Kars Ehlibeyt

  • Oturum Aç
  • Kayıt Ol
    Kayıt
    Yıldız işareti (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    e-Posta: *
    Şifre: *
    Şifre Tekrarı: *
  • Arama Yap
Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow EHLİBEYT (a.s) arrow Ali (as) Peygamber'in (saa.) Yanında
Ali (as) Peygamber'in (saa.) Yanında PDF Yazdır e-Posta
Image    İmam'ın hayatı birkaç zaman dilimine bölünebilir. Birinci bölüm: İmam'ın, Resulullah'ın (s.a.v.) kendi denetimi altında eğitilmesinden başlayıp, Aziz Peygamber'in ölümüne dek devam ediyor. Bu zaman diliminde Ali'nin (a.s.) Peygamber'le (s.a.v.) omuz omuza olmadığı bir zaman çok az bulunabilir, Ali'nin (a.s.) olmadığı bir sahne çok az gerçekleşebilir. Daha sonraları Peygamber-i Ekrem'in (s.a.v.), kendisi ile Ali (a.s.) arasında meydana getirdiği kardeşlik bağından gerçekçi bir yorum göstermek istersek kardeşliği, bu iki şahısın aynen iki kardeş gibi yaşamın bütün aşamalarında sürekli beraber ve yan yana oluşlarının bir örneği, alameti olarak kabul etmeliyiz.

      İmam bu beraberliği birçok cümlelerde ve güzel teşbihler kalıbında açıklayarak bu beraberliğin eserleri olan, Resulullah'ın (s.a.v.) ilim ve amelinin Ali'ye (a.s.) aktarılmasını ve Resulullah'ın (s.a.v.) kemalatının, İmam'da tecelli etmesini şöyle anlatıyor:

"Ben, annesini takip eden bir deve yavrusu gibi Peygamber'i izliyordum" [1]

      Bunların arasında olan böyle derin ve sağlam bağlılığın neticesini İmam'ın kendisi şöyle izah ediyor:

"Allah'ın ve Resul'ünün karşısında bir lahza bile muhalefet etmedim (tereddüde düşmedim)." [2]

     Bu yakınlık İmam'ın, Resulullah'ın (s.a.v.) uçsuz bucaksız ilim ve bilim denizinden yeterince faydalanması için bir fırsat idi. Kendisi şöyle buyuruyor:

"Karşılaştığım her meçhul konu hakkında Peygamber'den sorup cevabını ezberledim." [3]

      Peygamber (s.a.v.) ilmin şehri, Ali (a.s.) de onun kapısı olması doğaldır. Çünkü Ali (a.s.) böyle bir ilim deryasıyla daima doğrudan bağlantısı olan tek şahıs idi.

     Ve bu bağlılığı daha da sağlamlaştırmak için Peygamber (s.a.v.) onu kendine kardeş edindi ve bu eşitlik ve kardeşliği şöyle dile getirdi: "Ali bendendir". Cebrail de, "Ben de siz ikinizdenim" dedi. [4] Böyle bir bağlılığı gören halk, kendileri ile Peygamber (s.a.v.) arasında Ali'yi (a.s.) vasıta kılıp kendi sorularını onun aracılığıyla Peygamber'den (s.a.v.) soruyorlardı. [5]

      Ebu Said-i Hudri bu bağlılığı şöyle vasfediyor:

"Peygamberle (s.a.v.) görüşmek için Ali'nin (a.s.) özel bir vakti var idi ve ondan başka hiçbir kimse bu makama sahip değildi."[6]

      Ali'den (a.s.) "Neden diğer sahabeden daha çok Peygamber'den hadis naklediyorsun?" sorulduğunda, şöyle cevap veriyordu:

"Çünkü ondan soru sorduğumda cevabımı veriyordu ve suskun durduğunda ise kendisi söze başlıyordu." [7]

      Peygamberle olan böyle bir bağlılığın ve bu bağlılığın İmam'ın ilminde yarattığı besbelli etkileri vurgulayan delillerden biri de İmam'ın, Kur'an ayetlerinin iniş sebeplerini ve onların tefsirini inceden inceye bilmesidir.

