Kimya-yı Saadet (8)

0

CÖMERTLİK VE CİMRİLİK

Malı olmayan kimse hırslı değil, kanaat sahibi olmalıdır. Malı olan kimse ise cimri değil, cömert olmalıdır. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki,

Cömertlik cennette bir ağaçtır. Cömert olan kimse o ağacın bir dalına tutunmuştur. O dal onu Cennete götürür. Cimrilik de cehennemde bir ağaçtır. Cimriyi cehenneme çeker.” “Yüce Allah cimri ve kötü huylu bir veli yaratmamıştır.”, “Yüce Allah cömerdin günahlarını affeder, darda kaldığı zaman da ona yardım eder.”, “Cömert ve geniş kalpli kimsenin yemeği şifadır. Cimri olan kimsenin yemeği de hastalıktır.”, “Cömert insan Yüce Allah’a yakındır, Cennete yakındır, insanlara yakındır ve Cehennemden uzaktır. Cimri olan kimse Allah’tan uzaktır, Cennetten uzaktır, insanlardan uzaktır ve Cehenneme yakındır.”

Yüce Allah cahil cömerdi, cimri abidden daha çok sever. Hastalıkların en kötüsü cimrilik hastalığıdır.”

Yüce Allah buyuruyor ki, “Kendini cimrilikten koruyan kurtuldu.” (Haşr, 9) Yüce Allah buyuruyor ki, “Allah’ın kendilerine verdiği şeyde cimrilik edenler, sakın bunu kendileri için hayırlı bir iş sanmasınlar. Aksine bu, kendileri için bir şerdir. Onların cimriliğini yaptıkları şeyler, kıyamet günü boyunlarına halka olarak geçecek.” (Al-i İmran, 18O) Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, “Cimrilikten uzak olunuz. Sizden önceki toplumlar cimrilik yüzünden yok olmuşlardır. Cimrilik onları o dereceye getirdi ki, kan döktüler, helali haramdan ayırmadılar.” Yine buyuruyor ki, “Üç şey insanı yokluğa sürükler: Cimriliğe uymak, onun emrettiklerini yapmak. Boş arzular peşinde koşmak. Kendini beğenmek.”

İSAR (Başkasını Kendine Tercih Etmek )

İsar’ın derecesi, cömertlikten daha büyüktür. Zira cömert kendine lazım olmayanı, ihtiyacından fazla olan şeyi verir. İsar ise kendisi için lazım olan bir şeyi başkasına vermektir. Cömertliğin en üstün derecesi budur. Cimriliğin en aşağı derecesi ise, muhtaç olduğu şeyi, kendinden bile esirgemektir. Mesela hasta olduğu halde, kendini tedavi ettirmez. Çok arzuladığı bir şeyi, kendi malını verip almaz da başkasının ona vermesini bekler. İsar’ın sevabı çok büyüktür. Yüce Allah Ensar toplumunu bunun için övüyor ve şöyle buyuruyor:

“Kendilerinin ihtiyacı olsa da, başkalarını kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 9)

MAKAM VE ŞÖHRET

Bil ki makam ve itibar da mal gibidir. Nasıl ki mal tamamen kötü değildir. Belki kifayet miktarı ahiret yolculuğunun azığıdır. Kalbin darlığına sebep olacak kadar çok miktarı ahiret yolunu keser. Makam da bunun gibi kifayet miktarı olursa zarar etmez, belki faydalıdır. Zira insana hizmet edecek hizmetçi lazımdır. Yardım edecek yoldaş gereklidir.

  Zalimlerin şerrini defetmek için destek olacak bir sultan zaruridir. O halde insanın bunların yanında itibarlı olması gerekir ki kalp huzuru temin edilsin. Bu maksat hasıl olacak kadar makam istemek doğru olur.

Mevki ve şöhret sevgisine yakalanan kalp hasta demektir. Bu sevgi de mal sevgisi gibi sahibini ikiyüzlülüğe, bozgunculuğa, yalana, hileye, düşmanlığa, kıskançlığa ve bencillik gibi günahlara iter. Hatta mevki ve şöhret hastalığı, mala tutulma hastalığından daha tehlikelidir. Zira insanın yaradılışında daha çok vardır.

Bir kimse mal ve itibarı dinin selametine vesile olacak kadar kazanıp dinin selametine lazım olan dereceden fazlasını istemezse o kimse hasta değildir. Zira hakikatte o mal ve itibar değil belki din yolunda ilerlemek için kalp rahatlığı istemiş olur. Zira makam ve itibara gönül veren kimsenin kalbinden Hak Teala’nın sevgisi gider. Hak Teala’nın sevgisinden başka bir şeyi kalbine hakim olarak öbür dünyaya gidenin azabı büyük olur.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar