavır takınacaklarını kararlaştırmak için Daru’n Nedve’de bir araya geldiler. Bazı nakiller esasınca Şeytan da bu toplantıya yaşlı bir adam şeklinde katılmış ve müşriklere kılavuzluk etmişti.[2] Sonunda Ebu Cehil’in isteği üzerine, her kabileden cesur bir genç seçilecek ve gece vakti Allah Resulünün (s.a.a) evine saldırıp, onu toplu olarak kendi evinde öldürme kararı aldılar; zira bu durumda katil bir kişi olmayacak ve bu olayda her kabilenin parmağı olacaktı. Peygamberin ailesi olan Haşim oğulları da intikam almaya kalkamayacaktı, çünkü tüm kabilelerle savaşmak onların gücünü aşmaktaydı. Mecburen yalnızca kan parası almak zorunda kalacaklardı.[3]

Ayetin Nüzulü ve Peygamberin Haberdar Olması

Kureyş’in Allah Resulünü (s.a.a) öldürme kararı alması üzerine Cebrail (a.s) Peygamber efendimize (s.a.a) nazil olarak Kureyş’in planını deşifre etti ve Allah’ın emrini iblağ etti. Nitekim Enfal Suresinin 30. Ayetinde Allah-u Teâla şöyle buyurmaktadır: “Hani bir zaman kâfirler seni hapsetmek veya öldürmek yahut (Mekke’den) çıkarmak için düzen tertipliyorlardı. Onlar düzen hazırlarken Allah da düzen hazırlıyordu. Allah, düzen hazırlayanların en iyisidir.” Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.a) müşriklerin gelmesinden önce evinden çıkarak Yesrib’e doğru hareket etti.[4]

Allah Resulü (s.a.a) evinden çıkarken müşriklerin gözüne görünmemek için “وَجَعَلْنَا مِن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ” (“Önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik; gözlerini de perdeledik; artık onlar görmezler.”) (Yasin Suresi – 9) ayetini okudu.[5]

Leyletü’l Mebit Hadisesi

Peygamber Efendimiz (s.a.a) Rebiu’l Evvel ayının ilk gecesinde Hz. Ali’ye (a.s) şöyle buyurdular: “Müşrikler bu gece beni öldürmek istiyorlar, benim Sevr dağına gitmem için sen benim yatağımda yatar mısın?” İmam Ali (a.s) şöyle cevap verdi: “Ey Allah’ın Resulü! Acaba ben yatağınıza yatarsam canınız güvende olacak mı?” Allah Resulü (s.a.a) olumlu cevap verince Hz. Ali (a.s) tebessüm ederek Hz. Peygamberin (s.a.a) canı güvende kalacağı için şükür secdesi yerine getirdi. Başını secdeden kaldırdıktan sonra şöyle arz etti: “Gözüm, kulağım ve kalbim size feda olsun, size emir olunanı yerine getirin. Bana yardımcınız olarak her ne isterseniz emredin. Sizin emrettiğiniz gibi yatağa uzanıyorum ve başarı sadece Allah tarafındandır”.[6] Daha sonra Allah Resulü (s.a.a) Hz. Ali’ye (a.s) sarıldı ve her ikisi ağlayarak birbirinden ayrıldılar.[7]

Hz. Ali (a.s) Resulullah’ın (s.a.a) yatağına yattığında, Cebrail Hz. Ali’nin (a.s) başucuna ve Mikail’de İmam Ali’nin (a.s) ayakucuna geldi ve Cebrail (a.s) şöyle dedi: “Ne mutlu, ne mutlu sana, kim senin gibi olabilir ey Ebu Talip’in oğlu! Allah seninle meleklerine iftihar etmektedir.”[8] Müşrikler gecenin ilk vakitlerinden itibaren Allah Resulünün (s.a.a) evini muhasara altına aldılar. Saldırı gece ortası yapılacaktı, ancak Ebu Leheb şöyle dedi: Gece yarısı kadın ve çocuklar evde; sonra Araplar bize amca oğullarının hürmetine riayet etmediler demesin.[9]

İmam Ali (a.s) evin kapısını kapayarak perdeleri çekti. Müşrikler yatakta yatan birinin olduğundan emin olmak için Ali’ye (a.s) taş attılar; zira onların yatakta yatanın Allah Resulü (s.a.a) olduğuna dair bir şüpheleri yoktu.[10] Sabah vakti kınından çekilmiş kılıçlarla eve saldırdılar ve Peygamberimizin yatağında İmam Ali’yi (a.s) görünce şöyle dediler: “Muhammed nerede?” İmam Ali (a.s): “Siz onu bana mı teslim ettiniz ki benden istiyorsunuz? Onu siz evini terk etmeye mecbur ettiniz.”

Bunun üzerine müşrikler İmam Ali’nin (a.s) üzerine yürüdüler ve ona eziyet ederek evden dışarı çıkarıp dövdüler ve birkaç saat Mescidü’l Haram’da kapalı tuttuktan sonra serbest bıraktılar.[11] Hz. Ali (a.s) serbest kaldıktan sonra Peygamberin arkasından Sevr dağının aksi istikametinde Medine’ye doğru hareket etti.[12]

Aynı şekilde bazıları şöyle nakletmektedirler: Kureyşli grup yatakta yatanın Allah Resulü olduğundan emin bir şekilde Hz. Ali’ye (a.s) doğru yürüyerek onun baş ve üzerine taş atıyorlardı. Fecir vakti olunca rüsva olmamak için toplu bir şekilde saldırdılar. O zamanlar Mekke’deki evlerin giriş kapısı olarak sadece bir örtü asılıydı. İmam Ali (a.s), en önde Halid b. Velid b. Mugayre olmak üzere müşriklerin kılıçlarını çekmiş kendisine doğru geldiklerini görünce cesur bir şekilde bir yolla Halid b. Velid’in kılıcını elinden aldı. Bu durum karşısında kıvranan Halid b. Velid deve gibi nara atmaya başladı. Hz. Ali (a.s) Halid b. Velid’in kılıcıyla henüz evin basamaklarında olan gruptaki diğerlerine doğru yürüdü ve onlar koyun sürüsü gibi Hz. Ali’nin karşısından dağılarak evin damına doğru kaçtılar. Daha sonra ona dikkatli bakınca onun Hz. Ali (a.s) olduğunun farkına vardılar.

Onlar: Sen Ali misin? İmam Ali: (a.s) Evet ben Aliyim. Müşrikler: Bizim seninle bir işimiz yok Muhammed nerede onu söyle. İmam Ali’nin (a.s) benim ondan haberim yok demesi üzerine Kureyşli müşrikler dikkatli bir şekilde ve keskin bakışlarla atlarına binerek Allah Resulünü (s.a.a) aramaya koyuldular.[13]

Ayetin İmam Ali (a.s) Hakkında Nazil Olması

Şii ve Sünni alimler ittifakla: وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْرٖى نَفْسَهُ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ رَؤُفٌ بِالْعِبَادِ
(“İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah’ın rızasını almak için kendini feda eder. Allah da kullarına şefkatlidir.”) (2 – 207) ayeti kerimesinin “Leyletu’l Mebit” gecesinde ve Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olduğunu belirtmişlerdir.[14]

İştera Ayeti
وَ مِنَ النَّاسِ مَن یشْرِی نَفْسَهُ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِ اللَّهِ وَاللَّهُ رَءُوفٌ بِالْعِبَادِ
“İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah’ın rızasını almak için kendini feda eder. Allah da kullarına şefkatlidir.”

Kaynakça

  1. Yukarı git İbn Hişam, c. 1, s. 480.
  2. Yukarı git İbn Esir, c. 2, s. 926.
  3. Yukarı git Tabersi, s. 88.
  4. Yukarı git Halebi, c. 2, s. 32.
  5. Yukarı git Subhani, c. 1, s. 420.
  6. Yukarı git Meclisi, c. 19, s. 60.
  7. Yukarı git Tusi, s. 466.
  8. Yukarı git Saduk, s. 469; Fahrı Razi, c. 5, s. 174; Hakim Hasekani, c. 1, s. 123.
  9. Yukarı git Halebi, c. 2, s. 32.
  10. Yukarı git Tusi, s. 298.
  11. Yukarı git Meclisi, c. 19, s. 92.
  12. Yukarı git Mufid, s. 30.
  13. Yukarı git Emali Şeyh Tusi, s. 466 – 467, Hadis: 35; Biharu’l Envar, c. 19, s. 58 – 63; Hilyetu’l Ebrar, s. 83 -90.
  14. Yukarı git Tabatabai, c. 2, s. 135; Hakim Nişaburi, c. 3, s. 5; Ebu Abdullah Şeybani, c. 2, s. 484; Ayyaşi, c. 1, s. 101, Hadis: 292; Zerkeşi, c. 1, s. 206.