"And olsun Allah'a inen her ayetin kimin hakkında ve nerede indiğini biliyorum." [8]

      Peygamber (s.a.v.) tebliğ ve risaletini duyurmaya meşgul olduğu süre boyunca, İmam, ona fedakar bir yaver ve yardımcı olmaya çalışıyordu. Peygambere, açıkça inzar (uyarı) emri verildiğinde ve O da yakınlarını İslam'a davet etmek istediğinde, Ali (a.s.) Peygamber'in sağ kolu olarak bu toplantıyı düzenledi ve kendisi de o topluluğun içinde vefadarlığını yeniden sağlamlaştırdı.

      Ebuzer gibi şahıslar Mekke'de şaşkın şaşkın Peygamber'in evini ararlarken, Ali (a.s.) şecaatli, cesaretli bir genç olarak bütün korunma yöntemlerine titizlikle riayet ederek onları gizlice Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) bulunduğu yere götürüyordu.

      Peygamber, ekonomik ambargoya ve Kureyş ile aile bağlarının kesilmesine müptela olup Ebi Talib deresinde kuşatılmışken, Peygamber ve beraberindekilerin yiyeceklerini temin etmek için binlerce zahmete katlanıp zor ve çetin yolları kat eden kimselerden biri de Ali (a.s.) idi. [9]

     Peygamber, kendi görevi olan ilahi daveti duyurmak için Taif'e ve Mekke'nin etrafındaki diğer bölgelere gittiğinde, Peygamber tek kalmasın ve muhtemel zorluklar ve sıkıntılarda yardım etsin diye onun yanında giden de Ali idi.

      Müşrikler, Peygamber'in tebliği baskısında kalıp Resulullah (s.a.v.) davetine devam ettiği takdirde kendi güçlerini kaybedeceklerini anlayınca Peygamber'i öldürmek için bir komplo düzenlediler. Resulullah'ın (s.a.v.) fedakar dostu Ali (a.s.), Peygamber ile birlikte bu komploya karşı koymak için fedakarlık gerektiren bir plan hazırladılar. Ali (a.s.) Peygamber'e o kadar aşık idi ki Resulullah'ı (s.a.v.) tehlikeden kurtarmak için kendini tehlikeye atmayı canı gönülden kabullendi. Peygamber Medine'ye hicret ettiği zaman halkın Peygamber'e en yakını Ali (a.s.) olduğundan, emanetleri sahiplerine tes-lim etmek vazifesine ilaveten, müşriklerin tehdidine maruz kalan Peygamber'in ailesini de birkaç gün sonra alıp Medinet-ün Nebi'ye doğru yola düştü. Peygamber ise kardeşi Ali (a.s.) ile birlikte Medine'ye girmek için Ali (a.s.) gelinceye kadar Yesrib'in yakınında onu bekledi.

       Bu bağlılık Ali'nin (a.s.), Resulullah'ın (s.a.v.) kızı Fatıma Zehra (a.s.) ile evlenmesiyle daha da kök saldı. Bu mübarek evliliğin semeresi de, Peygamber'in bütün vücuduyla sevdiği ve onlara "kendi evladım" diye hitap ettiği kimseler oldu.[10]  Bunun nedeni sırf Fatıma (a.s.) değil, Ali'nin (a.s.) de katkısı vardı. Çünkü Peygamber kendisini ve Ali'yi (a.s.) bir ağaçtan ve başkalarını ise diğer, farklı ağaçlardan biliyordu.

     Aişe'den "Resulullah'ın (s.a.v.) yanında halkın en sevilenleri kim idi?" diye sorulunca şöyle dedi:

"Erkeklerden Ali ve kadınlardan ise Fatıma'ydı." [11]

        Ali'nin (a.s.) evi Resulullah'ın (s.a.v.) evine öyle yakın idi ki Abdullah b. Ömer bunu, Ali'nin (a.s.) Peygamber (s.a.v.) ile çok çok yakın bağlılığına bir şahit olarak telakki ediyordu.[12]  Zeyd b. Sabit, Ali (a.s.) ile olan onca muhalefetine rağmen bu bağlılığı kabul ediyordu. [13]

      İmam'ın Sadr-ı İslam'daki savaşlara katılması hakkında yeterince söz söylenmiştir. Bedir, Uhud, Hendek ve daha sonraları gerçekleşen Huneyn savaşı, İmam'ın fedakarlık, şehamet, (akıl ve zeka ile birlikte olan cesaret) ve candan geçmişliği ile dolu sahnelerdir. Bedir savaşında müşriklerin ölülerinden yarısını O öldürdü. Uhud savaşında çoğu müslümanlar meydandan kaçmalarına rağmen Ali (a.s.) başka birkaç kişi ile Resulullah'ın (s.a.v.) yanında kalıp O'nu ve İslam'ı korudular. Hendek savaşında Amr b. Abdivud'u öldürmekle cinlerin ve insanların ibadetinin sevabı kadar kendi sevabını artırdı ve çoğu savaşlarda İslam ordusunun bayraktarı Ali (a.s.) idi. [14]

       Ali'nin (a.s.) Peygamber'in yanındaki yaşantısı hakkında bilgisi olan biri, O'nun İslam'ı yaşatmak ve yaymak uğrunda nice zahmetlere katlandığını iyice anlayabilir. Evet, İslam'ı ve Peygamber'i korumak için halkın arasında en çok çaba sarf eden sadece Ali, babası Ebu Talib ve kardeşi Cafer idi. [15]

      Savaşlarda Ali'nin (a.s.) gösterdiği yiğitlik o derede idi ki bazı araplar "Ali'nin (a.s.) aralarında bulunduğu bir grup bize saldırdığında biz birbirimize vasiyetimizi ediyorduk" diyorlardı.  [16]

     Ahmet b. Hanbel Ali'yi (a.s.) vasfetmek istediğinde şöyle diyordu:

    "Ali'den başka (a.s.) hiçbir sahabe sahih senet ve yollarla Peygamber'den (s.a.v.) fazilet nakletmemiştir." [17]

     Aynı şekil dört Ehl-i Sünnet mezheplerinden birinin imam ve önderi olan ve Ehl-i Sünnetin yanında değer verilecek bir ilmî şahsiyete sahip bulunan Ahmet b. Hanbel'in yanında Ali (a.s.) ile diğer halifeler arasında mukayese edildiğinde şöyle diyordu:

"Ebu Talib'in oğlu ile kimse kıyaslanmaya layık değildir." [18]

       Hanbelilerin imamı tarafından tefsir edilen İmam Ali'nin (a.s.) faziletlerinden birini nakletmek yerinde olur. Muhammed b. Mansur et-Tûsi şöyle diyor: Ahmet b. Hanbel'in yanında idik; bu anda biri ondan sordu: "Ali'nin (a.s.) söylediği rivayet edilen "Ben cennetle cehennemi bölenim" hadisi hakkındaki görüşünüz nedir?"

      Ahmet "Neden inkar ediyorsunuz? Peygamber'in (s.a.v.) Ali (a.s.) hakkında "Müminden başka biri seni sevmez, münafıktan başkası da sana düşmanlık beslemez" buyurduğu hadisi kendimiz de rivayet etmemiş miyiz?", dedi.

Dedik: "Evet". Dedi: "Müminin yeri neredir?" Dedik: "Cennet". Dedi: "Münafık nasıl?" Dedik: "Cehennem" Dedi: "O halde Ali (a.s.) cennet ile cehennemi bölendir". [19]

      Daha sonraları Beni Ümeyye bu fazileti nakletmeyi yasakladı ve sadece çok az kimseler bunu nakletmeye cüret edebiliyordu. Emevi hükümdarlarından olan Ömer b. Abdul Aziz'in babası Abdul Aziz oğluna, "Eğer bu eşek millet bizim Ali'nin hakkında bildiklerimizi bilselerdi, onlardan iki kişi bile bize uymazlardı" diyordu.[20]

 

--------------------------------------------------------------

  [1]- Nehc-ül Belağa-Hutbe: 190, Tesnif-i Nehc-ül Belağa, s: 355.

  [2]- Hutbe: 195, Tesnif-i Nehcül Belağa, s: 357.

  [3]- Nehc-ül Belağa, Hutbe: 208.

  [4]- Hayat-us Sahabe, c: 1, s: 559.

  [5]- Et-Teratib-ul İdariyye, c: 1, s: 58-59.

  [6]- Ensab-ul Eşraf, c: 1, s: 98, Mahmudi'nin tahkiki/Müsennef-i Abdurrezzak, c: 10, s: 141.

  [7]- Ensab-ul Eşraf, c: 1, s: 98.

  [8]- Ensab-ul Eşraf, c: 1, s: 99.

  [9]- El-Mi'yaru vel-Müvazene, s: 88.

  [10]- Beni Ümeyye ve Beni Abbas sonraları bunu inkar ettiler... el-Hayat-us Siyasiyye lil-İmam-il Hasan (a.s.) bkz.

  [11]- Tarih-i Cürcan, s: 218/Rabi'ul Ebrar, c: 1, s: 821.

  [12]- Ensab-ul Eşraf, c: 2, s: 180-181.

  [13]- Müsennef-i Abdurrazzak, c: 10, s: 141/Futuh-u İbn-i A'sem, c: 2, s: 165.

  [14]- Hayat-us Sahabe, c: 2, s: 514-515/Ensab-ul Eşraf, c: 2, s: 91-94.

  [15]- İbn-i Ebil-Hadid'in Şerh-i Nehc-ul Belağası, c: 7, s: 174.

  [16]- Rabi'ul-Ebrar, c: 3, s: 319.

  [17]- Menakib-i Ahmet b. Hanbel, l-ibn-il cûzi, s: 160-163/İbn-i Ebi Ya'li'nin "Tabakat-ul Hanabile"si, c: 1, s: 319.

  [18]- İbn-i Cüzi'nin telif ettiği, Menakib-i Ahmet b. Hanbel, s: 160-163.

  [19]- İbn-i Ebi Ya'li'nin "Tabakat-ul Hanabile"si, c: 1, s: 320, "Seni ancak mümin sever" hadisi Emir-ul Müminin Ali'nin (a.s.) faziletini bildiren mütevatir hadislerdendir. Rabi'u-l Ebrar, c: 1, s: 488 bkz.

  [20]- Zimahşeri'nin  Rabi'u-l Ebrarı, c: 1, s: 499.

 
< Önceki   Sonraki >

Benim de Sorum Var


Dini konular hakkında benim de bir sorum var diyorsanız bu formu doldurup bizlere gönderin. Sorularınızın cevapları sitemizin SORU VE CEVAPLAR bölümünde yayınlanacaktır...






Duyurular:

Değerli site ziyaretcileri...

Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir.

Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak :

Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz.

Üye olmanızı önemle rica ederiz.

Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz.

Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264

T.C Ziraat Bankası Kars Şb :  476 28555-5001

Vakıfbank Kars Şb :               00158007263750310

  Web   : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org

e-mail  : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

               Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İletişim : 0474 223 35 38

 

Sorular ve Cevaplar

 

Hayvanlar'da Yeniden Dirilecek mi?

Kuşkusuz hesap ve cezanın ilk şartı akıl, şuur ve onun peşi sıra teklif ve mesuliyettir. B...

 

Aleviler Namaz Kılmaz mı?

Sorunun cevabına geçmeden önce Alevi sözcüğünün ne anlama ...

 

Neden Gusül Alırız?

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Cenabet guslünün sebebi, temizlik...

 

Hz.Adem Cennetten Kovulmasaydı?

Soru:Hz. Adem (a.s) hata yapmasaydı ve yeryüzüne gelmeseydi soyu henüz cenn...

 

Din Nedir?

Soru:Din nedir? Hedefleri nelerdir? İnsanların yaşantısında din gerekli midir? ...

Hicri Takvim

Recep
2
ÇArsamba
1433 Hicri

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------

Ziyaretçi Defteri

aysel
SLAM CANLAR BEN BİR ALEVİ KZIYIM AİLEMDEN GİZLİ KENDİMCE NAMAZ KILIP A
adem aras
Dün Hac Ümresine yolcu ettiğimiz H. S. Mir Kasım Hocamıza ve gruptaki
Burak Küpeli
Esselâmû Aleykûm ve Rahmetullah.  
Bismillahirrahmanirrahim
memet ali kömek
AŞURA MÜNASEBETİYLE BAŞTA DEĞERLİ İMAM-I ZAMAN aĞAMIZ OLMAK ÜZERE BÜTÜ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün90
Dün744
Bu Hafta1598
Bu Ay11261
Tüm Zamanlar383445
Şuanda 12 konuk çevrimiçi

Üye İstatistik

1000 Kayıtlı Üye
0 Bugün
0 Bu Hafta
6 Bu Ay
Son Üye: abdulkerım