Evladın Vazifeleri

0
Anne ve babanın, önemlerini herkesin bildiği ve kendilerine saygı gözüyle baktığı iki değerli varlıktır.
İslam da, insanın duygusal ve aklî bir kaynaktan gelen bu duygusunu ön plana çıkarmaya çalışmış, çeşitli beyanlarla anne ve babanın değerini anlatmış ve evlatlara, bir an bile anne ve babalarını ihmal etmemelerini emretmiştir.    Kur’an-ı Mecid’de birçok yerde anne ve babaya itaat, Allaha itaat ile bir arada zikrolunmuş, birçok yerde de insanoğullarına ilk tavsiye olarak beyan edilmiştir. Mesela, bir ayette şöyle buyurulmaktadır:

“Senin Rabb’in, O’ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara düşkünlükten (dolayı) alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: “Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse, sen de onları esirge.” [1]

“Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması da, iki yıl içindedir. Hem bana, hem de anne ve babana şükret, dönüş yalnız banadır.”[2]

İslam, anne ve babaya iyilik etmeyi çok faziletli bir amel olarak kabul etmiş, hatta bazen cihattan da üstün saymıştır. Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır:

“Kim, anne ve babasının rızasını kazanırsa, yüzüne cennete giden iki kapı açılır”. [3]

“Anne ve babaya karşı iyi davranmak, namaz, oruç, hac, umre ve Allah yolunda cihattan daha üstündür.” [4]

 

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardır:

“Bir adam, Hz. Peygamber’in huzuruna vararak: “Ben, Allah yolunda cihat etmeyi seven gayretli bir gencim. Ama annem buna razı olmuyor.” dedi. Hz. Peygamber (s.a.a): “Geri dön ve annenle birlikte ol. Beni hak olarak peygamberliğe seçen Allaha, andolsun ki bir gece onun yanında bulunman (ve ona hizmet etmen), bir yıl Allah yolunda cihat etmenden hayırlıdır.” buyurdu.” [5]

Yine cihada gitmek için Peygamber (s.a.a) ’in huzuruna gelen bir başka adama da: “Annen var mı?” diye sordu. “Evet, var.” deyince şöyle buyurdu:

“Annenin yanında kal; çünkü cennet onun ayağının altındadır.”[6]

İslam, anne ve babaya karşı iyi davranmayı, üstünlük ve fazilet ölçüsü saymaktadır.

 

İmam Sadık (a.s) şöyle anlatıyor:

“Bir gün Hz. Resulullah (s.a.a)’in huzuruna, süt kız kardeşi sayılan bir kadın geldi. Hz. Peygamber onu görünce çok sevindi ve (omuzuna attığı) elbisesini onun için yere sererek onu, üzerine oturttu. Sonra güler yüzle kendisiyle konuşmaya başladı. Nihayet kadın kalkıp gitti. Kısa bir süreden sonra onun kardeşi geldi. Ama Peygamber (onun) kız kardeşine gösterdiği ilgiyi ona göstermedi. Bunun üzerine “Ya Resulullah, bu erkek olduğu halde kız kardeşine gösterdiğiniz ilgiyi buna göstermediniz. Neden acaba? “diye sordular. Peygamber (s.a.a): “Çünkü kız kardeşi anne ve babasına karşı ondan daha saygılı, daha itaatkârdır.” buyurdu.[7]

İslam, anne ve baba hakkını en büyük haklardan bilmekte ve onu her şeyden önde tutmaktadır. Mesela, bir gün bir adam İmam Sadık (a.s)’in huzuruna vararak: “Benim ebeveynim sünnidir. Ne yapmalıyım? dedi. İ-mam Sadık (a. s) “Müslümanlardan bizim (Ehl-i Beyt’in) velayetimizi kabul edenlere saygı gösterdiğin gibi onlara karşı da saygılı ol ve iyilik et.” diye buyurdu. [8]

 

Anne ve babasına karşı vazifelerini yerine getirmeyen veya onların gazabına uğrayan kimseye gerçekten de “Yazıklar olsun!” denilmelidir. Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) bu konuda şöyle buyurmaktadırlar:

“Kim, anne ve babasının gazabına uğrarsa, yüzüne cehenneme giden iki kapı açılmış olur.”[9]

Sakın, anne ve babaya itaatsizlik etmeyin Çünkü anne ve babasına itaatsizlik eden kimse, bin yıllık mesafeden duyulan cennet kokusunu duymayacaktır. ” [10]

 

Daha önce zikrettiğimiz ayet-i kerimede okuduğumuz gibi anne ve babaya saygısızlığın en küçük derecesi, onlara “öf!” demektir. İmam Sadık (a.s) şöyle buyururlar:

“Eğer Allah Teala “öf!” demekten daha hafif bir şey olsaydı hiç şüphesiz onu da yasaklardı. “Öf!” demek, anne ve babaya itaatsizliğin en küçük derecesidir. Anne ve babaya keskin bakışlarla bakmak da itaatsizliktendir.” [11]

Şunu da hatırlatalım ki, Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) “Büyük kardeşin, küçük kardeş üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki hakkı gibidir.”[12]buyurmuşlardır.

—————————————————————–

[1]- İsrâ suresi, 23 ve 24. ayetler.

[2]- Lokman suresi, 14. ayet.

[3]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.259.

[4]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.259

[5]- Cami’üs-Saadâl, c.2, s.260.

[6]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.261.

[7]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.260.

[8]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.260.

[9]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.257.

[10]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.257.

[11]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.258.

[12]- Cami’üs-Saadât, c.2, s.262

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar