Hayır ve Ahiret Ehli

0
“Ya Ahmed, hayır ve ahiret ehlinin (şa”nına gelince), onların yüzü ince ve hafif olur, (Allah”a karşı) hayâları çok, ahmaklıkları ise az olur.
Faydaları çok, hileleri azdır. Halk onların elinden rahatlıktadırlar ama onlar halkın elinden bir çok zorluğa katlanmaktadırlar. Sözleri ölçü üzeredir. Kendilerini hesaba çeker, nefislerini zahmete düşürürler. Gözleri uyusa da kalpleri uyumaz. Gözleri ağlar, kalpleri zikreder. Halk gafillerden yazıldıklarında onlar zâkirlerden (zikredenlerden) yazılırlar. Nimetin başında hamd, sonunda ise şükrederler. Duaları Allah”ın indinde yücelir, sözleri işitilir. Melekler onlarla övünürler. Onların duası (nuranî) hicapların altında dönüp dolaşır. Anne evladını sevdiği gibi Rabb”leri de onların sözünü duymayı çok sever. Bir an bile bir şey onları Allah”tan alıkoymaz. Yemeğin, sözün ve elbisenin fazlasına ilgi göstermezler. Halk onların gözünde ölüdür ancak Allah”ı Hayy (sağ, diri), Kayyum (koruyan, tutan, gözetleyen) ve Kerim bilirler. Onlara yüz çevirenleri lütuf ile çağırırlar, onlara yönelenlere ise bir çok ihsan ve iyilikte bulunurlar. Artık dünya ve ahiret, onların yanında eşit bir duruma gelmiştir. Halk bir defa ölür ama onların her biri nefisleriyle cihad ettiklerinden, havâ-heveslerine ve damarlarında dolaşan Şeytan”a muhalefet ettiklerinden, her gün yetmiş defa ölürler. Bir rüzgar estiğinde onları şiddetle ırgalar sarsar; ama benim huzurumda durduklarında sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibidirler. Onların kalbini hiçbir yaratığa meşgul olmuş şekilde görmem.   Kendi izzet ve celâlime andolsun ki, ruhları bedenlerinden çıktığında onları güzel ve pâk bir hayatla diriltirim; ölüm meleğini onlara musallat kılmam; onların ruhunu ancak kendim alırım; göğün bütün kapılarını onların ruhu için açarım; kendimle onun arasında bulunan hicapları kaldırırım; cennetlere süslenmelerini, hurilere bezenmeleri-ni, meleklere dua etmelerini, ağaçlara meyva vermelerini ve cennet meyvalarına eğilmelerini emrederim. Sonra Arş”ın altında bulunan rüzgarlardan birine kâfur ve keskin kokulu miskten olan dağları taşımalarını, onların da ateşsiz yakıt olmalarını ve o kulumun huzuruna varmalarını emrederim. Benimle onun ruhu arasında hiçbir perde kalmaz. Ruhunu aldığımda ona “Merhabalar olsun sana, hoş geldin.” derim, “İzzetli, müjdelenmiş, rahmet ve rızvana erişmiş olarak yücel.” Onlar için, içinde tükenmez nimet bulunan cennetler vardır. Onlar cennetlerde ebedi olarak kalıcıdırlar. Muhakkak ki, en büyük mükafat Allah katında olandır. Keşke meleklerin onun ruhunu nasıl birinin alıp diğerine verdiğini görseydin.”

Seyyid Hasan Hüseyni-Kelimetullah

Rabbanî Öğütler

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar