Emr-i Maruf ne demektir?

S.1: Marufu emretmek ve münkerden nehyetmek, marufu terkeden veya münkeri yapan kimsenin saygısına dokunmayı ve halkın önünde haysiyetinin kırılmasını gerektirdiği takdirde hükmü nedir?
C: Emir ve nehyin şart ve adaplarına uyulur ve onların sınırlarından dışarı çıkılmazsa bunun bir sakıncası yoktur.S.2: İslam hükümetinde halkın marufu emretme ve münkerden nehyetmeyi sadece dille yapmakla yetinmelerinin farz olduğu ve diğer kademelerinin sorumlulara düştüğü söylenmektedir; bu gِrüş devlete ait bir emir midir, yoksa fetva mıdır?

 

C: Fıkhî bir fetvadır.S.3: Münker (şer’an haram olan) bir işi yapan kimseyi bu işten uzak tutmak onu dövmeyi veya hapsetmeyi veya sıkıştırmayı ya da mallarını zayi etmeği gerektirirse hakimden izin almaksızın marufu emretmek ve münkerden sakındırmak câiz midir?

 

C: Bunun çeşitli durumları vardır; ama, genel olarak marufu emretme ve münkerden sakındırmanın çeşitli merhalelerini uygulamak münkeri işleyen kimsenin can ve malında tasarruf etmeye bağlı olmazsa hiç kimseden izin almaya gerek yoktur; hatta, bu iş bütün mükelleflere farzdır. Ancak, marufu emretme ve münkerden sakındırmanın dil ile emir ve nehiyden ziyade bir şeyi gerektirdiği durumlarda, İslam’ın hüküm ve nizamının hakim olduğu bir bölgede olur ve bu İslamî farizaya önem verilirse bu durumda emretmek hakimden izin almaya, o işin sorumlularına, mahallenin polis görevlilerine ve salih mahkemeye bağlıdır.S.4: Emir ve nehiy, muhterem canı korumak gibi gerçekten önemli olan yerlerde, karşıdaki adamın yaralanmasına veya ölmesine sebep olacak şekilde dövmeyi gerektirirse hakimden izin almak şart mıdır?

 

C: Muhterem canı korumak ve ölmesine engel olmak derhal şahsen müdahele etmeyi gerektirirse câizdir; hatta bu, muhterem nefsi savunma itibarıyla şer’an farzdır ve bu işte gerçek şer’î vazifesi yönünden hakimden izin almaya ve onun emrini beklemeye gerek yoktur. Ancak, muhterem nefsi savunmak, saldırganı öldürmeyi gerektirirse bunun çeşitli kısımları vardır ki, hükümleri farklıdır.S.5: Birisine, marufu emretmek veya münkerden nehyetmek isteyen kimsenin buna gücü yetmesi farz mıdır? Ve marufu emretme ve münkerden nehyetme ne zaman farz olur?

 

C: Marufu emreden ve münkerden nehyeden kimsenin maruf ve münkeri bilmesi, marufu terkeden veya münkeri işleyen kimsenin de bunu bildiğini ve buna rağmen ona kasten ve şer’î bir mazereti olmaksızın muhalefet ettiğini bilmesi farzdır. Böyle birisine marufu emretmenin ve münkerden nehyetmenin etkili olacağını ihtimal verirse ve -beklenilen zararla emretmesi gereken maruf veya nehyetmesi gereken münkerden hangisinin daha önemli olduğunu göz önünde bulundurarak- kendisinin bir zarara uğramayacağından emin olursa emir ve nehiy etmesi farzdır; aksi durumda, farz değildir.S.6: Günah işleyen ve günaha karşı lakayd olan akrabasıyla, akrabalık ilişkilerini korumak konusunda insanın vazifesi nedir?

 

C: Akrabalık ilişkilerini kesmesi, onun günahtan sakınmasına sebep olacaksa marufu emretme ve münkerden nehyetme açısından bu işi yapmak farz olur; aksi takdirde, akrabalık ilişkilerini kesmek câiz değildir.S.7: İşten atılma korkusuyla marufu emretme ve münkerden sakındırmada kusur etmek câiz midir? Mesela; üniversitede genç kesimle çalışan eğitim merkezlerinin sorumlularından biri şeriata aykırı olan işler yaptığı veya o mekanda günah işlemek için ortam hazırladığı durumlarda vazifemiz nedir?

 

C: Genel olarak, marufu emrettiği ve münkerden nehyettiği durumda kendisine bir zarar gelmesinden korkarsa ona emir ve nehiy farz değildir.S.8: Marufun terkedilip ve münkerin yaygınlaştığı bazı üniversite çevrelerinde, marufu emretme ve münkerden nehyetme şartları olursa; ancak, emir ve nehyeden kimse bekâr olursa bu yüzden marufu emretme ve münkerden nehyetme onun üzerinden kalkar mı?

 

C: Marufu emretme ve münkerden nehyetme mevzusunun ve şartlarının gerçekleştiği durumda bütün mükelleflere şer’î bir mükellefiyet, içtimai ve insani bir farzdır. Mükellefin evli veya bekâr olması gibi durumlarının bunda etkisi yoktur ve sırf bekâr olması sebebiyle bu mükellefiyet onun üzerinden kalkmaz.S.9: Güçlü sayılan bir şahsın günah ve münker işlediğini ve dürüst olmadığını gösteren bir takım nişaneler ortadadır; ancak, güç ve kudretinden korkmaktayız; bu durumda, ona karşı marufu emretmek ve münkerden nehyetmekte kusur edebilir miyiz, yoksa bir zarar gelmesinden korksak bile marufu emretme ve münkerden nehyetme farz mıdır bize?

 

C: Zararın gelmesinden korkmanın normal insanlarca tastik edilecek bir sebebi olursa bu durumda, marufu emretme ve münkerden nehyetmek farz olmaz ve bu nedenle vazife üzerinizden kalkar; ancak, mü’min kardeşini uyarma ve nasihat etmekte kusur etmek ve sırf marufu yapmayan ve münkerden sakınmayan kimsenin makamını görerek veya bu yüzden herhangi bir zarara uğrayacağını ihtimal vererek marufu emretme ve münkerden nehyetme farizasını yerine getirmemek hiç kimseye yakışmaz.S.10: Bazı durumlarda, marufu emredip münkerden nehyetmek günahkâr şahsın, İslamî farz ve hükümleri bilmediği için İslam’a karşı kötümser olmasına sebep oluyor ve eğer onu kendi haline bırakacak olursak diğerlerinin günah işlemesine ve ortamın bozulmasına zemin hazırlanmış olur; bu gibi durumlarda vazifemiz nedir?

 

C: Şartların bulunduğu yerlerde marufu emretme ve münkerden nehyetme İslam’ın hükümlerini ve toplumsal sağlığı korumak için umuma yönelik şer’î bir vazifedir ve sırf bazılarının İslam’a karşı kötümser olacağını düşünmek, gerçekten önemli olan böyle bir mükellefiyette kusur etmeye sebep olamaz.S.11: İslam hükümetinin görevlileri, fesadı önlemek için üzerlerine düşen görevi yerine getirmezlerse halkın kendisi bunu yapabilir mi?

 

C: Emniyet ve yargı görevlilerinin yetkileri dahilinde olan şeylerde şahsî tasarruflar câiz değildir; ancak, sınır ve şartlarını gözeterek halkın marufu emretme ve münkerden sakındırmasının sakıncası yoktur.S.12: Marufu emretme ve münkerden sakındırmada kişilerin vazifesi sadece dille yapılan emir ve nehiyle yetinmek midir? Sırf dille uyarmaları gerekirse bu, ilmihallerde ve özellikle Tahrir-ul Vesile’de bu alanda geçen hükümle çelişmektedir. Gerektiği durumlarda diğer aşamalara geçilebilecekse bu durumda Tahrir-ul Vesile’de zikredilen bütün aşamalara başvurulabilir mi?

 

C: İslam hükümetinin hüküm sürdüğü zaman dille yapılması gereken emir ve nehiyden sonraki aşamalarda, özellikle zora başvurmayı, münkeri işleyen kimsenin malını tasarruf etmeyi veya ona şer’î ta’zir uygulamayı ya da hapsetmeyi gerektiren durumlarda emniyet ve yargı yetkililerine müracaat etmenin mümkün olduğu dikkate alınarak marufu emretme ve münkerden nehyetmede mükellefin dille emir ve nehiyle yetinmesi ve zor uygulamaya gerek duyulduğunda emniyet ve yargı güçlerindeki sorumlulara müracaat etmesi farzdır; bu ise İmam Humeyni’nin bu alandaki fetvasıyla çelişmemektedir. Ancak, İslam hükümetinin yetkisi olmadığı ve hüküm sürmediği dönem veya yerlerde şartlar mevcut olursa mükelleflerin marufu emretme ve münkerden nehyetmede maksada ulaşıncaya kadar ilk merhaleden başlayarak sırayla sonraki merhaleleri uygulamaları farzdır.S.13: Bazı otobüs şöförleri haram olan müzik kasetleri çalıyor, nasihat ve irşatlara rağmen teyibi kapatmıyorlar; bu gibi yerlerde böyle kişilere karşı vazifemiz nedir? Ve acaba, onlara karşı sert ve katı davranmak câiz midir?

 

C: Münkerden nehyetmenin şartlarının bulunduğu durumda, münkerden dille nehyetmeden fazlası size farz değildir; ancak, etkili olmazsa haram müziği dinlemekten sakınmanız farzdır. Buna rağmen elinizde olmaksızın müzik sesi yine kulağınıza ulaşırsa bu hususta sizin bir mükellefiyetiniz yoktur.S.14: Ben bir hastanede hasta bakıcılığı yapıyorum. İş esnasında bazı hastaların haram müzik dinlediklerini görüyor ve bundan sakınmalarını nasihat ediyorum. Bir-iki defa nasihat ettikten sonra nasihatın faydasız olduğunu görünce kaseti teyipten çıkarıp içindekilerini sildikten sonra sahibine geri veriyorum; acaba, bu davranış câiz midir?

 

C: Haram olarak yararlanılmasını engellemek için kasetin içindekileri silmenin sakıncası yoktur; ancak, bu, kasetin sahibinin veya şer’î hakimin iznine bağlıdır.S.15: Bazı evlerden, câiz olup olmadığı belli olmayan kasetlerden çalınan müzik sesleri duyulmaktadır ve bazen müzik sesi mü’minleri rahatsız edecek derecede yüksek oluyor, buna karşı vazifemiz nedir?

 

C: İnsanların evlerinin içine taarruz etmek câiz değildir ve münkerden nehyetmek ise konuyu teşhis etmeye ve şartların bulunmasına bağlıdır.S.16: Doğru-dürüst tesettürleri olmayan kadınlara emir ve nehyetmenin hükmü nedir? Dil ile nehyetmesi şehvet duygularını uyandıracağından korkarsa hüküm nedir?

 

C: Münkerden nehyetme, yabancı kadına şehvetle bakmaya bağlı değildir, bütün mükelleflerin, bilhassa, münkerden nehyettiklerinde haramdan sakınmaları farzdır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir