8e9941e51cdd92be13cb670b29342e72

İmam Rıza’nın Doğumgünü Münasebetiyle

Ebu’l Hasan Ali b. Musa er-Rıza (Arapça: الإمام الرضا عليه السلام) (h. 148-203), İsnaaşer (On İki İmamŞia’sının sekizinci imamıdır. En meşhur lakabı “Rıza” ve “İmam Rıza” olarak bilinmektedir. Künyesi Ebu’l Hasan’dır. Babası Şiaların yedinci İmamı, İmam Kazım’dır. Annesinin adı konusunda ihtilaflar bulunmaktadır: Örneğin Ümmü’l Benin, Tüktem, Necime…denilmiştir.

Medine’de dünyaya gelmesine rağmen Abbasi halifesi Me’mun onu zorla Horasan’a getirtmiş ve zorla veliahtlık görevini vermiştir. İmam Rıza (a.s) Medine Horasan yolunda ünlü “Silsiletu’z Zeheb” hadisini Nişaburşehrinde açıklamıştır. Me’mun’un İmam Rıza (a.s) ile öteki din ve mezhep büyükleri arasında teşkil ettiği münazara toplantıları meşhurdur. İmamet süresi 20 yıldır. Tus şehrinde vefat etmiştir. Me’mun İmam Rıza’nın vefatından sorumlu tutulmuştur. Kabri şerifleri Meşhed şehrindedir ve her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden milyonlarcaMüslüman ziyaretine gelmektedir.[1]

Nesebi, Künyesi ve Lakapları

İmam Rıza (a.s):
“Küçük günahlar hususunda Allah’tan korkmayan kimse, büyük günahlar hakkında da Allah’tan korkmaz.”

İmam Rıza (a.s):
“Yöneticiler yalan söyleyince yağmur kesilir. Sultan zulmedince devlet itibarını kaybeder, zekat verilmezse hayvanlar ölür.”

İmam Rıza (a.s):
“Her kim günahlarını temizleyecek bir iş yapamıyorsa Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salavat göndersin. Zira o günahları kökten söküp atar.”

İmam Rıza (a.s):
“Hastalık mümin için temizleyici ve rahmettir. Kafir için ise azap ve lanettir. Mümin günahlarından tümüyle temizleninceye kadar sürekli hastalıklarla birliktedir.”

Ali b. Musa b. Cafer b. Muhammed b. Ali b.Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib (Medine, 148- Tus, 203).[2] Babası Şiaların yedinci imamı, İmam Musa Kazım’dır (a.s).

Annesi “Ümmü’l Benin” diye bilinen bir cariye idi.[3] Şeyh Saduk şöyle yazmaktadır: İmamın annesi, “Tüktem” adında bir cariye idi. İmam Kazım (a.s) onun sahibi olduğu zaman bu adı ona vermişlerdir.[4] İmam Rıza (a.s) dünyaya geldiğinde İmam Musa Kazım (a.s) Tüktem’i “Tahire” olarak adlandırmıştır.[5] Yine şeyh Saduk şöyle yazmaktadır: Bir grup İmam Rıza’nın (a.s) annesinin adının Seken Nubiye olduğunu rivayet etmiş ve yine Eruy, Necime, Semane de demişlerdir. Künyesi Ümmü’l Benin’dir.[6]Dehhuda lügat namesinde şöyle yazmaktadır: “Annesi, pak ve takvalı bir cariye idi. İmam Musa Kazım’ın (a.s) annesi Hamide onu satın almış ve oğluna bağışlamıştır. İmam Rıza’yı (a.s) dünyaya getirdikten sonra adını Tahire koymuştur.”[7]Denildiğine göre İmam Rıza’nın (a.s) annesi Nube ahalisindendir.[8]

İmam Rıza’nın (a.s) künyesi Ebu’l Hasan’dır. Tıpkı bazı kaynaklara göre, lakapları: Rıza, Sabır, Razi ve Vafi’dir. Bunlardan en ünlüleri Rıza’dır.[9]

Doğumu ve Şehadeti

Dünyaya geliş yılının hicretin 148. Veya 153. Yılı Zilhicce ayının veya Zilkade ayının veya Rebiülevvel ayının 11’i Perşembe veyaCuma günü olduğu nakledilmiştir.[10] Kuleyni, dünyaya geliş tarihini 148 olarak nakletmiştir.[11] Bir çok ulema ve tarihçi de bu görüşü kabul etmektedir.[12]

Şehadetinin Safer ayının son günü veya 17’si veya Ramazan ayının 21’i veyaCemaziyelevvel ayının 18’i veya Zilkade ayının 23’ü veya son günü hicretin 202 veya 203 veya 206’sı olarak nakletmişlerdir.[13]Kuleyni, vefatının 55 yaşında iken Safer ayının 203. yılında olduğunu nakletmiştir.[14]Tıpkı çok sayıda ulema ve tarihçinin görüşüne göre hicretin 203. Yılında vefat etmiştir.[15] Tabarsi, vefatının Safer ayının son günü olduğunu nakletmektedir.[16]

Vefat ettiğinde kaç yaşında olduğu konusunda da doğum tarihi ve vefatında nakledilen ihtilaflara binaen ihtilaflar bulunmaktadır. 47 yaşından 57 yaşına kadar olduğu söylenmiştir.[17] Doğum ve vefat tarihi konusundaki çoğunluğun görüşüne göre yaşı 55 idi.

Eşleri ve Çocukları

İmam Rıza’nın (a.s) Subeyke diye bir eşi vardı.[18] Denildiğine göre Peygamber efendimizin eşi Mariye Kıbtiye’nin soyundan gelmektedir.[19]

Subeyke dışında, bazı tarihi kaynaklarda İmam Rıza’nın (a.s) başka eşlerinin olduğu da kaydedilmiştir: Me’mun, İmam Rıza’ya “Ümmü Habip” adlı kızıyla evlenmesini önermiş İmam da kabul etmiştir. Tabari, bu evliliği hicretin 202’inci yılındaki havadislerden saymıştır.[20] Denildiğine göre Me’mun’un bu evlilikteki amacı, İmam Rıza’ya daha yakın olmak ve ev içindeki programlardan haberdar olmak için olduğu yönündedir.[21] Yafii, İmam Rıza (a.s) ile evlenen Me’mun’un kızının adının “Ümmü Habib” olduğuna inanmaktadır.[22] Suyuti de Me’mun’un bir kızıyla İmam Rıza’nın (a.s) evlendiğini açıklamakta, ancak ismi konusunda her hangi bir bilgi vermemektedir.[23]

Çocukları

İmam Rıza’nın (a.s) çocuklarının sayısı ve isimleri konusunda ihtilaflar bulunmaktadır. Bir grup adları: Muhammed Kani, Hasan, Cafer, İbrahim, Hüseyin ve Ayşe olan beş erkek ve bir kız çocuğunun olduğunu kaydetmiştir.[24] Sabt b. Cavzi, İmam Rıza’nın (a.s) adları Muhammed (Ebu Cafer Sani), Cafer, Ebu Muhammed Hasan, İbrahim adlı dört erkek çocuğu ve ismini belirtmediği bir kız çocuğundan bahsetmektedir.[25] İmam Rıza’nın (a.s) Hüseyin adlı iki yaşında veya daha küçük yaşta bir çocuğunun Kazvin’de metfun olduğu ve bu çocuğun şimdiki Kazvin şehrindeki İmamzade Hüseyin olduğu ve İmam Rıza’nın (a.s) 193. Yılında bu şehre bir ziyaret gerçekleştirdiği söylenmiştir.[26]Şeyh Mufid ise İmam Rıza’nın (a.s) Muhammed (a.s) adlı oğlu dışında başka bir çocuğunun olduğuna inanmamaktadır.[27] İbn Şehri Aşub ve Tabersi de bu görüşe sahiptir.[28] Bazıları adı Fatıma olan bir kızının daha olduğunu söylemişlerdir.[29]

İmameti

İmameti 20 (h. 183-203) yıl sürmüştür. İmameti boyunca:Harun Reşit, Muhammed Emin (üç yıl yirmi beş gün), İbn Şekle diye bilinen İbrahim b. Mehdi (14 gün), Muhammed Emin (bir yıl yedi gün), Me’mun (20 yıl) gibi Abbasi halifeleri ile aynı dönemde yaşamıştır.[30]

İmametinin Delilleri

Bazıları İmam Musa b. Cafer’den (aleyhi selam) İmam Rıza’nın (aleyhi selam) imametini açıklayan bazı hadisler nakletmişlerdir. Bu hadisleri nakledenler şunlardır: Davud b. Kesir el-Rakki, Muhammed b. İshak b. Ammar, Ali b. Yaktin, Naim el-Kabusi, el-Hasan b. El-Muhtar, Ziyad b. Mervan, el-Mahzumi, Davud b. Süleyman, Nasır b. Kabus, Davud b. Zerbi, Yezid b. Salit ve Muhammed b. Sinan.[31] İleride bu hadislerden bazılarına değineceğiz. Davud Rakki, şöyle diyor: İmam Kazım’a (a.s) dedim ki: … Sizden sonraki imamımız kimdir? Cevabında oğlu Ebu’l Hasan’ı (İmam Rıza’yı) işaret ederek şöyle buyurdu: Bu, benden sonraki sizin imamınızdır.[32]

Muhammed b. İshak b. Ammar şöyle diyor: İmam Musa’ya (a.s) dedim ki: Acaba din işlerimi kimden öğrenmem konusunda bana kılavuzluk etmez misin? İmam cevabında şöyle buyurdu: O kişi, oğlum Ali’dir…[33]

Çok sayıdaki hadis içerikli delillere ek olarak, İmam Rıza’nın (a.s) Şialar arasında kabul görmesi, ilmi ve ahlaki üstünlüğü imametini sabit etmektedir. Her ne kadar İmam Musa Kazım’ın (a.s) ömrünün son dönemlerinde imamet konusu oldukça karmaşıklaşmış ve zorlaşmış olsa da İmam Musa Kazım’ın (a.s) ashabının çoğu İmam Kazım’ın ardılı olarak İmam Rıza’yı görmüş ve onun yerine İmam Rıza’yı kabul etmişlerdir.[34]

Horasan’a Yolculuk

Denildiğine göre İmam Rıza’nın (a.s) Medine’den Merv şehrine hicreti hicretin 200. Yılında gerçekleşmiştir.[35] “Masum İmamların Fikri ve Siyasi Hayatı” kitabının yazarı şöyle diyor: “İmam Rıza (a.s) hicretin 201. Yılına kadar Medine’de kalmış ve o yılın Ramazan ayında Merv’e giriş yapmıştır.[36] Yakubi tarihinde zikredildiğine göre Me’mun, İmam Rıza’yı (aleyhi selam) Basra yolu üzerinden Medine’den Horasan’a getirtmiştir. İmam Rıza’yı getirtme görevini ise Fazıl b. Sehl’in akrabası Reca b. Ebi Dahhak yapmıştır.[37] İmam Rıza’nın (a.s) yolculuk güzergâhını Me’mun düzenlemiş ve Şia merkezlerinden geçmemesi için gerekli önlemleri almıştır. Zira bu işin sonucundan korkmaktaydı. Me’mun, İmam Rıza’nın (a.s) Kufe güzergâhı yerine BasraHuzistanFars üzerinden Nişabur’a[38]getirilmesini istemiştir. Şia atlasının yazdığına göre İmam Rıza’nın (a.s) hareket ettiği güzergâh şöyle idi: Medine, Negre, Husce, Nebac, Hafr Ebu Musa, Basra, Ahvaz,Behbehan, İstahr, Ebrkuve, Dehşir (Feraşah), Yezd, Harang, Ribat, Poştibam, Nişabur, Kedemkah, Dehsorh, TusSerahs, Merv.[39]

Bu yolculuğun en önemli ve senetli olayı, Nişabur şehrinde yaşanmıştır. İmam Rıza (a.s) orada “Silsiletu’z Zeheb” adlı meşhur hadisi açıklamıştır.[40] Şeyh Mufid şöyle demektedir: Me’mun, bir grup Ebu Talip hanedanını Medine’den çağırmıştır. Bunların içinde İmam Rıza da (a.s) bulunmaktaydı. Şeyh Mufid, Yakubi’nin dediğine aykırı olarak Me’mun’un elçisinin Celudi olduğunu ve Basra yolundan Me’mun’un yanına geldiğini yazmıştır. Me’mun, onlara bir evde ve İmam Rıza’ya (a.s) ise başka bir evde yer vermiş ve ikramda bulunarak saygı göstermiştir.[41]

Me’mun’un Veliahtlığı

İmam Rıza (a.s):
“Her kim tenasüh inancına (reenkarnasyona) inanırsa yüce Allah’a karşı kafir olur, cennet ve cehennemi yalanlamış sayılır.”

İmam Rıza (a.s):
“Gizli olan bir iyilik, yetmiş iyiliğe bedeldir.”

İmam Rıza (a.s) Merv’de sükûnet etmeye başladığında, Me’mun, İmam Rıza’nın (a.s) yanına bir elçisini göndererek İmam’a: ‘Ben hilafetten kendimi azlederek yerimi size vermeği düşünüyorum’ bu konudaki görüşünüzü bildirmenizi istiyorum. İmam (a.s) bu işe şiddetle muhalefet etti. Me’mun bu girişiminden sonra, İmamdan kendisinden sonra veliahtlık görevini üstlenmesini istedi. İmam yine şiddetle karşı çıktı. Daha sonra Me’mun, İmamı evine çağırdı. Evinde İmam, Me’mun ve iki başkanlık görevi bulunan Fazıl b. Sehl dışında kimse yoktu. Toplantıda Me’mun İmama şöyle der: Ben, Müslümanların işlerini sana bırakmak, kendimi sorumluluktan çekmek ve senin uhdene bırakmak istiyorum.

İmam Rıza (a.s) şöyle cevap verir: Allah! Allah! Ey Emirelmüminin! Benim böyle bir işe ne takatim var ve ne de gücüm.

Me’mun dedi ki: Ben, kendimden sonraki veliahtlığı senin uhdene bırakıyorum.

İmam (a.s) şöyle dedi: Beni bu işten muaf tut, ey Emirelmüminin!

İmam Rıza’nın Veliahtlığı İçin Bastırılan Dinar ve Sikke

İmam Rıza’nın Veliahtlığı İçin Bastırılan Dinar ve Sikke

Bu sırada Me’mun tehditle karışık cümlelere kurarak şöyle dedi: Ömer b. Hattab, altı kişilik bir şura tertipledi. Bunlardan birisi de senin ceddin Müminlerin Emiri Ali b. Ebu Talip’ti. İçlerinden birisi bu işe itiraz ederse boynunun vurulma emrini vermişti. Senden istediğim şeyi yapma dışında bir çaren yoktur. Ben bundan bir kaçış yolu göremiyorum. İmam Rıza (a.s) cevabında şöyle buyurdu: Öyle ise ben, hiçbir emir ve nehye karışmamak şartıyla kabul ediyorum. Ne fetva vereceğim, ne hüküm vereceğim, ne birisine bir iş vereceğim, ne birisini azledeceğim ve ne de bir şeyi yerinden değiştireceğim.

Me’mun, İmamın şartını kabul etti.[42]

Bu şekilde, Me’mun, hicretin 201. Yılında Ramazan ayının yedisinde Pazartesi günü, kendisinden sonraki veliahtlığı İmama bırakarak biat etti ve insanlardan siyah elbiseler yerine (Ebu Müslim Horasani ve adamlarının giydiği elbisedir. Muhtemelen Peygamberin (s.a.a) bayrağının rengini taklit etmek veya Peygamber Ehlibeytinin şehitlerine matem göstergesi olsun diyedir)[43] yeşil elbiseler giymesini istedi. Me’mun fermanını çevre il ve ilçelere ulaştırarak İmama biat aldı. İmam için minberlerde hutbe okuttu ve imamın adına dinar ve sikke bastırdı. İsmail b. Cafer b. Süleyman b. Ali Haşimi dışında herkes yeşil elbise giydi.[44] Me’mun konuşmacı ve şairleri davet ederek veliahtlık için kutlama şenlikleri düzenledi. Programa katılan şairlerden birisi de Duel b. Ali Hazai idi ki İmam Rıza (a.s) okuduğu şiirlerden ötürü kendisini ödüllendirmiştir.[45]

Me’mun, İmam Rıza’ya (a.s) biat fermanını İsa Celudi ile Mekke’ye gönderdi. O dönemler Mekke’nin hakimi İbrahim b. Musa b. Cafer idi. Me’mun adına insanları davet etmekteydi. Celudi, yeşil şiar ve İmam Rıza’ya biatle gelince, İbrahim onu karşılamaya koştu, Mekke halkı İmam Rıza’ya (aleyhi selam) biat ederek yeşil elbiseler giydi.[46]

Veliahtlığın Analizi

İmam Rıza’nın Türbesi

Me’mun, Irak Arap Eyaletinin yönetimini Hasan b. Sehl’e vererek kendisi Merv’de kaldı. Bir grup Alevi, hilafet tutkusu ile tuğyan bayrağını dalgalandırdı. Irak halkı, Hasan b. Sehl’den razı olmadığından Alevilere bağlılık ve itaat yemini ettiler. Me’mun haberi duyunca perişan bir şekilde iki başkanlık görevini yürüten Fazıl b Sehl’le istişareye koyuldu ve onun önerisi ile Hz. İmam Rıza’ya (a.s) veliahtlık vererek bu şekilde seyyitleri kendisine itaat ettirmeye çalıştı.[47]

Veliahtlık konusu, İmam Rıza’nın (a.s) siyasi yaşamındaki önemli konulardan biridir. İmamın veliahtlık sürecini incelemek için İslam tarihi, halifeler tarihi ve Emeviler tarihi ile Abbasilerin hilafeti ele geçirmelerinin keyfiyeti konularını yakından analiz etmek gerekir.İslam hilafet topraklarının genel durumu hicretin 203. Yılına (İmam Rıza’nın vefat yılına) kadar özet olarak şu şekildedir: Emevi halifeleri genel olarak zalim ve hilafetten hükümranlık dışında bir şey bilmeyen insanlardı. İçlerinden yalnızca Ömer b. Abdulazizonlardan biraz farklılıklar göstermiş, ancak onun hükümeti de uzun ömürlü olmamıştır. Halifelerin zülüm ve sitemlerinin sonucu olarak her yerden hükümete karşı ayaklanma ve isyanlar baş göstermiştir. Bu isyanlar daha çok dini renk ve öğretilerle iç içe olmuştur. Müslümanlar İslam dininin ihya edilmesi ve İslam topraklarında yaşayan öteki semavi din taraftarları adalet ve eşitliğin sağlanması için kendilerine Ehlibeyt denilen Hz. Ali (a.s)ailesine ümit bağlamışlardı. Abbasiler insanların bu ümidi sayesinde kendi çıkarlarına hizmet etmişlerdir. Daha işin başında onlar, insanların Emevilerin zulümlerinden kurtarılması için geldiklerini söylemekteydiler. Onların kıyamları, Ehlibeytin yararına tebliğ ile birkaç aşamada gerçekleşti:

  1. Abbasilerin daveti, işin başında Alevilerin yararına idi.
  2. Ehlibeyt ve Itrata insanların davet edilmesi.
  3. “Al-i Muhammed’in rıza ve hoşnutluğuna” davet.[48]

Hilafeti hile ile ele geçirerek kendilerinde karar kılan Abbasiler, daha sonra verdikleri tüm vaatleri ayaklarının altına aldılar. Başta Aleviler olmak üzere halka kötü muamele etmeye başladılar. Her bahane ile insanlara istedikleri şekilde eziyet ettiler, hapse attılar ve öldürdüler. Sonunda amcaoğullarına yani Ebu Talip hanedanına yaptıkları onca haksızlıklar insanları onlara karşı öfkelendirdi. Bu şekilde, ayaklanmalar yeniden baş göstermeye başladı. Me’mun’un döneminde isyanlar önceki dönemlerden daha çok yayılmaya başladı. Hz. Ali (a.s) ailesine bağlılık ile kıyamlar bir çok eyalet ve şehirde kendisini göstermeye başladı. Durumun kritiğini yapan Me’mun bu sorunlardan kurtulmak için bir şeyler yapması gerektiğini anladı. Örneğin:

  1. Alevilerin isyanlarını bastırmak.
  2. Abbasi hükümetinin yasal olduğuna dair Alevilerden itiraf almak.
  3. Halkın Alevi ailesine beslediği sevgi, övgü ve her geçen gün artan saygınlığını ortadan kaldırmak. Bu yolla insanların beslediği derin duyguları ortadan kaldıracak, Alevileri şüphe ve kuşkuya düşürerek halk yanında değersiz kılacaktır.[49] Özellikle İmam Rıza (a.s) konusunda onun halkın gözünde hilafete layık olmadığını göstermeye çalışacağını söylemiştir.

Me’mun, Hamid b. Mihran gibi bazı Abbasiler tarafından veliahtlık görevini İmam Rıza’ya (a.s) neden verdiği konusunda sorgulandığı zaman şöyle cevap vermiştir: “Bu adam, bizim açımızdan gizli idi. O, insanları kendisine davet etmekteydi. Bundan dolayı ona veliahtlığımızı vererek her ne kadar insanları kendisine çağırırsa bizim çıkarımıza olsun diye böyle yaptım.”

İmam Rıza (a.s) Me’mun’un amacını bildiğinden ona şöyle buyurmuştur: Senin amacın halkın şu şekilde demesidir: Ali b. Musa dünya ve riyasete meyilsiz değildir, bilakis dünya ona meyilsizdir, hilafet ve veliahtlığa nasıl da hemen kendisini kaptırarak kabul etti.[50]İmam, veliahtlığı neden kabul ettiğine dair kendisine soru sorduklarında şöyle buyurmuştur: “Ben baskı ve ikrahla bu işi kabul etmek zorunda kaldım.”[51] İmam Rıza’nın (a.s) veliahtlığı kabul etmesi için ortaya koyduğu koşullar gerçekte Me’mun’un hükümetine ortaklığının olmadığını ortaya koymaktadır. Zira İmam (a.s) en başından kimseye bir mevki vermeyecek ve kimseyi bir mevkiden azletmeyecek, ne gelenek ve göreneklere karşı çıkacak ve ne mevcut bir şeyi değiştirmeyeceğine dair şart koymuştu. Tüm bu koşulların üzerinden uzun bir süre geçmeden Abbasi hanedanı Bağdat’ta Me’mun’a karşı gelmiş ve İbrahim Mehdi’ye biat etmişlerdir. Öte yandan Me’mun’un bu işi imanından dolayı yapmadığını anlayan Aleviler, yeniden ayaklanmaya başladı. Sonunda Me’mun, İmamı ortadan kaldırmaktan başka çaresinin olmadığını anladı.[52]

Münazaralar

Me’mun İmam Rıza’yı (a.s) Merv’e getirttikten sonra, çeşitli ulemaların huzurunda çok sayıda ilmi toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda İmam Rıza (a.s) ile başkaları arasında çeşitli diyaloglar yaşanmıştır. Bu ilmi toplantılarda daha çok fıkıh ve kelam konuları konuşulmuştur. Bu münazaraların bir kısmını Tabarsi İhticac adlı kitabında bir araya getirmiştir.[53] Bu münazaralardan (veya ihticaclardan) bazıları şu şekildedir:[54]

  • Tevhit ve Adalet babında ihticac
  • İmamet babında ihticac
  • Mervezi ile ihticac
  • Ebu kurre ile ihticac
  • Ehli kitapla (Caselik) ihticac
  • Ehli kitapla (Reisu’l Calut) ile ihticac
  • Zerdüştlerle ihticac
  • Sabiin reisi ile ihticac

İmam Rıza (a.s):
“Her kim bir hükümdarı hoşnut etmek için Allah’ı hoşnutsuz kılarsa Allah’ın dininden dışarı çıkmıştır.”

[[el-Bihar, 73/393/7]]

İmam Rıza (a.s):
“Ailesinin geçimini sağlamak için Allah’ın fazlını talep eden kimsenin mükafatı, Allah yolunda cihat eden kimsenin mükafatından daha büyüktür.”

Münazara Toplantılarının Analizi

Me’mun, İmam Rıza’yı (a.s) ilmi bahislere çekerek halkın Ehlibeyte (aleyhimu’s selam) karşı olan bakış açısını ve onların “ilmi ledunni” gibi has ilimlere sahip olduğuna inanan halkın genel tasavvurunu kırmak istiyordu. Şeyh Saduk bu konu hakkında şöyle yazmaktadır: Me’mun, her fırkanın üst düzey düşünür ve alimini İmam Rıza’nın karşısına getirerek onun hüccet ve delil olma itibarını onlar aracılığı ile sarsmak istemekteydi. Bunun nedeni ise İmam Rıza’ya (a.s) ve onun ilmi ve sosyal makamına duyduğu hasetten kaynaklanmaktaydı. Ancak hiç kimse İmamla karşı karşıya gelememiş, karşısına çıkanların hepsi onun faziletini ikrar etmiş ve onlara karşı İmamın ortaya koymuş olduğu delil ve hüccete tabi olmuşlardır.[55]

Bu ilmi münazaralar yavaş yavaş Me’mun için sorunlar yaratmaya başladı. Me’mun, bu tür ilmi münazaraların tertiplenmesinin kendisi için zarar teşkil ettiğini anladığında, İmamı kısıtlamaya koyuldu. Abduselam Harevi’den nakledildiğine göre Me’mun’a: İmam Rıza (aleyhi selam) kelam toplantısı düzenlemekte ve bu şekilde halkı kendisine bağlamaktadır, diye haber ulaşınca, Me’mun Muhammed b. Amr Tusi’ye halkı İmamın toplantılarından uzak tutma görevi verdi. Bu olaydan sonra İmam Rıza (a.s) Me’mun’a beddua etti.[56]

Bayram Namazı

Veliahtlık sözleşmesinden sonra (hicretin 201. Yılı Ramazan ayının yedisi) bayram namazıolur (muhtemelen hicretin 201. Yılındaki Ramazan bayramı). Me’mun’un habercisi gelerek İmamdan bayram namazı kıldırmasını ister. Ancak İmam Rıza (a.s) veliahtlığı kabul ederken ortaya koyduğu şartlar gereği namaz kıldırmaktan muaf tutulmasını ister. Me’mun ısrar eder ve İmam kaçınılmaz olarak kabul eder ve şöyle buyurur: Öyleyse ben, Allah Resulü (salallahu aleyhi ve alihi) gibi namaz kıldıracağım. Me’mun şartını kabul eder. İnsanlar, İmam Rıza’nın da (a.s) öteki halifeler gibi belli bir gelenek ve göreneklere göre evden dışarı çıkacağını sanırlar. Ancak şaşkın bir şekilde İmamın (a.s) ayak yalın bir şekilde tekbir getirerek yola koyulduğunu görürler. Bu tür törenler için resmi ve normal giysilerini giyen emirler ise durumu görünce atlarından inerek ayakkabılarını çıkarırlar. Ağlayarak, tekbir getirerek İmamın (a.s) arkası sıra yola koyulurlar. Yol boyunca İmam Rıza (a.s) her bir adımında üç kere tekbir der.

Dediklerine göre Fazıl, Me’mun’a şöyle der: Eğer İmam Rıza (a.s) bu şekilde musallaya yetişirse, insanlar ona hayran kalır. Doğru olan onu geri çağırmandır. Sonra Me’mun, imamı geri çağırması için birisini gönderir. İmam Rıza (a.s) ayakkabılarını ister. Sonra ayakkabısını giyip merkebine binerek geri döner.[57]

Şehadet Konusu

Yakubi tarihinde kaydedildiği gibi Me’mun, hicretin 202. Yılında, Merv’den Irak’a doğru yola çıktı. Bu yolculuğunda İmam Rıza (a.s) ve veziri Sehl Zu’r Riyaseteyn de onunla birlikteydi.[58] Tus’a vardıklarında, İmam Rıza (a.s) “Nukan” denilen bir köyde hicretin 203. Yılında vefat etti. Denildiğine göre Ali b. Hişam, İmama zehirli bir nar yedirmiş ve Me’mun hadiseden çok etkilenmişti. Yakubi devamında şöyle yazmaktadır: “Bana Ebu’l Hasan b. Ebu İbad şöyle haber verdi: Me’mun İmam Rıza’nın (a.s) cenazesinde beyaz bir elbise giymiş, başında sarık olmadığı halde yaya yürüyerek şöyle diyordu: Ya Ebe’l Hasan! Senden sonra nasıl mutlu olabilirim? Üç gün boyunca kabrinin başında kaldı ve her gün onun için biraz ekmek ve tuz getiriyorlar ve yalnızca ondan yiyordu. Sonra dördüncü gün geri döndü.[59]

Şeyh Müfid, Abdullah b. Beşir’den şöyle nakletmektedir: Me’mun ondan tırnaklarını kesmemesini ve haddinden fazla uzatmasını ister. Sonra Hint hurmasına benzer bir şeyi ona verir ve ondan onu eliyle iyice yoğurmasını ister. Sonra Me’mun İmam Rıza’nın (a.s) yanına gider ve Abdullah’ı çağırtır ve ondan elleriyle nar suyu almasını ister ve sonra onu İmam Rıza’ya (a.s) içirir. Bu içecek İmam Rıza’nın (a.s) vefatına neden olur.[60]

Şeyh Saduk, buna benzer rivayetleri nakleder. Bunların bazılarında üzüme karıştırılan zehirden, bazılarında ise hem üzüm ve hem de nardan bahsedilmektedir.[61] Cafer Murtaza Hüseyni, İmam Rıza’nın (a.s) şehadetinde altı görüşü zikretmektedir.[62] Dördüncü yüzyıl muhaddis ve rical alimlerinden İbn Habban, “Ali b. Musa er-Rıza” maddesinin altında şöyle yazar: Ali b. Musa er-Rıza (a.s) Me’mun’un kendisine yedirdiği bir zehirle vefat etti. Bu olay, hicretin 203. Yılında Cumartesi günü yaşandı.[63]

İmam Rıza’nın (a.s) şehadetinden sonra, Me’mun, İmamı (a.s) Hamid b. Kahtiye Tai’nin (Haruniye türbesi) evinde Senabad köyüne defneder.[64] Günümüzde Razevi türbe, İran’ın Mukaddes Meşhed kentinde yer almaktadır.

İmamın Me’mun Tarafından Öldürülmesinin Analizi

İmam Rıza’nın (a.s) Me’mun tarafından öldürtülmesinin nedenlerinden birisi İmam Rıza (a.s) ile çeşitli ulemalar arasında yapılan münazaralarda imamın onlara sağladığı üstünlüktür.[65]

Başka bir nedeni ise, imamın bayram namazına gitme nedeni olduğu belirtilmiştir. İmam Rıza’nın (a.s) bayram namazında halk tarafından oldukça görkemli bir şekilde karşılanmasından Me’mun tehlike hissetmiş ve İmamın varlığının onun yararına olması bir yana durumu onun aleyhine çevirdiğini düşünmüştür. Bundan dolayı, Me’mun karşıtı her hangi bir girişimde bulunmaması için İmam Rıza için birilerini görevlendirmiştir.[66]

İmam Rıza (a.s) Me’mun’dan çekinmemekteydi ve çoğunlukla onunla konuştuğunda onu rahatsız edici cevaplar vermekteydi. Bu da her ne kadar çok belli ettirmese de Me’mun’un İmama karşı düşmanlığını arttırmaktaydı.[67] Nakledildiğine göre Me’mun askeri birliklerinin kazandığı bir fütuhat sonrası sevgi gösterisinde bulunmuş, bunun üzerine imam ona şöyle buyurmuştur: Ey Emirülmüminin! Muhammed (salallahu aleyhi ve alihi) ümmeti ve Allah’ın sana verdiği şeylerden ötürü Allah’tan kork. Sen Müslümanların işlerini zayi ettin…[68]

Nispet Verilen Eserler

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Cebrail Peygamber’e (s.a.a) nazil oldu ve şöyle buyurdu: Ey Muhammed! Rabbin sana selam gönderdi ve şöyle buyurdu: “Bakire kızlar, ağaç üzerindeki meyveler gibidir. Meyve yetişince, onu toplamaktan başka bir ilaç yoktur. Aksi takdirde güneş ve rüzgar sebebiyle bozulur. Bakire kızlar da ergenlik çağına erince onlara kocadan (evlendirmekten) başka ilaç yoktur. Aksi takdirde, sapıklık ve fesattan güvende olamazlar.” Daha sonra Allah Resulü (s.a.a) minbere çıktı, insanları topladı, aziz ve celil olan Allah’ın emrettiği şeyi onlara bildirdi.”

Bazı yazarlar, İmam Rıza’dan (a.s) bazı konularda nakledilen hadisler, ilim ve çeşitli konularda imama müracaat edilerek sorulan sorulara İmamın verdiği yanıtları bir araya getiren (Uyun-u Ahbari Rıza kitabı gibi) kitapların yanı sıra bizzat İmam tarafından yazılan bazı kitaplardan da bahsetmişlerdir. Bunların imama nispet verilmesi yeterli derecede delile ihtiyaç duymakta ve bu senetlerin bazıları ise ispat edilememektedir. Bu kitaplardan birisi de “el-Fıkhı Razevi” kitabıdır. Araştırmacı alimler bu kitabın İmam tarafından yazıldığını kabul etmemişlerdir.[69]

İmam Rıza’ya (a.s) nispet verilen bir diğer eser ise “Risale-i Zehebiye” eseridir. Bu kitap tıp alanında yazılmıştır. Denildiğine göre İmam Rıza (a.s) bu kitabı hicretin 201. Yılında Me’mun’a göndermiş ve Me’mun bu risalenin önemini ortaya koymak için onun altınla yazılmasını ve sonra darulhikmet hazinesinde saklanmasını ister. Bundan dolayı bu kitaba risale-i Zehebiye demişlerdir. Bir çok ulema bu kitaba şerh yazmıştır.[70] İmam Rıza’ya (a.s) nispet verilen bir diğer kitap ise “Sahife-i er-Rıza” kitabıdır. Bu kitap fıkıh alanında yazılmış ve imama nispeti ulemalarca sabit olmamıştır.[71]

İmam Rıza’ya (a.s) nispet verilen bir diğer kitap “Mahzu’l İslam ve Şeraiu’d Din” kitabıdır. Anlaşıldığı kadarıyla bu kitabın imamdan sadır olmasına dair bir güvence yoktur.[72]

Ashabı

Bazı yazarlar İmam Rıza’nın (a.s) ashap ve hadislerini rivayet edenlerin sayısının 367 kişi olduğunu belirtmiştir.”[73] Bunlardan bazıları şunlardır:

Önceki
İmam Kazım (a.s)
Şiaların Sekizinciİmamı
İmam Rıza (a.s)
Hicri Kameri 183 – 203
Sonraki
İmam Cevad (a.s)

Ehli Sünnet Büyüklerinin İmam Hakkındaki Sözleri

İbn Hacer şöyle diyor: “Rıza, şerif bir nesebe sahipti ve ilim ve fazilet ehli biri idi.[74]

Yafii şöyle diyor: “Büyük İmam, büyük olarak sayılmıştır. En değerli nesildendir. Ebu’l Hasan Ali b. Musa el-Kazım b. Cafer es-Sadık b. Muhammed el-Bakır b. Zeynel Abidin Ali b. El-Hüseyin b. Ali b. Ebu Talip, on iki imamdan birisi ve övgüye layık birisidir…[75]

İbn Habban şöyle diyor: Kabri (yani İmam Rıza’nın kabri şerifleri) Senebad’da, Nukan dışında Reşit’in kabrinin yanındadır. Kendisi ziyaret edilmektedir ve ben onu defalarca ziyaret ettim. Tus’da olduğum sürece her ne zaman bir sıkıntı ile karşılaşırsam Ali b. Musa er-Rıza’nın salavatullahi ale ceddihi ve aleyhi kabrini ziyaret eder ve sıkıntımı gidermesi için Allah’ı anardım ve sıkıntım giderilirdi. Bunu defalarca tecrübe ettim ve bu şekilde oldu.Allah, bizi Mustafa ve Ehlibeytinin salallahu aleyhi ve alihi ecmein’in muhabbeti üzerine öldürsün.[76]

İbn Neccar Bağdadi şöyle yazmaktadır: Kendisi ilim ve dinde öyle bir makama ermiştir ki yirmi küsür yaşında iken Mescid-i Nebi’de (s.a.a) fetva vermekteydi.[77]

http://tr.wikishia.net/view/%C4%B0mam_R%C4%B1za_(a.s)

WİKİSHİA.NET




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir