Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow KENAN ÇAMURCU arrow Ahlak-şeriat
Ahlak-şeriat PDF Yazdır e-Posta
Ahlâk”ı, dinî veya felsefî bilginin en önemli tartışması yapan temel neden, insanın varlık âlemi ile ilişki kurarken dayandığı dünyagörüşünden kaynaklanan algı farklılıklarının üzerinde bir tanım çerçevesi sunmasındandır. Ahlâk, dünyagörüşlerinin aksine, şekle ve surete değil, muhteva ve mahiyete bakan yüzüyle insanın hayat algısını sürpriz katkılarla biçimlendirebilir.

Toplumsal hayat esas itibariyle “şekil”, yani “suret” üzerinden gerçekleşebileceğinden, “muhteva”, yani “mahiyet” de hayatın anlamını ve insana yakışır davranış tarzının derin içeriğini ifade edebilir.

Her ne kadar kimi mevzuat kültürleri, yasal düzenlemelerle içerik, mahiyet ve muhtevayı korumaya çalışsalar da şekle ve surete tabi olan insan davranışının mahiyete, muhtevaya ve içeriğe uygun olmadığı gerekçesiyle suçlanması her zaman mümkün olamayabilir.

İşte bu karmaşık sorunu çözmede imdada ahlâk yetişir.

Ahlâk, dinlerin ve felsefelerin farklı algı düzenleri ve düzeylerine rağmen ortak kurallar vazeder ve yasal düzenlemelerin konusu olmasa bile insanların uymak zorunda kalacağı bir iklim yaratıp toplumsal yaşamın muhtevaya, mahiyete, içerik ve hikmete uygun cereyan etmesini sağlar.

Bu nedenle, İslam’ın hayat düzenine (şeriat) harfiyen uyan dindar bir Müslüman ile bu düzene uymada eksiklikleri olan daha az dindar (veya dindar olmayan) bir Müslüman, hatta bir mümin ile tanrıtanımaz bir inkarcı dahi aynı ahlâk çerçevesinde kolaylıkla buluşabilir.

Tanrıtanımaz birey, varlık evreniyle ilişki kurarken algı dünyasına yansıyan öğeleri anlamlandırmada dine atıfta bulunmasa da ve kaynağını dinî gelenekten almayan bir çıkarsamayla ahlâk üretse de, insan doğasındaki ortak özellikler, bu ahlâkı, kaynağı dinî gelenek ve vahiy olan ahlâkla buluşturabilir.

Tevrat’ın “On Emir”i (Kur’an’da Bakara suresi 83 ve 84. ayetler), vahiy geleneğine bağlı dindar bir mümin için de, dinsel geleneklere tepkili tanrıtanımaz bir inkarcı için de kabul edilebilir ahlâkî zeminin çerçevesini belirler: Mesela paganist (putperest) ilkellikten uzak durulacak, anne ve babaya saygılı davranılacak, cinayet işlenmeyecek, hırsızlık yapılmayacak, yalancı tanıklıktan kaçınılacak, başkasının malına göz dikilmeyecektir.

Bazen ahlâkın kuralları ile yasalar aynı kulvarda yol alabilirler (cinayet, hırsızlık, yalancı tanıklık vs.) ama toplumsal dokuyu çürütecek çok önemli başka bazı davranışlar (putperestlik, anne babaya saygısızlık, başkasının malına göz dikmek vs.) yasa yoluyla engellenmesi gereken suç nedeni sayılmayabilir. Bu bakımdan, ahlâk, hem yasal düzenlemelere konu olan, hem de olmayan alanlarda yaptırım gücüne sahip yegane insanlık değeridir.

Bir davranış, yasalara (şekil ve surete) aykırı olmasa bile ahlâka (muhteva ve mahiyete) aykırı olduğu takdirde toplumsal hayatın yasakları kapsamına girebilir ve insanlar bu sayede akıllarına estiği, gönüllerinin dilediği ve içgüdülerinin emrettiği herşeyi kolaylıkla yapamazlar.

Eğer bir fenalığı ahlâk durduramıyorsa, o fenalığı yasa yoluyla engellemek çok zordur. Zaten yasal düzenleme, önleyici tedbir değil, sonucu cezalandıran uygulamanın adıdır. Ahlâkın yüksek anlamı ve değeri, işte bu hayati çelişkide kendini gösterir.

İslam’ın felsefi temellerini kavramaya çalışırken ilk karşımıza çıkan tartışma da budur ve felsefi sorunların ele alınıp incelendiği kelam disiplini, “ahlâk-şeriat” ikilemi üzerine çok ilginç tartışmalarla doludur. İslam’ın hukuk ve toplumsal düzeninden ziyade, insanın iç dünyasının donanması ve ruhsal gelişimle ilgilenen tasavvuf da şeriatın, yani şekil ve suretin farklı bakışaçılarına göre değişebilir olmakla birlikte ahlâkın, yani muhteva ve mahiyetin ortak kavrayışın alanı olduğunu savunur.

Nitekim Mevlana, Mesnevi-yi Manevi’de şöyle der:

Baktığın yerden dolayıdır ey akıl / Mü'min, Mecusi ve Yahudi'nin farkı

Ahlâk-şeriat ve suret-mahiyet arasında kaçınılmaz biçimde ikilem bulunduğunu düşünenleri destekleyecek hayli örnek bulunabileceği gibi, tasavvuf yöntemiyle bakanların bu ikilemden çıkardıkları birlik, uyum ve uzlaşma bütün o örneklerin aslında insan zihnine ikilem olarak yansıyan tezahürler olduğunu kanıtlar.

Ruhsal ve ahlâkî kemale ulaşmış insanların kavramsal dünyalarında bu ikilemden eser yoktur kuşkusuz. Onlar açısından ahlâk ve şeriat, suret ve mahiyet aynı algı öğesinin iki tezahür boyutudur.

Vasat düzeydeki idrak kabiliyetiyle evrene ve varlıklar âlemine bakan ortalama bir insan için suret ve mahiyet arasındaki fark, toplumsal hayattaki davranışlara olan yansımalarından takip edilebilir.

Mesela dindar bir Müslümanın nasıl olup da yolsuzluk yapabildiği, (Türkçesi, milletin malını çalabildiği!) onun suret mertebesinde ancak yasal düzenlemelere riayet yoluyla durdurulmayı beklemesiyle açıklanabilir. Oysa ahlâk penceresinden kendisine varoluşsal anlam arayışında olabilseydi, değil yolsuzluk gibi sistematik bir cürme kalkışmak, zerre miktardaki haram lokmanın yakınından bile geçmeyecekti.

Bugün bu konuları bu üslup, kavram ve yöntemle konuş(a)mıyor olmamızın sebebi, büyük çoğunluğun siyaseten doğrunun egemenliğine boyun eğmiş olmasıdır.
Özgür Kocaeli gazetesi, 13 Mayıs 2009
 
< Önceki   Sonraki >

Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hayvanlar'da Yeniden Dirilecek mi?

Kuşkusuz hesap ve cezanın ilk şartı akıl, şuur ve onun peşi sıra teklif ve mesuliyettir. B...

 

Aleviler Namaz Kılmaz mı?

Sorunun cevabına geçmeden önce Alevi sözcüğünün ne anlama ...

 

Neden Gusül Alırız?

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cenabet guslünün sebebi, temizlik...

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

Hicri Takvim

Recep
2
ÇArsamba
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

aysel
SLAM CANLAR BEN BİR ALEVİ KZIYIM AİLEMDEN GİZLİ KENDİMCE NAMAZ KILIP A
adem aras
Dün Hac Ümresine yolcu ettiğimiz H. S. Mir Kasım Hocamıza ve gruptaki
Burak Küpeli
Esselâmû Aleykûm ve Rahmetullah.  
Bismillahirrahmanirrahim
memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün318
Dün744
Bu Hafta1826
Bu Ay11489
Tüm Zamanlar383673
Şuanda 23 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

1000 Kayıtlı Üye
0 Bugün
0 Bu Hafta
6 Bu Ay
Son Üye: abdulkerım