Gadir-i Hum Bayramı ve Amelleri

0

Zilhicce Ayının On Sekizinci Gecesinin Amelleri Gadir-i Hum bayramının gecesi olup çok mübarek bir gecedir. Seyyid İbn Tavus “İkbal” adlı kitabında bu gece için özel bir şekilde bir selamla kılınan on iki rekatlık namaz ve dua nakletmiştir.

Zilhicce Ayının On Sekizinci Gününün Amelleri
Gadir-i Hum bayramı, Allah’ın en büyük bayramı ve Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin (a.s) bayram günü olup bayramların en büyüğüdür. Allah Teala’nın gönderdiği bütün peygamberler bugünü bayram etmiş, bugünün saygınlığını korumuştur. Bu bayramın adı gökyüzünde “Vaat edilen Ahd Günü” ve yerde ise “Misak Alma Günü ve Meşhur Toplanma Günü”dür.
İmam Cafer Sadık’tan (a.s), “Acaba Müslümanların Cuma, Kurban ve Ramazan bayramı dışında bir bayramı var mıdır?” diye sorduklarında “Evet” buyurdu, “Hepsinden daha saygın olan bir bayramı var Müslümanların.” Ravi, “Hangi bayramdır?” diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: “O gün Resulullah’ın (s.a.a) Emirulmüminin Ali’yi (a.s) kendisine halife tayin ettiği gündür. O günde Resulullah, “Ben kimin mevlasıysam Ali de onun mevlası ve imamıdır” buyurdu. O gün Zilhicce ayının on sekizinci günüdür.” Ravi, “Bugünde ne yapılması gerekir?” diye sorunca, İmam (a.s) şöyle buyurdu: “O günde oruç tutup ibadet etmeniz, Muhammed ve Ehl-i Beyt’ini (a.s) anıp onlara salavat göndermeniz gerekir. Resulullah (s.a.a) Emirulmüminin Ali’ye (a.s) bugünü bayram etmesini vasiyet etti. Nitekim her peygamber kendi vasisine bugünü bayram olarak kutlamasını vasiyet ediyordu.”
İbn-i Ebi Nasr-i Bezentî’nin İmam Rıza’dan (a.s) naklettiği rivayette şöyle geçer: “Ey Ebi Nasr’ın oğlu! Nerede olrusan, Gadir-i Hum bayramında Hz. Emirulmüminin Ali’nin (a.s) tertemiz türbesinin yanında olmaya çalış. Gerçekten Allah Teala bugünde her mümin erkek ve kadının altmış yıllık günahını bağışlar; bugünde, Ramazan ayı, Kadir gecesi ve Ramazan bayramı gecesinde cehennem ateşinden kurtardıklarının iki katını cehennem ateşinden kurtarır. Bugünde mümin kardeşlerine verdiğin bir dirhem diğer zamanlarda verdiğin bin dirheme eşittir. Bugünde mümin kardeşlerine ihsanda bulun, mümin erkek ve kadınları sevindir. Allah’a andolsun eğer insanlar bugünün faziletini bilecek olsalar, melekler her gün on defa onlarla musafaha ederler.”
Kısacası bu mübarek günü yüceltmek gerekir; bugünün amelleri şunlardan ibarettir:
1- Oruç tutmak. Bugünde oruç tutmak altmış yıllık günahların kefaretidir. Bir rivayete göre de bugünde oruç tutmak dünyanın ömrünün orucuna, yüz hac ve yüz umreye bedeldir.
2- Gusül yapmak.
3- Hz. Ali’yi (a.s) ziyaret etmek. İnsan her nerede olursa kendisini Emirulmüminin Ali’nin (a.s) mezarına ulaştırması yakışır. Bugünde Emirulmüminin Ali (a.s) için üç özel ziyaret nakledilmiştir. Onlardan biri “Eminullah Ziyareti” diye meşhur olup uzaktan ve yakından okunan ziyaretnamedir; bu ziyaretname, aynı zamanda mutlak camia ziyaretlerinden biridir.
4- Seyyid İbn Tavus’un “İkbal” adlı kitabında Resulullah’tan (s.a.a) rivayet ettiği sığınma duasını okumak.
5- İki rekat namaz kılmak, namazdan sonra secdeye vararak yüz defa Allah’a şükretmek ve sonra başını secdeden kaldırıp şu duayı okumak:

“Allah’ım! Ben senden diliyorum; (şu şahadetle ki,) Sana hamdolsun, sen teksin, ortağın yoktur, sen birsin, teksin, hiçbir şeye ihtiyacın yoktur, doğmadın ve doğrulmadın ve senin hiçbir benzerin yoktur. Muhammed senin kulun ve elçindir -rahmetin onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun-, ey her gün bir işte ve şanda olan, nitekim bana lütufta bulunmak da senin şanındandır, şöyle ki beni kendinin icabet ehlinden, dininin ehlinden, davetinin ehlinden kıldın; kendi lütuf, kerem ve bağışınla yaratılışımın başından beni buna muvaffak ettin, sonra rafet ve rahmetinle lütfüne başka bir lütuf, keremine başka bir kerem ve bağışına başka bir bağış ekledin ve nihayet yaratılışımı yeniledikten sonra bana bu ahdi yeniledin, oysa ben tamamen onu unutmuştum, yanılmıştım ve -nimetlerinden- gaflet etmiştim. Sonra sen nimetini bana tamamladın; şöyle ki bunu bana hatırlattın, bununla bana lütufta bulundun ve beni ona hidayet ettin; o halde ey ilâhi, ey seyyidim ve mevlam! -Gelecekte de- bunu bana tamamlaman ve bununla (iman nimetiyle) beni öldürünceye dek bunu benden almaman ve böylece benden razı olman da senin şanındandır; doğrusu sen nimetini tamamlamak hususunda nimet verenlerden daha lâyıksın.

Allah’ım! Senin lütfünle çağıranı duyduk, itaat ettik ve olumlu cevap verdik. O halde Rabb’imiz, bağışlamandan dolayı sana hamdolsun; dönüşümüz sanadır; tek ve ortağı olmayan Allah’a ve elçisi Muhammed’e -Allah’ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- iman ettik, onu (peygam-berliğini) doğruladık, Allah’a çağırmakta ona icabet ettik, bizim mevlamız ve tüm müminlerin mevlası Emirulmüminin Ali b. Ebutalib’i sevmekte Resulullah’ı izledik; o Allah’ın kulu, Resulullah’ın kardeşi, en büyük sıddık, Allah’ın yaratılmışlara hüccetidir; onunla peygamberini, hak ve apaçık dinini teyit etti; o Allah’ın dininin nişanesi, ilminin mahzeni, Allah’ın gaybının sandığı, Allah’ın sırrının yeri, Allah’ın kulları üzerindeki emini ve kulları arasındaki tanığıdır.

Allah’ım! Rabb’imiz, biz, Rabb’inize inanın diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen inandık. Rabb’imiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle beraber al. Rabb’imiz bize, elçilerine vadettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil, perişan etme. Zira sen verdiğin sözden caymazsın. Ey Rabb’imiz, biz senin lütuf ve ihsanınla sana çağırana (peygamberine) icabet ettik, peygamberini izledik ve onu doğruladık ve müminlerin mevlasını da doğruladık, tağut ve putu reddettik.

O halde iman ve velayetimizi koru ve bizi imamlarımızla haşreyle; doğrusu biz onlara inanıyor, yakin ediyoruz, onların emrine teslimiz; onların gizlilerine ve açıklarına, tanıklarına ve gayıplarına, dirilerine ve ölülerine inandık ve onların imamlığına, önderliğine ve rehberliğine razı olduk; diğer kullar olmaksızın Allah’la aramızda onların vasıta olması bize yeter; onların yerine başkasını istemiyor, onlardan başkasını vasıta ve sırdaş kılmıyoruz; onlara düşmanlık edip savaş açan ilkler ve sonlar arasındaki insanlar ve cinlerden uzaklaşıp Allah’a yöneliyorum; put, tağut (onların düşmanları), dört putu, onları izleyenleri, onlara uyanları, geçmişten kıyamete kadar insan ve cinlerden onları sevenleri reddediyorum.

Allah’ım! Senin tanık tutuyoruz ki biz, Muhammed ve Ehl-i Beyt’inin -Allah’ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyt’inin üzerine olsun- dinine girdik, sözümüz onların söyledikleri, dinimiz onların dinidir; onların söylediklerini söyledik, onların boyun eğdiğine boyun eğdik, onların inkar ettiğini inkar ettik, onların sevdiğini sevdik, düşman olduklarına düşman olduk, onların lanet ettiklerine lanet ettik, onların uzak olduklarından uzak olduk, onların merhamet ettiklerine merhamet ettik, biz -onlara- iman ettik, -emirlerine- teslim olduk, -rızalarına- razı olduk ve mevlalarımıza -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- uyduk.
Allah’ım! O halde bunu (imanımızı) tamamla ve bunu bizden alma, bu imanı bizde istikrarlı ve sabit kıl, geçici kılma; bizi yaşattığın sürece bununla (bu imanla) yaşat, öldürdüğünde de bununla öldür. Muhamme-d’in Ehl-i Beyt’i bizim imamlarımızdırlar; biz onlara uyuyoruz, onları seviyoruz, Allah’ın düşmanı olan onların düşmanlarına da düşmanız. O halde dünya ve ahirette bizi kendine mukarreb olanlardan ve onlarla birlikte kıl. Gerçekten biz buna razıyız, ey merhametlilerin en merhametlisi.”
Sonra yine secdeye giderek yüz defa “elhamdulillah”, yüz defa da “şükren lillah” söylenir. Bir rivayette şöyle geçer: “Kim böyle yapacak olursa, Gadir-i Hum gününde Hz. Resulullah’ın (s.a.a) huzurunda yer alan ve Emirulmüminin Ali’ye (a.s) imam olarak biat eden kimsenin sevabını alır.”
Bu namazı öğleye yakın kılmak daha faziletlidir; çünkü Resulullah (s.a.a) Gadir-i Hum’da Hz. Ali’yi bu saatte (a.s) insanlara imam ve halife olarak atamıştır. Bu namazın birinci rekatında Fatiha suresinden sonra Kadir suresini ve ikinci rekatında ise İhlas suresi okunur.
6- Gusledip öğleye yarım saat kala iki rekat namaz kılmak; her rekatta bir defa Fatiha suresi ve on defa İhlas suresi, on defa Ayete’l-Kürsi ve on defa da Kadir suresi okunur; bu amel yüz bin hac, yüz bin umreye eşit olup, Allah Teala’nın insanın dünya ve ahiret hacetlerini rahat bir şekilde reva etmesine, ona afiyet vermesine neden olur.

“İkbal” kitabında bu namazın keyfiyetinde Kadir suresi Ayete’l-Kürsü’den önce zikredilmiş. Allame Meclisî “Zadu’l-Mead” adlı kitabında “İkbal”a uyarak Kadir suresini öne geçirmiştir; nitekim bu hakir kul (Şeyh Abbas-i Kummi) da diğer kitaplarında böyle yapmıştır. Fakat şimdi araştırınca Ayete’l-Kürsi’nin Kadir suresinden daha fazla öne geçirildiğini gördüm. “İkbal” kitabında Seyyid İbn Tavus veya onun üzerinden nüsha çıkaranların bu namazın hem Fatihasının sayısında ve hem de Kadir Suresini Ayete’l-Kürsiye öne geçirmede hata etmiş olmaları veya bunun o namazdan farklı ve ayrı bir amel olması uzak bir ihtimaldir. Yine de doğrusunu Allah bilir. Bu namazdan sonra şu duayı sonuna kadar okumak.

“Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al”.
7- Nudbe duasını okumak.
8- Seyydi İbn Tavus’un Şeyh Mufid’den rivayet ettiği şu duayı okumak:

“Allah’ım! Peygamberin Muhammed ve velin Ali’nin ve diğer kullarına değil sadece bu ikisine has kıldığın makam ve mevkinin hakkı için Muhammed ve Ali’ye rahmet eyle ve bütün hayırları onlara vermekle başla.
Allah’ım! Muhammed’e ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; onlar ki imamlar, önderler, davet edenler, dinin önde gelenleri, parlak yıldızlar, açık nişaneler, kulların eğiticileri, şehirlerin (tevhid şehrinin) direkleri, gönderilmiş azad kişiler, engin denizde hareket eden kurtuluş gemisidirler.

Allah’ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed’e rahmet eyle; onlar ki senin ilminin mahzenleri, tevhidinin rükünleri, dininin direkleri, kerametlerinin madenleri, kulların arasından has ve halis kıldıkların ve yaratıkların arasından seçtiklerin, takvalılar, temizler, saygınlar, iyilerdirler; onlar halkın müptela olanlarının kapısıdırlar, kim o kapıya giderse kurtulur ve kim de sakınırsa helak olur.

Allah’ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed’e rahmet eyle; onlar ki kendilerinden sorulmalarına emrettiğin zikir ehlidirler, sevilmelerine emrettiğin, haklarını gözetmeyi farz kıldığın, cenneti onları izleyenlere yurt kıldığın Resulullah’ın yakınlarıdırlar.

Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle; -insanlara- sana itaat etmeyi emrettikleri, sana karşı günah işlemekten nehyettikleri ve kullarını vahdaniyyetine hidayet ettikleri gibi.
Allah’ım! Senin peygamberin, seçtiğin, halis kıldığın, eminin, kullarına elçin olan Muhammed’in ve dinin önderi, iyiler silsilesinin rehberi, -peygamberin- sadık vasisi, en büyük sıddık, hakla batılı ayıran, senin tanığın, -kullarını- sana hidayet eden, senin emrini açıklayan, senin yolunda cihad eden ve senin yolunda kınayanın kınamasından korkmayan Emirulmüminin (Ali’nin) hakkı hürmetine senden niyaz ediyorum: Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle, velinin (Emirulmüminin Ali’nin) velayetini kullarının boynunda bıraktığın ve dini kendilerine tamamladığın bugünde beni onun saygınlığını tanıyanlardan ve faziletini ikrar edenlerden eyle, beni -cehennem- ateşinden serbest bıraktıklarından ve kurtardıklarından eyle ve -bana vermiş olduğun- nimetlerini kıskananları bana güldürme.

Allah’ım! Bugünü en büyük bayramın kıldığın, göklerde ahid ve yerde ise söz alınan gün ve sorgu günü diye adlandırdığın gibi Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine rahmet eyle, onunla gözümüzü aydınlat, onunla dağınıklığımızı bir araya topla, bizi hidayet ettikten sonra saptırma, bizi senin nimetlerine şükredenlerden kıl, ey merhametlilerin en merhametlisi; hamd bugünün faziletini bize tanıtan, saygınlığına bilinçlendiren, bugünle bize ikramda bulunan, bugünü tanımakla bizi şereflendiren ve bugünün nuruna bizi hidayet eden Allah’a mahsustur.

Ya Resulullah, ya Emirelmüminin! Size, sizin evlatlarınıza, sizi sevenlere gece ve gündüz kaldığı müddetçe benden en üstün selam olsun; sizi vasıta kılarak isteklerimin verilmesi, hacetlerimin reva olması ve işlerimin kolaylaşması için benim ve sizin Rabb’iniz olan Allah’a yöne-liyorum.
Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’inin hakkı hürmetine senden diliyorum: Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine salat eyle ve inat yüzünden bugünün (Gadir-i Hum’un) hakkını inkar edenlere ve hürmetini gözetmeyip böylece senin nurunu söndürmek için dininin yolunu insanlara kapatanlara lanet et; Allah da -vahiy ve hüccetinin- nurunu tamamlamak dışında bir şey yapmaktan sakınır.

Allah’ım! Muhammed’in Ehl-i Beyt’i için bir kurtuluş ve çıkış yolu kıl, oların sıkıntı ve üzüntüsünü gider ve onların vesilesiyle müminlerin üzüntü ve kederlerini de gider.
Allah’ım! Zulüm ve sitemle dolmuş olan yeryüzünü onların vesilesiyle adaletle doldur; onlara vaat ettiğin şeyi (ilâhi kurtuluş ve saltanatı) gerçekleştir; gerçekten sen vaadına aykırı davranmazsın.”

Mümkün olursa Seyyid İbn Tavus’un “İkbal” adlı kitabında rivayet ettiği geniş duayı oku.

9- Mümin kardeşlerin birbirlerini görünce yekdiğerini şu şekilde tebrik etmeleri:

“Bizi Emirulmüminin ve Ehl-i Beyt İmamlarının velayetine sarılanlardan eden Allah’a hamd olsun.”

Ve yine şöyle demek:

“Bugünle bize ikramda bulunan, bizi, bize bıraktığı ahdine vefa edenlerden ve adaleti ayakta tutacak olan emir sahiplerinin velayeti konusunda bizden aldığı ahde sadık kalanlardan kılan ve bizi kıyamet gününü inkâr eden ve yalanlayanlardan kılmayan Allah’a hamd olsun.”
10- Yüz defa şöyle demek:

“Dininin kemalini ve nimetinin tamamlanmasını Emirulmüminin Ali b. Ebitalib’in (a.s) velayeti kılan Allah’a hamdolsun.”

Bu mübarek günde güzel elbiseler giymek, süslenmek, güzel koku kullanmak, şâd olmak, Hz. Emirulmüminin Ali’nin (a.s) Şiilerini şad etmek, onların kusurlarını affetmek, ihtiyaçlarını gidermek, sıla-i rahim, aile bireylerine geniş tutmak, müminleri yedirmek, oruçlulara iftarlık vermek, müminlerin arasını bulmak, onları ziyaret etmek, yüzlerine karşı tebessüm etmek, onlara hediye göndermek, büyük velayet nimetinden dolayı Allah’ın şükrünü yerine getirmek, çok salavat göndermek, çok fazla ibadet ve itaat etmek; bunların her birinin çok büyük bir fazileti vardır. Bugünde kişinin mümin kardeşine verdiği bir dirhem diğer günlerde verilen yüz bin dirheme bedeldir. Bugünde bir mümine yemek vermek, bütün peygamberler ve sıdıklara yemek vermek gibidir.

Hz. Emirulmüminin Ali’nin (a.s) Gadir-i Hum günündeki hutbesinde şöyle geçer: “Kim akşamleyin iftar vaktinde oruçlu bir mümine iftarlık verirse, on fiama iftarlık vermiş gibi olur.” Biri kalkarak, “Ey Emirelmüminin! Fiam nedir?” diye sorunca buyurdu ki: “Yüz bin peygamber, sıdık, şehittir; o halde bir grup mümin erkek ve kadınlara kefalet eden kimse ne kadar çok fazilet elde eder; ben Allah Teala huzurunda böyle birinin küfr ve fakirliğe düşmekten güvende olması için onun kefiliyim…”

Kısacası bu mübarek günün fazileti anlatılmayacak kadar fazladır; bugün Şiilerin amellerinin kabul olma, üzüntü ve kederlerinin giderilme günüdür. Bugünde Hz. Musa (a.s) sihirbazlara galip gelmiş, Allah Teala ateşi Hz. İbrahim’e (a.s) soğuk ve esenlik kılmış, Hz. Musa (a.s) Yuşa’ b. Nun’u kendine vasi etmiş, Hz. İsa (a.s) Şem’unu’s-Sefa’yı kendisine vasi tayin etmiş, Hz. Süleyman (a.s) emri altındakileri Asif b. Berhiya’nın hilafetine şahid tutmuş, Resulullah (s.a.a) ashabı arasında kardeşlik oluşturmuştur; dolayısıyla bugünde müminler aralarında kardeşlik akdi okumak yakışık bir iştir. Kardeşlik akdi şeyhimizin “Müstedreku’l-Vesail” kitabında “Zadu’l-Firdevs” kitabından naklettiğine göre şöyle okunur: Kardeşlik akdi okumak için insan sağ elini kardeşinin sağ elini tutup şöyle der:

“Allah yolunda seni kardeş ettim, Allah yolunda seninle halis dost oldum ve Allah yolunda senin elini tuttum ve Allah, melekleri, kitapları, elçileri, peygamberleri ve masum İmamlarla -Allah’ın selamı onların üzerine olsun- ahdettim ki, eğer ben cennet ehli ve şefaat ehli olursam ve de cennete girmeme izin verilirse, sen de benimle birlikte olmadıkça cennete girmeyeceğim.”
Diğeri de karşılığında der ki:

“Kabul ettim.”

Ve sonra şöyle devam eder:
“Şefaat, dua ve ziyaret dışında senin üzerinden bütün kardeşlik haklarını düşürdüm.”

Muhaddis Feyz de “Hulasatu’l-Ezkar” adlı eserinde kardeşlik akdini buna yakın bir şekilde zikrettikten sonra şöyle demiştir: Sonra karşı taraf kendisi veya müvekkili için kabul ettiğini belirten bir sözcükle kabul eder ve taraflar dua ve ziyaret dışında birbirleri üzerindeki bütün kardeşlik haklarını düşürürler.

——————-

Mefatihu’l Cinan / Şeyh Abbas Kummi

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar