Kıyamet Şafağında (1)

0

Bu insanlar bir an önce o hedefe ulaşmak gayretindeler.

 

Ağlar gözlerle etraflarına bakarlar;

 

“Sanki dikili bir şeye doğru koşuyorlarmış gibi, o gün kabirlerden hızla çıkarlar…

 

Gözleri düşkün bir haldedir. Kendilerini de zillet bürür. İşte bu, onlara vaat edilen gündür.”[1]

 

Ve şöyle derler:

 

“Eyvah bize! Bizi mezarımızdan kim diriltti? Bu Rahman’ın vaat ettiği şeydir ve peygamberler doğru söylemişler.”[2]

 

 

“(O gün) boyunlarını uzatıp, başlarını göğe dikerler. Kirpikleri hareket bile etmez. (Çünkü nereye baksalar azabın şiddetini görürler.) Kalpleri ise (düşünce ve ümitten yana) bomboştur”[3]

 

 

İlahi azabı gördüklerinde şaşkınlık içerisinde kendi kendilerine şöyle sorarlar;

 

Burası neredir?

 

Kesinlikle kıyamet kopmuş, burası da kıyamet duraklarından birisidir!

 

Acaba kıyamet mi koptu? Derler.

 

Evet, kıyamet kopmuştur. Ben dünyada iken duymuştum şöyle derlerdi:

 

“Hesaba çekilmeden kendini bir muhasebe et. Zira kıyametin elli durağı vardır, her durağın arası da bin yıldır.”[4]

 

 

Ancak ben denilenleri asla dikkate almıyor, yorulmadan yanlış yoluma devam ediyordum.

 

 

Vah vah! Allah’ım beni kurtar! Ama hangi tarafa koşacak olursan daha fazla hayrete düşüyordun ve orada artık hiç kimse seni düşünmek dahi istemiyordu.

 

Günler ardı ardına geçer, ıstırabın daha da artar, ne yapacağını bilmezsin.

 

Bir başka durakta rahatlarım diye kendini avutursun, ancak tam aksine diğer durağa yaklaştıkça çığlıklar artmaktan ve onun korkunç uğultusu her yeri sarmaktadır.

 

Bazılarının nefesleri gırtlarında sıkışmış…

 

“Onları yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlara dayanır, yutkunur dururlar…”[5]

 

 

Bu manzarayı görünce korku ve ıstırap daha da artmakta, o velvele sırasında kendine sorarsın:

 

 

“Acaba akıbetim ne olacak?

 

Nereye gidiyorum?

 

Hesabım ne zaman bitecek?

 

Cevap veren kimse yoktur.

 

Herkes kendi düşüncesinde, herkesin kendine soracakları vardır…

 

… Ve sen bu korku ve yalvarış içinde üçüncü durağa ulaşacaksın.

 

O anda, nerede olduğunu daha yeni anlayacaksın.

 

Etrafında bulunanlardan günah ve sevapları hakkında soru sormaya başlayacaksın.

 

“Birbirlerine dönüp sorarlar.”[6]

 

Her biri farklı bir cevap verir.

 

Onların her verdikleri cevap senin acına bir yeni acı katıyor ve seni daha fazla korku ve dehşete düşürüyordu.

 

Bu duraktan geçmeği beklerken uzaktan kardeşini görürsün. Hızla ona doğru koşar ve ona şöyle seslenirsin:

 

“Ey kardeşim! Kardeşim! Buraya gel, buraya! Ben buradayım!”

 

 

Fakat o, seni görünce senden korkarak kaçmaya başlar. Sen onu takip ederek ona ulaşmaya çalışırsın.

 

 

Ancak sen hızlandıkça, o senden daha hızlı bir şekilde senden uzaklaşır.

 


 

1-Mearic, 44

2-Yasin, 52

3-İbrahim, 43

4-İlmu’l- Yakin (Allame Meclisi), s.912

5-Mumin, 18

6-Saffat, 27

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar