Kur’anı Anlamak (1)

0
Öteden beri, “Kur’ân bize yeterlidir!” tezini savunanlar, İslâm’ı anlamak için Kur’ân’ın dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç olmadığını,
isteyen herkesin direk Kur’ân’a başvurarak İslâm’ı eksiksiz öğrenebileceğini, esasen Kur’ân dışında İslâm’a atfedilenlerin yalan yanlış şeyler olduğunu ve İslâm’la alakası bulunmadığını ileri sürmüş, hatta bir kısmı işi hadis ve sünnet gerçeğini inkâr etmeye kadar vardırmışlardır. Bunlar, iddialarını ispat etmek için güya bizzat Kur’ân’dan da delil göstermeyi ihmal etmemişlerdir. Biz bu iddiayı cevaplamaya geçmeden önce, onların delil olarak ileri sürdükleri ayetlerden de örnekler verip daha sonra onların tahliline ve gereken cevabı vermeye çalışacağız.         Diyorlar ki: “Bizzat Kur’ân birçok ayetinde, bir yandan kâmil ve eksiksiz bir kitap olduğunu ve her şeyi içinde barındıran kapsayıcı bir kitap olduğunu ortaya koyarken, diğer ayetlerinde herkes tarafından hiçbir açıklayıcının açıklamasına gerek duyulmadan rahatlıkla anlaşılabilecek açık seçik bir kitap olduğuna vurgu yapmıştır. Dolayısıyla Arapça bilmeyen bir kimse dahi meallere başvurarak Kur’ân’ın mesajlarını rahatlıkla anlayabilir.”

İşte bu iddiaya mesnet olarak ileri sürdükleri ayetlerden bazı örnekler:

“Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?”1

“Bu (Kur’ân), bütün insanlığa bir açıklamadır; takva sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.”2

“O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şahit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şahit olarak getireceğiz. Ayrıca bu Kitap’ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.”3

“…(Bu Kur’ân) uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat o, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi açıklayan (bir kitaptır); iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir.”4

“(De ki): Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size Kitap’ı açık olarak indiren O’dur…”5

 

Bunlar ve benzeri ayetlere dayanarak söz konusu görüşü savunanlar, iki hususu dillendiriyorlar: Birisi, Kur’ân’ın bütün yönleriyle kolayca herkes tarafından anlaşılabileceği, diğeri ise, Kur’ân’ın bir Müslümana gerekli olan her şeyi ihtiva ettiği…       Şimdi Allah’ın izni ve lütfuyla hem bu hususları cevaplamaya çalışacağız, hem de konunun tekmili için gerekli olan bazı diğer hususlara değinmeye gayret edeceğiz:

Kur’ân’nın herkes tarafından rahatlıkla anlaşılmasının mümkün olduğuna delil gösterdikleri ayetin açıklamasını bizzat Kur’ân’ın kendisinden yardım alarak şöyle cevaplayabiliriz:

Birincisi: Kur’ân, söz konusu ayetin sonunda “öğüt almak için kolaylaştırdık.” buyuruyor. Biz de kabul ediyoruz ki Kur’ân’ın insanların öğüt alabileceği birçok açık ayeti vardır ki onları okumak, insanın gafletini giderir, Allah’a ve ahirete yönelmesini sağlar. Ama acaba Kur’ân’ın bütün ayetleri bu özelliğe sahip midir? Bunu başta Kur’ân reddediyor. Çünkü ayetlerin bir kısmının mütaşabih ve anlaşılması zor olduğunu, bunları ancak Allah ve ilimde derinleşmiş kimselerin bileceğini vurguluyor.6

———————————————————————

1- Kamer, 17, 22, 32, 40

2- Âl-i İmrân, 138

3- Nahl, 89

4- Yûsuf, 111

5- En’âm, 114

6- Âl-i İmrân, 7