Muaviye’nin Evlilik Teklifi…

0
Muaviye, Emir’ul-Muminin Hz. Ali (a.s)’ın şahadetinden sonra kudret tahtına oturup bütün İslamî ülkelerin hükümdarı oldu.

 Muaviye tarafından Medine’nin valisi olan Mervan Muaviye’den bir mektup aldı, o mektupta şöyle yazılmıştı: “Adbullah bin Cafer’in (Hz. Ali’nin kardeşinin oğlu) kızını oğlum Yezid’e iste, her ne kadar mihriye isterse kabul ederim, her ne kadar borcu olursa öderim, buna ilaveten bu vuslat, Beni Haşim ve Beni Ümeyye arasında da barışa sebep olacaktır.”

Mervan mektubu okuduktan sonra Abdullah bin Cafer’le görüştü ve onun kızını Yezid’e istedi.

Abdullah onun cevabında şöyle dedi:

“Bizim kadınların ihtiyarı (söz sahibi) Hasan bin Ali (a.s)’dır, kızımı ondan iste!” dedi.

Mervan ; İmam Hasan (a.s)’ın yanına varıp Abdullah’ın kızını Yezid’e istedi.

İmam Hasan (a.s) cevabında şöyle buyurdular: “İstediğin kimseleri davet et, ben görüşümü o toplantıda açıklayacağım.”

Mervan da Beni Haşim ve Beni Ümeyye büyüklerini davet etti, hepsi hazır olduklarında Mervan ayağa kalkıp Allah’a hamd-u sena ettikten sonra şöyle dedi:

Muaviye, Abdullah bin Cafer’in* kızı Zeyneb’i şu şartlarla Yezid’e istemem için beni memur etmiştir:

1- Babası her ne kadar mihriye tayin ederse kabul ediyoruz.

2- Babası her ne kadar borçlu olursa öderiz.

3- Bu vuslat Beni Ümeyye ve Beni Haşim taifeleri arasında barışa sebep olacaktır.

4-Yezid, eşi olmayan bir ferttir! Canıma and olsun ki, sizin Yezid ile iftihar etmeniz, Yezid’in sizinle iftihar etmesinden daha çoktur!

5-Yezid öyle bir kimsedir ki, onun siması bereketine (yüzü suyu hürmetine) buluttan yağmur isteniliyor!

Mervan bunları dedikten sonra susup bir kenarda oturdu.

İmam Hasan (a.s) da Allah’a hamd-u sena ettikten sonra sözüne şöyle başladı:

1- “Mehriyeye gelince, biz Peygamber (s.a.a)’in, kızları ve akrabalarının mihriyesi hakkındaki sünnetinden – 400 veya 480 veyahut 500 dirhemden – öteye geçmeyiz.

2- “Babasının borçları” hakkındaki sözlerine gelince; bizim kadınlarımız ne zaman babalarının borçlarını ödemiş ki böyle bir söz öneriliyor!

3- “İki taifenin sulhu (barışı)” hakkındaki sözünüze ilişkin de söylemem gerekir ki, bizim size karşı düşmanlığımız, Allah için ve Allah yolunda idi. Öyleyse…

4- “Bizim Yezidin vücuduyla iftiharımız, onun bizimle iftihar bulmasından daha çoktur” sözünüze gelince; eğer hilafet (saltanat) makamı nübüvvet (Peygamberlik) makamından daha yüce olursu, bizim Yezid’le iftihar etmemiz gerekir, ama eğer nübüvvet makamı hilafet makamından daha yüksek olursa, onun bizimle iftihar etmesi gerekir.”

5- “Yezid’in yüzünün bereketiyle buluttan yağmur isteniliyor” sözüne gelince; bu söz doğru değildir. Çünkü bu söz, sadece Hz. Muhammed (s.a.a) ve O’nun Ehl-i Beyt’i hakkında geçerlidir; onların nurlu yüzlerinin bereketi hürmetine (Allah’tan) yağmur talep ediliyor.

Bizim görüşümüz bu konuda şudur ki, Abdullah’ın kızını, amcası oğlu Kasım bin Muhammed bin Cafer’e nikahlayacağız. Ben şimdi onu, Kasım’a eş olarak nikahladım, mihriyesini de Medine’deki tarlamı tayin ettim… Bu tarla onların geçimini sağlar ve artık başkalarına muhtaç olmazlar.

Mervan bu durumla karşılaşınca şöyle dedi:

“Ey Beni Haşim! Acaba böyle açıkça karşımıza çıkıyor ve sözlerimize cevap mı veriyorsunuz?”

İmam Hasan (a.s) cevaben şöyle buyurdular:

“Evet! Bu cevaplardan her biri sizin sözlerinize her tek karşılık idi.”

Mervan olumlu cevap almaktan ümidini kesip aralarındaki geçen macerayı bir mektupla Muaviye’ye bildirdi, Muaviye de mektubun cevabında şöyle dedi:

“Biz onlardan kız istedik onlar menfi (olumsuz) cevap verdiler, ama eğer onlar bizden kız istemiş olurlarsa müsbet (olumlu) cevap veririz!” (Bihar’ul-Envar, c. 44, s. 119-120.

*Bazı rivayetlerde bu Kızın ismi Ümmü Gülsüm ve İmam Hasan yerine de İmam Hüseyin’in ismi zikredilmiştir.)

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar