Kadınların Muayyen günleri

0

izmirli

Soru:

Ben bir Bayan olarak bu konuyu çok araştırdım ama yinede tatmin olmuyorum.Eğer Abdestliyken bir yerin kanar ise ve Abdestin bozulmuyorsa,Peki, neden adetli iken oruç tutamıyoruz?

Cevap:

Değerli Kardeş

Selamün Aleyküm

Sorunuzun cevabına geçmeden önce Hanımların Muayyen Günleriyle ilgili Ayet’i kısaca anlatmak isterim

Sorunuzu cevap teşkil eden ayette Şöyle buyrulmakta:

“Sana hayız hakkında da soruyorlar. De ki: O bir eza’dır (pisliktir). Hayız vaktinde kadınlardan çekilin, temizleninceye dek onlara yaklaşmayın. Temizlendiler mi Allah size nasıl emrettiyse öylece yaklaşın. Şüphe yok ki Allah, adamakıllı tövbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever.” Bakara/222

Bu bakımdan Ay Başı Hali’nin “Eza” olarak nitelendirilmesi, sözkonusu kanın kadınların adetlerine dayanmasından ileri gelir. Bu kan, kadının vücudundaki özel bir faaliyet sonucu salgılanır.

Beslenme organlarının çalışması ile elde edilen doğal kan üzerinde etkilenmesi sonucunda o kanın bir kısmı, doğallığını yitirir.

Sonra temizleme işlemi yapmak yâda ceninin besini olmak veya doğmuş çocuk için süt haline dönüşmek üzere ana rahmine iner.

Ayette geçen “eza” kelimesi “zarar”anlamına gelir, şeklindeki değerlendirmeyi ele alacak olursak, bu görüşe göre ayetin anlamı şudur: “sana aybaşı halinde olan kadınla cinsel ilişkiye girme hakkında soru sorarlar.”

Bu soruya cevap olarak ta: “onun zararlı olduğu”dile getirildi. Aslında hayızlı kadınla cinsel ilişkiye girmenin zararlı olduğu hususu bir gerçektir.

Çünkü Doktorlar, aybaşı halinde vücudun rahmi temizlemek, gebeliğe hazırlamakla meşgul olduğunu, dolayısıyla kadının dinlenmesi gerektiğini cinsellik dâhil bütün aktivitesini durdurmasını bu cümleden oruç ve namazını dahi ertelemesini istemiştir.

İnsanlar, kadınların aybaşı hali ile ilgili olarak farklı tutumlar içindeydiler: Yahudiler bu hususa oldukça katı davranıyorlardı. Aybaşı halindeki kadının yiyeceğini, içeceğini ve yatağını ayırırlardı.

Onunla aynı yerde oturmazlardı. Tevrat’ta, kadınların aybaşı haliyle ilgili sert hükümler vardır. Onlarla birlikte oturup kalkan aynı yatağı paylaşan ya da onlara dokunan kimselere yönelik ağır ve sert ifadeler yer alır.

Hıristiyanlara gelince, onları aybaşı halindeki kadınlarla cinsel ilişki kurma, onlarla yatıp kalkmaktan alıkoyacak hiç bir kural ve yasak yoktur.

Bu bakımdan, İslam dini (Kadınların aybaşı halleri) ile ilgili olarak, Yahudilerin izlediği şiddetli sınırlandırma ile Hıristiyanların izlediği tam serbestlik arası bir tutum belirtmiştir. islam dini cinsel ilişki hariç her türlü istifadeye izin vermiştir.

Ayrıca “temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın, temizlendiklerinde Allah nasıl emrettiyse o şekil yaklaşın.”emrinden anlaşılan olay şu yukarıda da belirtildiği gibi aybaşında gelen kan temiz kan değildir.                Temizlik ve karşıtı pislik (Necaset)İslam milleti için yaygın olarak kullanılan kavramlardır.Kendilerine özgü hükümleri ve özellikleri vardır. Bunlar dini meselelerin önemli bir yönünü teşkil eder.

Temizlik kavramının ifade ettiği anlam, dillerinin farklı olmasına rağmen tüm insanlarca bilinmektedir. Bundan dolayı, anlıyoruz ki, (temizlik) kavramı, hayatının bir zorunluluğu olarak her insan tarafından bilinmektedir. tek bir ulusa ya da çağa özgü kılınamaz.

Kimi zaman, her hangi bir şeye yönelik dışarıdan gelen müdahale, daha önce onun sempati ile karşılanan, benimsenen niteliklerini değişime uğramasına neden olabilir.

Söz konusu değişimi daha çok, tat, koku ve renk aracılığıyla algılayabiliriz. Meydana gelen bu niteliksel değişim karşı tarafta iticilik ve tiksinti uyandırır.

İşte necaset (pislik) dediğimiz şey, bu dönüşümün, olumsuz başkalaşımı kavramsal ifadesidir.

İnsan bu kavram ile bir şeye yönelik tiksinişini ifade eder; bu anlama dayalı olarak o şeyden kaçınır.

Bunun karşıtı ise, bir şeyin değişmeyen ilk durumudur; gereklilik ve yararlılık halidir ki, insan doğası ona eğilim gösterir. İşte biz buna temizlik diyoruz. Şu halde (temizlik)ve (pislik) eşyada bulunan iki var oluşsal niteliktir.

Bunlarda biri var olduğu zaman eşyayı çekici kılar, ötekisi var olunca da eşyayı itici ve iğrenç kılar.                İnsanoğlu bu iki anlamın farkına varır-varmaz, onları somut olgulara uyarladı. Sonra manevi olgulara kadar genelleştirdi. Çünkü soy, fiil, ahlak, inanç ve söz gibi manevi olgularda da rağbet (Eğilim) ve nefret (Kaçış) anlamları söz konusudur.

İnsanlar arasında kullanıla gelen (temizlik) ve (pislik) kavramlarının ifade ettikleri anlamlarla ilgili değerlendirmenin özeti budur.

İslam dini,(temizlik) ve (Necaset) kavramlarını dikkate almış, bunlarısomut ve soyut olgularla ilgili olarak kullanmış ve külli fenomenler ve hatta sosyal yasalar hakkında bu kavramları gündeme getirmiştir.

İslam dini, insan ve bazı hayvanların kanı, idrarı, dışkısı ve meni’si, leş ve domuz gibi özü itibarıyla pis olan şeylerin necis olduklarını vurgulamıştır.

Namaz da, yeme ve içmede bunlardan uzak durulmasına ilişkin hükümler koymuştur. Hem necis olan şeylere bulaşmakla gelen habaset (hastalık)ve necisliğin giderilmesini taharet olarak nitelendirmiştir, hemde Hades abdest veya gusül ile giderilmesini buyurmuştur.

Bunların yöntemi ilmihal kitaplarında mevcuttur.

Allah’a Emanet olun.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar