Hz.Ali Asker(a.s)Ehli Beyt’in Kalbinde ki Ateş

0
Kerbela’nın küçük hacetler kapısı olan Hz. Ali Asker(a.s) Zahirde küçük bir şehittir, ancak gerçekte piri aşktır. Tarihin en acı lahzaları yaklaşmaktaydı; imam Hüseyin’in (a.s) tüm yaran ve ashabı savaş meydanına gitmiş ve şehit olmuşlardı. Hak çadırlarında sadece iki erkek baki kalmıştı. Biri imam Hüseyin (a.s) diğeri de o gün ilahi bir iradeyle imam Hüseyin’den sonra ümmetin önderi olması için hasta olan imam Seccad’dı (a.s).
İmam Hüseyin (a.s) kendisini tek ve tenha gördükten sonra tüm insanlara ilahi hücceti tamamlamak için son kez dışarı çıktı ve şunları söyledi:

هل من ذاب يذب عن حرم رسول الله؟ هل من موحد يخاف الله فينا؟ هل من مغيث يرجو الله باغاثتنا؟ هل من معين يرجو ما عندالله في اعانتنا؟

Yani: “Acaba Allah Resulünün haremini koruyacak kimse yok mu? Acaba Allah’tan korkup bize yardım edecek bir muvahhit yok mu? Acaba Allah için feryatlara koşacak kimse yok mu? Acaba ilahi Rıdvan’ı ümit ederek bize yardım eden yok mu?

İmam Hüseyin’in (a.s) bu yardım isteme feryatları çadırlara ulaşınca, kadınlar imam Hüseyin’in (a.s) artık yar ve yardımcısının kalmadığını anlayarak ağlamaya başladılar. İmam Hüseyin (a.s) kadınların sakinleşmesi için çadırlara doğru gitti. O sırada imam Hüseyin’in altı aylık çocuğu olan adına Ali Asker denilen “Abdullah b. Hüseyin”in şiddetli susuzluktan ağladığını duydu.

Ali Asker (a.s) süt emen bir bebekti. O gün orada ne içecek bir su vardı ve ne de annesinin göysün de ona verecek sütü.

İmam Hüseyin (a.s) Ali Asker’i (a.s) kundaklı bir şekilde alarak düşmana doğru yöneldi. Yezit ordusu önünde durarak şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Eğer bana acımıyorsanız bu çocuğa acıyın…”

Ama sanki taşlaşmış kalplerinde hiçbir şefkat ve rahmete yer yoktu. Dünyanın rezillikleri iyice bedenlerinde kökleşmişti. Çünkü Resulullah’ın (s.a.a) çocuğuna su verecekleri yerde Beni Esed (Hermele b. Kahil olduğunu söyleyenler daha çoğunluktadır) denilen zalim onu okuyla boğazından vurmuştu. O esnada imam Hüseyin’in (a.s) el ve göğsü kanlara boyandı… küçük Ali Asker’in boynu bedeninden kopmuştu…

İmam Hüseyin (a.s) elini Ali Asker’in (a.s) kanıyla doldurarak göye doğru serpti ve şöyle buyurdu: “Bu musibete tahammül etmek bana kolaydır, çünkü Allah onu görmekte…” bu esnada “Haseyn b. Temim” başka bir ok atarak imam Hüseyin’in (a.s) dudağından vurdu. İmam Hüseyin’in ağzından kanlar akmaya başladı. İmam Hüseyin göye bakarak şöyle bir münacatta bulundu: “Allah’ım! Bana, kardeşlerime, çocuklarıma ve akrabalarıma yaptıklarından dolayı bunları sana şikayet ediyorum.”

Sonra düşman ordusunda uzaklaşarak kılıcıyla küçük bir kabir kazdı ve Ali Asker’in küçük bedenini oraya koyarak ona namaz kılarak defnetti…

Ali Asker’in (a.s) şehadeti Ehl-i Beyt (a.s) için en zor ve en azı bir musibetti… Minhal b. Amr Kufi şöyle diyor: “Medine’de Ali b. Hüseyin’in (a.s) yanına gitmiştim. İmam şöyle sordu: “Hermele’ye ne oldu?” dedim ki: “Küfe’den ayrıldığımda henüz hayattaydı. İmam Seccad (a.s) ellerini göye doğru kaldırarak üç kere şöyle dua etti:

اللّهمّ أذقـه حرَّ الحديد، اللّهمّ أذقه حرّ الحديد، اللّهمّ أذقه حرّ النّار

“Allah’ım! Demirin hararetini ona tattır.”

Aynı şekilde “Ukbe b. Beşir Esedi” İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) şöyle rivayet etmiştir: “Biziö, siz Beni Esed’den kan talebimiz var!” sonra Ali Asker’in nasıl öldürüldüğünü bana anlattı.

Bu örnekler bu derdin Ehl-i Beyt’in (a.s) kalbinde nasıl yer bıraktığını göstermektedir.

Bu ateş bizim kalbimizi de yakmıştır. Tüm insanlığın kalbini de. imam Mehdi (a.s) kıyam edip zalimlerden intikam alana kadar bu devam edecektir…

الا لعنة الله علی القوم الظالمين و سيعلم الذين ظلموا أي منقلب ينقلبون*.

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَثٖيرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا وَسَيَعْلَمُ الَّذٖينَ ظَلَمُوا اَیَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ “

Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” (Şuara, 227)

 
Kaynaklar:
1. Seyyid ibni Tavus; el- Luhuf fi Katli Tufuf; Kum Razi yayınları, 1364

2. Şeyh Abbas Kummi; Nefsi’l Mehmum; tercüme ve tahkik Allame Ebu’l Hasan Şe’rani; Kum: Zevil Kurba yayınları,1378

3. Şeyh Abbas Kummi; Munteha’l A’mal; Ayetullah Rıza Üstadi’nin zahmet ve çabalarıyla; Kum: Mustafa yayınları,1380

4. Şeyh Abbas Kummi; Sefinetu’l Bihar; Meşhed; Astan-ı Kutsi Razevi İslami araştırmalar kurumu, 1418 kameri, c. 1