İNANÇ ESASLARI
Genel
Mezhepleri Doğru Tanıma | Mezhepleri Doğru Tanıma |
|
|
|
Müslümanlar, Şii ve Sünni mezheplere göre amel etmekteler. Müslümanların farklı mezheplerden olması İslam ümmetinin bir gerçeğidir.
Bu gerçeği kabullenerek, insanlar İslami yaşantılarını düzenlemekteler. Mezhep farklılığını problem yapmamak, tüm Müslümanların İslami ve insani görevlerinin yanında Müslümanların da maslahatına uygun olanıdır. Müslümanların birbirlerine müsamahalı davranmaları, birlik oluşturmaları ve birbirinden yararlanmaları ve en önemlisi de birbirini iyi bir şekilde tanımaları gerekmektedir. İnsan tanımadığı bir inanca ve düşünceye karşı müsamahalı olamıyor. Bugün mezhep farklılıklarının nedenleri iyi anlaşılsa, yersiz olarak kendi mezhebinden olmayanları kaldırıp atma yanlışlığı yapılmaz. Müslümanların birliğine inanan, birliğin ve ayrılığın mezhepler üzerinden oluşturulmasının yanlışlığını kabul eden yaklaşımların doğru olduğunu söyleyebiliriz. Mezhepler salt başına ne ayrılık ne de birlik nedeni olabilirler. Yaşadığımız zamanda da bir gerçeklik olarak, mezhep birliktelikleri, birliği beraberinde getirememektedirler. Bu ülkede yaşayan birçok kimse, özellikle yazanlar ve konuşanlar İslam’la ya da İslam dünyasıyla ilgili birçok konunun değerlendirilmesinde Şiilik ve Sünnilikten bahsetme durumunda kalıyorlar. Şiiliği bilmeden yapılan değerlendirmeler, ciddi yanlışlıkları beraberinde getirmektedir. Dünyada haksızlıklara karşı mücadele edenlerin dayanağı İslam olduğu için, olayları değerlendirenler dini bir dil kullanma durumunda kalıyorlar. Dünyada hiçbir din ve ideoloji İslam kadar taraftarlarını harekete geçirememektedir. Sömürü ve zulme karşı mücadele ancak İslam’a dayanarak yapılabilmektedir. İslam, mağdurların ve mustezafların sığınağıdır. İslam, zamanımıza iki kanaldan gelmiştir: Şiilik ve Sünnilik. Bundan dolayı, Şiiliği ve Sünniliği anlayamayanlar bu gelişmeleri doğru bir şekilde yorumlayamazlar. Türkiye’de yaşayan çoğunluğu oluşturan Sünni Müslümanlar açısından Şiiliği bilmek büyük önem arz etmektedir. Elbette ki Sünniliği genel olarak bilmeyen kimselerde doğru değerlendirme yapamazlar. Şiiliği bilmeden, Şia ve Şii Müslümanlarla ilgili çok büyük yanlışlıklar yapılmaktadır. Bu yanlışlıklar ancak İslam düşmanlarının işine gelebilmektedir. Şiilikle ilgili yanlış değerlendirmeler yapılmasının bazı nedenlerine işaret etmek istiyorum. Ülkemizde İslam’la ilgi konuşan ve yazanların büyük bir ekseriyeti Şia hakkında doğru bilgi sahibi değildir. Buna ilahiyat fakülteleri, diyanet teşkilatı ve İslamcı yazarlar dâhildir. İnsan yazılanlara ve konuşulanlara bakınca, acaba bunlar hiç mi Şia’yı okumamışlar diye hayret etmektedir. İslam dini açısından en temel inanç tevhid inancıdır. İnançlardan bir inanç olmanın ötesinde tüm inançların altyapısıdır. Peygamber efendimiz, peygamberliği müddetince insanlara en çok anlattığı konu, tevhid olmuştur. Peygamberimiz yalnızca tevhid ile ilgili ayetleri okumakla kalmamış aynı zamanda bunları beyan etmiştir. Birçok yazardan tevhid konusunu okumaya çalışan Müslümanların akıllarına peygamberimizden öğrenmek gelmediği için, hadislerden tevhidi okuma çalışmalarına şahit olamıyoruz. Şia’ya mesafeli duran veya mahkum eden ya da nötr durumda olan yazar ve konuşmacıların şahit olduğum kadarıyla çoğu mesela tevhid inancı konusunda Usul-u Kafi gibi Şia’nın temel hadis kaynağından okuma imkanı olmamıştır. Hele mezheplerin hadis kaynaklarında tevhid konusunu karşılaştırarak okuyana rastlamak ise zordur. Şia’yı inançlarından dolayı mahkûm edenlerin ortak yanı, bu kaynaklardaki anlatıma karşı bilgisizlikleridir. Bundan dolayı birisi kalkıp ta ben Usul-u Kâfi’de tevhid bölümünü okudum diyerek eleştiriye başlamaz. Birçok yazarın dilinde tevhid konusunu okuyanların peygamber ve on iki imamın dilinden okumaması normal olmaması gerekir. Ben burada Şia’yı bilmekten ve anlamaktan bahsediyorum. Kabul edip etmemek, ayrı bir konudur. Şia’ya karşı bir yabancılıktan ve bu yabancılığın olumsuz sonuçlarından bahsediyorum. Başka bir konuyu örnek olarak almak istiyorum: Biz Müslümanlar İslam’ın akla verdiği önemle iftihar etmekteyiz. Başka dinlerde bu kadar akla önem verme yoktur. Kuran’da çok sayıda ayet akıl etmenin önemini vurgulamaktadır. Acaba İslamcı yazarlarımız, ilahiyatçılarımız Kuran’ın üzerinde çokça durduğu bu konuda peygamberimiz neleri buyurmuş diyerek araştırma yapıyorlar mı? Mesela, Ehli Sünnet’çe en muteber hadis kitabı olarak kabul edilen Buhari’de bu konudaki hadisleri ele alıp incelemişler mi? Şia’yı doğru bilmek için bir de mesela Usul-u Kâfi’de bu konuyu açıp okumaları gerekir. Hangi hadis kitabında anlatılanlar Kuran’la örtüştüğünü anlamaya çalışmak gibi bir çalışma ortaya koymadan bizler mezheplerle ilgili değerlendirme sahibi olmamalıyız. Ülkemizde birçokları Said Nursi’den hareketle Şia ile ilgili değerlendirmeler yapıyorlar. Hâlbuki Said Nursi bir tane Şia kitabını eline almış mı bilen yok. Risaleleri, almadığını göstermektedir. Şia ile ilgili yapılan çalışmalar da garipliklerle doludur. Şia’yı incelemiş ve eleştirme aşamasına geçmiş bir yazarın ilginç bir tespitini okudum. Yazar şu tespitte bulunmuş: Diyor ki, Şia’ya göre imamlar korunmuşlardır. Yazar, masumiyetten bahsediyor. Hâlbuki İmam Hüseyin Kerbela’da öldürülmüştür. Demek ki imamlar korunmuyorlar diyor yazarımız. Buradan hareketle Şia’nın açmazlarını ifade etmiş oluyor. Hâlbuki hiçbir Şii, peygamberlerin ve imamların musibetlerden korunduğunu iddia etmemektedir. Korunma günahlarla ilgilidir. Şimdi bu yazar neyi eleştirmiş oluyor? Müslüman olmayanları okumakla iftihar eden yazarlarımız mesela Nec’ül- Belağa’yı okumamışlardır. Neden okumadıklarını bile bilmezler. İmam Ali’yi en çok hatta Şiilerden bile çok sevdiklerini söylemelerine rağmen bu ülkede âlim kabul edilenler bile okumamışlardır. Hz. Hüseyin, tüm Müslümanlar açısında en büyük kıyam önderidir. Zalimlere ve tağutlara başkaldırıdan söz edenler bile Hz. Hüseyin’in Kerbela kıyamından söz edemiyorlarsa hele Hz. Hüseyin’in dilinden Kerbela kıyamının nedenleri okunup öğrenilemiyorsa bunun bir nedeni olmalı. Hz. Hüseyin’in dilinden tevhidi, Kuran’ı, Resulü ve İmam Ali’yi ele alamayan anlayışlar sorgulanabilinmelidir. Hz. Hüseyin, elli yedi yaşında şehit edildi. Bu kadar yıl yaşayan Hüseyin’den bir söz bile öğrenemiyorsak bir yerlerde ciddi yanlışlıklar olmalı. İmam Rıza’dan hiçbir söz okumayan kimsenin Şia ile ilgili doğru bir değerlendirme yapması beklenemez. Ehli Beyt imamlarının verdiği mücadeleyi bilmeden Şia’nın doğru anlaşılması mümkün mü? Türkiye’de maalesef ki aydın insan çok azdır. Şia’yı bilmeyen aydın olamaz. Çünkü Şia’yı bilmeden İslam’ı ve zamanımızdaki birçok olayı doğru bir şekilde izah etmek mümkün değildir. İslam tarihinin emsalsiz inkılâbı olan İran’da gerçekleşen İslam inkılâbını Şia’yı bilmeden izah edemeyiz. İslam İnkılâbı’nı anlayamayan ve doğru izah edemeyen bir kimse aydın kimse olamaz. Bu arada Şia’yı da Sünniliği’de bilerek değerlendirme yapabilen yazarlarımız az da olsa vardır. Şia anlaşılmadan ne İslam ne de zamanımızdaki birçok olay anlaşılabilir. Şia’yı yazarlarımızın çoğu tanımadığı için, İran’ın Suriye konusundaki yaklaşımını mezheplerle ilgili ele almaktadırlar. Bu yaklaşımın doğru olan hiçbir tarafı yoktur. Bu şu hikâyeye benziyor: Dini konularda bilgi sahibi olduğunu sanan ve bu durumunu belli etmeye çalışan kimse bir âlime giderek hocam sana dini bir hikâye anlatayım eğer yanlışım varsa düzelt der. Hocam, dini kitaplarda şöyle bir hikâye varmış: Kerbela diyarında Yunus peygamberin kızını tilki yedi doğru mu? Der. Hoca, Kerbela değil Kenan, Yunus değil Yakup, kızı değil oğlu, tilki değil kurt senin anlattığının neresi doğru der. Hâlbuki ne İran’daki rejim Suriye’deki rejime yakın, ne ideolojik yakınlık var, ne idarecilerin yaşayışları birbirine yakın ne de dini anlayış biçimleri birbirine yakın. Şia’yı yanlış tanırsanız, İran’ın Suriye’yle ilgili yaklaşımını da yanlış değerlendirirsiniz. İslam, iki kanaldan bizlere gelmiştir: Sünnilik ve Ehli Beyt imamlarının temsil ettiği anlayış, Şia kanalıyla gelmiştir. Bu iki kanalın dışında İslam’ı doğru öğrenme imkânımız yoktur. Bu iki kaynağı tanımadan İslam ve Müslümanlarla ilgili doğru yorumlar yapmak mümkün değildir.
Hüseyin TAŞ |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Değerli site ziyaretcileri... |
|
Sitemizin bütün bölümlerine erişmeniz için mutlaka üye olmanız gerekmektedir. Ücretsiz Üyelik işleminizi yaparak : Yardımlar Listesine,Sohbet Bölümüne,Soru ve cevap Bölümüne ve sadece üyelere açık olan bütün bölümlere ulaşabilirsiniz. Üye olmanızı önemle rica ederiz. Camimize Aşağıdaki Bankalar Aracılığıyla Bağış Yapabilirsiniz. Yapı kredi Bankası Kars Şb : 805.08.264 Web : www.isiklicamii.org ve www.karsehlibeyt.org e-mail : Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. İletişim : 0474 223 35 38 |
| Recep |
| 1 Sali |
| 1433 Hicri |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
| Bugün | 437 |
| Dün | 764 |
| Bu Hafta | 1201 |
| Bu Ay | 10864 |
| Tüm Zamanlar | 383048 |
![]() | 1000 Kayıtlı Üye |
![]() | 0 Bugün |
![]() | 0 Bu Hafta |
![]() | 6 Bu Ay |
![]() | Son Üye: abdulkerım |