Kimya-yı Saadet (5)

0

ÖFKE ve ZARARLARI

Öfke kötü bir huydur. Aslı ateştir, yarası da kalpte bulunur. Kaynağı şeytana dayanır. Nitekim, Kur’an-ı Kerim’de şeytanın “Beni ateşten, onu (Adem’i) ise topraktan yarattın.” dediği buyruluyor.

Ateşin yapısı; rahat durmamak, dalgalanmak, hareket etmektir. Toprağın yapısı ise: sakin ve rahat durmaktır. Öyle ise öfkeye kapılan kimse, Adem’den çok şeytanla ilgili olur.Rasulullah buyuruyor ki:

“Allahu Teala katında yutulan öfke kadar makbul bir yudum yoktur. Öfke yudumunu yutanın kalbini Allahu Teala imanla doldurur.”

Öfke insanoğluna, onu silah edinip kendini zarar veren şeylerden korumak için verilmiştir. Nitekim şehvet de, faydalı şeyleri kendine çekmek için yaratılmıştır. Öyle ise insanın bu iki şeyden kurtulması imkansızdır. Fakat bu iki duygu aşırı derecede olursa zararlı olur. Zira öfke kalbi tutuşturan ateş gibidir. Kalp tutuşunca dumanı beyne gider ve beyni etkileyip akıl ile düşüncenin kararmasına, doğruyu görmemesine sebep olur. Bu çok kötüdür. Bunun içindir ki büyükler “Öfke, aklı giderir.” demişlerdir. Öfkenin çok az olması da iyi değildir. Zira harama ve kafirlere karşı sert olmak öfke ile olur. Peygamberimize hitaben, yüce Allah buyuruyor ki,

“Kafir ve münafıklarla savaş; onlara sert davran.” (Tahrim, 9)

Yine yüce Allah ashabı övüyor ve şöyle buyuruyor:

“Kafirlere karşı gayet sert, kendi aralarında ise çok merhametlidirler.” (Fetih, 29)

Bütün bunlar öfke ile olur. O halde öfke, ne aşırı derecede fazla ne de yok denecek kadar az olmalıdır. Orta kararda olup akıl ve dinin emrinde bulunmalıdır.

KISKANÇLIK ve ZARARLARI

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki,

“Sizden önceki ümmetlerde meydana geldiği için yok olmalarına sebep olan şey sizde de görünmeye başladı. O, kıskançlık ve düşmanlıktır.

Muhammed’in (s.a.v.) ruhu kabz-ı kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, imanınız olmadan cennete giremezsiniz; bir birinizi sevmeden imanınız olmaz. Bunun ne ile elde edildiğini size bildireyim mi? Selamı yaymakla olur. Birbirinize yüksek sesle selam veriniz.” Zekeriya(a.s.) diyor ki, Hak Teala buyurdu ki, hasetçi kimse benim düşmanımdır. Zira benim kaza ve kaderime incinir. Gazaba gelir ve benim taksimatımı beğenmez.

İbn-i diyor ki, “Dünya nimeti için hiç kimseye hased etmedim. Zira eğer o kimse cennet ehli ise, cennet nimetleri yanında onun sahip olduğu dünya nimetinin ne önemi vardır? Eğer cehennem ehli ise ona dünyada sahip olduğu nimetin ne faydası vardır? Kendisi ateşe girdikten sonra.”

Kıskançlık, başkasının bir nimete sahip olmasını istememek, veya elinde var olan nimetin yok olmasını istemektir.

Bunun için kıskançlık haramdır. Verilmiş olan bir nimetin olmamasını istemek, yüce Allah’ın hükmünü beğenmemektir. Bu da kalbin pisliğinden ileri gelir. Zira sana ulaşmayan bir malın yok olmasını istemek kötü kalplilikten başka bir şey değildir. Başkasının sahip olduğu nimetin yok olmasını istememek fakat kendi için benzerini istemek gıptadır. Dinde ise gıpta iyidir ve hatta farz bile olabilir.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar