Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow KENAN ÇAMURCU arrow Nebevi İslam-Emevi İslamı
Nebevi İslam-Emevi İslamı PDF Yazdır e-Posta
Siyasetin yeni gerilim alanına hazır mıyız? Kıta Avrupasının 15. yüzyıldan bu yana süregelen rönesans, reformasyon ve aydınlanma tecrübesinin din ile karşıtları arasındaki gerilim olmadığını artık biliyoruz değil mi? O süreçteki gerilim dinin içinde, dinin farklı tarafları arasında ve dine karşı din şeklinde tezahür etmişti. Kilisenin bilgisi ve otoritesine karşı Hıristiyanlık karşıtı güçlerin değil, aksine Hıristiyanlığın içindeki farklı eğilim ve akımların muhalefeti Batının rönesans ve reformasyon dönemlerinin temellerini attı.
Seküler/laik karakteri ağır basan pozitivist aydınlama döneminin, bu güçlü birikim ve mirası alıp tepe tepe kullandığını, daha yerinde bir ifadeyle tam bir hazır yiyici ve mirasyedi gibi davranarak elde avuçta ne varsa tükettiğini söylesek yeridir.
Beşeriyet tarihi esas itibariyle dinî geleneğin içindeki gerilim ve çatışmaların muhtelif öyküleriyle doludur ve din ile tanrıtanımazlığın karşı karşıya geldiği tarihsel anlar, uzun insanlık tarihi içinde hesaba katılmayı haketmeyecek kadar ehemmiyetsizdir.
Batı Hıristiyanlığı için konu ettiğimiz bu “dine karşı din” meselesi, İslam’ın tarihsel tecrübesi içinde de hemen hemen benzer biçimde yaşanmıştır.
İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in vefatından sadece 30 yıl sonra ortaya çıkan ve sahabe nesli tarafından “ısırgan meliklik (krallık, saltanat)” olarak tanımlanan dönem, cahiliye Arap geleneklerinin diriltemesiyle varlık bulmuştur. Tıpkı Hıristiyanlık içinde eski pagan (putatapıcılık) geleneğinin canlandırılmasıyla Hıristiyanlığın sahih güzergahından saptırılması gibi, İslam da Emevi saltanatı sırasında Arap cahiliye adetlerinin canlandırılmasıyla sahih güzergahından sapmış ve ortaya çıkan dinî hayat ve dinî bakışaçısı, Hz. Peygamber’in Nebevî İslam’ıyla bağı hayli zayıflamış yeni bir akım olarak kendini topluma dayatmıştır.
Bazı uzmanlar bugünkü dinî hayatımızın bütün ritüelleri, alışkanlıkları, adet ve gelenekleriyle büyük ölçüde Emevi İslamı’nın ürünü olduğunu, Osmanlıların Emevi pratiğini devralarak aynen sürdürdüklerini savunuyor. Bu pratiğin, sosyal hayatta olsun, siyaset ve kültürde olsun askeri disiplini model alan üslubu ile, Emevi İslamı’nın daha etkisiz olduğu Müslüman topluluklardaki dinî pratik mukayese edildiğinde epeyce terbiye ve tesviyeden geçmiş, sinik, hiç yaratıcı olmayan, eleştiri ve itiraza kapalı, araştırma ve merakı bastıran bir dinî anlayışı kendimize rehber edindiğimizi hemen farkedeceğiz.
Bu tenkitimize bakıp o “dinî anlayış”la alakaları olmadığı için hallerine şükretmeye kalkacak laik düşünceli dostlara kötü bir haberimiz var: Kendilerini ait hissettikleri Batı kültürünün monolitik, tek tip, ideolojik, dayatmacı ve eleştiriye kapalı özellikleri, burada tenkit ettiğimiz dinî kültürümüzle karşılaştırıldığında şaşkınlık yaratacak boyutlardadır. Hiç unutmayalım ki Hitler’i de, iki büyük dünya savaşını da, Fransız devriminin ünlü giyotinini de, Karındeşen Jack’i de üreten işte o modern ve laik kültürdür ve herşeye rağmen bizim kültürümüzde böylesine rafine ve hayale sığmayacak kadar gelişmiş öldürme tekniklerine ilişkin bir edebiyat çıkmamıştır, yoktur.
Bu sebepledir ki Türkiye’deki siyasetin sahici gerilimi hiçbir zaman Batı kültürünün ürettiği siyaset düşüncesini takip eden anlayış ile İslam kültürünün ürettiği siyaset düşüncesini takip eden anlayış arasında olmayacaktır. Asıl çatışma, Emevi İslamı’nın muhafazakarlığı ile Nebevi İslam’ın hakkaniyet, özgürlük ve adalet fikri arasındadır. Türkiye, nihayet siyasetteki yeni gerilim akslarını keşfetmeye başlamıştır ve şükürler olsun ki bundan böyle din-laiklik, etnik sorunlar, Alevi-Sünni meselesi gibi yapay konularla uğraşmak zorunda kalmayacağız.
Artık “zengin olmak suç mu?” diyen ve kazandığını gönlünce harcama özgürlüğü talep eden Emevi İslamı’nın zengini ile, “servetimde yoksulun hakkı var” diyen ve kazandığını harcamanın sınırları bulunduğuna inanan Nebevi İslam’ın zengininin çatışması vardır.
Yani zenginliğini kişisel hayatında değil, köle Bilal’i özgürleştirmek için cömertçe sergileyen Ebu Bekir ile, “zengin olma suç mu?” deyip zenginliğini kişisel hayatında sergileme özgürlüğü talep eden Ebu Süfyan arasındaki çatışmadır bu.
Kabe’nin duvarına yaslanıp bir ateistle Tanrının varolup olmadığı tartışmasını yapacak kadar özgür düşünceye açık Cafer-i Sadık’ın Nebevi İslam’ının entelektüel mirası ile, dinî simgelerin tümünü kutsallaştırıp dokunulmaz ilan eden ve paketleyip hayatın dışına atan Emevi İslamı’nın muhafazakarlığı arasındaki gerilimi konuşacağız artık.
Türkiye’nin yeni gerilim ekseni budur, ama ne yazık ki bu eksenin tarafları tam anlamıyla oluşabilmiş değildir. Kimileri bu gerilimin bir tarafına AK Parti iktidarına yapışmış sosyolojiyi koyarken, karşısına da Saadet Partisi’nin sosyolojisini yerleştiriyor ya, yanlıştır! Çünkü Saadet Partisi’nde kolayca AK Parti sosyolojisine dahil edilebilecek Emevi muhafazakarlığının öyle savunucuları var ki.
SP’nin Kocaeli örgütündekiler, Nebevi İslam’ın adalet, özgürlük ve dayanışma mesajını en güzel kelimelerle ifade eden Kurtulmuş’un ne ölçüde yerel temsilcileri olduklarına iyi bakmalılar o halde!
 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

 

Kur'anın İsmi Ne zaman Değişti?

Soru:Kur’an-ı Kerim’in adı ne zaman kadar mushaf kaldı ve ne zamandan sonra Ku...

 

Zülfikar Şimdi Nerde?

Soru:İmam Ali’(a.s)nin Zülfikar’ının şimdi nerede olduğunu öğrenmek ...

 

Ezan'da ki Bid'at

Soru:Ezanda “es-Salat-u Hayr’un Min’en-Nevm” Demek Bidat midir?...

Hicri Takvim

Rabiü'l-Evvel
14
Sali
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ
AHMET ÖZERVARLI
ESSELAMU ALEYKUM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUHU EBEDEN DAİMEN KESİREN K
Melik Çarkcı/Bursa
Selamün aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü  
Bizleri bu g
Hatice Turan/İzmit
İlahiyat öğrencisi olarak sitenizden hem sosyal anlamda hem de alanımı

Ziyaretçi Sayacı

Bugün15
Dün600
Bu Hafta615
Bu Ay3737
Tüm Zamanlar321168
Şuanda 23 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

906 Kayıtlı Üye
0 Bugün
1 Bu Hafta
3 Bu Ay
Son Üye: rahim