Enis Nakkaş Bölge Hakkında Konuştu

0

Hasan Sivri: Rusya ile Türkiye arasındaki gerginlik, Ruslarla Kürtler arasındaki veya Şam ile Kürtler arasındaki ilişkileri nasıl etkiledi? Ruslar Halep’te, yani Türkiye’nin üzerinde önemle durduğu Halep kuzeyinde, YPG’nin tekfircilerle çatıştığı noktalarda tekfircileri bombaladı, Suriye Ordusu ise Halep’te YPG ile yakın bir hatta ilerleme sağladı

Enis Nakkaş: Rusya onları davet etti ve Rusya’da PYD’ye ofis açtı. Kürtlere de uluslararası koruma sağlamak istiyor. Aynı zamanda Türkiye’de Erdoğan’a Türkiye içinde ‘’dostlarım” var mesajı veriyor. Ben az önce de söyledim, biz uluslararası müdahaleleri azaltıp sorunlarımızı kendimiz çözmeliyiz. Herkes için en faydalısı bu. En iyi çözüm ise “demokratik halklar” fikrini büyütmek. Sadece bir Kürt partisi değil, bölgesel bir mefhum olmalı. Yani hepimizin demokratik halklar fikrini benimsememiz gerekiyor, o zaman meseleyi çözeriz. Konfederalizm bütün bölgeye önerildiği zaman Kürtler o zaman çıkıp “biz bunu kendimize istiyoruz” demez çünkü artık rahatlamış olacak, yani herkes eşitliği kabul etmiş olacak. Arap, Kürt, İranlı, Hıristiyan, Müslüman, Sünni ve Şii herkes…

 

Kürtlerin rahatlamasının önünde Arap şovenizmi ve bölgeyi kontrol etmek isteyen Türk şovenizmi var. Bu diyalektiktir aynı zamanda, birbirini besler. Yani evde bir erkek ve bir kadın var. Erkek ‘’ben daha önemliyim” deyince kadın da aynı çıkışı yapar. Şimdi sen nasıl halkından bir kesimin Kürt olduğunu unutup Arabizm’den bahsedebilirsin? Aynı şekilde ülkenin iki esas toplumundan biri Kürtler iken senin politikaların Türkleştirme üzerine. Bu sadece bölünme başlangıcı değil, aynı zamanda tarafların düşmanlaşmasının başlangıcıdır.

 

İranlıların 6 milletten oluştuklarını itiraf etmekte sorunları yok; Fars, Azeri, Beluş, Kürt, Arap ve Türkmen olduklarını söylerler. Bu toplumların ana dilleri, kültürleri olduklarını bilirler. Kürdistan ismini de verirler, Azerbaycan ismini de. Bunları tanımışlar.

 

Hasan Sivri: Hizbullah, Körfez petrodolar şeyhlikleri tarafından terör listesine alındı. Karar “Arap Kararı” sloganı ile duyuruldu. Bunun hedefi ne?

 

Enis Nakkaş: Soru şöyle sorulmalı: Suudiler bugün neden Hizbullah’a bu şekilde saldırıyor ve terör listesine alıyor? Birkaç sebebi var.

 

İlk sebebi, Suudilerin halk desteği olan örgütlerle değil, rejimlerle ilişki istiyor olması. Hizbullah olgusu gibi artık Suriye’de de Halk Savunma Güçleri isminde bir halk destekli ordu var. Aynı şekilde Irak’ta da Haşd el-Şağbi var. Bunlar rejim orduları değil. Suudiler, bunların hepsinin İran’ın aracı olduğunu düşünüyor. İran’ın, direkt müdahil olma yerine bu tür örgütlerle nüfuz sahibi olduğunu düşünüyorlar. Dolayısıyla ben İran’ı bu tür örgütler üzerinden terör destekçiliği ile suçlamalıyım.

 

İkincisi ise tüm ülkeler IŞİD, Nusra ve benzerleri örgütlerin terörist olduğu üzerine anlaştı. Bu örgütler de Suudilerin sahadaki araçları. Suudiler “Niçin bunlara terörist diyorsun da Hizbullah’a demiyorsun” diye soruyor. Avrupa “Hizbullah terörist değil, listeye alamam” dedi, ki alamazlar. Bunun sebebi Hizbullah’ın vekillerinin ve bakanlarının olması değil. Hizbullah, uluslararası güçlerle de olmak üzere siyasi ilişkileri olan bir parti. Tüm Batılı elçiler ve gruplar Hizbullah’ı ziyaret eder vs. Demek istediğim Hizbullah’ı tanıyan bir politikaları var.

 

Üçüncüsü de Hizbullah’ın Körfez ülkelerindeki nüfuzundan endişe ediyorlar. Hizbullah’ın manevi ve siyasi olarak Bahreyn’de liderlik ettiğini, Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığının doğusunda liderlik ettiğini hissettiler. Çok ciddi bir tabanı var. Dolayısıyla bu tabanı bir kararla engellemek istiyorlar. Amerika’nın “Hamas teröristtir” kararı gibi. Hedef ise kimse cesaret edip de dile getirmesin, kimse mali yardım sunamasın, kimse Amerika’ya karşı çıkamasın vs. Bugün Arabistan’da bir Şeyh çıkıp ‘’Hizbullah terörist değildir, Hizbullah direniştir” dedi. Ertesi gün hemen tutuklandı. Kimsenin konuşmasını istemiyorlar.

 

Bu üç sebep terör listesine alınmasına neden olan ana nedenlerdir. Peki bu karar Hizbullah’ı korkutur mu? Kesinlikle hayır. Hizbullah, herkesten daha güçlü bir İsrail karşıtı pozisyona sahip. Seyyid Hasan Mayadeen TV’deki son röportajında ‘’Terörizm ile suçladığınız ben tek başıma, İsrail’i yıkabilecek bir güç dengesi yaptım, siz kimsiniz siz? Siz hiçbir şeysiniz.” dedi. Bu aynı zamanda merhum Hasaneyn Heykel’in de görüşüydü. Şöyle derdi: “İsrail’in gücüne eşit tek caydırıcı Arap gücü Hizbullah’tır.” Hasaneyn Heykel oyun oynamıyordu. Ne Şii idi ne de bir yere bağlıydı. Değerlendirmesi çok doğru. Bugün bana göre de tek caydırıcı güç Hizbullah.

 

Bugün bir makalede de geçiyordu. İsrail, Lübnan ile arasına duvar örüyor. Arap ülkelerinin başkentlerini işgal ile tehdit eden İsrail artık kendini korumak için Lübnan ile arasına duvar örmeye başladı. Gör işte dengeler nasıl değişti. Duvarın arkasına saklanan kendisi, savaş olursa yerleşim yerlerini boşaltacağım diyen de kendisi, savaş olursa bizde büyük bir yıkım olur diyen de kendisi. Kahire’yi, Şam’ı, Beyrut’u tehdit eden İsrail nerede? Ben istediğim yere ulaşabilirim, Ortadoğu’yu kontrol edebilirim diyen İsrail nerede? Duvarın arkasında. Bütün bu denge değişimi Hizbullah sayesinde.

 

Hasan Sivri: Sizce Hizbullah tek başına mı bu caydırıcı güce sahip yoksa İran desteği ile birlikte mi düşünmek gerek?

 

Enis Nakkaş: Hayır, hayır. İran bu dengeyi sağlayan esaslardan biri. Ben kitabımda da yazdım. Bölge güçlerinin yeniden inşa edilmesini ve bölge güvenliğini sağlayan İran’dır. Aksi halde bölgeni tamamı İsrail’in ayakları altında olurdu. İran Hizbullah’ı silahlandırdı, Hamas ve Filistinli gruplara yardım etti. Direniş güçlerine sürekli destek sundu. İran bu dengenin sağlanmasındaki esastır. Suriye’nin de burada bir rolü vardı. Suriye askeri eğitim kampları açtı, silah akışı sağladı ve tüm imkânlarını sundu.

 

Hasan Sivri: İran’ın nihai hedefinde İsrail’i yok etmek veya ortadan kaldırmak olmadığı, tüm bu uğraşının sonuçta çıkarlar ve dengeler için yapıldığı görüşü var.

 

Enis Nakkaş: Çıkar, ekonomini ve bölgedeki siyasi nüfuzunu güçlendirmek istemenle başlar. Çıkar bu. İran bugün Amerika’ya ‘’Bana bölgede nüfuz verin Hamas’ı ve Hizbullah’ı desteklemeyeceğim” desin, bu nüfuzu verirler mi vermezler mi? Ben yardımı durduracağım ama 100 milyar dolarlık yatırım istiyorum desin, dünyadaki Yahudi toplumu verir o 100 milyar doları. Peki diğer yandan İran’ın verdiği bedelleri bu çıkarlarla nasıl kıyaslayabilirsin? İran kuşatmaya alınıyor, yatırım yok, ekonomik ambargolar vs. vardı. Nükleer tamamen hikâye. İran’a baskı içindi o hikâyeler. Hizbullah bugün büyüdü, bana ne Hizbullah’tan, satalım bu örgütü, desin İran. Ve Amerika’ya ‘’Bana Ortadoğu’yu ver. Suudiler yarın yanıma gelsin, Bahreyn Şiileri, Arabistan Şiileri tüm haklarına kavuşsun” desin. Amerika yapmaz mı tüm bunları? İran’ın hedefleri bundan daha büyük.

 

Hasan Sivri: Bahreyn’de “Hizbullah ile ilişkili hücreler çökertildi” iddiaları var. Gerçekliği var mı?

 

Enis Nakkaş: Tamamen yalan. Dünyaya da bir şey ispat edemediler. Hizbullah ise cevaben “Biz yapacak olursak açıkça yaparız, gizliden iş çevirmeyiz” dedi. Hizbullah, Suriye’ye girince gizli girmedik, Irak’a destek verirken gizliden yapmadık, dedi. Bahreyn’de savaşacaksak gizliden yapmayız. Bahreyn’deki ayaklanmalar şu ana kadar barışçıl devam ediyor. Bahreyn’de silahlı eylem görüyor musunuz? Bombalı saldırılar? Hiçbiri yok.

 

Hasan Sivri: Hizbullah’ın terör listesine alınmasına cevabı ne olacak?

 

Enis Nakkaş: Hiçbir şey. Kaybeden siz olacaksınız, dedi. Bu karar Hizbullah’a bir şey kaybettirmeyecek ve pratiklerinden herhangi bir şeyi geciktirmeyecek.

 

Hasan Sivri: Hamas’ın pozisyonunu nasıl okuyorsunuz? Bu karar ile ilgili olarak “yorum yok” açıklaması yaptı.

 

Enis Nakkaş: Hamas, Filistin davasını bir tarafa koyup ‘’Ben Körfez ülkelerini üzmek istemiyorum, Filistin davasını bölge güçleri arasındaki rekabetin dışında tutuyorum” demek istiyor. İran ile Körfez ülkelerini aynı yere koyamaz. Bir taraf Filistin davasını desteklerken, diğeri Filistin’e komplolar hazırlamaktan bıkmıyor. Hamas, Suriye’ye yönelik aldığı pozisyon ile siyasi olarak şüpheli bir yerde olduğunu göstermişti. Direniş veya askeri olarak bir şey değişmiş değil Gazze’de ama Hamas’ın siyasi pozisyonu “kıpır kıpır”, yani net değil.

 

Hasan Sivri: Hamas’ın bu siyasi pozisyonu askeri sahada da ilişkileri etkilemiyor mu?

 

Enis Nakkaş: Biz, Filistin’de sahada İsrail’e karşı savaşacak hiç kimseyi hiçbir zaman terk etmeyeceğiz. İster Hamas olsun ister başkası olsun. Hamas’ın siyasi pozisyonu var evet. Fakat bu İsrail’e karşı silahlı eylemlilikleri desteklemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Askeri kanat, siyasi kanada etki edebilir. Buna delilimiz de, şimdiye kadar Körfez ülkelerin, Hamas’ın askeri kanadına silahlı eylemlilikleri terk ettirememiş olmasıdır. Bu en önemlisi.

 

Hasan Sivri: O zaman siyasi kanat ile askeri kanat arasında ihtilaflar var diyebilir miyiz?

 

Enis Nakkaş: Kesinlikle.

 

Hasan Sivri: Seyyid Nasrallah’ın Mayadeen TV’deki röportajından sonra İsrail’de sığınaklar hazırlanmış ve endişeli bir hal hakim olmuş. Yakında bir savaş görünüyor mu?

 

Enis Nakkaş: Savaş yok, görünmüyor. İsrail’in savaş çıkarmaya cesareti yok. Gülünç olan şimdi İsrail’in Birleşmiş Milletlere gidip Hizbullah’ı Güvenlik Konseyine şikayet etmesi. Araplar tarihleri boyunca İsrail’i Güvenlik Konseyine şikayet eden taraftı. Güvelin Konseyi de bir şey yapmazdı. Şimdi İsrail o Konseye şikayete gidiyor. Güvenlik Konseyi yine bir şey yapmıyor. Çünkü Rusya ve Çin var. Bu durum yenidir. Güvenlik Konseyine sığınan bir İsrail var.

 

Bugün Hizbullah, İsrail’in tüm sahasını kapsayan füze gücüne sahip. Güç dengeleri 2006’dakinden de çok daha farklı. Aynı şekilde zafer kazanılan 2006 yılı, Gazap Üzümlerindeki (1996 İsrail’in Lübnan’a saldırısı) güç dengeleri ile karşılaştırılamazdı. Bugün ise 2006’dan çok daha güçlü bir Hizbullah var. Seyyid Nasrallah’ın röportajda söylediği bir cümle var, bunun üzerinde durmalı: “Savaş çıktığında ve biz darbelerimizi vurmaya başladığımızda İsrail nerede olacak?”

 

Bu şu anlama geliyor: Bundan sonraki savaş ‘’İsrail askeri hedeflerini yerine getirecek mi, getiremeyecek mi?” savaşı değil. Bu savaş, İsrail’in geleceği tehdit altında, İsrail’in varlığı tehdit altında, savaşıdır. Röportajın en önemli cümlesi olarak bunu görüyorum.

 

Hasan Sivri: Suudiler Suriye’de kaybetti, Irak’ta kaybetti, Yemen’de kaybetti ve bunların üstüne gelip Hizbullah’ı terör listesine aldı. Suudilerin belirli bir stratejileri var mı yoksa tüm bunlar ahmaklık mı?

 

Enis Nakkaş: Ahmaklık başka bir şey değil. Yenildiği zaman hata üstüne hata yapanlar gibi durumları. Çünkü geri çekilişleri organize edilmiş değil. Yenildiği zaman çekilişi, üzerine çalışılmamış ve organize olunmamış hamlelerle gerçekleştiriyor.

 

Amerika Vietnam’da kaybettiği zaman sadece Güney Vietnam’ı kaybetmedi, dolar gücünü kaybederek iktisadi olarak da çok etkilendi. Hegemonyasını kaybetti ama karşısında onu durduracak bir güç yoktu ve devam edebildi. Ama bugün Suudiler, bu yenilgilerden sonra bölgeye lider olduğunu göstermeye yönelik saldırılar düzenliyor. Ama her yerde yenildi. Bugün Yemenlilerle müzakerelere başlaması da bunun göstergesi. Yenildiler. Yemen’de vahşi saldırılara rağmen yenildiler. Suriye’de, Irak’ta vs. yenildiler ve bugün Lübnan’da bile bir şey yapabiliyor değil. Bu şu anlama geliyor: ‘’Bölgede böyle büyük bir rolün yok, rolün sınırlı.”

Bunları da beğenebilirsin Diğer Yazılar