186d21e71ee4deeeda3fe489ba1915fe

Hazreti Fatıma’nın (s.a) Nuru Yeryüzü ve Gökyüzü Yaratılmadan Önce Yaratılmıştır

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle…

1-Şüphesiz biz sana Kevser’i (Hz. Fatıme’yi –a.s-) verdik.

2-Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban olarak deve kes.

3-Çünkü asıl sonu kesik olan senin öfkeli düşmanındır.

Yüce Allah’ın Kur’an- Kerim’de buyurduğu gibi Hazreti Fatıma (s.a) Kevser’dir; yani çokça hayır ve berekettir; varlığıyla âleme hayır dağıtmaktadır ve bu hayır kıyamete kadar tüm âlemi kaplamıştır. Onu tanıyabilmek kimin haddine! O mübalağasız ucu bucağı olmayan engin bir okyanustur; bizler o okyanusa dalsak bile bir damlanın kapasitesi kadar ancak onu tanıyabiliriz. Bu yüzden onu ancak ya ondan daha yüce bir makama sahip bir varlık veya onun gibi birisi tanıyabilir ve onun hakkında konuşabilir. Eğer Yüce Allah, Peygamberi (s.a.a) ve Masum İmamlar (a.s) onun hakkında bir şey söylememiş olsalardı, o yüce şahsiyeti tanımak bizler için imkânsız olurdu. Ancak rivayetler ışığında birkaç söz söylemek mümkün olabilir sanırım…

Fatıma (s.a) ışıldayan bir yıldızdır ki Allah’ın azamet nurundan yaratılmıştır ve onun vücudunun nurunun ışığıyla gökyüzü ve yeryüzü o kadar aydınlanmıştır ki melekler secdeye kapanmışlardır ve o nurun azameti hakkında Hazreti Haktan sual etmişlerdir.

Fatıma (s.a), insan çehresinde bir huridir ki Yüce Allah Ebu’l-Beşer Hazreti Âdem’i (a.s) yaratmadan önce onu kendi nurundan yaratmıştır; onun arşının altına yerleştirmiştir ve orada sürekli Hazreti Hakk’ı tesbih, takdis, tahlil ve hamd etmekle ile meşgul idi.

Hazreti Fatıma (s.a) öyle büyük bir hanımefendidir ki Yüce Allah, onun, babasının, kocasının ve iki evladı Hasan ve Hüseyin’in nurunu yarattığında onların velayetini meleklere ve diğer mahlûkata sundu; kabul edenler yakınlaştırılmış kullardan, inkâr edenler de kâfir kullardan sayıldı. Hazreti Fatıma (s.a) öyle büyük bir hanımefendidir ki kendisi, babası, kocası ve iki evladı Hasan ve Hüseyin ve diğer masum evlatları nurani yaratılış bakımından başkalarından, hatta geçmiş tüm enbiya ve vasilerden daha öncedirler, daha şerefeli ve daha yücedirler. Onların nurları göklere ve yere, dağlara… sunuldu ve hepsini ihata etti.

Hazreti Fatıma (s.a) o seçkin hanımefendinin kendisi, babası, kocası ve iki evladı Hasan ve Hüseyin ilahi arşın hareminde, Âdem’in yaratılışından önce, “Alîn” makamında tesbih diyorlardı ve melekler de onların teşbihiyle tesbih diyorlardı.

Fatıma (s.a), Allah’ın Resulü gibi babası olan tek kızdır ki babası, Allah’a ilk iman eden ve elest âleminde “evet” cevabını veren ilk peygamberdir ve Yüce Allah ondan daha iyisini yaratmamıştır.

Fatıma (s.a) Hatice gibi annesi (olan) tek kızdır. Hatice (s.a) öyle bir kadındı ki Yüce Allah her gün defalarca onun mübarek vücuduyla melek karşısında iftihar ediyordu. Cebrail (a.s) Allah Resulü miraçtan döndükten sonra Allah’ın ve kendi selamını ona ulaştırdı. Allah, âlemin kadınları arasından cennetin kendilerini şiddetle arzuladığı dört kadını seçmiştir ve Hatice (s.a) onlardan biridir.

Fatıma (s.a) öyle bir hanımefendidir ki onun nutfesi Cebrail’in Allah tarafından getirdiği cennet meyvesinden oluşmuştur.

Fatıma (s.a) muhaddisedir ki annesinin rahminde onunla konuşuyordu ve onu kötü ve çirkin sözler karşısında sabırlı olmaya davet ediyordu ve onun sakinleşmesini sağlıyordu.

Fatıma (s.a) tahire ve mutahharadır ki varlık âlemine tertemiz olarak ayak bastı ve şehadeteyni söyledi, kocasının ve evlatlarının imamet ve vasiliğine ikrar etti. Cemalinin nuru sadece tüm Mekke evlerini değil, âlemin doğusunu da batısını kaplamıştı; öyle ki melekler gökyüzünde ondan daha çok ışıldayanını asla görmemiştiler. Cennettekiler ve melekut âlemindekiler onun mübarek doğumunu birbirlerine tebrik ettiler. Sonunda cennet kadınları onu tertemiz bir şekilde, tahire ve mutahhara, zekiyye ve mübareke olarak Hatice’nin (s.a) eline verdiler.

Fatıma (s.a) Allah’ın kendi isimlerinden bir ismi kendisine verdiği tek hanımdır ki onu “Fatıma” adıyla şereflendirdi. Gökyüzünde sevenlerine yardım edeceği için “Mansure” adını aldı ve yeryüzünde Şialarını ateşten kurtaracağı için “Fatıma” adını almıştır. Onun birçok isim, lakap ve künyesi vardır ve onların her biri onun zahiri ve batıni makamlarından birine işaret etmektedir.

Fatıma (s.a) insan suretinde bir huriyedir ki kadınların müptela olduğu kadınlık adetlerinden temizdir; bu yüzden “Betül”, “Tahire” ve “Fatıma” isimlerini almıştır.

Fatıma’nın manevi azameti o kadar yüceydi ki Allah âlemin tüm kadınlarının içinden onu seçmiştir ve onun sevgisine o kadar mazhar olmuştur ki meleklerden bir grubu hayatında ve ölümünden sonra onunla birlikte olmakla ve ona, babasına, kocasına ve evlatlarına salavat göndermekle görevlendirmiştir.

Fatıma’nın o kadar yüce bir makamı vardı ki Cebrail onun doğumunu Allah Resulüne haber vermiştir.

Fatıma insan suretindeki huriyedir ki Allah Resulü ne zaman cennet kokusunu özlese onu koklardı ve buyururdu ki: “Ne zaman Fatıma’yı öpsem, ondan Tuba ağacının kokusunu alıyorum.”

Fatıma (s.a), Allah’ın celal ve cemalinin mazharı ve nurunun cilvesidir ki onun gazabı Allah’ın gazabıdır ve onun hoşnutluğu Allah’ın hoşnutluğudur. Allah Resulü şöyle buyuruyordu: “Onun nuru bizim nurumuzdandır.” Ve yine buyururdu ki: “Fatıma bendendir ve ben ondanım. Kim ona salavat ve rahmet gönderirse, Allah onu bağışlayacak ve cennette bana katacaktır.”




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir