Mahşerdeki Hesap 2

0
O gün insanı sorgulayacak bir diğer şey ise insanın kendi nefsi ve vicdanıdır. Kûr’an’da bu konuda şöyle buyurulmaktadır: “Bugün sana hesap görücü ve sorgulayıcı olarak kendi nefsin (vicdanın) yeter.”  (1)

İmam Sadık (a.s.)dan şöyle rivayet edilmiştir: “İnsan yaptığı amelleri öylesine hatırlayacaktır ki sanki o anda onları yapmıştır. Bu yüzden hayret, şaşkınlık ve korku içerisinde şöyle derler; <Eyvahlar bize, bu kitaba (amel defterine) ne oluyor ki, küçük büyük bırakmıyor; her şeyi sayıp döküyor?!”  (2)

Evet  biz ilahi mahkemeden önce kendi vicdan mahkememizde mahkum olacağız. Allah o hassas günde bize kendi adaletiyle değil, lütuf ve merhametiyle davransın. Amin.

6-        NELERDEN SORULACAK?:

Daha önce her şeyden dolayı hesap vermemiz gerektiğini Kûr’an ayetine dayanarak (3) söylemiştik, ancak diğer ayet ve hadisleri incelediğimizde, bazı şeylerin sorgulanmasında daha bir titiz davranılacağı ve hesabının ağır olacağı özellikle vurgulandığı için onlardan bazılarını vermeye çalışacağız:

A-)  Tekasür sûresinin 8. Ayetinde şöyle buyurulmaktadır: “O (kıyamet) günü (size verilen) nimet hakkında sorgulanacaksınız.” Bu ayetin tefsirinde rivayet edilen hadislerde, bu ayette ki nimetten maksadın her zamanın hak imamının velayeti olduğu vurgulanmıştır.

Merhum Allame Tabatabai şunu ekliyor ve diyor ki: “Ekmekten ve sudan da sorulursa, bunun için sorulacak ki; Allah’ın verdiği bu nimetleri, gücü ve kuvveti neden Allah’ın rızasını kazanmak ve Allah’ın tayin ettiği ilahi önderlerin çizgisini takip etmek için kullanmadın? Yoksa bağımsız bir şekilde ekmekten, sudan ve ….. sorulmaz. Örneğin bir baba evladına “evladım ben senin ekmeğini verdim ve istediğin türlü türlü elbiseleri sana giydirdim ki ders okuyasın, adam olasın.” Fakat evlat, babasının sözünü dinlemez ve ders okumazsa, baba da dönüp “yediğin haram olsun” derse, bu onun ders okumamasının bir sonucudur, yemek yemesinin değil.

Evet maddi imkanları Allah’ın razı olduğu ve izin verdiği yerlerde kullanan kimse onlardan hesap vermeyecektir.

B-)  Bir hadisi şerifte Allah Resulünden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: “Kıyamet günü, adım adımdan açtırmadan dört şey hakkında sorgulanacaktır; ömrünü ve gençliğini nasıl geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve biz Ehl-i Beyt’in sevgi ve velayetinden.”  (4)

C-)  Kûr’an-ı Kerim’de, kulak, göz ve kalpten de hesap sorulacağı açıklanmıştır. Kulak duyduğundan, göz gördüğünden ve kalp düşünce ve inançlarından sorgulanacaktır.  (5)

D-)  Bazı hadislerde kıyamet gününde, insana ilk olarak namaz hakkında hesap sorulacaktır. Namaz kabul olursa, diğer amellerde kabul olur, namaz kabul olmazsa diğer amellerde kabul olmaz; reddedilir.  (6)

E-)  Kûr’an’da dine ve dini değerlere iftira ve ihanet eden kimselerden hesap sorulacağı özellikle vurgulanmıştır.  (7)

F-)  Bazı hadislerde insanın hatta hayvanlara ettiği zulüm ve haksızlığın hesabını vereceği vurgulanmaktadır.  (8)

G-)  Bir ayeti Kerimede (cahiliyet zamanında) günahsız yere diri diri öldürülen kızların hesabının sorulacağı üstelenmiştir. (9) Bugün kürtaj veya benzeri yollarla bebek aldıran veya düşürten kimseler de aynı sorumluluğu taşımaktadır.

 

HERKESE AYNI ŞEKİLDE Mİ HESAP SORULACAK

 

Hayır, herkesin hesabı aynı olmayacaktır; hesap açısından insanları birkaç kısma bölmek mümkündür:

I.         Kolay hesap verecekler:

Allah-u Teala İnşikah sûresinin 8. Ayetinde; (amel) kitabı sağ eline verilen kimselerin kolay hesap vereceklerini açıklamaktadır.

Allah Resulünden nakledilen bir hadiste şöyle buyurmaktadır: “Eğer, seni mahrum bırakan kimseye sen bağışta bulunursan, senin ilişkisini kesen kimseyle ilişki kurup (aranı düzeltirsen), sana haksızlık ve zulüm yapan kimseyi af edersen, bütün bunlardan dolayı Allah-u Teala senin hesabını kolaylaştırır.”  (10)

İmam Sadık (a.s.)dan şöyle rivayet edilmiştir: “(Dünyada) sılay-ı rahimde bulunmak (akrabalarla ilişkide olup, onlarla teşriki mesai etmek), (ahirette) hesabı kolaylaştırır.”  (11)

II.      Çetin hesap verecekler:

Kûr’an-ı Kerim bir grup ilahi insanlardan bahsederken “Onlar kötü (çetin) hesaptan korkarlar.” (12). Bu kötü hesap (yani çetin, uzun ve dikkatlice hesap) Allah’ın acizliği veya ne uzu billah zor hesaplamasından değil; kulların kendi ameli ve mesuliyetlerinin ağırlığından kaynaklanmaktadır. Buna hadislerde şahittir. Mesela bir hadiste şöyle buyurulmaktadır: “Allah-u Teala dünyada kullara verdiği akıl miktarınca, onları hesaba tabi tutacaktır.” (13) evet kimin aklı daha fazla ise hesabı da daha ağır ve çetin olacaktır.

İmam Cafer-i Sadık (a.s.), hatta borçludan borcunu alma konusunda kötü davranan birisine şöyle buyurdu: “Dünyada alışverişlerde, insanlara karşı kötü ve sıkıcı davranıp onları zor durumda bırakanlara Allah’da kıyamet günü çetin ve zor bir şekilde hesap soracaktır.”

Elbette, birçok hadis-i şerifte de açıklandığı üzere, kötü ve çetin hesaptan maksat, alınacak hesapta dikkatli ve titiz davranılması demektir; (haşa) zulüm ve haksızlık değildir. “Zira o kimseye zulmetmez.”  (14)

III.   Hesapsız cehenneme gidecekler:

Bunlar yüzlerce delil ve kanıtı görme ve duymalarına rağmen, Allah’a şirk koşup inatlarını sürdüren kimselerdir. Evet bu tür insanların durumu ortada olduğu için, sorgulanmaya gerek yoktur. Bu yüzden imam Zeyn-ül Abidin (a.s.) şöyle buyurmuştur:”Şirk ehli olan kimselere hesap terazisi kurulmaz.”  (15)

Resulullah (s.a.a)den İmam Rıza (a.s.) şöyle bir hadis nakletmiştir: “Allah her şeyi hesap mizanın yanına getirip sorgulayacaktır; müşrikler hariç.”  (16)

Bu gerçek Kûr’an-ı Kerimde vurgulanmıştır: “Biz onlara terazi dikmeyeceğiz.” (17) yani hesaba katılacak bir değerleri veya yaptıkları bir hayır söz konusu değil ki onlar için sorgulama yapalım. Onlar olumlu olan her şeyden yoksundurlar; onun için hesapsız, sorgusuz cehenneme atılacaklardır.

Bazı hadislerde zalim, facir ve yalancı önderler, zinakar ihtiyar, cimri zengin ve kıskanç âlim hesapsız cehenneme gidecek kimselerdendir.”  (18)

IV.    Hesapsız cennete gidecekler:

Uzun bir hadiste şu grupların hesapsız olarak cennete gidecekleri vurgulanmaktadır:

(a)     –ilahi emirleri yerine getirme ve günahlardan kaçınmada istikamet ve sebat gösterenler.

(b)     –Başkalarıyla olan ilişkilerde kendilerine yapılan haksızlık ve hakaretlere karşı afv edici ve göz yumucu davranıp kin ve intikam duygusu beslemeyen kimseler.

(c)      –İlişkilerini, harcamalarını sadece ve sadece ilahi muhabbete dayandıran ve yaptığı her şeyde Allah (rızasından) başka bir şey gütmeyenler.  (19)

Bu bölümün sonunda şunu da ekleyelim ki bir çok hadiste de belirtildiği üzere, ekmek için, evlenmek için, cihad için ve hacc için harcanan imkan ve paralardan Allah-u Teala hesap sormayacaktır.

MUSA AYDIN

———————————————————————-

1- İsra sûresi:14

2- tefsir-i safi Kehf 49. Tefsiri

3- Nahl sûresi: 93

4- Bihar-ül Envar,, C.7, S.258

5- İsra sûresi: 36

6- Bihar-ül Envar,, C.7, S.267

7- Nahl:56  Ankebut: 13

8- Bihar-ül Envar,, C.7, S.276

9- Tekvir: 8

10-Mecm-ül Beyan,, C.10, S.471

11- Bihar-ül Envar,, C.7, S.273

12- Ra’d Sûresi: 21

13-Bihar-ül Envar,, C.7, S.266-67

14-Kehf sûresi: 49

15- Bihar-ül Envar,, C.7, S.259

16- Bihar-ül Envar,, C.7, S.260

17- Kehf sûresi: 49

18-Mizan-ül Hikme, hesap

19- Bihar-ül Envar,, C.7, S.171

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar