İyi Ve Kötü Kadınlar

0
Ahlaklı ve dindar olmayıp ama zahirde çok güzel olan kadın veya kızlar, genelde kendilerini beğenen, mağrur, eşinin sözünü kulak ardı eden, kocasına hükmetmek isteyen ve her istediğini elde etmeyi amaçlayan, anlaşılması güç kimselerdir.
Bu gibi tipler, aile içerisindeki kendi davranış ve hareketlerini beğenir, diğer aile fertlerininkileriyse küçümser ve onları aşağılar. İşin kötü tarafıysa böyle kadınların, her türlü nefsani isteklere karşı boyun eğen, eğlence düşkünü kimseler oluşudur. Güzelliklerinin verdiği gurur ve kibirle kocalarının yokluğunda, akla gelmeyecek şeyler yapmaları mümkündür. Kocalarında bulamadıkları özellikleri onlara kazandırmak yerine bunu, başka erkeklerde ararlar. Kendileri gibi dünyayı sadece eğlence merkezi olarak bilen birini bulunca da iş pek kötü sonuçlar doğuracak kadar ciddiyet kazanır.Resul-i Ekrem (s.a.a) bu konuda şöyle buyuruyor:

Kötü kadınlar, kendi ailesi içinde sevilip sayılmayan, kocasına karşı alçak gönüllü olmayan, kısır olup çocuk doğuramayan (kabilelerden olan), kin güden, günahlara aldırış etmeyen, kocasından kaçan, eşinin gıyabında kendisini süsleyen ve kocasına karşı itaatsizlik gösteren ve kocasından hiçbir mazereti kabul etmeyen kadınlardır. [1]

Dinî çerçeve dahilinde ahlâk üstadları kadınların altı özelliği üzerinde durmuşlar ve bu özelliklere sahip kadınlarla evlenmenin iyi ve hayırlı olmayacağı kanısına varmışlardır. Buna göre sıralanan altı özellik şunlardır.

1- Ennane, yani hasta olmadığı hâlde hasta hareketleri yaparak iş yapmayan kadınlar.

2- Mennane, yani kocasını ev işlerinde minnet edecek dereceye getiren kadınlar.

3- Hennane, yani dul olup ta yeni kocasının yanında eski kocasını daha çok anan, ona ve ondan olan çocuğuna daha fazla ilgi gösteren kadınlar.

4- Heddake, yani her gördüğüne sahip olmak isteyip de eşini zor durumda bırakan kadınlar.

5- Berrake, yani bol süslenip bol yemek yiyen ve yalnızlıktan hoşlanan kadınlar.

6- Şeddake, yani çok konuşan, geveze kadınlar.

 

Yüce Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de buyurduğu ayet gereğince, kötü kadınlar iyi erkeklere ve kötü erkeklerde iyi kadınlara layık değillerdir. Zira, toplum içerisinde kötü şahsiyetler dışlandığı gibi, iyi bir toplumu en üst düzeylere getirebilecek iyi fertlerin yanında bulunan şahıslar, ya onları kendi gibi edip kendilerine çekecekler ya da böylelikle toplumun gitgide gerilemesine ve hatta düzensiz, yıkık bir ortamın meydana gelmesine vesile olacaklardır. Bu da hem toplum hem de toplumu oluşturan fertler için pek büyük bir afet demektir. Hüseyin b. Beşşar-i Vasitî İmam Rıza (a.s)’dan şöyle nakleder:      Bir mektup aracılığıyla İmam’a; “Ailem akrabalarımızdan kötü ahlâklı birisiyle beni evlendirmek istiyor, bu konuda sizin fikriniz nedir?” diye sordum. Hazret; “Eğer kötü ahlâklıysa onunla evlenme.” diye cevap gönderdi. [2]

Araplarca meşhur Esmeî adlı şair bu konuda gördüğü bir olayı şöyle anlatır:

Mekke’de, sırtında yaşlı bir adam yüklü, yabancı bir çehreyle karşılaştım. Ona; “Sırtındaki senin baban mıdır yoksa büyük baban mı?” diye sordum. Derin bir ah çekerek şöyle cevap verdi: “Ne babam, ne de büyük babamdır. Sırtımda gördüğün şu zavallı benim oğlumdur.” dedi. Şaşırdım, böyle bir şeyin nasıl mümkün olabileceğini sordum. “Oğlum, kötü huylu ve rezil karısı yüzünden bu duruma düştü.” diye cevap verdi. [3]

Yukarıdaki olay her ne kadar inanılmaz görülse de gerçektir. Zira gerçekten de dert ve keder insanın yaşlanmasında yer alan en önemli etkenlerdendir.

Resul-i Ekrem (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmuştur:

Hüzün ve keder yaşlılığın yarısını doğurur.

İşte bu vesileyle gençlere hitaben şunu söylememiz gerekecektir ki: Şüphesiz insan hayatında pek mühim yeri olan eşi seçerken, bunları da göz önüne getiriniz. Aksi tak-dirde bu duruma düşmemek insanın kendi elinde değildir.

İmam Sadık (a.s); “Müminin en şiddetli ve vurucu düşmanı kötü eştir.”  diye buyurmuştur.[4]

İmam Ali (a.s) da bu konuda şöyle buyurmuştur:

En kötü kadınlar, kocalarının cinsel isteklerine karşı itaatsizlik gösterenlerdir. [5]

Resul-i Ekrem (s.a.a) de bir keresinde halka yönelik şöyle buyurdu:

“Ey halk, çöplüğe benzer yerlerde yeşeren kimselerden uzak durun.” Sonra halk, “Çöplükte yeşeren kimlerdir?” diye sorunca da; “Onlar kötü ailelerde yetiştirilen güzel kızlardır.” şeklinde cevap verdiler. [6]

Ehlibeyt’ten elimize ulaşan hadislerden, cahil kadınlarla evlenmenin iyi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu konuda İmam Cafer Sadık (a.s) Hz. Ali (a.s)’dan şöyle nakletmiştir:

Cahil eşlerle evlenmeyiniz. Zira onunla edilen sohbet bela, ondan olan çocuksa hayırsızdır.” [7]

Şimdiye kadar okuduğunuz tüm bu sıfatlar, kadının ruhuna yerleşen sıfatlardan kaynaklanır. İnsanların bu tür hareket ve eylemlerinin kaynağı, ruhsal niteliklerdir.

Kötü ruhî sıfatlardan biri de aşırı kıskançlıktır. Kıskançlık duygusu her insanda vardır. Yani doğaldır. Ancak bir de her insanda olmayan, haset ve kin cinsine kaçan bir tür kıskançlık vardır. İşte insanda olmaması gerekende bu tür kıskançlıktır. Bir yuvanın huzur ve rahatlığı için huzur bozucu bu özelliğin orada doğuşu bir nevi afet veya beladır. Bu özellik, insanı büyük günahlara iten etkenlerin başında gelir.

———————————————————————–

[1]- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:1, b:7, h:1.

[2]- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:1, b: 30, h: 1.

[3]- Gülzar-ı Necefî, s.23.

[4]- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl:1, b: 4, h:4.

[5]- Gurar’ul-Hikem, s. 433.

[6]- Vesail’uş-Şia, Kitab’un-Nikâh, böl: 1, b:7, h: 7.

[7]- Urvet’ul-Vuska, c.2, s.799.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar