İmam Hamaney’in Dünya Müslümanları İçin Yayımladığı 2016 Yılı Hac Mesajı

0

بسم اللّه الرّحمن الرّحیم

Bismillahirrahmanirrahim

وَ الحَمدُ لِلّهِ رَبِّ العالَمین وَ صَلَّی اللّهُ عَلی سَیّدِنا مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ الطَّیِّبینَ وَ صَحبِهِ المُنتَجَبین وَ مَن تَبِعَهُم بِاِحسانٍ اِلی یَومِ الدّین.

Hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur ve Allah’ın Selamı, Kıyamet gününe kadar Hz. Muhammed’in (s.a.a) pak Ehlibeyt’i, seçkin sahabeleri ve takipçilerinin üzerine olsun.

Dünya genelinde ki Müslüman kardeşlerim!

Hac mevsimi, Müslümanlar için mahlûkatın gözüyle iftihar, ihtişam, yaratıcı karşısında huzu, huşu ve kalbin nuraniyet mevsimi demektir. Hac dünyevi, insani, kutsi ve ilahi bir farizadır.

Bir yandan Müslümanların ilahi ferman ile

«فَاذکُرُوا اللّهَ کَذِکرِکُم ءابآءَکُم اَو اَشَدَّ ذِکرًا» (1) و «وَ اذکُرُوا اللّهَ فی اَیّامٍ مَعدوداتٍ» (2)

Diğer taraftan

«اَلَّذی جَعَلناهُ لِلنّاسِ سَوآءَنِ العاکِفُ فیهِ وَالباد» 3)

 Muhatap olarak alınması, Haccın sonsuz ve farklı boyutlarını aydınlatmaktadır.

Eşsiz bir fariza olan Hac merasiminde, zaman ve mekânın emniyette olması, parlayan yıldız ve aşikâr bir nişane gibi insanların kalbine huzur vermekte ve hacı adayını baskıcı ve zalim güçler tarafından muhasaraya alarak, güvenliğini tehdit eden unsurlardan dışarı çekip çıkararak, emniyet ve güvende olma hissini ona bahşetmektedir.

İslam’ın Müslümanlara hediye ettiği İbrahimi Hac, ihtişam, birlik, maneviyat ve izzetin mazharıdır,  İslam ümmetinin azametini ve sonsuz ilahi kudrete dayandıklarını düşmanların yüzüne vurarak, onların fesat, hakaret ve zulmünü, küresel güç ve zorbaların insan topluluklarına tahmil ettiğini daha da belirgin kılmaktadır. İslami ve tevhidi hac

«اَشِدّآءُ عَلَی الکُفّارِ رُحَمآءُ بَینَهُم» (4)

Müşriklerden beraat ve kurtuluş, müminler arasındaysa vahdet ve samimiyet demektir.

Haccı turistik ziyaret olarak algılayanlar, İran’ın inkılabi ve mümin milletine olan kin ve düşmanlıklarını, haccı siyasi krize dönüştürerek saklamaya çalışmışlardır, küçük ve aşağılık şeytanlar, büyük şeytan Amerika’nın açgözlülüğü tehlikesini hissettiklerinden dolayı, tir-tir titremekteler.

Suudi yöneticiler, gayretli ve mümin İranlı hacı adaylarının, Allah’ın mahbub evi Kâbe ve Mescidu’l-Haram’ı ziyaret etmelerini engellediler, bunlar kendi bekalarını başta Amerika ve Siyonist rejim olmak üzere, küresel güçlerin isteklerini yerine getirmede gören ve bu uğurdu her türlü ihaneti yapmaya hazır olan yüzkarası sapkınlardır.

Mina faciasının üzerinden bir yıl geçmekte, Mina faciasında binlerce hacı Kurban bayramı günü, ihram elbiseleriyle birlikte, kavurucu güneşin altında, susuz ve mazlumane bir şekilde can verdiler. Bu olaydan kısa bir süre öncede, Mescidu’l-Haram’da tavaf ve namaz halinde ki hacıları kana buladılar.

Suudi yöneticiler, her iki hadisede de suçludurlar, bu olayı gören, tanık olan tüm bilirkişi ve uzmanlar, bu noktada ortak görüşe sahiptirler, olayın bilinçli ve kasıtlı meydana getirildiği, bazı uzmanlar tarafından zaten gündeme getirildi.

Kurban bayramı günü, dillerinde ilahi ayetleri zemzeme eden, gönülden iştiyak ve istekli, yarı canlı hacıları kurtarma da gösterilen umursamazlık ve gevşeklik müsellem ve kesindir.

Kalpleri taşlaşmış cinayetkar Suudiler, yarı canlı insanlara yardım ve tedavi edecekleri yerde, bir yudum su dahi vermeden olayda hayatlarını kaybeden hacılarla birlikte, konteynerlere doldurarak şehit ettiler.

Dünya genelinde binlerce aile sevdiklerini kaybetti, milletler acıya boğduldu. İran İslam Cumhuriyeti’nden yaklaşık 500 hacı şehit oldu.

Ailelerin kalpleri yaralı ve acılıdır, millet halen üzgün ve öfkelidir.

Suudi yöneticiler, özür dileyecekleri ve suçluları takip altına alıp yargılayacakları yerde, bu büyüklükte ki hadiseyi utanmadan örtbas etmeye çalıştı, hatta uluslararası İslami araştırma komisyonunun kurulmasına izin vermedi.

Suçlu konumunda olması gerekirken, şikâyetçi konumuna geçerek, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı olan yıllara dayanan düşmanlıklarını, zorba güçlerin ve küfrün karşısında dimdik ayakta duruşundan dolayı, daha da aşikâr etti.

Amerika ve Siyonistler karşısında, Suudi politikacıların, onların borazancılığını yapmaları İslam dünyası adına büyük bir lekedir, haram lokma yiyen takvasız müftüler, aşikâr bir biçimde Kuran ve Sünnetin tersine fetva vererek, medya kurumları ve kalemşorları, İran İslam Cumhuriyeti’nin, İranlı hacı adaylarını hac merasiminden mahrum ettiği harbini yaparak, İran’ı suçlu konuma düşürmeye çalıştılar.

Fitne başları, tekfirci teröristleri kurup donatarak, İslam dünyasında iç savaşların çıkmasına ve masum insanların ölmesine neden oldular.

Yemen, Irak, Suriye ve Libya’yı ve bazı diğer ülkeleri kana boyadılar, Allahtan korkusu olmayan politikacılar, Siyonist işgal rejimine dostluk eli uzatarak ve Filistinlilerin acı çekmelerine seyirci kalarak, ihanet ve zulüm projelerini Bahreyn’in kent ve köylerine kadar genişlettiler.

Kendilerini ”Hadimu’l-Harameyni Şerifeyn” olarak tanıtan Vicdansız ve dinsiz yöneticiler, Kurban bayramı günü Mina’da o büyük faciayı ve öncesinde de Allah’ın güvenli kıldığı belde de ”Mescidu’l-Haram”da Allah misafirlerini katlettiler.

Şimdiyse haccın siyasi bir krize dönüşmediğini ispatlamak ve kendilerinin mürtekip olduğu büyük günahları örtbas etmek için, diğerlerini suçlamaktalar.

İşte onlar, Kuran’ı Kerim ayetlerinin açık ve net olarak beyan ettiği mısdaklardır, ayeti kerime şöyle buyuruyor:

وَ اِذا تَوَلّیٰ سَعیٰ فِی الاَرضِ لِیُفسِدَ فیها وَ یُهلِکَ الحَرثَ وَ النَّسلَ وَ اللّهُ لا یُحِبُّ الفَساد * وَ اِذا قیلَ لَهُ اتَّقِ اللّهَ اَخَذَتهُ العِزَّةُ بِالاِثمِ فَحَسبُه‌و جَهَنَّمُ وَ لَبِئسَ المِهاد». (5)

Bu yılda İranlı hacılara uyguladıkları sıkıyönetimi, Siyonist rejim ve Amerikan casusluk şebekelerinin yardımıyla, diğer ülke hacılarına uygulayarak, Allah’ın emin ve güvenilir olarak karar kıldığı evini, emniyetsiz ve güvensiz bir ortama dönüştürmüşlerdir. İslam dünyası, özellikle de Müslüman devlet ve milletler, Suudi yöneticilerin asıl çehresini tanıyarak, onların saygısız, imansız ve maddiperest bir yapıya sahip olduklarını anlamalıdır. İslam dünyası, işlemiş oldukları bu büyük cinayet karşısında, Suudi yöneticilerin yakasını bırakmamalıdır. Rahman’ın misafirlerine karşı zalimce tutumlarından dolayı, hac organizasyonu ve ”Harameyni Şerifeyn’’in müdüriyeti konusunda, esaslı bir çözüm yolu bulmalıdırlar.

Bu konuda gevşek davranmak, İslam ümmetini gelecekte daha büyük problemlerle karşı karşıya bırakacaktır.

Değerli Müslüman kardeşlerim! İranlı hacıların hac merasimin de ki yeri boş, fakat onların kalpleri sizinledir, dünyanın dört bir yanından gelen hacıların sağlığı ve tağutların yapabilecekleri kötülüklerinden âmânda olmanız için, sizlere dua etmekteler.

İranlı kardeşlerinizi dualarınızda, ibadetlerinizde ve münacatlarınızda yad edin, Siyonistlerin ve müstekbirlerin İslam ümmetini müptela etmiş oldukları belalardan kurtulabilmeleri için dua ediniz.

Ben şahsım adına geçtiğimiz yıl Mina faciası ve Mescidu’l-Haram da hayatlarını kaybeden şehitlerimizi, 1986 yılında ki Mekke şehitlerimizle birlikte anıyor (6) ve Yüce Allah’tan derecelerinin yücelmesi için rahmet ve mağfiret diliyorum ve İmam Mehdi’nin (a.f) İslam ümmeti ve Müslümanların düşmanlarının, fitne ve şerrinden kurtulması için, edeceği duanın kabul olmasını, temenni ediyorum.

Seyyid Ali Hamaney

……………

1-Bakara Suresi, ayet 200; Hacca ait ibadetlerinizi bitirince babalarınızı andığınız gibi, hattâ ondan da üstün bir sûrette Allah’ı anın.

2-Bakara Suresi, ayet 203; Sayılı hac günlerinde Allah’ı anın.

3-Hac Suresi, ayet 25; Kâfir olanlar ve halkı Allah’ın yolundan çıkaranlar ve insanlar için ibâdet yeri olarak halkettiğimiz ve orada yurt tutanla orayı ziyâret için gelen hakkında aynı hükümleri yürüttüğümüz Mescid-i Harâm’dan men edenlerse. Ve kim orada nehy edilmiş birşeyi zulmederek yapmak isterse ona elemli azâbı tattırırız.

4-Feth Suresi, ayet 29; onunla berâber bulunanlar, kâfirlere karşı çetindirler, kendi aralarında merhametli

5-Bakara Suresi, 205-206; Bir işe koyuldu mu yeryüzünde çalışır çabalar, orayı bozmak, ekini, soyu sopu helâk etmek için uğraşır. Allah’sa fesadı sevmez. Ona, Allah’tan sakın, kork dendi mi suçla, günahla ululanmaya girişir. Cehennem gelir onun hakkından. Orası, gerçekten de ne kötü, ne pis yataktır.

6-Kanlı Cuma; 1986 yılında Mekke’de meydana gelen olayda, Suudi rejim komandoları Amerika’nın kışkırtmasıyla hac ibadetlerini yerine getirmekte olan hacılara saldırarak, Allah’ın emin beldesinin saygınlığını ayaklar altına alarak çiğnemiştir, olayda çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 400 İranlı hacı şehit edilmiştir.

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar