Ezan’da Aliyyen veliyyullah…?

0

Neden Şiiler ezanlarda “Aliyyen Veliyyullah” cümlesini ilave ediyorlar; bu bir bid’at değil midir?

Cevap: Caferi İlmihallerinde de açık bir şekilde yazdığı gibi “Eşhedu enne Aliyyen veliyyullah” cümlesi  ezanın bir parçası değildir ve bu niyetle söylenmesi kesinlikle bid’at ve haramdır.  Ancak bu cümlenin bir cüz’ niyetiyle söylenmesi iyidir demişlerdir. Bunun sebebine gelince, siz de biliyorsunuz ki maalesef  Resulullah’tan sonra Allah ve Resulünün açık emirlerine rağmen Emir-ul Muminin Ali’nin (a.s) velayeti inkar edilip hakkı gasbedildi. Bununla da kalmayıp aynı halifeler tarafından valiliğe getirilip önü açılan ve gelecekteki hilafetine zemin hazırlanan Muaviye zamanından başlamak üzere 80 yıl Ali gibi bir Allah velisine namazlarda, hutbelerde (haşa) lanet okutuldu.  Bu yüzden Ehl-i Beyt (a.s) bir tedbir olarak, Hz. Ali’nin kim olduğunun unutulmaması ve tarihte yapılanların anılması için bir parola, bir şiar niteliğini taşıyan bu cümlenin ezanlarda şehadeteynden sonra sırf bu niyetle ve bir şiar olarak söylenmesi tavsiye edilmiştir. Tabi bir kimse şimdi bunu okumak istemezse de hiçbir sakıncası yoktur. Bu aynı ezanda bazen, bazı cümlelerin ardından ilave edilen bazı  artırmalara benziyor. Mesela Allah-u Teala’nın isminin ardından “Celle Celalauhu Ve azume Şe’nuhu” Ve Resulullah’ın ismin ardından “Sallahu aleyhi ve alihi ve sellem” türünden artırmalar gibi ki bazen müezzinler söylüyorlar.

 

Ancak burada yeri gelmişken bu itirazlarda bulunan kimselere, bir gerçeği de bildirmek, biliyorlarsa hatırlatmak isteriz, o da şudur ki: Faraza Şia bunu yapmakla bir yanlış, bir bid’at işlemiş olsun; ama muhterem kardeşler, Şianın bu farzî yanlışına karşı sizin mektebinizin (Ehl-i Sünnet’in) iki yanlışı ve bid’atı  söz konusudur. Yani Ehl-i Sünnet asıl ezanda bulunan bir cümleyi kaldırmış, olmayan bir cümleyi de yerine yerleştirmiştir. Şimdi bir çok konuda olduğu gibi burada da kaynaklardan habersiz bazı kardeşlerimiz “Bu da nereden çıktı?” diye itiraz edeceklerdir; ancak biraz tahammül buyururlarsa, bunu bizzat Sünni kaynaklardan kendilerine ispat etmeğe çalışacağım inşaallah.

Ehl-i Sünnet kaynaklarında “Hayy-i ala hayr-il amel” cümlesinin ezanın bir parçası olduğuna dair hadis ve rivayetler, ki bunların bir çoğu sahih senetlerle nakledilmiştir, şu ravilerden nakledilmiştir:

1- Abdullah b. Ömer

2- Ali İbn-il Hüseyin (Zeyn-ül Abidin)

3- Sehl b. Hüneyf

4- Bilal-ül Habeşi

5- Emir-ül Mu’minin Ali (a.s)

6- Ebu Mahzura

7- İbn-i Ebi Mahzura

8- Zeyd b. Erkam

9- Muhammed İbn-i Ali (El-Bakır)

10- Cafer İbn-i Muhammed (Es-Sadık)

Bunları detaylı bir şekilde görmek isteyenler şu kaynaklara müracaat edebilirler: Sünen-i Beyhaki, C.1, S.424-425, Mebadi-ül Fıkh-il İslami, S. 38, Musennef-u Abdirrezzak, C1, S.460-464, Cevahir-ül Ahbar-i Vel-Asar (Es-Sa’di), C2, S.191-192, Mecme-üz Zevaid, C.1, S.330, Kenz-ül Ummal, C.4, Hadis: 5504-5567-5568, El-Muvatta’ (Malik b. Enes), C.1, S.93, Şerh-u Tecrid (Kuçci), İmamet bahsi, S.484, Kenz-ül İrfan, C.2, S.158, Es-Siret-ül Halebiyye, C.2, S.105, El-MuHalla, C.3, S.160, Sa’d-us Suud, S.100, En-Necm-r Raiq, C.1, S.275, Mekatil-üt Talibiyyin (Ebufarac İsfanahi), S.446, Ravz-ün Nazir, C.2, S.42, Mizan-ül İtidal (Zehebi), C.1, S.139, Lisan-ül Mizan (Askalani), C.1, S.268, Neyl-ül Evtar (Şevkani), C.2, S.32, El-İlmam-u Bil-A’lam Fima Ceret Bih-il Ahkam (İbni Kasım En-Nüveyri), C.4, S. 24-32-40-41.

Şimdi biz önce bunlardan örnek olarak bazılarını burada aktarıp daha sonra da, “Hayy-i Ala Hayr-il Amel” cümlesinin 2. Halife tarafından ezandan çıkarılıp yerine “E-salat-u hayrün minen-nevm” cümlesinin yerleştirildiğini gösteren belgelerden bazılarını sunmaya çalışacağız:

1- Malik b. Enes, Leys, b. Sa’d ve İbn-i Cüreyc kanlıyla, Nafi’den, “Abdullah İbn-i Ömer’in ezanında “Hayy-i Ala Hayr-il Amel” cümlesini eklediğini nakletmişlerdir. (Sünen-i Beyhaki, C.1, S.424, Müsannef-u Abdirrezzzak, C.1, S.464, Siret-ül Halebiyye, C.2, S. 295, Er-Ravz-ün nazir, C.1, S.542)  Aynı şey Muhammed b. Sirin’den de nakledimiştir. (Sünen-i Beyhaki, C.1, S.425)

2- Hatem İbn-i İsmail Cafer b. Muhammed’den o da babasından şöyle nakletmiştir: “Ali İbn-il Hüseyin (Zeyn-ül Abidin), ezanda Hayyi Alel-Felah cümlesinden sonra “Hayy-i ala hayr-il amel” cümlesini de ekliyor ve “İlk ezan (Resulullah’ın ezanı) böyleydi.” diyordu.” (Sünen-i Beyhaki, C.1, S.425, Cevahir-ül Ahbar-i Vel-Asar (Es-Sa’di), C.2, S.192, Siret-ül Halebiyye, C.2, S. 295, El-Muhella (İbn-i Hazm), C.3, S.160)

3- Beyhaki, Ebu Emame (Sehl B. Hüneyf)’ten “Hayy-i ala hayr-il amel” cümlesinin ezandan olduğu görüşünü nakletmiştir. (Sünen-i Beyhaki, C.1, S.425) Aynı şeyi İbn-ül Vezir, Muhibbuddin-it Taberi-i Şafii’nin kitabından naklen Ebu Emame hakkında nakletmiştir. (Mebadi-ül Fıkh-il İslami, S.38)

4- Abdürrezzak Muammer’den, o da İbn-i Hammad’dan, o da babası kanlıyla dedesinden Resulullah’ın Mirac hadisinin bir bölümünde şöyle nakletmiştir; buyurdu: “Cebrail ayağa kalktı ve sağ işaret parmağını kulağına koyarak ezan okudu, cümleleri ikişer ikişer tekrarladı ve sonlarına doğru da iki defa “Hayy-i ala hayr-il amel” dedi”. (Sa’d-üs Suud, S.100)

5- Ebubekr, (Ahmed b. Muhammed Sırri)’den o da Musa b. Harun’dan, o da Hammani’den, o da Ebu Bekr b. Ayyaş’tan, o da Abdülaziz b. Rafi’den, o da Ebu Mahzura’dan şöyle nakletmiştir: “Ben henüz genç yaşta birisiydim; Resulullah bana buyurdu ki: “Ezanının sonunda, “Hayyi ala hayr-il amel” cümlesini söyle.” (Mizan-ül İtidal (Zehebi), C.1, S.139, Lisan-ül Mizan (Askalani), C.1, S.268)

 

6- Hüzeyl b. Bilal-il Medainî’den de şöyle nakledilmiştir: “Ben İbn-i Ebi Mahzura’nın ezanda Hayy-i alel-felah cümlesinden sonra, “Hayy-i ala hayr-il amel” söylediğini duydum.” (Mizanül İtidal (Zehebi), C.1, S.139, Lisan-ül Mizan (Askalani), C.1, S.268, Cevahir-ül Ahbar Vel-Asar,  C.2, S.192)

7- Zeyd. B. Erkam’ın da ezanda “Hayy-i ala hayr-il amel” söylediği nakledilmiştir. (El-İmam-üs Sadık Vel-Mezahib-ül Erbaa, C.5, S.283)

8- Şevkani El-Ahkam kitabından naklen şöyle diyor: “Sahih kanaldan bize nakledilmiştir ki “Hayy-i ala hayr-il amel” Resulullah (s.a.a) zamanında ezanda söyleniyordu; ancak Ömer zamanında ezandan çıkarıldı.” (Neyl-ül Evtar, C.2, S.32)

9- Hz. Ali’den (a.s) şöyle nakledilmiştir: Resulullah’tan (s.a.a) şöyle duydum: “Amellerinizin en hayırlısı namazdır.” Resulullah (s.a.a) Bilal’e ezanda “Hayy-i ala hayr-il amel” (Koşun en hayırlı amele) söylemesini emretti.” (Cevahir-ül Ahbar-i Vel-Asar, C.2, S.191)

10- Ehl-i Beyt kanlıyla nakledilen hadislerin de hepsinde “Hayy-i ala hayr-il amel” cümlesinin ezanın bir parçası olduğu ısrarla vurgulanmaktadır. Bu konuda örnek olarak şu kaynaklara müracaat edilebilir: Deaim-ül İslam, C.1, S.145, Bihar-ül Envar, C.84, S.156, Vesail-üş Şia, Cami-u Ehadis-iş Şia, Müstedrek-ül Vesail, Ezan Babları.

Şimdi de bu cümlenin 2. Halife zamanında kaldırılıp yerine “Es-salat-u hayrün minen-nevm” cümlesinin yerleştirildiğini gösteren belgelerden bazı örnekler:

1- Ehl-i Sünnet’in Eş’ari kelamcılarından Kuşci ve bir çok diğer Sünni alim Şöyle nakletmişlerdir: “Ömer insanlara hutbe okuyarak şöyle dedi: “Ey insanlar, Resulullah’ın zamanında üç şey vardı ki ben onlardan nehy ediyor ve onları haram kılıyorum ve yapanları cezalandıracağım: Kadınlar mut’ası, hac mut’ası ve (ezanda okunan) “Hayy-i ala hayr-il amel”..” (Şerh-i Tecrid (Kuşci), İmamet bahsi, S.484, Kenz-ül İrfan, C.2, S.S158, Cevahir-ül Ahbar-i Vel-Asar, C.2, s.192 Sa’düddin Taftazani’den naklen)

 

2- Şevkani El-Ahkam kitabından naklen şöyle demiştir: “Sahih kanaldan bize nakledilmiştir ki “Hayy-i ala hayr-il amel” Resulullah’ın zamanında vardı; ancak Ömer’in zamanında (ezandan) çıkarıldı.” Aynı şey Hasan b. Yahya’dan da nakledilmiştir. (Neyl-ül Evtar, C.2, s.32)

 

3- İmam Muhammed Bakır’dan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Bu cümle (Hayy-i ala hayr-il amel) ezanda mevcuttu. Ömer b. Hattap onun söylenmemesine emretti. Gerekçesi ise şuydu: “İnsanlar (bunu duyduklarında) namaza güvenip cihaddan geri dururlar!”…” (Cevahir-ül Ahbar-i Vel-Asar, C.2, S.192)

Aynı rivayet İmam Bakır’dan bir de şöyle rivayet edilmiştir: “Ezan, Resulullah zamanında “Hayy-i ala hayr-il amel” ile birlikte okunurdu. Aynı şey Ebubekir’in hilafeti zamanında da sonuna kadar ve Ömer’in hilafetinin ilk zamanlarında devam etti; ancak daha sonra Ömer onun ezan ve kametten çıkarılmasını emretti. O kendisine itiraz edenlere şöyle dedi: “Avam insanlar bunu duyduklarında cihada gevşek davranıp ondan geri dururlar…” (Deaim-ül İslam, C.1, S.142, Bihar-ül Envar, C. 84, S.156)

 

4- Bizce “Essalat-u hayrun minen-nevm” (Namaz uykudan daha hayırlıdır) cümlesi de sonradan ezana eklenmiştir: Zira evvela Ehl-i Beyt kanalıyla nakledilen hadislerin hepsi  bunun ezanın bir parçası olmadığı yönündedir. Saniyen araştırdığımız kadarıyla Ehl-i Sünnet kanalıyla nakledilen rivayetlerin de bir çoğu bunu teyid etmektedir. Mesela İmam Malik’in “El-Muvatta” isimli eserinde şöyle nakledilmektedir: “Bir gün müezzin (ezancı) Ömer b. Hattab’ın (kapısına) gelerek onu sabah namazına çağırmaya geldi. Ömer’in uyuduğunu görünce, ona şöyle seslendi: “Essalat-u hayrun minen-nevm” (Namaz uykudan daha hayırlıdır). Bunun üzerine Ömer bu cümleyi sabah ezanına yerleştirmesini emretti.” (El-Muvatta’, C.1, S.93) Bu konuda şu kaynaklara da bakılabilir: Müsennef-u Abdirerzzak, C.1, S.474-475, Kenz-ül Ummal, C.4, hadis: 5567-5568, Sünen-i Darekutni, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebi Davud ve..)

 

Bedayi-üs Senayi’ kitabının sahibinin rivayetine göre , Hz. Ali (a.s) ezanda “Es-salat-u hayrun minen-nevm” cümlesini duyduğunda, şöyle buyurdu: “Ezandan olmayan şeyleri ona eklemeyin!” (Bedayi-üs Senayi’, C.1, S.148)

 

Gerçi Sünni kaynaklarda bu cümlenin Resulullah zamanında söylendiğine dair rivayetler de mevcuttur. Ancak bu rivayetlerin hemen hepsinin senetleri zayıftır ve daha da önemlisi bu rivayetler arasında büyük çelişki ve tezatlar vardır ki bu halleriyle onlara istinad etmek mümkün değildir. (Bu konuda geniş bilgi sahibi olmak isteyenlere Allame Subhani’nin “El-İ’tisamu Bil-Kitab-i Ves Sünne” kitabının 25 ila 60. Sayfalarını gözden geçirmelerini tavsiye ediyoruz.) Bu yüzden bir çok Ehl-i Sünnet alimi de bunların uydurma ve bu cümlenin söylenmesinin bir bid’at olduğunu itiraf etmişlerdir. İşte bunlardan bazıları:

Abdürezzak, İbn-i Üyeyne’den, o da Leys’ten, o da mücahid’den şöyle nakletmiştir: “Ben Abdullah b. Ömer ile birlikte olduğum bir sırada, mescitte müezzinin “Es-salatu hayrun mine-nevm” cümlesini duyunca şöyle dedi: “Çıkarın beni şu bid’atçinin yanından.” (Musannef-u Abdirrezzak, C.1, S.475, Kenz-ül Ummal, C.8, S.357, Hadis: 23250)

Harezmî, Cami-ül Esanid kitabında Ebu Hanife’den şöyle nakletmiştir: Hammad b. İbrahim’e ezanda “Es-salat-u hayrun minen-nevm” söylenmesi hakkında sordum; şu cevabı verdi: “Bu, insanların türettiği şeylerdendir ..” Harezmî, “Bunu İmam Muhammed b. Hasan-iş Şeybani de Ebu Hanife’den nakletmiş ve bu, Ebu Hanife’nin de görüşüdür; biz de aynısını söylüyoruz.” diye de eklemiştir.” (Cami-ül Esanid, C.1, S.296)

Zehebi de Müntahab-u Kenz-il Ummal kitabında, bu bir biad’attir demiştir. (Müsnedi Ahmed’in haşiyesinde basılmıştır, C.3, S.278)

Yine İmam Şafii de “El-Ümm” isimli kitabında şöyle diyor: “Ben bu cümleyi (Es-salat-u hayrun mine-nevm) söylemeyi sevmiyorum, mekruh biliyorum. Çünkü Ebu Mahzura Peygamber’in (s.a.a) müezzini olduğu halde bunu söylememiştir. Halbuki ezanın diğer bütün cüz’lerini söylemiştir. Eğer bu da sünnete uygun olsaydı, mutlaka bunu da söylerdi.” (El-Ümm, C.1, S.85, El-Mecmu’, C.1, S.92)

 

Burada son bir noktaya da değinip cevabımızı noktalamak istiyoruz. O da şudur ki tarafsız bir gözle ezanın cümlelerini gözden geçiren her münsif insan, bizce bu cümlenin (Es-salat-u hayrun minen-nevm) ezandan olmadığı kanaatine varır. Zira ezanın her cümlesinde gönülleri okşayan zahiri ve batıni bir güzellik vardır ki bu cümlede o güzelliği sezmek asla mümkün değildir; ne zahiri açıdan ne de mana açısından. Bu yüzden biz bunun vahyi bir cümle olmasına asla ihtimal vermiyoruz. Halbuki ezanın her cümlesi bizce Resulullah’a (s.a.a) Mirac’da vahyedilmiştir ve bu konuda sağlam delillerimiz vardır ki başka bir zaman da bu konu üzerinde durmaya çalışırız inşaallah.

ehlibeytnuru

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar