İslam’da Sakal Kesmenin Hükmü Nedir?

0

İslam’da Sakal Kesmenin Hükmü Nedir? Sakal Kesenler Fasık Olur mu?

Sakalları tıraş makinesi veya jiletle kesmenin hükmü nedir? İslam’da profesör (keçi) sakalı bırakmak yeterli midir? Sakalları kesmekten maksat nedir? Sakallara hat vurmak ve düzenlemek caiz midir? Sakalları yeni çıkan birilerinin sakallarının daha gür çıkması ve sıklaşması için seyrek sakalı kesmenin hükmü nedir? Sakal tıraşı olmak fasıklığa neden olur mu? Vücudun diğer yerlerindeki tüy ve kılların kesilmesinin hükmü nedir? Sakalını kesen imamların arkasında namaz kılmak caiz midir? Fısk ve Fasıklık Nedir? Kur’an ve Hadislerde Fasıklık…

Sakal kesilmesi ve vücut tüylerinin aldırılması caiz midir?

Kökten kazıyan tıraş makineleri ile erkeklerin sakal tıraşı yapması ve beden tüylerinin kökünden kazınması caiz midir?

Cevap

Başkalarının (sakalını kesen kişi için) ‘onun yüzünde sakal yoktur’ diyecek şekilde jilet veya kökünden kazıma özelliği olan tıraş makineleri ile yüz (sakal) tıraşı olmak, farz ihtiyat gereği caiz değildir.

Elbette sakalın bazı yerlerini kesmekte, tüm sakalı kesme hükmündedir (yani caiz değildir).[1]-[2]-[3]

Dolayısıyla sakal denilmeyen yüzdeki yanak, boyun, ense gibi yerler ile koltuk altı…vb. gibi yerlerin tıraşının hiçbir sakıncası yoktur.

Hatırlatılması zorunlu olan şey ise İslam’ın temizlik ve paklığa verdiği önemdir. İslam dini vücuttaki fazla tüy ve kılların temizlenmesine çok önem vermiş ve tekit etmiştir.

Aşağıda bu konu hakkındaki tavsiye ve önerileri sunuyoruz:

1. Saçların kesilmesi veya uzatılması, yıkanması ve taranması şartı ile müstahaptır.[4]

2. Üst dudak ve bıyıkların[5] kısaltılması, burun kılı[6]ve koltukaltı[7] tıraşı müstapatır.

3. İki ayak arasının ve sırt kıllarının temizlenmesi, Hakk Teala’nın zatına ve Kıyamet gününe imanın nişanesi ve Peygamber efendimizin sünnetidir.[8]

4. Vücudun diğer bölgelerindeki tüy ve kılların temizlenmesi, paklığa ve cismi ve ruhi özelliklere sebep olmakta, uzatılması ise cismi ve ruhi zararlara sebep olmaktadır.[9]

Konu Hakkında Müçtehit ve Taklit Mercilerin Fetvaları

Müçtehit ve taklit merciler arasında sakalları kesmeye ruhsat veren kimse yoktur. Şimdi müçtehitlerin bu konu hakkındaki fetvalarına bakıyoruz:

Soru:

Sakalları tıraş makinesi veya jiletle kesmenin hükmü nedir?

Cevap:

(Ayetullah Behçeti ve Safi dışındaki müçtehitlerin tamamı): Sakalları kesmek ister jiletle olsun veya isterse tıraş makinesi ile olsun farz ihtiyat gereği haramdır.

Ayetullah uzma Behçeti ve Safi Gulpeygani: Sakalları kesmek haramdır.

Soru:

Profesör (keçi) sakalı bırakmak yeterli midir?

Cevap:

İmam Humeyni, İmam Hamaney, Ayetullah Behçeti, Ayetullah Safi Gulpeygani, Ayetullah Sistani, Ayetullah Nuri Hamedani: Hayır, sakalın bir miktarını kesmek, sakalın tamamını kesmek gibidir. (yani caiz değildir.)

Soru:

Sakalın sıdk etmesinden maksat nedir?

Cevap:

Tüm müçtehit ve taklit merciler: Halkın örf ve geleneğine göre ona sakal denilmesidir.

Soru:

Sakalları kesmekten maksat nedir?

Cevap:

Sakalları kesmekten maksat, jiletle kesmek veya numarası düşük tıraş makineleri ile sakalların kesilmesidir.

Soru:

Sakallara hat vurmak ve düzenlemek caiz midir?

Cevap:

Yanakların (sakalın üst kısmına tekabül etmektedir) tıraş edilmesinin bir sakıncası yoktur.

Soru:

Sakalları yeni çıkan birilerinin sakallarının daha gür çıkması ve sıklaşması için seyrek sakalı kesmenin hükmü nedir?

Cevap:

Tüm müçtehit ve taklit merciler: Eğer yüzdeki tüyler az olur ve sakal denilmeyecek düzeydeyse, onun tıraş edilmesinde bir sakınca yoktur.

Soru:

Sakal tıraşı olmak fasıklığa neden olur mu?

Cevap:

Ayetullah uzma Seyyid Ali Hamaney: Sakalları kesmek ihtiyat gereği haramdır ve ihtiyata uygun olanın fasıklığın eser ve hükümleri o şahıs için icra edilmesidir.

***

Fısk ve Fasıklık Nedir?

Fısk/ fasıklık, sözlükte çıkmak demektir.

Kur’an terminolojisine göre ise doğru ve müstakim yoldan çıkmak demektir. Bu kelime adalet karşısında kullanılmaktadır. Fasık, büyük günah işleyen ve günahından dolayı tövbe etmeyen kimselere denir.

Fıkıh terminolojisinde ise: Büyük günah işleyen yahut küçük günah işlemekten sakınmayan ve alenen günah işleyen kimselere fasık denir.[10]

“Fısk” kelimesi çeşitli format ve kalıplarda Kur’an-ı Kerim’de 54 defa geçmiştir. Bunlardan bazılarına değiniyoruz:

1. Firavun ve kavminin sapması konusunda:  اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقٖينَ (Çünkü onlar artık fasık/yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır.)[11]

2. Münafık ve iki yüzlüler hakkında: اِنَّ الْمُنَافِقٖينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ (Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir.)[12]

3. Peygamberlere zorluk çıkaran ve onların emirlerine isyan edenler hakkında:

فَلَا تَاْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٖينَ … قَالُوا يَا مُوسٰى اِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا

(Dediler ki: “Ey Musa biz, oraya girmeyeceğiz… Artık sen de fasık/yoldan çıkmış toplum için üzülme)[13]

4. Allah’ın yasa ve hükümlerine göre yargılamada bulunmayan ve hüküm vermeyenler hakkında:

وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُولٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ (Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.)[14]

5. Hile ve aldatanlar hakkında:  كَذٰلِكَ نَبْلُوهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ (İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.)[15]

6. Emri bil maruf ve neyhi anil münker/ İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak gibi önemli görevden sakınanlar hakkında: وَاَخَذْنَا الَّذٖينَ ظَلَمُوا بِعَذَابٍ بَپٖيسٍ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ (Zulmedenleri de yapmakta oldukları fısk ve kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık.)[16]

7. Ev, alış veriş, akraba ve maddiyatı Allah yolunda cihada terk edenler hakkında:

قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَاؤُكُمْ وَاَبْنَاؤُكُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَشٖيرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَجِهَادٍ فٖى سَبٖيلِهٖ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِى الْقَوْمَ الْفَاسِقٖينَ

(De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.)[17]

8. Aleni günahlarda, cinsi sapkınlıklarda ve uygunsuz şehvet düşkünlükleri hakkında:

اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ (Şüphesiz biz, fasıklık yapmalarından (ve yoldan çıkmalarından) dolayı, bu ülke halkının üstüne gökten iğrenç bir azab indireceğiz.”)[18]

Kur’an-ı Kerim burada Lut kavmini açıkça ve aleni olarak günah işlediklerinden dolayı fasıklıkla itham etmektedir.

9. Haram yiyeceklerden yiyenler hakkında:

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزٖيرِ وَمَا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِهٖ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطٖيحَةُ وَمَا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِ ذٰلِكُمْ فِسْقٌ

(Ölü eti, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç,- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.)[19]

10. İffetli kadınlara zina iftirasında bulununlar hakkında:

وَالَّذٖينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَاْتُوا بِاَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانٖينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً اَبَدًا وَاُولٰئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

(Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu isbat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık/günahkâr kimselerdir.)

Hadislerde Fasıklık

Resulü Kibriya Hz. Muhammed Mustafa (Allah’ın selamı ona ve ehlibeytinin üzerine olsun) Ebu Zer’e ettiği vasiyetinde şöyle buyurmaktadır: Ey Ebu Zer! Müslümanlara sövmek ve küfür etmek, fasıklıktır. Onlarla savaşmak ve çatışmak küfürdür. (Gıybetini ederek) etini yemek günahtır. Malının saygınlığı kanının saygınlığı gibidir.[20]

İmam Cafer Sadık (aleyhi selam) efendimiz şöyle buyurmuştur: İmandan çıkmak bir birine benzeyen ve maruf olan bir amelden ve beş yöndendir:

1. Küfür ve inkar.

2. Şirk koşmak.

3. Sapkınlık.

4. Fasıklık.

5. Büyük günahlarda ısrar etmek ve alışkanlık haline getirmek.[21]

Müminlerin Emiri Hz. Ali (aleyhi selam) efendimiz şöyle buyurmaktadır: Küfür dört sütun üzerine bina edilmiştir:

1. Fasıklık.

2. Guluv ve aşırıcılık.

3. Şek.

4. Şüphe.

Fasıklığın ise dört şubesi vardır:

1. Cefa ve zulüm.

2. Körlük (sapkınlık)

3. Gaflet.

4. İsyan ve serkeşlik.[22]

İmam Cafer Sadık (aleyhi selam) efendimiz şöyle buyurmuştur: Fasığın şehadetini (hiçbir konuda) kabul etmiyorum. Ancak kendi zararına olan yerde.[23]

Secde edenlerin efendisi İmam Zeynel Abidin (aleyhi selam) değerli oğlu İmam Muhammed Bakır’a (aleyhi selam) şöyle buyurmuştur: Ey oğlum! Beş kişi ile arkadaşlık ve dostluk kurma, sefer ve yolculuğa çıkma. Dedim ki babacığım onlar kimlerdir? Onları bana tanıtır mısın?

Şöyle buyurdular: (1) Yalancılarla arkadaşlık ve dostluk kurma, çünkü onlar, serap gibidir uzağı yakın, yakını ise uzak gösterir.

(2) Fasıklarla dostluk ve arkadaşlık yapma, çünkü onlar seni bir lokma yemeğe veya daha azına satarlar.

(3) Cimrilerle arkadaşlık ve dostluk kurma, çünkü onlar malına ihtiyaç anında ihanete duçar olurlar.

(4) Ahmak ve aptallarla arkadaşlık ve dostluk kurmaktan sakın, çünkü onlar sana fayda vermek ister, ancak onun yerine zarar verirler.

(5) Sılairahim yapmayanlardan dostluk ve arkadaşlıktan sakın, çünkü ben onları Kur’an-ı Mecid’de lanete uğramışlardan olarak buldum.[24]

Önemli bir hatırlatma: Görüldüğü gibi Ehlibeyt mektebi olan Şia mezhebinde fasıklar, adaletten düşmüş sayılmakta ve dolayısıyla şahitlik ve tanıklıkları bile kabul edilmemektedir. Ayrıca böyle birileri eğer (tövbe etmeden) cemaat imamı olurlarsa böylelerinin arkasında namaz kılmak caiz değildir. Ancak Ehli Sünnet mezhebinde sakalını kesen ve fasıkların arkasında namaz kılmak caiz bilinmektedir. Dolayısıyla Ehli sünnet mezhebinde büyük günah işleyen din alimlerinin arkasında namaz kılmak caizdir.

———————————————

[1] — İmam Humeyni, İtiftaat; c. 2, s. 30, 31, 32. Mekarim Şirazi, yeni istiftaat; s. 156. Safi Gulpeygani, Camiu’l Ahkâm; c. 2, s. 182.

[2] — Erkeklerde sakalın çıkması, Hz. Âdem’in (a.s) şu duasından sonra çıkmaya başladı: “Ey Rabbim! Cemalimin güzelliğini arttır.” Zat-ı Hakk Teâla, Hz. Âdem’e şöyle hitapta bulundu: “Sakalı sen ve çocukların için Kıyamet gününe kadar ziynet ve süs karar kıldım.” Hilyetü’l Muttakin.

[3] – İş veya başka nedenlerden dolayı sakalın kesilmesi zorunlu olan yerlerde sakal kesmek caiz olur. Ancak zorunlu ve zaruret durumu herkes tarafından kabul edilmelidir. Dolayısıyla herkes kendi düşünce ve kafasına göre zaruret belirleyip sakalını kesemez.

[4] — Hilyetü’l Muttakin, üçüncü fasıl.

[5] — Rivayet edildiğine göre: Bıyıkların kısaltılması Peygamber efendimizin (s.a.a) sünnetlerindendir. Uzun bıyıklar şeytanın yeridir. Bıyıkların kısaltılması rızkın çoğalmasına, gam, keder ve vesvesenin defedilmesinde, cüzzamdan güvende kalmaya neden olur. Ayrıca hadiste şöyle buyurulmuştur: “Bıyığını kısaltmayanlar bizden değildir.” Hilyetü’l Muttakin, dördüncü fasıl.

[6] — Burun kıllarını almak, yüzün güzelliğine neden olur. Hilyetü’l Muttakin, yedinci fasıl.

[7] — Koltukaltı tüyleri şeytanın yeri olarak belirtilmiştir. (şeytan yerinden maksat hastalık ve mikrop yeri olduğundan dolayı bu şekilde adlandırılmıştır) Elbette koltukaltı tüylerinin temizlenmesi için öncelikle ilaçla (tüy dökücüler) temizlemek tıraş etmekten daha iyi ve tıraş etmek koparmaktan daha üstündür. Hilyetü’l Muttakin, yedinci fasıl.

[8] — O bölgelerin kıllarının temizlenmesi, imanın nişanesi ve Resulü Ekrem’in (s.a.a) sünnetlerindendir. Hilyetü’l Muttakin, yedinci fasıl.

[9] — Vücut kıllarını temizlemek, bedenin güçlenmesine ve dolgunlaşmasına, çirkinlik ve rahatsızlıklardan uzak olunmasına ve bedenin pak olmasına neden olur. Ayrıca bu amel, peygamberlerin ahlakındandır. Hilyetü’l Muttakin, dokuzuncu fasıl.

[10] – Tehrirü’l Vesile, c. 1, s. 250.

[11] – Neml, 12.

[12] – Tövbe, 67.

[13] — Maide, 24 ve 26. Ayetler.

[14] — Maide, 47.

[15] — A’raf, 163.

[16] — A’raf, 165.

[17] — Tövbe, 23.

[18]— Ankebut, 34.

[19] — Maide, 3.

[20] — Müstedrekü’l Vesail, c. 18, s. 215 ve Biharu’l Envar, c. 74, s. 91.

[21] — Vesailu’ş Şia, c. 1, s. 36.

[22] — Vesailu’ş Şia, c.51, s. 342.

[23] — El Kafi, c. 7, s. 395.

[24] – El Kafi, c. 2, s. 641.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar