Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow KENAN ÇAMURCU arrow Tahran’da trajik anlar..
Tahran’da trajik anlar.. PDF Yazdır e-Posta
Seneler önce (1987) uluslararası bir konferans nedeniyle bulunduğum Tahran’da üst düzey bir yetkiliyle sohbet ederken sormuştum: “Devrim yapmış bir ülkede güvenlik görevlileri, günün birinde meydanlarda özgürlük isteyen göstericilerle karşı karşıya gelirse ne olacak?” Soruyu sorduğum kişi soru karşısında çok gerildi ve ancak şöyle diyebildi: “Allah bize öyle bir günü göstermesin”
Ama temenni edilen mümkün olamadı ve o gün geldi.
İslam devriminin öncü kuşağından Mir Hüseyin Musevi’nin liderliğindeki yeşil devrim hareketi, “Allahu Ekber” ve “özgürlük” sloganlarıyla Tahran’ın caddelerinde ve meydanlarında İslam cumhuriyetinin güvenlik görevlileriyle karşı karşıya, hatta göğüs göğüse mücadele veriyor. Bazı yorumcular, bu gösterileri İslam devriminin son dönemecinde (1978) düzenlenen görkemli tasua (Muharrem’in dokuzuncu günü) ve aşura (Muharrem’in onuncu günü) gösterileriyle karşılaştırıyorlar.
Daha şimdiden Besiç (Gönüllüler Ordusu) mensuplarının açtığı ateş sonucu 8 gösterici hayatını kaybetti. İslam devrimi günlerinde saltanat rejiminin göstericilerin üzerine ateş açmasıyla Tahran caddelerinin kana bulanmasına neden olan olaylar, bu kez cumhuriyet döneminde tekrarlanıyor. İran’da kuraldır, toprağa kan damladığı an tarihin kırılma anı başlamış demektir. O kanın düştüğü yer hemen Hüseyin’in Kerbelası oluverir.
İmam Humeyni’nin ebedi âleme irhital etmesinden 20 yıl sonra İran’da Müslümanlar siyasi iradenin kimin elinde olması gerektiği konusunda en sert biçimde karşı karşıya gelmiş durumdalar, adeta İslam tarihini tekrarlarcasına.
Hz. Peygamber’in 632’deki vefatından tam 20 yıl sonra o dönemin Müslümanları da Halife Osman’ın yönetimine isyan etmişlerdi bilindiği gibi. Osman’ın tarafgirlik yaptığı, adaletli davranmadığı ve haksızlıkları görmezden geldiği suçlamalarıyla.
İlk hilafet tartışmasında nasıl ki Ömer ağırlığını koyarak Ebubekir’in halife seçilmesinde önemli rol oynadıysa, İran’da da 1989’da İmam Humeyni’nin vefatından sonra Rafsancani ağırlığını koyarak Hamanei’nin rehber seçilmesinde belirleyici rol oynamıştı. Hz. Peygamber vefat ettiğinde damadı Ali ve kızı Fatıma, yakın çevreleriyle birlikte defin işleriyle meşgulken Ömer’in halifenin kim olacağı meselesiyle uğraşmasını tenkit etmişlerdi ya, İran’da da İmam Humeyni’nin cenazesinin defin işleriyle meşgul olanlar da Rafsancani’yi aynı cümlelerle eleştirmişlerdi.
İslam tarihi modern zamanlarda yeniden yaşanıyor sanki.
12 Haziran 2009’da gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mevcut cumhurbaşkanı Dr. Mahmud Ahmedinejad’ın 30 büyükşehirin (İranlılar vilayet diyor) 26’sında birinci olması, buna mukabil eski başbakan Mir Hüseyin Musevi’nin ancak 4 büyükşehirde öne geçebilmesi sandığa Ahmedinejad’ın yüzde 62, Musevi’nin ise yüzde 32 oy oranı olarak yansıdı. Aradaki büyük  farka rağmen Musevi seçime hile karıştırıldığını ve seçim sonucunu kabul etmediğini açıkladı.
İran’da seçim sonuçlarının tanınmaması ve bu sonuca karşı sivil itaatsizlik çağrısının yapılması ilk kez yaşanıyor. Gerçi önce seçimlerde de böyle bir çağrı yapılsaydı bugünkü gibi etki doğuracağı kuşkuluydu. Çünkü devrimci Musevi’nin büyük itibarı ve heyecanlandıran etkisi, ne Rafsancani’de, ne de Hatemi’de yoktu. İşte Musevi’nin bu büyük etkisidir ki bu yazının yazıldığı sırada yüzbinlerce insanın, iletişim imkanları kısıtlanmasına rağmen Tahran caddelerine ve meydanlarına toplanıp görkemli gösteriler düzenlemesine neden oluyor.
Musevi’nin taraftarlarının düzenlediği gösterilerin 1979’daki İslam devriminden fotoğraf karelerinin canlandırılmasıyla gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Mesela 1979’da Şah’ın ülkeyi terketmesinin ardından Ittılaat gazetesinin manşetinde yeralan “Şah gitti” ifadesinin yeraldığı bir gazete yapılmış ve şöyle denmiş: “Ahmedinejad gitti”
İlginç olayların yaşandığı gösterilerden birinde, 2009 seçimlerinin adaylarından Ayetullah Kerrubi, kendisini destekleyen gençlerle birlikte Emir Kebir Politeknik Üniversitesi’ne girerken okulun kilitli büyük demir kapısını kıran göstericiler “Allahu Ekber”, “kahrolsun Hizbullah” sloganları atıyordu. Burada bahsi geçen “Hizbullah”, İran’da faaliyet gösteren “Ensar-ı Hizbullah” isimli paramiliter örgüt. Muhammed Hatemi’nin danışmanlığını yapan ve reformcu hareketin beyni sayılan Said Haccariyan’a suikast düzenleyerek felç olmasına yolaçanın bu örgüt olduğu iddia ediliyor. Başka faili meçhullerde yine bu örgütün parmağı bulunduğuna inanılıyor. Abdulkerim Suruş’un konferanslarını basarak konuşmasını engelleyen de yine aynı örgüttü.
İmam Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni’nin reformistleri desteklemesi üzerine Ensar-ı Hizbullah grubu, “İmam Humeyni” demeyi bırakarak, İmam Humeyni’nin ilk adını kullanmaya ve “İmam Ruhullah” demeye başladı. Bu söyleyiş biçiminin  bir ara devlet radyo ve televizyonlarında bile kullanıldığını gördük. Böylelikle Humeyni soyadının İmam Humeyni ile bağını kopardıklarını düşünüyor olmalılar.
Musevi ve çevresindekiler, İslam devrimini gericiliğin elinden kurtarmaya çalıştıklarını ve “yeşil devrim”le “hatt-ı İmam”ı geri çağırdıklarını ilan ediyorlar.
Meydanlardaki göstericilerin elinde yeşil “Ya Hüseyin” bayrakları dalgalanıyor.
Bütün bu gelişmelere bakıldığında Musevi’nin yaptığı şeyin, Hatemi’nin başaramadığı şey olduğunu düşünmek mümkündür.
Hatemi, 1997-2005 arasındaki reform hükümetleri döneminde vadettiği reformları gerçekleştirememiş olmakla birlikte tepkisini sokağa dökmemişti. Fakat öyle anlaşılıyor ki onun zamanında tohumları atılan ıslahat talebi bugün aktivist Musevi’nin liderliğinde artık sesini meydan ve caddelerden duyurabiliyor.
İlginç olan bir diğer nokta da sandıktan yüzde 62 oy oranıyla büyük bir başarı sağlamış olarak çıkan Ahmedinejad’ın taraftarlarında hiç heyecan olmamasıdır. Buna karşılık Musevi’nin yeşil hareketi, adeta devrim ateşiyle tutuşmuş heyecanın ürünü gibidir.
Yeşil devrimciler, meydanlarda 1979 İslam devriminin sloganlarını atıyor, aynı marşları söylüyorlar. Mesela 1979’un ünlü “Begu: merg ber şah, merg ber şah, merg ber şah (Söyle: Kahrolsun şah, kahrolsun şah, kahrolsun şah)” sloganı aynı tempo ve söyleyiş şekliyle şöyle tekrarlanıyor: “Begu: Azadi azadi azadi (Söyle: Özgürlük, özgürlük, özgürlük)”.
Rejim muhaliflerinin Youtube’a gönderdikleri gösteri videolarında bu nedenle bazı gösterilerin seslerini vermedikleri dikkatlerden kaçmamalıdır.
Hemen belirtelim ki, Batı medyasının (buna bağlı olarak da Türkiye’dekilerin) temennisinin aksine İran’da gerçekleşen gösteriler, ne “renkli devrim”dir, ne de Musevi o tür bir devrimin halkla ilişkiler ürünü lideridir. Gösteriler İslamcılar tarafından düzenleniyor ve bu İslamcıların düşünce şeceresinde (daha eski tarihsel dayanakları atlayarak sıralarsak) İmam Humeyni, Ayetullah Dr. Beheşti, Ali Şeriati, Ayetullah Talegani, Ayetullah Mutahhari, Mehdi Bazergan gibi İran’daki İslam düşüncesinin yenilikçi ve ıslahatçı damarının önde gelen isimleri yeralıyor. Musevi’nin “yeşil rasyonalizm”inin düşünce temelleri bu isimlerin oluşturduğu geleneğe dayanıyor ve yine Musevi, politik temsilcisi Ahmedinejad olan karşıtlarını, tıpkı İmam Humeyni’nin hayattayken bazı gelenekçi mollaları itham ettiği gibi, “taşlaşmış (tehaccur)” olmakla suçluyor.
Musevi ve çevresi, yine Batılıların temennisinin aksine, İslam devrimini ve onun değerlerini korumaya çalıştıklarını söylüyor ve İslam devrimini;  gelenekçi, sağcı, muhafazakar, taşlaşmış kesimlerin elinden kurtarmayı vadediyor.
İslam devriminin baş aktörlerinden biri olarak Mir Hüseyin Musevi, devrim yapmayı bilen bir liderdir. Bugünün gençleri 1979 İslam devrimini pek hatırlamasa da Musevi’nin hareketinde kurmaylık işlevi gören abileri onlara devrimin nasıl yapılacağını sokaklarda öğretiyor. Onlar sayesinde İran sokaklarında bugün 1979 devriminin görüntüleri canlandırılıyor. Tüm semboller, fotoğraf kareleri, sloganlar, yöntemler hep 1979’daki İslam devriminin günümüzdeki oyuncularla sahnelenmesinden ibarettir. Bu yönüyle de Musevi’nin taraftarlarının düzenlediği sokak gösterilerinin, karşıtlarına esaslı bir mesaj olduğunu söylemek gerekir. O mesaj da, Lübnan’da Hizbullah’ın öncülüğünde muhalefetin düzenlediği gösterilerle iktidardaki 14 Mart koalisyonunu iş göremez hale getirip taleplerinin uygulanmasını sağlaması gibi, Ahmedinejad hükümetinin, muhalifleri hesaba katmadan çalışmasını engellemektir.
Hizbullah’ın o gösterileri, iktidar koalisyonunu yıkıp yerine geçmeyi amaçlamıyordu. Hedef, erken seçim düzenlenmesini ve milli birlik hükümeti kurulmasını sağlamaktı. Hizbullah, etkili gösterileri sayesinde bu amacına ulaştı. Yeşil devrim hareketi de İran’da aynı amaca ulaşacaktır. Nitekim ilk aşamada Ayetullah Hamanei’nin seçimlere hile karışıp karışmadığının soruşturulması için talimat vermesini, ikinci aşamada Anayasayı Koruma Kurulu’nun tartışmalı seçim bölgelerinde oyların yeniden sayılabileceği açıklaması yapmasını sağladılar. Belki seçimlerin yenilenmesi boyutunda bir karar çıkmaz (zaten Musevi de bunu beklemiyordur) ama bu noktadan sonra Ahmedinejad’ın, iddia ve itham edildiği gibi İslam devrimini kendi yorumuna uygun hale getirecek şekilde iktidar kullanması mümkün olamayacaktır.
Bu gerilimin Ahmedinejad ve taraftarlarının özeleştiri yapmasını sağlayacağı ve yeşil devrimcilerle ilkeci devrimcilerin orta bir yerde buluşacakları düşünülebilir.

Fikritakip
16 Haz 2009 
 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

 

Kur'anın İsmi Ne zaman Değişti?

Soru:Kur’an-ı Kerim’in adı ne zaman kadar mushaf kaldı ve ne zamandan sonra Ku...

 

Zülfikar Şimdi Nerde?

Soru:İmam Ali’(a.s)nin Zülfikar’ının şimdi nerede olduğunu öğrenmek ...

 

Ezan'da ki Bid'at

Soru:Ezanda “es-Salat-u Hayr’un Min’en-Nevm” Demek Bidat midir?...

Hicri Takvim

Rabiü'l-Evvel
14
Sali
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ
AHMET ÖZERVARLI
ESSELAMU ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUHU EBEDEN DAİMEN KESİREN K
Melik Çarkcı/Bursa
Selamün aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü  
Bizleri bu g
Hatice Turan/İzmit
İlahiyat öğrencisi olarak sitenizden hem sosyal anlamda hem de alanımı

Ziyaretçi Sayacı

Bugün32
Dün600
Bu Hafta632
Bu Ay3754
Tüm Zamanlar321185
Şuanda 30 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

906 Kayıtlı Üye
0 Bugün
1 Bu Hafta
3 Bu Ay
Son Üye: rahim