İslâm’da Kız Çocuğunun Değeri

0
Çocuk İhsan Etmekte Hak Teâlâ’nın İradesi   Hak Teâlâ’nın mukaddes vücudu dilediğini yapan göklerin ve yerin maliki, Âlim, Kadir, ilim ve kudret sahibi, hikmetli, Âdil, Rahman ve Rahim’dir.

   Allah’ın kulları hakkındaki iradesi ve kararı, lütfünün, muhabbetinin aynısıdır; aşk ve rahmet tecellisidir; yücelik tecellisi ve güzel bir seçimdir.

   Allah, kulu için ne isterse, o kulun dünya ve ahiret yararınadır. Kul, Hak Teâlâ’nın hikmet, adalet, rahmet ve iradesine teslim olmalıdır. Bu teslimiyet hali, batın ibadetinin en üstünüdür. Peygamberlerin ve evliyanın ahlâkındandır. Arif ve âşıkların Hak Teâlâ’ya marifet ve aşkının nişanesidir.

Allah’ın bazılarını kısır kılması, dilediğine kız vermesi, dilediğine erkek çocuk vermesi ve dilediğine kız ve erkek ikiz çocuklar ihsan etmesi, bütün bunların hepsi Allah’ın lütuf ve merhametidir ve Allah’ın varlığı kullarına duyduğu aşkıdır.

    “Göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir. Yahut hem kız hem erkek çocuk verir, dilediğini de kısır kılar. O, bilendir, her şeye kadirdir.” [1]

Bu ayeti şerife esasınca kız çocuğu Allah’ın saltanat ve egemenliğinin bir tecellisi, yaratılışta iradesinin tecellisi ve insan hakkındaki ilim ve kudretinin nurudur.

Hak Teâlâ’nın, ilim, kudret, fiil, irade, hükümet ve malikiyetinin bir gereği de anne ve babanın bir kız çocuğuna sahip olmasıdır.

Kız çocuğu olduğunda yüzünü asmak, gerçekte Allah’ın uluhiyetine, malikiyetine, yaratışına, seçimine, ilim ve kudretine yüz asmaktır. Dolayısıyla bu büyük bir günahtır, ahmakça bir halet, mantık ve hikmetten uzak bir durumdur.

Çocuk ölecek olursa, İmam Sadık’ın (a.s) da buyurduğu gibi Berzah âleminde, İbrahim ve Sara’nın yanında eğitilmesi anne babasının ahiretine azık olması için onlara verilir.

 

Şehit, “Mesken’ul-Fuat” adlı kitabında, altıncı İmam’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Çocuğunun ölümüne sabretmenin ve sızlanıp tahammülsüzlük göstermekten uzak durmanın sevabı çocuğun hayatta kalmasından ve Hz. Mehdi’nin (a.s) yanında Allah yolunda cihat ederek şehit olmasından daha üstündür.”

İmam Hüseyin (a.s) altı aylık şehit çocuğunu çadıra geri getirdi. Kız kardeşi Zeynep’in kucağına koydu, kendisi yere oturdu ve şöyle buyurdu: “Allah’ım! Bu altı aylık çocuğu kıyamet günü benim için bir azık karar kıl.”

Ölü bir çocuk bile insan için bu kadar değerli ise o halde geride kalan ve büyüyen, terbiye, vakar, edep ve imanı anne babasının zahmetlerinin bir ürünü olan çocuğun insan için ne kadar büyük bir değeri vardır! Kız ve erkek çocuğun hiç bir farkı yoktur burada maksat insanın evladıdır.

Kur’ân-ı Kerim’in Enfâl suresi 28. ayette buyurduğu gibi insanın çocukları insan için Hak Teâlâ’nın bir imtihan vesilesidir. Eğer insan bu imtihanı başarıyla geçecek olursa, yani varlığına, hoşnut ve razı olursa, çocuğunun dini eğitim ve terbiyesi hususunda çalışırsa, gücü oranında onun evliliği için gerekli şeyleri temin ederse, ona saygılı olursa, ona saygı gösterme ve hakkını eda etmede kusurlu davranmazsa fevkalade büyük bir sevaba erişmiş olur.

“Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama baki kalacak yararlı işler, sevap olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır.” [2]

 

Çocuğunun terbiyesi için zahmet çeken, onu Hak Teâlâ, peygamberleri, velayet ve Kur’ân ile tanıştıracak olursa bunlar, işlerinin hiç birisine benzemeyen geride kalan salih amellerdir. Allah nezdinde bu, insan için daha iyidir ve akıbeti daha güzeldir.

   Meryem-i Kübra, Hz. Hatice, yüce Asiye, Fatımat’üz Zehra ve Zeynep-i Kübra kendi babaları için geride kalan en iyi salih ameller değil miydi?

Neden bir kimse kız çocuğu sahibi olmaktan sıkılmaktadır? Anne rahminde yer alan bir çocuk Allah’tan başkasının emriyle mi kız olmaktadır? Çocuğun rahimde kız olması Allah’ın lütuf, rahmet, inayet ve merhametidir. Dolayısıyla O’nun lütuf ve iradesine teslim olmak gerekir. Ömrünün sonuna kadar bütün vücuduyla kız çocuğuna sahip olma nimeti için Allah’a şükretmelidir.

Şu gerçeğe kesinlikle dikkat ediniz: Allah Resulü’nün, Kasım, Tayyib, Tahir ve İbrahim adında erkek çocukları oldu. Gerçi hiç birisi hayatta kalmadılar. Ama erkek çocuğu olduğu için Allah tarafından kutlanmadı. Bu konuda Kur’ân-ı Kerim’de de bir ayet nazil olmadı ama kızı Fatıma, Hatice’nin temiz rahminde vücuda gelince mübarek Kevser suresi nazil oldu ve Peygamber’e bol hayrın ve ebedi iyiliğin verildiği müjdelendi.

Kız Çocuğu Hakkındaki Çok Önemli Rivayetler

İnsanın kız çocuğu olmadığı takdirde Hak Teâlâ’ya doğru ellerini kaldırarak ihlâs içinde kız çocuğuna sahip olması için dua etmesi ve yalvarıp yakarması müstahaptır.

O büyük Peygamber İbrahim Halil, İsmail ve İshak gibi çocukları olduğu halde kız çocuğuna sahip olmak için Allah’ın dergâhına elini uzattı. İmam Sadık (a.s) onun duasını şu şekilde nakletmiştir: “Şüphesiz İbrahim (a.s) ölümünden sonra ağlaması ve yalvarıp yakarması için rabbinden kendisine bir kız çocuğu nasip etmesini diledi.” [3]

 

Bu rivayette ifade dilen hedef çok önemli değildir. Önemli olan şey istenilen şeydir. Ulu’l-Azm Peygamberleri’nden biri olan İbrahim (a.s) kız çocuğundan mahrum olduğu için bu nimete erişmek üzere dua etmiştir.

Kız çocuğuna sahip olmak baba için bir kıvançtır. Zira yüce İslâm Peygamberi de bir kız babası idi. Allah Resulü ile hayattaki bu benzerlik, insana kız çocuğunun inayet edilmesiyle gerçekleşmektedir ve de gerçekten insan için büyük bir kıvanç vesilesidir. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah kızların babası idi.” [4]

Eğer bir kimsenin kızı yoksa ama kız kardeşi varsa yine de Hak Teâlâ’nın rahmet kapılarından biri yüzüne açılmış demektir.

Altıncı İmam (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim üç kız veya üç kız kardeşe bakacak olursa ona cennet farz olur.” [5]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kız çocukları ne de güzeldir. Merhametli, yumuşak huylu, yardımcı, işe hazırlıklı ve insanın dostlarıdır. Bereketli ve temizliğe ilgi duyanlardır.” [6]

Altıncı İmam (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim iki kız çocuğu veya iki kız kardeş veya iki hala veya iki teyzeye bakacak olursa şüphesiz ateşten korunmuş olur.” [7]

Bir şahıs Allah Resulü’nün yanında oturan bir şâhısa eşinin kız çocuğu doğurduğunu haber verince o şahsın rengi değişti. İslâm Peygamberi (s.a.a), “Ne olmuş? ” diye sordu. O adam cevaben: “Hayırdır,” dedi. Peygamber (s.a.a) tekrar: “Ne olmuş?” diye sordu. O adam şöyle dedi: “Evimden çıktığım zaman eşim doğum sancıları çekiyordu, bu şahıs ise bana kızımın olduğunu haber verdi.”

 

Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Yeryüzü onu taşıyıcı, gökyüzü başına gölge salıcı, Allah da onun rızkını vericidir. Kız çocuğu güzel koklayacağın bir deste güldür.” Peygamber (s.a.a) daha sonra ashabına dönerek şöyle buyurdu: “Bir kız çocuğu olan kimsenin sorunu vardır. (Onu terbiye etmek, korumak, çeyizini hazırlamak, evliliği için gerekli hazırlıkları görmek ve damat edinmek endişesi içinde olmak. Her kimin iki kızı varsa Allah için onun yardımına koşunuz. Her kimin üç kızı varsa cihattan ve istemediği şeyden muaftır. Her kimin dört kızı varsa ey Allah’ın kulları ona yardım ediniz, ona borç veriniz ve ona merhamet ediniz.” [8]

Kız çocuğu ne kadar değerlidir ki Allah Resulü dostlarına, kız çocuğuna sahip olanların yardımına koşmalarını tavsiye etmektedir ve kız çocuğuna sahip olanlara yardım etmeyi ilâhi bir görev olarak saymaktadır.

İmam Sadık (a.s) zamanında bir adamın, kız çocuğu oldu, İmam’ın huzuruna vardığında, o şahsın rahatsız ve öfkeli olduğunu görünce, kendisine şöyle buyurdu: “Farz et ki Allah sana vahiy indirmiş ve şöyle buyurmuştur: “Senin Allah’ın olan ben mi senin için seçeyim, yoksa ben olduğum halde sen mi seçmek istiyorsun. Bu durumda ne cevap verirsin?” O şöyle arz etti: “Ben şöyle derdim: “Sen benim için seç.” İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Şimdi merhamet sahibi olan Allah senin için kız seçmiştir. Ey adam’! Musa ve Hızır’ın rivayetinde yer aldığı üzere Hızır (a.s) o aile için maslahat görerek Allah’ın emriyle o çocuğu öldürdü ve Musa’ya şöyle dedi: “Rablerinin o çocuktan daha temiz ve onlara daha çok merhamet eden birini vermesini istedik.” [9]

 

Hak Teâlâ Hızır’ın eliyle öldürülen ve Musa’nın (a.s) itirazına yol açan ve Hızır’ın, “Allah bundan daha iyisini anne ve babasına verecektir” dediği o çocuğun yerine, neslinden yetmiş peygamberin geldiği bir kız çocuğu inayet buyurdu.” [10]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kız çocukları iyiliklerdir, erkek çocukları Hak Teâlâ’nın nimetleridir, iyiliklere sevap verilir, nimetten ise hesap sorulur.” [11]

Mirac gecesi Allah-u Teâlâ Peygamberi’ne (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kız çocuğu sahibi olanlara de ki kız sahibi olmak hususunda sabırsızlık göstermeyiniz, şüphesiz ki onları ben yarattım ve onların rızkını da ben vereceğim.” [12]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim kızının ölmesini isterse Kıyamette isyancılardan biri sayıldığı halde Allah’ın huzuruna varır.” [13]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah Tebarek ve Teâlâ kız çocuklarına erkek çocuklarından daha merhametlidir. Kızını sevindiren kimseyi Allah da kıyamet günü sevindirir.” [14]

Allah Resulü (s.a.a) sonunda kız çocuğunun değeri hakkında şöyle buyurmuştur: “Evlatlarınızın en hayırlısı kız çocuklarıdır.” [15]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim üç kız veya üç kız kardeşine bakacak olursa cennet ona farz olur.” Bir kimse şöyle arz etti: Eğer iki kişiye bakacak olursa” Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Yine de cennet ona farzdır.” Bunun üzerine şöyle arz ettiler: Eğer bir kız çocuğu ve bir de kız kardeşi de bulunursa durum nedir? ” Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Yine de cennet ona farz olur.” [16]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir pazara gider de bir hediye alırsa ve onu ailesine götürürse muhtaçlar topluluğuna sadaka taşıyan bir kimse gibidir. Erkeklerden önce kızlara vermelidir. Şüphesiz kız çocuğunu sevindiren kimse, İsmail’in soyundan bir köleyi azat etmiş gibidir.” [17]

 

Gerçekten de bu çok ilginç bir rivayettir. Beşer tarihinin kültüründe bu şekilde kız çocuğuna bakmak savunulmamıştır. Aksine kız çocukları ve kadınların milletler arasında güzel bir konumu yoktu. Allah Resulü (s.a.a) bu ihlâslı zahmetleri sebebiyle kız çocukları ve kadınların hayatı, kız çocuğu ve kadınlara bakmak hususunda büyük manevi bir devrim gerçekleştirdi.

Bundan da daha ilginci Allah Resulü’nün (s.a.a) şöyle buyurmasıdır: “Çocuklarınızı, ağladıkları ve çocukluklarından dolayı inledikleri sebebiyle dövmeyin, zira çocuğun ağlaması anlamlıdır. Çocukların ilk dört ayda ağlaması tevhide şahadette bulunmalarıdır. İkinci dört ayda ağlaması Peygamber’e ve Ehl-i Beyti’ne salâvat göndermektir, üçüncü dört ayda ağlamaları ise anne ve babası için duadır.” [18]

O halde Allah-u Teâlâ’nın vahdaniyetine şahadette bulunan Peygamber’e ve Ehl-i Beyti’ne selam gönderen ve anne babasına dua eden çocuğu dövmeyiniz. Bırakın dayağı hak etmesini hatta anlamlı ağladığı için bütün vücudunla ona riayet etmen ve lütuf ve merhametini ondan esirgememen farzdır.

 

    Şu önemli rivayete de teveccüh ediniz:

“    İmam Sadık’ın (a.s) dostlarından biri olan Sekuni şöyle diyor: “Gam, hüzün ve dert içinde Altıncı İmam’ın yanına vardım ve bana şöyle buyurdu: “Ey Sekuni! Neden üzüntülüsün.” Ben şöyle arz ettim: “bir kız çocuğum oldu” İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Yükünü yeryüzü taşımakta, rızkını Allah vermektedir. Yaşayacağı zaman da seninkiyle farklıdır, rızkını kendisi yiyecektir.” Sekuni devamla şöyle demiştir: “Allah’a yemin olsun ki üzüntüm ortadan kalktı, daha sonra İmam bana şöyle sordu: “Ona ne isim koydun?” ben şöyle dedim:“ona Fatıma ismini koydum” İmam (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ah, ah, ah! ” daha sonra da elini alnına koyarak ah çekti ve şöyle buyurdu: “Adını Fatıma koyduğuna göre sakın ona kötü bir söz söyleme, ona lanet etme ve onu dövme” [19]

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kimin kız çocuğu olur da onu terk etmez ve erkek çocuklarını tercih etmezse, Allah onu cennete sokar.” [20]

Hakeza Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Herkimin bir kız çocuğu olursa, bu kendisi için bin hacdan, bin cihattan, bin kurbandan ve bin ziyafetten daha hayırlı olur.” [21]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Mizan’ul Hikmet, c. 10, s. 712)

—————————————————————————-

[1]- Şûrâ, 49- 50

[2]- Kefh, 46

[3]- Vesail, c. 21, s. 361 Alu’l-Beyt baskısı

[4]- a. g. e.

[5]- a. g. e.

[6]- Vesail, c. 21, s. 362

[7]- a. g. e.

[8]- Vesail, c. 21, s. 365

[9]- Kehf, 81

[10]- Kafi, c. 6, s. 6 ve Vesail, c. 21, s. 364

[11]- Vesail, c. 21, s. 365- 366

[12]- a. g. e.

[13]- a. g. e.

[14]- Vesail, c. 20, s. 367

[15]- Bihar, c. 104, s. 91

[16]- Vesail, c. 21, s. 368

[17]- Bihar, c. 104, s. 69

[18]- Bihar, c. 60, s. 381

[19]- Kafi c. 6, s. 48, Mekarim’ul-Ahlâk, s. 220 ve Vesail, c 21, s. 482

[20]- İzdivac der İslâm, s. 136

[21]- a. g. e.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar